Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

10. Bölüm Sen kimsin?

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Emma Zend'in boğazında bir hançerle yere düştüğünü görünce, babasına ve onun ölümünü izleyen kardeşlerine büyük bir öfke duydu.

"Özür dilerim kardeşim. Bunu yapmayı bende istemezdim." Büyücü Zend'e fısıldayarak söyledi. Ancak Zend bunu duyamadı. Bilinci çoktan kaybolmuştu ve ağzından siyah bir duman sızıyordu.

"Bu duman da ne?" Uzun boylu çocuk, siyah saçlı kıza sessizce söyledi.

"Bilmiyorum kardeşim. Normalde insanlar öldüklerinde ağızlarından duman benzeri bir şey çıkmamalı. Bu dumanın ne olduğunu bende çok merak ediyorum." Siyah saçlı kız konuştu.

Bu sırada büyücü de duruma şaşırmış gibiydi. Siyah dumanın ne olduğuna karar verememişti. Biraz merak ve biraz endişeyle Zend'in ağzından çıkan dumana bakıyordu. Belli ki ilk kez böyle bir şey görüyordu.

Zend'in yüzü soluklaşmaya başladığı sırada duman şekillenmeye başladı. Biraz zaman sonra ete kemiğe bürünmüştü. Siyah ve insan boyunda bir ejderha gibi görünüyordu. Göz beyazı dahil simsiyah gözleri, uzun ve keskin dişleri, kırmızı kanatları vardı. Sadece bakarak bile bir insanı bayıltabilecek gibi görünüyordu. Ağzını yavaşça araladı ve derin bir nefes alarak konuşmaya başladı.

"Küçük formuma geçmeyeli çok olmuş. Sırtıma ağrı girdi!"

Ejderha benzeri yaratığı duyunca uzun boylu çocuğun bacakları tutmadı, onu daha fazla taşıyamadılar.

Zend bunlara tanık olabilseydi, ejderhanın sesinin 'Yaşlı Ses' olarak adlandırdığı ses ile aynı ses olduğunu fark edebilirdi. Ama bunun en ufak kısmını bile göremiyor, duyamıyordu.

"Zend'i öldürmeye çalışan sensin değil mi?" Ejderha, gözlerini büyücüye dikti ve sinirli bir şekilde konuştu. Bu kelimeleri işiten büyücü tehlikede olduğunu anladı ve buluttan arınmış masmavi gökyüzünü, tüm malikaneyi kapsayacak şekilde kırmızıya çevirdi. Bu sadece sekizinci seviye büyücülerin kullanabildiği bir büyüydü. Büyücü, içinden "En güçlü büyümü kullandım. Ama buna değer. Karşımdaki yaratık en az yedinci seviye, onu yenmek için bu yeterli olmalı." diye geçirdi ve gülümseyerek bağırdı."Parla, Kırmızı Güneş!"

"Oha! Bu en güçlü sekizinci seviye büyülerden biri! Kırmızı Güneş! Bu büyü rakip olarak görülen herkese saldırır ve bir toplu katliam yapar. Bariyer gibi bir alan oluşturur ve kırılması veya içinden çıkmak imkansızdır. O yaratığın hiçbir şansı yok." iyah saçlı kız konuştu.

Kız konuştuktan sonra büyük bir kükreme geldi. Büyük, duyanları titreten, malikanedeki tüm camları kıran, ikinci saniyesinde bariyeri parçalayan bir kükremeydi bu. Siyah saçlı kız tüm gün boyunca bu kükreme devam etmiş gibi hissediyordu. Kükreme kendine bile yapılmamıştı. Yerde yatıyordu. Nasıl yere düştüğünü hiç bilmiyordu. Aklına büyücü geldi, kükreme direk ona yöneltilmişti. Böyle güçlü bir şeyden sonra kim bilir ne haldeydi? Zorla kendini doğrulttuğunda, büyücüden geriye sadece iki ayak kalmıştı. Üstü yoktu.

Siyah saçlı kızın gözleri sonuna kadar açıldı ve ejderhanın tekrar dumana dönüşüp, bir iki kere yerde yatan çocuğun üstünde döndükten sonra çocuğun ağzından içeri girişini ve gözden kayboluşunu izledi.

Duman Zend'in ağzından içeri girince, Zend aniden uyandı ve boğazında hiç yara olmamasını garipsedi. Ölmüş olması gerekmiyor muydu? Boğazından giren hançeri hissetmişti. Emma'ya doğru baktı, yerde yatıyordu. Yanına gidince, kızın bayılmış olduğunu gördü. Neler olduğunu merak ediyordu ama ona bir şey söyleyecek kimse yoktu.

"İçeri gir ve soldaki odadan yeterli miktarda para al." Zend'in içinden yaşlı bir ses geldi. "Hey, yaşlı ses, burada ne oldu? Ben ölmemiş miydim?" Zend meraklıca sordu."Boşver, anlamana gerek yok." yaşlı ses onu tersledi. Zend oflamakla yetindi ve yaşlı sesin dediği yerden para almak için içeri doğru yürüdü. Tam kapıdan girmeden önce bir kız sesi duydu.

"Sen kimsin? İsmin ne? Nasıl sekizinci seviye bir büyücüyü yendin? En fazla sekiz yaşında gibi gözüküyorsun. Nasıl geri canlanmayı başardın? Sen kimsin?" Zend'in malikanenin içinde gördüğü siyah saçlı kız ona bir soru yağmuru yöneltti.

"Ben Zend. Ama diğer sorduğun sorular ile ilgili hiçbir bilgim yok. Nasıl canlandığım ile ilgili bir bilgim de yok. Üstelik büyücü ile ilgili hiçbir şey hatırlamıyorum. Onu ben mi yendim? Hem de yedi yaşındayım, sekiz değil." Zend kızın sorularından cevaplayabildiklerini cevapladı ve evin içine doğru yürüdü.

"Zend. Demek Zend. Sen de kimsin be çocuk?!" Siyah saçlı kız Zend'e hayranlık duymuştu. Onun kim olduğunu ve sekizinci seviye bir büyücüyü nasıl yendiğini merak etmişti.

Zend yeteri kadar para aldıktan sonra, evde onu durdurabilecek kimsenin olmamasına şaşırdıktan sonra dışarı çıktı. Evdeki herkesin kükreme ile birlikte bayıldığından habersizdi.