Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

12. Bölüm Usta

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Kendisine 'usta' denildiğini duyan Hollis, ona seslenen çocuğu garipsedi ve hiç duymamış gibi yapıp ona bakmadı bile. Kim onun öğrencisi olmayı isterdi ki? Savaşçılığı bırakmıştı ve büyücülüğe hiç yanaşmamıştı bile. Hollis, bir savaşçının zor yolunda gayet başarılı bir şekilde ilerleyen biriydi. İki yıl önceye kadar. İki yıl önce, en yakın arkadaşı ile birlikte bir turnuvaya katıldı, en yakın arkadaşı ile birlikte eğitim aldığı şehrin dahileri olarak anılırlardı, gerçekten güçlüydüler, her ikisi de. Ama turnuvanın yarı finalinde arkadaşı bir zengin piçiyle karşılaştı ve onu yendi, yenilmeye dayanamayan zengin çocuk, iki arkadaşını arenaya çağırdı ve öldürmek kesin olarak yasak olmasına rağmen, Hollis'in en yakın arkadaşını, ailesinden yakın gördüğü ve kardeşim dediği insanı öldürdüler. Hem de Hollis'in gözlerinin önünde. Arenaya başkalarının girdiğini giren Hollis, anında arenaya atladı ve kardeş kadar yakın olan arkadaşını savundu. Hayatı pahasına bile olsa onu korumalıydı. Peki ne mi oldu? Hollis içeri atlar atlamaz ondan daha güçlü bir savaşçı da içeri atladı ve Hollis'i oracıkta yere serdi, Çünkü Hollis o zamanlar daha altıncı seviye bir savaşçıydı. Daha yirmi iki yaşındaydı ve altıncı seviyeye ulaşmayı başarmıştı, bu sebeple şehrinin bir numaralı dahisi gibiydi.

Arkadaşı gözlerinin önünde ölürken, Hollis ne kadar aciz olduğunu fark etti. O zamana kadar, kendini övenlerle gözünü kör etmişti. Oysa ki çok güçsüzdü! En yakın arkadaşını bile korumayacak kadar güçsüz!

Arkadaşının da kendinin de aileleri soylu değildi. Asil ve zengin bir ailenin çocuğu onları öldürmek isterse hiç sorun olmazdı, ve olmadı da. Potansiyelleri o arenada göz ardı edildi ve bir hiçmiş gibi aşağılandılar.

Belki biraz daha çalışsaydı, o gün arkadaşını kurtarabilirdi. Ama yeterli değildi. Arkadaşı ölürken izlemekten başka bir şey yapmak için yeterli değildi. İşte o gün hayatın gerçeğini anladı. Güç her şey demektir. Paran ve gücün olursa, her şeyi yapabilirsin. Karşındakinin ne kadar çaba sarf ettiği önemsizdir. Savaşçılık yalandı, kahramanlık yalandı. İşte o gün, hayattaki amacının bir yalan olduğunu anladı ve kahraman olmaktan vazgeçti. Kahraman olmak aptallara göreydi. Sadece kafası hiçbir şeye basmayan aptallar, kahraman olmak gibi küçük hayallere kapılırlardı. Ona göre artık insanlar değerli değildi."Vurursan ses çıkarırlar, tıpkı bir teneke gibi. Ne dersen onu yaparlar, biri haksız yere idam edilirken neden diye sormazlar, sadece izlerler. Aptal koyunlardan başka bir şey değiller." diye düşünüyordu.

Hollis, bu sene çoktan onuncu seviye bir savaşçı olmuştu ve S seviye nadir savaşçılardan biriydi. Şu an krallığa başvursa, ordu generali olarak seçilirdi, şu an ordunun başında olan General İroy, sadece AA seviye bir savaşçıydı. Ama bunun Hollis'in gözünde hiç değeri yoktu. Aptal bir rütbeydi sadece. Ona sahip olmak gibi bir amacı da yoktu.

"Size seslendim, usta." Zend kendini tekrarladı.

"Ne istiyorsun velet." Hollis yavaşça kafasını çevirdi ve çocuğu tersledi. Önce karşısındaki çocuğun kıyafetlerine bakarak bir zengin piçi olduğunu düşündü, ama yüzüne bakınca sokak çocuğu olduğunu anladı. Bir sokak çocuğunu gözünden anlayabilirdi. Ne zaman sokakta büyüyen çocukları görse, kalbi dağlanırdı. Kendi çocukluğunun bir kısmı da sokakta geçmişti ve ne kadar zor olduğunu biliyordu. Ama her zaman sokakta doğmadığı için tanrıya şükrediyordu. Biraz önce çocuğa baktığında, çocuğun gözlerinde çok garip bir şey gördü, karanlık. Saf karanlık. Sanki SS seviye bir karanlık büyücüsünün gözlerine bakıyormuş gibi hissetmişti. Simsiyah gözler. Üstüne çocuğun içinde çok garip bir aura vardı, çok zayıf derecede belli oluyordu ama içindeki Hollis'in adlandıramadığı şey, ölümcüllük ve korku yayıyordu. Hollis çocuğun kim olduğunu merak etmişti, ama dışından belli etmedi.

"Ustam olup beni eğitimenizi istiyorum, usta." Zend adamın sorusuna cevap verdi. Yaşlı ses neden bu adamı ustası olarak seçtiğini merak etti. Bu adam için Tou'yu reddetmişti diye düşünüyordu.

"Öğrenci almıyorum çocuk. Git başkasını bul. Bak şuradaki bilek güreşi yapan adamları ustan olarak seçmeyi dene. Onlar benden daha güçlüdür." Hollis öğrenci almak gibi gereksiz şeylerle ilgilenmiyordu.

"Şimdi ne yapmalıyım, ısrar edeyim mi?" Zend yaşlı sese düşünerek sordu.

"Sakın pes etme. Hem de merak etme o adam bilek güreşi yapanlardan çok daha güçlü." yaşlı ses her zamanki ağırlığıyla konuştu.

"Tamam o zaman." Zend yaşlı sese güveniyordu, böylece bu adamın bilek güreşi yapanlardan daha güçlü olduğunu anlamış oldu ve heveslendi.

"Ben onları değil, sizi ustam olarak görmek istiyorum. Siz onlardan daha güçlüsünüz." Zend konuştu.

Hollis çok şaşırdı. Bu yaştaki çocukların görünüme göre güç belirlediklerini kesin olarak biliyordu. Peki o zaman bu çocuk diğer adamlardan güçlü olduğunu nasıl bilmişti? Bu işte bir gariplik vardı.

Hollis şaşırdığını belli etmeden cevap verdi. Duygularını gizlemeyi öğreneli çok olmuştu. "Benim onlardan güçlü olduğunu neden düşündün? Onlar çok kaslı ama ben hiç değilim, eminim onlar beni yenebilir."

"Peki şimdi ne diyeceğim? Adam gerçekten diğerlerinden güçsüz gibi gözüküyor." Zend iç sesine danıştı.

"Görünüşe bakarak güç belirleyemezsin aptal. Emin ol onlardan çok daha güçlü. Bir şeyler uydur, burada sana yardım edemem." yaşlı ses her ne kadar yardım etmeyeceğini söylese de, bir ipucu vermişti.

"Güç belirlerken dış görünüme bakılmaz, siz onlardan daha güçlüsünüz, bunu gözlerinizden anlayabiliyorum. Usta." Zend iç sesinden duyduklarına eklemeler yaparak konuştu.

"Ooh, öyle mi? İlginç, belki de öyleyimdir." Hollis karşısındaki çocuğa ilgi duymuştu. Belki de ona bir şans verirdi. Tabii ki kişiliğini test ettikten sonra.

"Hadi artık aşkım, kov şu veledi." Hollis'in yanındaki kapalı olan bir yeri kalmamış olan kız, söylenmeye başladı.

"Kapa çeneni orospu." Hollis şu an karşısındaki çocuğu kızdan çok önemsiyordu.

"Demek öyle evlat. O zaman benimle dışarı gel. Öğrencim olmama layık mısın görelim." Hollis konuştu.

"Tamam, işte bu kadar!" Zend içinden konuştu.

"Hey, bilek güreşine de savaşa da hala girmeye korkuyorsun değil mi aptal Hollis?" Bilek güreşi yapan adamlardan biri Hollis'i aşağıladı.

Hollis hiç duymamış gibi yapıp yoluna devam ediyordu. Onun gibi eziklerle uğraşmaya gerek duymuyordu. Ama çocuk birden bağırdı.

"Hey sen, ustamla nasıl konuştuğunu sanıyorsun?!" Zend kendini tutamadı ve bağırdı.

"Ah aptal çocuk." Hollis düşündü.

Zend'i duyan kaslı adam Zend'e doğru koşarak geldi ve yumruğunu büyük bir hızla Zend'e savurdu, son anda, eli Zend'in yüzünün önündeyken durdu. Zend gözünü bile kırpmamıştı.

'Çocuk hiç korku belirtisi göstermedi.' Hollis, ona biraz hayran kalmıştı. O yumruk kendine gelse ve çocuğun yaşında olsa, son derece korkardı. Ama çocuk, dimdik duruyordu ve gözünü bile kırpmamıştı.

"Ooo, demek cesursun çocuk. Biraz önce Hollis aptalına usta diye mi bağırdın? O ezik usta değil, öğrenci bile olamaz. Onun yerine git bir köpekten eğitim al. En azından sana nasıl kaçacağını öğretir. Haha." Biraz önce Zend'e vuracak olan kaslı adam, Hollis'i aşağıladı ve bu aşağılama Zend'in daha çok sinirlenmesine neden oldu.

"Ustamla konuşurken kelimelerine dikkat et. Eminim ustam senin gibi bir bok çuvalını tek eliyle yenebilir, seni beyinsiz." Son derece sinirlenen Zend, bildiği en ağır kelimeleri adama karşı kullandı.

"Ooh, öyle mi? Ama ne yazık ki senin ezik ustan benimle dövüşmeye cesaret bile edemez. Değil mi Hollis?" Kaslı adam Zend'e doğru bağırarak konuştu.

Zend'in zor durumda kaldığını gören Hollis, duruma el atma isteği duydu. Çocuğa kanı ısınmıştı. Hem de onu, ona göre korkunç bir adama karşı savunmuştu. Onu öğrencisi olarak alacaktı. Teste ihtiyacı yoktu.

"Madem öğrencim öyle diyor, seni tek elimle yenmeliyim ki yüzü kara çıkmasın, değil mi?" Hollis konuştu.

Zend, Hollis'in ona öğrencim dediğini duyunca çok sevindi. Şu an usta bulduğu için çok sevinçliydi.

"HAHAHA, komik olma seni ezik, sen kim beni tek elle yenmek kim?" Kaslı adam bağırarak konuştu. Konuşmasını bitirdiği anda, Hollis önünde beliriverdi ve konuştu, "Haklısın. Sana tek parmağım yeter." daha adamın konuşmasına bile fırsat vermeden sağ elinin işaret parmağı ile adamın çenesine bir tane vurdu, adam tavana fırladı, tavanı kırdı ve aşağıya doğru tekrar düştü. Adam aşağı doğru düşünce, Hollis bu sefer alnına aynı parmağı ile vurdu ve adamın karşı duvardan fırlamasını sağladı.

Herkes ona ağzı açık bakarken, herkesin duyabileceği şekilde ama sessizce konuştu."Hadi öğrencim, yeteneklerini bir ölçelim."