Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

3. Bölüm Başvuru

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

Tofu, soylu bir aileden gelen eğitimli biri olarak karşısındaki çocuğun daha önce çok arkadaşı olmadığını fark etmişti, bu yüzden üzerine çok gitmemeye karar verdi. Ayrıca o, Tofu soyadını söylediği zaman yüz ifadesini ya da hal ve tavırlarını değiştirmemişti, bu da Tofu'nun ailesini tanımadığını gösteriyordu. Tofu genellikle yaşıtı olan insanlarla çok vakit geçiremezdi, eğitimle ve birçok ciddi şeyle geçirirdi tüm vaktini. Kendi ailesini tanımayan kişilerle de son derece nadiren karşılaşırdı, o çocuk şu an Tofu'nun ailesini tanımadığı için ona önyargılı bir şekilde yaklaşmayacaktı, bu da Tofu'nun hasret kaldığı bir şeydi.

"Tamam, memnun oldum." Tofu kısaca cevap verdi.

"İsminin Zend olduğunu söyledin değil mi? Peki soyadın nedir?" Tofu, doğal olarak karşısındaki çocuğun hangi aileden geldiğini merak etmişti.

Zend bu sorunun cevabını bilmiyordu. Gerçekten bilmiyordu, tanıdığı ve soyadının ne olduğunu sorabileceği tek kişi olan Yaşlı Dilenci'ye bu soruyu daha önce elbette sormuştu. Ancak, "Senin soyadını nasıl bilebilirim aptal velet? Git ve para kazan, yoksa bu akşam yemek yok!" cevabıyla karşılaşmıştı.

En çok merak ettiği sorulardan birisi de buydu. Ben kimim? Annem kim? Babam kim? Ailem var mı? Beni neden terk ettiler? O zamanlar, gelecekte keşke bu soruların cevabını almasaydım diyeceğini bilmiyordu.

"Zend. Sadece Zend." Zend konuşurken soyadını bilmemesinin verdiği üzüntüyü belli etmemeye çalıştı.

"Zend mi? Tamam o zaman." Tofu Zend'in soyadını söylememesinin sebebini utanç olarak tahmin etti. Babası rüşvet alan, idam edilen, suçlu bulunan aileler, yaşadıkları utançtan dolayı soyadlarını söylemezlerdi. Bu oldukça doğal bir şeydi. Ama maalesef Zend, babasını utanç duyacak kadar bile tanımıyordu.

"Peki öyleyse. Bugün buraya krallığın Şövalye Okulu'na başvurmaya geldim. Eminim önümdeki on yılım çok harika geçecek. Çok kudretli bir büyücü olmak istiyorum. Yıldırım elementine zaten yatkınlığım var, eğitimlerini almaya başladım bile. Sen de benim yaşlarımda görünüyorsun. Buraya kayıt olmaya geldin haksız mıyım?" Tofu tane tane, düzgünce ve güzel bir lisanla konuştu. Soylu bir aileden geldiği belliydi.

Zend kısaca kafasını salladı. Bir an karşısındaki çocuğun hayatına imrendi. O çocuk, bir büyü eğitimi bile almıştı. Zend, büyüye yatkınlığı var mı yok mu, onu bile bilmiyordu. Zend'in hayatı da onunki gibi olsa ne iyi olurdu! Ama Zend'inki öyle miydi? Tabii ki hayır, onunki sadece kötü şeylerden ibaretti.

Zend, Tofu ile konuşurken kafasını eğiyordu. Bunun sebebi utanç ya da saygısızlık değildi, sadece kafasını kaldırınca güneş gözünü fazlasıyla rahatsız ediyordu, bu yüzden kafası aşağı eğikti. Yoksa Yaşlı Dilenci, her zaman birisiyle konuştuğunda kafasını kaldırması gerektiğini, konuşurken başını eğerse karşısındakini aşağılamış olabileceğini ve kesinlikle yapılmaması gerektiğini anlatmıştı.

Yakıcı güneşe dayanarak kafasını kaldırdı, karşısındaki asil olduğu her halinden belli olan çocuğa baktı. Tofu orta boyluydu kafasının arkasında Savaşçı At Kuyruğu stili yaptığı, açık kahverengi uzun saçları vardı. Küçük yaşta uzun saçlara sahip bir erkek çocuğu bulmak pek kolay değildi, Zend yaşıtlarını, uzun saçlı bir şekilde neredeyse hiç görmüyordu. Çocuğun gözleri yeşildi, bir kartalınki kadar keskin görünüyorlardı. Çilli bir yüzü ve uyumlu yüz hatları vardı. Zend'den fazlasıyla üstündü.

"Ben de büyük bir savaşçı olmak istiyorum, karşımda kimse duramasın istiyorum. Sadece Yüce Kral'ın emrinde olmak istiyorum. Belki sadece büyücü de olabilirim. Tabii eğer büyücü iken savaşabilirsem." Zend hayallerinin bir kısmını anlattı.

"Gerçekten güzel amaçlar." Tofu onu takdir etti. Hayalleri, yedi yaşındaki bir çocuk için gayet normaldi. O yaşta olan, dünyayı pek bilmeyen her çocuk doğal olarak böyle hayallere sahipti. Biraz gerçekleri öğrenince acaba amaçları nasıl değişecekti? Tofu da onun yaşındaydı, ama birçok gerçeği keşfetmişti. En ufağından paranın içerdiği pislikleri görmüştü, yanındaki çocuktan fazlasıyla farklıydı. "Umarım istediğin her şeyi yapabilirsin kardeşim.'' Tofu konuştu ve gözünü yan tarafa doğru dikti. ''Hah, işte alımlar başladı. Hadi gidip yeteneklerimizi sergileyelim." Tofu, Zend'den gerçekten hoşlanmıştı. O saf ve temiz birine benziyordu. Eğer ikisi de kabul edilirse onunla aynı odada kalmak istiyordu.

Bu sırada herkesin heyecanla izlediği karşılaşma bitmişti. Yua kazanmıştı. Bu zafer bir kişi için bile şaşırtıcı değildi. Şu anda kılıcını zaferin verdiği gururla kınına sokmuştu ve o da, bu sene içinde birlikte aynı okulda okuyacağı yeni çocukları görmek için kabul binasına doğru ilerledi.

Zend ve Tofu sıra almak için içeri girdiler. İçeriye girer girmez sol köşede dün onu aşağılayan adamı gördü Zend. Adam da kısa bir süre sonra Zend'e doğru bakışlarını kaydırdı, Zend'i görünce yüzü hemen sanki bir pislik görmüş gibi bir hal aldı, ardından pis bir sırıtış ortaya çıkardı. Onların bakışmalarını, daha doğrusu adamın pis ve iğrenç bir şekilde Zend'e bakışını gören Tofu, Zend'in bu adamdan rahatsız olduğunu anlayınca, adama sert bir bakış yolladı. Adamın yüzü birden değişti ve korkuyla başını önüne eğdi.

Zend, adamın kafasını önüne eğmesini şaşırtıcı bulmuştu. Tabii ki bunun Tofu'nun bakışıyla olduğunu fark etmişti. Yaşı yedi olmasına rağmen, en azından otuz yaşındaki bir adamın gözlemleme yeteneğinden üstün bir gözlemleme yeteneği vardı. Sokaklarda başka ne yapabilmişti ki? İzlemişti, izlemişti, daha da çok izlemişti...

İkisi birlikte sıra aldılar. Tofu elli sekiz, Zend elli dokuz numarayı almıştı.

Eğitim sistemleri klasikti. On yıl boyunca çalışıyor ve eğitim alıyorlar, son yılın son döneminde ise bir sınava giriyorlar, geçenler mezun olup geçemeyenler atılıyordu. Tabii her senenin sonunda küçük sınavlar, yarışmalar ve turnuvalar yapılıyordu. Mezun olanlar ise orduda seviyelerine göre bir iş bulabiliyor, orduya girmek istemeyenler, paralı askerlik yapabiliyor, ya da bir topluluğa katılıp geçimlerini sağlayabiliyorlardı.

Sürekli küçük, kızlı erkekli çocuklar numaraları söylendiğinde sahne gibi bir alana çıkıyorlar, bedensel sınavlara giriyorlar, son olarak da yatkın oldukları elementlere bakıldıktan sonra, 'Başarılı' ya da 'Başarısız' sesini duyuyor ve aşağı iniyorlardı.

Mavi gözlü, sarışın bir çocuk yeteneklerini sergiledikten sonra büyük bir ''Elli sekiz gelsin." sesi duyuldu.

Zend, telaşla Tofu'ya baktı. Elli sekiz, Tofu'nun numarasıydı. Şimdi sıra ondaydı, sahneye çıkacak ve yeteneklerini gösterecek, ölçülecekti. Tofu platforma çıkarken son derece heyecanlıydı, belki de bu heyecan Tofu'nun duyduğu heyecandan fazlaydı.

Başının arkasındaki açık kahverengi at kuyruğu bir sağa bir sola sallanırken, Tofu, çilli yüzünde kendine güvenen bir ifade ile birlikte platforma çıktı.

"Kendini tanıt!" Kalın ve gür çıkan bir ses, emir veren bir tonda seslendi.

"İsmim Tofu Sweng, yedi yaşındayım ve Sweng Ailesi'nden geliyorum. Tanıştığıma memnun oldum, us..." Tofu bağırarak konuşurken son anda kendini usta dememek için tuttu. Adam biraz önce kendisine usta diye seslenen bir çocuğu, "Ben henüz senin ustan değilim velet!" diyerek aşağılamıştı. Bu yüzden Tofu adama usta dememeye karar verdi.

"Burada bir Sweng görmeyeli çok oluyor, sen neden geldin küçük sıçan!" Adam sinirli ve kaba bir şekilde bağırdı.

Tofu bir anlığına duraksadı, görünüşe göre ailesine eleştiri gelmesi küçük çocuğun pek hoşuna gitmemişti.

"Efendim, ailemin seçimleri sizi hiç ilgilendirmez. Eğer seçimlerimizden şikayetiniz varsa, bunu babama iletiniz. Büyük ihtimal bana sıçan olarak seslenmenizi duyduğunda, alacağınız en küçük ceza dilinize veda etmek olacaktır." Tofu biraz sinirli bir biçimde yüksek sesle konuştu. Sinirli olsa da nazik bir şekilde konuşmuştu, sonuçta o eğitimli bir çocuktu.

Adam, Tofu'nun kendisine sert bir şekilde cevap vermesine hiç şaşırmamış gibiydi. Gülerek söyledi, "Hahaha, Sweng ailesinin tüm özelliklerini miras almışsın evlat, abin de ailesine laf söyletmezdi.'' Adam aynı zamanda biraz geri adım atmış gibiydi, etraftaki izleyenlere, işi şakaya vurmuş bir izlenim vermişti.

Tofu'nun yüzünde küçük bir gülümseme oluştu. Kısaca, "Hmph." dedi.

"Demek beyefendi kendine çok güveniyor. Bu güvenini sınava girdiğinde de görmek istiyorum." Adam bunları söylerken, yüzünde pis bir gülümseme oluştu.

Sınav, Zend'in gözlemlerine göre üç aşamadan oluşuyordu.

İlk aşamada çocuklar yumuşak gibi görünen bir duvara yumruk atıyorlar, böylece güçleri ölçülüyordu.

İkinci aşamada çocukların büyü yeteneği ve yatkınlıkları ölçülüyor, eğer damarlarında dolaşan yoğun büyü gücü olursa, büyücülüğe yönlendiriliyorlardı.

Üçüncü aşamada ise zihinsel dayanıklılıkları ölçülüyor, eğer çocuklar bu aşamadan sonra bayılmadan durabilirlerse, ilk iki aşamada yeteneksiz olsalar da alınıyorlardı. Genellikle bu aşamada çoğu çocuk bayılıyordu.

Tofu, ilk aşamada ve ikinci aşamada son derece başarılı olmuş, hatta küçük bir yıldırım gösterisi bile yapmıştı. Üçüncü aşamada ise son otuz saniyeye kadar bayılmamış, son anda bayılmıştı. İzleyen şövalyeler onun nadir bir yetenek olduğunu söyleyerek onu takdir bile etmişlerdi. Zend onunla arkadaş olmayı başardığı için Tanrı'ya şükretti.

Doğal olarak, Tofu ayılırken kulaklarını çınlatacak kadar sesli bir "Başarılı." sesi duyuldu.

Ardından bir ses daha duyuldu. "Elli dokuz numara gelsin."

***

1270