Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

20. Bölüm Elmas

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Zend sahne havasının, hiçbir şeye benzemediğini şu an anlıyordu. Sanki tüm gözler ona kilitlenmiş, bir hata yapması durumunda anında kahkahalar atmak ve Zend'i aşağılamak için hazır bekliyorlardı.

Hollis Zend'e bir başarı işareti yaptı ve Hinia'nın duyabileceği şekilde konuşmaya başladı.

"Sence Zend biraz dayanabilir mi?" Her zamanki gibi, Hollis alçak gönüllüydü.

Hinia yanında duran genç adama doğru bir bakış attı, "Zend eğer üçüncü seviye olmuşsa, tabii ki epey dayanacak. Ancak, Maddle'yi yenmesi çok zor bir ihtimal. Sadece bir yıldır eğitim alan bir çocuğun, yıllardır eğitim alan Maddle'yi yenmesi olanak dışı." dedi, sesi çok ciddiydi. Biraz önceki espirili hava yok olmuş gibiydi. "Her ne kadar Maddle'yi yenmesi imkânsız olsa da, bir yıl içinde yenecek hale gelecek. Bu kesin bir sonuç."

"Eh, bence ilk raundu tamamlayamaz. O beni üçe katlayan bir dahi, evet, bu doğru. Ama henüz hiç deneyimi yok ve bir dövüş tekniği bile bilmiyor." Hollis başını hafifçe iki yana salladı ve öğrencisinin durumunu anlattı.

Maç, her biri bir dakikadan oluşan üç raunddan oluşuyordu. Rakibin bir vuruşu, ona bir puan veriyor veriyor, üç raundun sonunda puanı üstün gelen taraf kazanıyordu. Bu maçlarda iki taraf isteyerek savaştığı için, anlaşma yapılmış olma ihtimali göz önüne alınarak bahisler iptal ediliyordu.

Hollis "Bu konuda daha çok haklısın, kellemi bile buna koyarım ki, Zend bir yıl içinde üç tane Maddle gücünde olacak." dedi, yavaşça Hinia'ya doğru döndü ve fısıldayarak konuştu. "Sonuçta onda kral modu var."

Hinia'nın bir an yüzü düştü. Elini maç bitti demek için yukarı kaldırıyordu ancak, Hollis onun elini tuttu. "Sakin ol Hinia, Zend modu nasıl kapalı tutacağını biliyor."

"Nasıl kapalı tutacağını bilmesi imkânsız Hollis! Modu kapalı tutacağını on yıl boyunca meditasyon yapsa bile kesinlikle söylemek imkânsız!" Hinia öğrencisi için endişelenmeye başladı.

"Normal insanlar için doğru. Ama Zend için değil. Zend özel biri. Zamanla anlayacaksın." Hollis biraz önceki gibi fısıldamata devam etti ve tekrar başını sahneye döndürdü. "Maç başlıyor."

Zend rakibine baktı. Karşısındaki kız, çelimsiz gibi görünüyordu ve güçlü değilmiş gibiydi. Ancak, Zend dış görünüşe göre değer biçmemeyi daha önce öğrenmişti ve kızı hiç hafife almıyordu.

Boynunda bir düdük tutan adam kafesin üstüne doğru tırmandı ve iki rakibe doğru bakarak konuştu. "Henüz küçük olduğunuz için ve kuralları bilmediğinizi düşünerek, kuralları açıklıyorum. Öldürmek dışında herşey serbest. Her vuruş, sahibine bir puan kazandırır. Üç raund olacak. Üç raundun sonunda en çok puanı alan taraf savaşı kazanacak. Savaşta büyü ve silah olarak herşeyi kullanabilirsiniz. Her raund bir dakika olacak ve düdüğümle başlayıp düdüğümle bitecek." bir anlık bekleyişten sonra son bir cümle söyledi. "Küçük olduğunuzu biliyorum. Ama en azından biraz zevkli bir maç çıkarmaya çalışın."

Adam, bunları söylerken düşünmeye devam ediyordu. "Ne zamandır böyle veletleri kafese alıyoruz? Ustaları yüksek insanlar olmasa, üstüne para verseler bile bu veletleri kafese sokmazdım."

Düdük çaldı, ve düdüğün sesi duyulduğu anda Maddle Zend'e doğru saldırıya geçti. Sadece bir yıldır eğitim alan bir çocuğa yenilmek istemiyordu.

İlk yumruk Zend'in direk burnuna geldi. Kız sanki şimşek gibiydi ve Zend daha tepki veremeden yumruğu indirmişti. Ancak merhameti de eksik değildi, kılıcını, karşısındakinin kılıcı olmadığı için bırakmıştı ve kullanmayacaktı. Tabii ki, ne olur ne olmaz diye beline asmıştı.

Zend bir şey anlayamadan geriye uçtu. Kız, bu yumruğun gücünün son seviyesinden geldiğini düşünüyordu. Çünkü yumruk hayli güçlüydü ve Zend alt dişlerinin, üst dudağı ile burnu arasındaki yeri delip çıktığını hissetmişti.

Bir anda vücudunun kontrolünü kaybetmeye başladı. Kral modunun açıldığını tahmin ediyordu.

"Hayır, açılırsa yanlışlıkla onu öldürebilirim. Bu ustamın başını derde sokabilir." Zend hızlı bir şekilde düşündü ve vücudunun kontrolünü tekrar eline aldı.

Ancak gözlerinin parıltısı, henüz mod aktifleşmemesine rağmen çok az da olsa belli olmuştu. Tabii herkes bunu fark edemedi. Bunu görebilenler sadece Hinia, Hollis ve seyircilerin arasındaki bir kişiydi.

"Zayıf." Maddle çocuğun hiç tepki veremeyeceği bir saldırı yapmak istedi ve bunu başardı.

İkinci yumruk bu sefer yukarı doğru geldi, kız Zend'in sağ gözünü hedefliyordu.

Zend bunu fark etti. Sanki kızın saldıracağı yeri daha önceden anlamış gibiydi. Kenara çekilmeye çalıştı, ama çekilemedi. Yumruk tam sağ gözüne oturdu. Zend nasıl kaçamadığını düşünürken kız bir anlığına bekledi. Sanki fazla dayak atmak istemiyor gibiydi.

Zend, sağ göz kapağının aşağıya doğru kaydığını hissetti. Aslında hissetmedi, ama sağ gözünün görüşünün yok olmasını ancak bu açıklardı.

Düdük sesi geldi. "Birinci raund bitti. Kız iki, oğlan sıfır puanda. Yarım dakikalık molanız var. Kimseyle konuşamazsınız. Konuşan kişi, anında mağlup kabul edilir."

İzleyicilerden yuhalama sesleri geldi. "Alın şu çocuğu burdan!", "Bu ezik veledi kim kafese aldı? Henüz kumda oynaması gerek!", "Haha, nasıl dayak yiyor gördünüz mü? Üstüne bir de bir kıza yeniliyor. Hey! Sanırım sen erkek değilsin çocuk! Birazcık gururun varsa, oradan aşağı inersin."

Maddle sırıtmaya başladı. "Nasıl? Konuşmaya benzemiyormuş değil mi?" dedi. Ancak, sadece küçük bir dövüşü bu kadar büyüttüğü için, suçluluk ve vicdan azabı hissetti. Belli ki çocuğun hiç deneyimi yoktu. Konuşmaya devam etti. "Hadi gel, yaralarını saralım. Küçük bi deneyim paylaşımını fazla abarttım. Özür dilerim. İstersen ben pes edebilirim. Hadi, koluna gireyim ve beraber inelim. Zaten zar zor görüyorsun." Maddle suçluluk duyuyordu. Özür dilerken sesi titredi.

Zend elini kaldırdı, ve üst dudağından dolayı zar zor konuşabilse de, "Henüz iki raund var." dedi

"Peki o zaman." Maddle çocuk için acıma hissetti. Ama bir sonraki vuruşta onu bayıltacak, sonra da maçı bitirecekti.

Zend yalpalayarak köşesine yürüdü ve biraz başına su döktü. "Bu sefer ona sağlam geçireceğim. Bundan eminim."

Düdük tekrar çaldı. Zend yavaşça ortaya doğru yürüdü, biraz sonra yapacaklarını aklında canlandırdı.

"Bitiriyorum o zaman." Maddle Zend'e doğru ilerlerken bağırdı.

Zend bu sefer kızın sol gözüne vuracağını gördü. Ya da hissetti. Artık bu his her neyse, onu yaşadı.

Maddle Zend'in sağ gözüne tekrar vuracakmış gibi yapıp, sol gözüne vurup onu bayıltacaktı. Böylece çocuğun karşı koyma imkânı da olmazdı. Son hızda ona koşmaya başladı.

Zend yumruk tam gözüne doğru gelirken, vücudunun sol tarafını Geriye doğru çekti, yani başı sağ tarafa bakarken vücudu sol tarafa doğru bakıyordu. Maddle, çocuk, sol gözüne vurulacağını anlayıp geri çektiğini anladı. Ancak bu nasıl olmuştu?

"İşe yaramaz. Sağ gözünle göremiyorsun bile." Maddle çocuğun çabasını gereksiz buldu, tam ne yapacak diye beklerken Zend'in sağ göz kapağının yere düştüğünü gördü. "N'oluyor?!" demeye vakit bulabildi.

Zend, kızın bir sonraki hamlesinin sol gözüne olacağını tahmin edip, köşesine gittiği anda zaten hamur gibi olmuş göz kapağını, son bir yer kalana kadar onu gözünde tutan kısımlarını deldi. Tam kızın yakaladığı anda, gözünü sertçe salladı ve sağ göz kapağı yere düştü. Artık görebiliyordu.

Kız geri çekilmeden, öfkeli bir kaplan gibi sol yumruğunu son hızda kızın yüzüne indirdi. Sol el kemiklerinin bu sert vuruştan dolayı kırıldığını hissetti, çünkü artık onları hissetmiyordu.

Son derece afallayan Maddle, hayatında şu dakikaya kadar yediği en sert yumruğu tattı. İçinden "Oha!" diyebildi.

Tam o anda, Zend sol ayağını hızla getirip geriye doğru düşen kızın ayağına yaklaştırdı. Zaten kızın diğer ayağı yerden kesilmişti.

"Çelme takacak!" kız Zend'in çelme takacağını düşündü ve yerden kesilmiş ayağını kolunun gücüyle yere yapıştırdı.

Zend ayağını kıza son derece yaklaştırdıktan sonra büyük bir "Pat!" sesiyle birlikte yere vurdu, Ve sağ elini harekete geçirdi.

"Hayır, bu bir hamle adımı!" Maddle şu an başına gelen sert yumruktan dolayı zaten düzgün düşünemiyordu, ancak öne hamle adımını hiç tahmin edememişti. Çocuğun sağ yumruğunu gördü, "Kaçmak için şansım yok. Vay canına, güzel kombinasyon."

Zend sağ yumruğunu tüm gücüyle kızın yüzüne doğru götürdü, eğer bunu vurursa kızın bayılacağından emindi.

Yumruk, son derece gergin bir yaydan fırlamış bir ok gibi giderken, düdük sesi tüm sessizliği bozdu. İzleyiciler çıt çıkarmıyorlardı. Böyle bir şey olacağını bir tanesi bile düşünememişti.

Maddle, yumruk gözünün önünde durduğunda, onun hızını ve rüzgarını hissetti. Nefes nefese kalmıştı. Düdükle beraber yumruk durmuştu, ancak o baskıyı hala yaşıyordu ve önce omuzları düştü, sonra da kendisi. Gerçek bir savaş olsa, şu an kaybetmişti. Bunu kesin ve net olarak biliyordu.

"Oğlan bir, kız iki puan."

Adamın konuşmasının ardından, Zend eğildi, sağ eliyle iki kez yere vurdu ve, "Pes ediyorum." dedi.

"Kız kazandı. Çocuk, hey sen, erkek olan. İsmim ne demiştin?" adam öyle şaşırmıştı ki, dilinin tutulmadığına şükretti.

"Ben Zend." Zend konuştu.

"Bir savaşçı okulum var, girmek ister misin? Biraz önce yaptığın
şey, hayatta görmediğim bir şeydi."

"Hayır efendim, gireceğim bir okul zaten var. Teşekkür ederim."

Hinia Hollis'e bir bakış attı. "Bir elmasa sahipsin Hollis."

***