Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

22. Bölüm Fun Fuo

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

En başta Zend olmak üzere, Maddle, Hollis ve Hinia, Zend'e seslenen adama baktı. Adam beyaz bir pelerinin altına siyah kıyafetler giymişti. Siyah saçlıydı, gülümseyen bir yüzü vardı, sağ elinin orta parmağına üstünde taç olan bir yüzük takıyordu. Hollis ve Hinia, bu adamın kim olduğunu çoktan anlamışlardı.

''Merhaba efendim, bana mı seslendiniz?'' Zend nazikçe ve saygı dolu bir şekilde karşısındaki orta yaşlı adama seslendi. Adam güçlü ve saygı gösterilmesi gereken biri gibi görünüyordu. Tabii ki Zend adama bu yüzden saygılı seslenmedi. Zend herkese saygılı davranırdı.

''Evet çocuğum, sana seslendim.'' adam sadece Zend'in ona sorduğu soruya cevap vermekle yetindi.

''Peki neden bana seslendiniz?'' Zend sordu.

''Öncelikle seni biraz önce oynadığın maçtan dolayı tebrik etmek isterim. Planın dahiceydi. Eğer gerçek bir savaş olsa, kesinlikle kazanmıştınız.'' adam Zend'i övmeye başladı.

''Övgüleriniz için teşekkürler, aklıma gelen ilk planı yaptım işte.'' Zend adamın övgülerini tevazuyla karşıladı.

''İkincisi, maçta gözlerinde bir parıltı gördüğüme eminim, kral moduna sahip olduğuna da.'' adam konuya girdi.

''E-Evet efendim, söyledikleriniz doğru.'' Zend ne diyeceğini bilemedi.

Zend'in paniklediğini gören adam konuşmaya devam etti. ''Sakin ol çocuğum, kral moduna sahip olmak, paniklenecek bir şey değil, övünülecek bir şeydir.'' adam bunları söyledikten sonra yüzüğünü Zend'e doğru tuttu, ''Gördüğün gibi, Beyaz Taç adına buradayım.Benim de sahip olduğum kral moduna sahip olan seçilmiş insanları alıp, gerçek evlerine götürmek için.''

''S-Siz, kral moduna mı sahipsiniz? Ayrıca Beyaz Taç da ne oluyor?'' Zend ilk kez kendinden başka kral moduna sahip olan birini görmüştü, bu yüzden afallamış, şaşırmış ve aynı zamanda heyecanlanmıştı.

''Evet, ben kral moduna sahibim. Ah, tabii ki kanıtlamamı istersin,'' dedi ve gözleri birden yeşil bir parıltıyla kaplandı. Zend şimdiye kadar dikkat etmemişti ama, adamın gözleri zaten yeşildi. Giysilerinden dolayı belli olmuyordu.

Adam gözünü parlattıktan sonra, yere baktı, yerde gördüğü bir örümceği parmağıyla ezdi. ''Evet, bildiğin üzere kral modunu kapatmak için birini öldürmeye ihtiyaç duyarız. Bu insan olacak diye bir şey yok, ancak senin için var. Ben kral modumda ustalaştığım için, istediğim bir canlıyı öldürerek modumu kapatabilirim. Sinekleri bile.'' dedi, yavaşça bir nefes aldıktan sonra devam etti. ''Ancak sen, henüz kral modunu öğrenmediğin için bunu yapman pek mümkün değil.''

Zend hayran olduğunu belirten bir ses çıkardı.

''Beyaz Taç nedir usta?'' Hollis'e sordu

''Beyaz Taç, kral modu o--'' Hollis tam konuşuyordu ki, adam ''İzninizle ben açıklayayım, yetmiş ikinci sıradaki Bay Hollis.'' dedi.

''İzin sizin.'' Hollis kibarca adamın konuşmasına izin verdi.

Adam, küçük bir boğaz temizleme öksürüğü yaptıktan sonra konuşmaya başladı. ''Beyaz Taç, kral moduna sahip insanların kurduğu, diğer kral modu olan insanları alıp eğiterek kendi bünyesine katmayı amaçlayan büyük bir kuruluştur. Beyaz Taç isterse, Pounz Krallığı'nın yönetim şeklini bile değiştirebilir. Muazzam miktarda gücü elinde tutan Beyaz Taç, bir savaş durumunda herkesin ilk yardım isteyeceği kapıdır. Geçen sene, Kara Yaprak'ın içinde bulunan bazı kendini bilmezler, karanlık elementine sahip oldukları gerekçesiyle Beyaz Taç'a savaş açtılar. Tabii ki Beyaz Taç, tüm şanlı tarihinde olduğu gibi savaştan kaçmadı. Kral, bizzat araya girmeseydi, Kara Yaprak'ın hayatta kalan bir tane bile üyesi kalmayacaktı. Beyaz Taç böyle güçlü bir şey. Biraz önce, kral modunu bastırmayı başardın. Bu çok zordur. Hem de senin yaşına göre, neredeyse imkansızdır, şu an seni, Beyaz Taç'a davet ediyorum. Tabii ki kız arkadaşın ve hocaların da gelebilir.''

''O benim kız arkadaşım değil ki.'' Zend, adam öyle söyleyince biraz utandı. Çünkü artık büyüyordu ve utandırıcı şeyleri öğreniyordu. Zend'in aksine, Maddle bundan hiç rahatsız olmamış gibiydi.

''Ne dersin usta? Gidelim mi?'' Zend önce ustasına danışmanın yararlı olduğunu düşündü.

''Tabii ki gideceğiz evlat, Beyaz Taç bize böyle bir davette bulunmuş, nasıl olur da gitmeyiz?'' Hollis heyecanlı bir şekilde söyledi.

''Ah, bu tam olarak, Avcı Bıçağı'nın bir üyesi olan ve bir Nountro'yu öldürüp gücünü kendine alan bir insanın hareketidir. Nasıl olsa şanlı Beyaz Taç, tarihte her zaman Avcı Bıçağı ile dost olmuştur ve onların yeteneklerine saygı duymuştur. Hatta üç asır önce, Büyük Inkartah Savaşı'nda, beraber savaştılar ve tarihe isimlerini kanlarla birkez daha yazdılar.'' Adam tekrar coşkuyla konuştu. Beyaz Taç'ı çok seviyormuş gibi görünüyordu.

''Ah, teşekkürler, bizlerde aynı derecede Beyaz Taç'a saygı duyuyoruz.'' Hollis mütevazı davranmaya çalıştı. İçinden, ''Bunlar ne zaman oldu acaba, hiç duymamıştım.'' dedi.

Zend, ''O savaşları sende biliyorsun değil mi usta?'' dedi, Hollis terleyerek başını salladığında, ''Öyleyse yolculukta onları dinlemeyi çok isterim.'' dedi.

''Lanet olası çocuk. Yine anladı bir şeyleri.'' Hollis söylendi, tabii ki içinden.

"Nountro'yu öldürüp onun gücünü kendine almak derken ne demek istediniz? Tam anlayamadım da." Zend konuştu.

"Çocuğum, bunu sana ustanın anlatması daha iyi olacaktır. Sonuçta onun uzmanlık alanı." Adam her zamanki saygınlığıyla konuştu.

"Pöff, iyi dinle Zend, sadece bir kere anlatacağım." Hollis konuştu, biraz başını kaşıdı ve derin bir nefes alarak konuşmasına devam etti. "Avcı moduna sahip olan insanlar, yani avcılar, bir yaratığı öldürüp onun tüm özelliklerini kendilerine alabilirler. Ancak bu yeteneği, hayatları boyunca sadece bir kere kullanabilirler. Geçen yıl, Nountro adlı bir zehir ejderini öldürdüm ve onun tüm özelliklerini aldım. Özellikleri daha sonra sana anlatırım." Hollis hepsini hızlı hızlı tek nefeste anlattıktan sonra konuşmasını bitirdi.

"Bu arada Bay Hollis, duyduğuma göre eski yetmiş iki numarayı üç gün boyunca dövüşüp yendiğini anlatıyormuşsunuz. Ancak bazı görgü tanıklarına göre, adamı iki dakikada yenmişsiniz ve üç gün boyunca orada bekleyip, onu zar zor yenmiş süsü vermişsiniz. Gerçeği öğrenmek isterim." Adam kuşkucu bir şekilde sordu. Sesinde birazcık alay havası vardı.

"N-ne demek iki dakikada yenmişim?! Bu sadece saçmalık olabilir, h-haha. Ben nasıl o kadar güçlü olabilirim?" Hollis anında adamın sorusuna cevap verdi.

"Şüpheli." Adam sessizce konuştu, ama onu herkes duydu.

"Neyse, ah, ne kadar kabayım. Size kendimi tanıtmayı unuttum. Bendeniz Fun Fuo. Ailem ismimi soyadıma uygun olsun diye koymuş. Sizinle tanışmaktan gurur duyuyorum. Bu arada Zend, senin soyadın ne?"

Zend önce biraz bekledi, "Doğduğumda sokağa atılmıştım. Ailemi hiç tanımadım, haliyle soyadımı da bilmiyorum." üzüntüsünü belli etmemeye çalışıyordu, her ne kadar alışık olsa da bunu söylemek çok zordu.

Zend'in geçmişini bilmeyen Maddle ve Hinia kalplerinde bir sızı hissettiler. Belli ki onlar da çocuk için çok üzülmüşlerdi. Özellikle Maddle'ın Zend'e duyduğu hayranlık ve sempati hisleri bir hayli arttı. Çocuğun tek başına büyüyüp aile sevgisini hiç duymamış olmasına rağmen, kafasını böyle dik tutabilmesinin çok zor bir şey olduğunu tahmin ediyordu.

"Anlıyorum, hayatın çok zor geçmiş olmalı. Ancak eminim ki Beyaz Taç, sana hem bir baba olup arkanda duracak, hem bir anne olup şefkat gösterecek, hem de bir kardeş olup hislerini anlayacaktır. Senin gibi ailesi olmayan birçok kardeşimiz var. Sana garanti veririm. Seni öz kardeşleri gibi karşılayacaklardır ve hiç dışlanma hissetmeyeceksin." adam tekrar tekrar Beyaz Taç'ı övüyordu.

"Bu arada, bana ismimle sesleniyorsunuz. İsmimi nereden biliyorsunuz acaba?" Zend ona hiç ismini söylememişti. Yoksa adam onu uzun süredir takip mi ediyordu?

"Sen kafesin içinde yönetici adama ismini söylediğin zaman duydum çocuğum." Fun sakin bir şekilde konuştu.

"Ama o kalabalıkta beni nasıl duyabildiniz? Sunucunun beni duymuş olması bile şaşırtıcı bir olaydı zaten. Biraz kısık sesle konuşmuştum." Zend bunları söylediği anda, sunucunun da ona ismiyle seslendiği aklına geldi. O zaman duymuş olması hiç garip olmazdı.

"Kulaklarımız keskindir Zend, sen daha duyularını uyandırmadığından dolayı bilmiyorsun, ama biz, yüz insan boyu genişliğinde ve uzunluğunda olan bir yerde, bir uçtan diğer uçtaki kelebeğin kanat çırpışını bile duyarız. Tabii ki yeterince odaklanabilirsek." Fun gururla kral modunu övmeye devam etti.

Zend'in ağzı açık kaldı. Kral modunun böylesine güçlü olması aklının ucundan bile geçmezdi.

"Şaşırman doğal tabi. Ama duydukların kral modunun yüzde biri bile değil. Krallığın en güçlü topluluğu olmamızın bir sebebi var. Ben tüm özelliklerimizi duyduğumda bayılmıştım." Fun konuşmasını sürdürdü.

"Ne bekliyoruz? Hadi gidelim!" Zend çok heyecanlandı ve kendine hakim olamayıp bağırdı.

"Haha, sakin ol çocuğum, seni mi kıracağım? Hadi yola çıkalım!" Fun da sesli ve coşkulu bir şekilde konuştu