Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

16. Bölüm Yua ve Tou

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

"Hmm, anlıyorum. Yazık oldu, ondan özür dilemek istiyordum." Tou kalbindeki acıyı belli ederek konuştu.

"Ne kaçırdığını bilmiyorsun Tou. Zend kral moduna sahip ve sadece sekiz yaşında olmasına rağmen, üçüncü seviye bir savaşçı oldu. Üstelik, karanlığa karşı bile büyük bir üstünlük sağlayacak bir elemente sahip. Yeni bir element. Daha önce hiç böyle bir şey görmedim. En küçük saldırısı bile, beni, yani onuncu seviye bir savaşçıyı, birkaç saniyeliğine kitledi. Bahse girerim, iki sene sonra o turnuvayı kazanacak. Şu an işlenmekte olan bir kömür, yakın zamanda bir elmas olacak." Hollis Zend'in özelliklerini gururla söyledi.

"Üçüncü seviye bir savaşçı mı? Zend mi? Geçen sene, okul sınavını geçecek kadar gücü yoktu. Bir yılda üç seviye demek... Zend'in kim olduğuna baksak bile, bu aşırı büyük bir başarı." Tou Zend'in böyle bir şey başarabileceğini tahmin etmişti, ama bir yıl gibi kısa bir sürede üç seviye atlamasını hiç düşünememişti. Krallığın ilk üçünde olan kendisi bile, iki yılda ancak üç seviye alabilmişti.

"Zend'in kim olduğuna bakarsak derken? Zend henüz soyadını bile bilmiyor, yoksa sen biliyor musun eski dostum?" hava yavaşça kararıp gökyüzünü güneşin kızıllığına bırakırken, yüzüne çarpan hafif güneşle birlikte genç yüzündeki birkaç kırışıklığın ortaya çıktığı genç adam, öğrencisini merak ediyordu.

"Tabii ki biliyorum. Zend Fungyuo. Geçen yıl, Büyük Qouen, ölmeden önce bana söylemişti. Zend'i büyüten kişi de o zaten."

Hollis kanının çekildiğini ve yüzünün beyazlaştığını hissetti. Tou'nun yalan söylemeyeceğini biliyordu. Zend'in potansiyelinin nereden geldiğini anlamaya başladı ve etrafında kimse olmadığına emin olunca bağırarak sordu.

"Büyük Qouen mi?! Eski bir numara olan Büyük Qouen mi?! Zend'in ailesi," dedi ve bir saniye bekleyip derin bir nefes aldı ve, "Fungyuo ailesi." dedi. Söyleyecek kelimeleri bitmiş gibiydi.

"Hahaha, çok garip değil mi? Evet, eski bir numara olan Büyük Qouen. Oozsa savaşında, tek başına sekizyüz bin askerlik bir orduyu dirilten Büyük Qouen. Işık stilinin kurucusu olan Büyük Qouen. Hadi gel, hasret giderip ayrı kaldığımız yıllardan sohbet edelim, eski dostlar gibi. Ayrıntıları başka yerde konuşuruz."

Hollis nefes alamadı.

Zar zor nefes alabilince, Büyük Qouen'i düşündü, Büyük Qouen'i, Tanrının Şefkati olarak anılan Büyük Qouen. Her savaşçı ve büyücü, onun kahramanlıklarını ve zaferlerini dinleyerek büyürdü. Hollis de dahil. Her küçük çocuğun hayalinde Büyük Qouen gibi olmak olurdu. Ta ki, altı yıl önce kralı iyileştirmeyi reddederek, Kralın Sol Kolu rütbesini bırakarak ayrılana kadar. Kimse neden yaptığını kimse bunu neden yaptığını, kimin için yaptığını bilmiyordu.

"T-Tamam." demeyi başardı ve Tou'yu takip etmeye başladı.

***

Tou ve Yua, gün ağarırken eğitimlerinin ilk gününe başlıyorlar.

"İçeride, büyük bir savaşçı olup herkese güçlü olduğunu göstermek istediğini söyledin. Amacın bu mu?" dedi Tou.

"Evet, herkes güçlü olduğumu görsün, tüm erkekler beni arzulasın," dedi kız ve devam etti, "ki zaten yaşıtlarım arzuluyor, ve benim için her şeyi yapmalarını istiyorum. Tou Usta." kız, konuşmasını bitirdi ve hafif kıkırdadı.

"Rezil bir amaç." Tou kestirip attı.

Yua'nın kalbi kırıldı. Sonunda güçlü bir usta bulmuşken, bu ustanın, hayallerine ve amaçlarına rezil demesi onu üzmüştü.

"Ama neden usta? Bunlar benim yapmak istediğim şeyler, herkesin kendine göre amaçları vardır." Yua, ustasına yaranmak umuduyla konuştu, uzun kirpiklerine sahip olan mavi gözlerini, iki kez kırptı.

"Rezil bir amaç. Senin gibi yüz tanesi yerine, bir tane Zend isterdim." Tou kızı tersledi.

"Zend, Zend, Zend ve Zend! O gün kılıcımı kırmanızın sebebi o çocuk değil mi? Ne var bu çocukta anlamıyorum ki?! Onda olan her şey, eminim bende de vardır. Hatta fazlasıyla. Ben hiç yenilmedim usta. Hiç. O gün alım binasının dışında, hiç kimseye yenilmedim. Orada da size yenildim usta, üstelik orada o çocuğu da yendim, hiç zorlanmadan. Ben ondan daha iyiyim."

"Bana-asla-bağırma." Tou derin bir nefes aldı ve aurası ile kızı yere düşürdükten sonra, aralarında bir saniye aralar bulunan üç kelime söyledi. Ve konuşmasına devam etti.

"Sen bu sene on üç yaşındasın. Kaçıncı seviye savaşçısın peki?" Tou bu sefer baskı yapmadan konuştu.

Kız böbürlenerek, "Dördüncü seviye savaşçı oldum usta." dedi.

"Hah! Dördüncü seviye savaşçı demek, Zend, sekiz yaşında olmasına rağmen, üçüncü seviye bir savaşçı oldu. Sen onu iki sene sonra yenebileceğini mi sanıyorsun? Seni eğiteceğim ve gereksiz taraflarını yontacağım ve Zend'e layık bir rakip yapacağım. En azından onu zorlamalısın."

Yua, söyleyeceklerini içine attı ve başını salladı. Bir an önce eğitime başlamak istiyordu. İki sene sonra o çocuğu ezecekti. Bundan emindi.

"Hadi o zaman, eğitime başlayalım." Tou emir verir gibi söyledi.

***

Aradan altı ay geçti.

Yua, Tou'ya alışmıştı ve artık onun dediği şeyleri anında yapıyordu. Ona saygı duyuyordu.

Tou da sevmeye başlamıştı onu. En azından beş yıl, ona katlanabileceğini düşünüyordu. Hatta onun Zend'i yenme ihtimali olduğunu anlamıştı. Kız gösterdiği her şeyi hemen kapıyordu. Tou ona bazı gizli tekniklerini öğretmeyi düşünüyordu. Tabii ki Yua, bunu anlayabilirse...

Birden aklına Hollis'in eğitimi geldi. Nasıl bir eğitim veriyordu acaba? Zend nasıl bir adam oluyordu? Kaçıncı seviye bir savaşçı olmuştu? Elementi neydi? Bunları düşünürken, birden aklına, Zend'in kral moduna sahip olduğu geldi.

"Krallar onun peşine düşmüştür bile, bakalım Hollis ne yapacak?" kıkırdayarak düşündü.

***