Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

31. Bölüm Yüzük

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

"Vaaov." Zend adamın arkasından yürürken bir yandan Fun ile sohbet ediyordu.

"İşte geldik." adam yaklaşık otuz saniye yürüdükten sonra, bir masanın üzerinde durdu ve masanın iç tarafına girdi ve masanın alt tarafından bir yetişkin eli boynunda, üzerinde beyaz bir taç olan gri bir kutu getirdi.

"Ooo beyler, çocuk bir yüzük alıyor. Toplanın." biraz önce konuşmayan adamlardan biri, Zend'in aslında hiç fark etmediği üst katın korkuluğundan aşağı atladı.

"Burada bayanlar da var, hatırlatırım." biraz önce kitap okuyan ve şimdi kitabın kapağını kapatıp ayaklanan bir kız konuştu. Adam hiç cevap vermedi ve Zend'in etrafındaki yarım yuvarlağa katıldı.

Zend'in kalp atışları hızlanmaya başladı. Herkes etrafına toplanınca panik olmuştu ve kızarmaya başladığı hakkında bahse bile girebilirdi.

Başkan diye seslenilen adam, yani Karkan, kutuyu Zend'e uzatarak konuşmaya başladı. "Şimdi armanın üstünden elini bu kutunun içine sok."

Zend basitçe kafasını salladı ve Karkan'ın dediği şekilde elini armanın üstüne soktu. Kutu elini içeri çekmeye başladı, bu Zend'i biraz korkutsa da Zend sakinleşmeyi başarmıştı.

"Bu, sana yüzüğünü verecek olan alet. Yüzüklerimiz ne işe yarar biliyor musun?" Karkan yavaşça konuşmaya başladı.

"Parmak izi gibi olduğunu ve herkesin yüzüğünün farklı olduğunu biliyorum efendim." Zend cevap verdi. Bilmese de, yüzüğün kapılardan geçmeye yaradığını biliyordu.

Adam kafa salladı. "Aynen öyle, yüzükler parmak izi gibidir ve herkesin yüzüğü farklıdır. Arma aynıdır tabii, beyaz bir taç, Beyaz Taç'ın tüm yüziklerinde vardır. ancak arka rengi, beyaz tacın büyüklüğü ve diğer değişkenler değişiklik gösterir. Bunu odana, her türlü Beyaz Taç binasına ve diğer binalara girerken kullanabilirsin. Özel yerler hariç her yere giriş iznimiz var. Paralarını bankalara yatırıp onları bu yüzükle geri alabilirsin. Kaybetsen bile, kaybettiğini fark ettiğin anda yeniden parmağında belirecektir."

"Vay canına. Hepsini de bir yüzük yapıyor, öyle mi?" Zend bu kadar şeyi bir yüzüğün yapmış olmasına inanmamıştı.

"Tabii ki. Dünyanın her yerinde yürüyen bir sistem varsa, o da yüzük sistemidir." adam cevap verdi ve devam etti. "Artık elini çekebilirsin."

Zend elini usulca kaldırdı, sağ elinin orta parmağında demiri siyah, üzerindeki yuvarlak kısımdaki beyaz taç, kırmızı bir arkaplanın üzerinde duran bir yüzük vardı. Zend bir an büyülenmiş gibiydi, sanki ortadaki tacın her ayrıntısı görülebiliyormuş gibiydi.

"Kırmızı arkaplan, siyah demir. Güzel görünüme sahip. Kırmızı arkaplan azmi, siyah demir gücü simgeler. Bu renk ve nitelikler en büyük iki niteliğindir, onlar bir kere kaldı mı asla çıkmaz. Büyük bir kardeş olacaksın, öyle görülüyor." Karkan etraflarında yarım yuvarlak yapmış diğer kardeşlerine baktı, konuşmaya başladı. "O zaman arkadaşlar, yeni kardeşimiz Zend'in aramıza katılışını kutluyoruz." Zend masanın üstüne baktığında renklerin yanında özelliklerin yazdığını gördü. Gözüne ilk takılansa, en üstte olan "Sarı-Mutluluk" ikilisiydi.

Kalabalık bağırarak ve zafer naraları atarak Zend'i omuzladı ve yürümeye başladı. Biraz önce yuvarlakta olan bazı insanlar, geri masalara oturmuşlardı. "Zend bazılarının puflayıp "Gene sıradan bir yüzük." dediklerini bile duymuştu, ama bunun moralini bozmasına izin vermemişti.

Zend şu an son derece mutlu hissediyordu, dayanamayıp kahkahayı bastı. Ama kimse onun yüzüğünün arka planının şimdi sarı olduğunu fark etmemişti, herkes eğlenmekle meşguldü. "Zend Kardeş! Zend Kardeş! Zend Kardeş!"

Yaklaşık on dakika sonra tüm binayı turladılar ve sonra biraz önce oturdukları yere tekrar geçip sohbetlerine döndüler.

"Artık ben bir Beyaz Taç Kardeşi mi oldum?" Zend, yanında duran ve gururla ona bakan Fun'a sordu.

"Aynen öyle, artık bir kardeşimizsin." Fun başını sallayarak cevap verdi.

"Fun, neden herkes burada yetişkin? Hiç çocuk ya da küçük biri yok mu?" Zend buraya geldiğinden beri tek bir tane bile çocuk görmemişti. Gördükleri en az yirmili yaşlarda olan insanlardı.

"Aslında var, ama şimdi okuldalar. Biliyorsun gençler okur ve okumaları gerekir, tabii ki güçlü bir savaşçı ya da büyücü olmak için. Burada olan insanlar, Beyaz Taç'ın üçte biri bile değildir. Toplasan burada elli kişi vardır, tüm kardeşlerimizin sayısı dörtyüzün üzerinde."

"Okul mu? Beyaz Taç, eğitimi kendi vermiyor muydu?" Zend merakla sordu.

"Bir nevi veriyor. Buraların en iyi okulu Beyaz Taç için çalışır. Öğrencileri'nin çoğu Beyaz Taç'a üyedir ve Beyaz Taç'a üye olmayanlar da çok nitelikli insanlardır. Öğretmenlerinin çoğunu da Beyaz Taç oluşturur. Ben orada tarih öğretmeniyim, görev için izindeydim ve bugün hem iznimi sonlandırmak için hem de senin kaydını yaptırmak için okula gideceğim. Gel, sana odanı göstereyim. Yorulmuşsundur, dinlen."

Zend başını sallayarak dinledi ve Fun'un dediği her şeyi aklına kazıdı.

Yandaki beyaz binaya geçip dördüncü kata çıkmaya başladılar, tabii ki merdivenle. Bu binaya girerken Zend kendi yüzüğüyle girmek istemişti, Fun ise ona gülümseyerek izin vermişti. Zend kapıyı açmayı başadığında çok heyecanlanmıştı.

Odaya girdiler.

Zend yüzüğünü kapıdaki deliğe sokup bir dakika bekledi. Fun'un dediğine göre odanın birine ait değilken kendine alabilmek için, bir dakika yüzüğünü orada tutman gerekiyordu.

Zend odayı görünce bacaklarına hakim olamadı. Oda o kadar büyüktü ki, Zend içeride köşeden köşeye kenarlardan koşarak gitmeye çalışırsa yorulurdu. Her kenarı en azından on adam boyunda vardı ve içerisi çok süslüydü. Pahalı olduğu her halinden belliydi.

"Vay canına, hiç bu kadar büyük bir oda görmemiştim. Bu benim mi olacak?" Zend'in tutulduğu sandığı dili, konuşmayı başararak büyük bir şey yaptı.

"Evet senin, dilediğin gibi kullan. Yarın da tatil, sonra okula gitmeye başlarsın. Hollis ile olan eğitiminizi yarın onunla konuşursunuz. Sen rahatına bak, hadi görüşürüz." Fun el sallayarak dışarı çıktı.

Zend, dolapta sanki kendi boylarına göre ölçülüp dikilmiş rahat kıyafetler buldu. Bunun yüzükle ilgili olduğunu düşünüp giyindikten sonra kendini yatağa attı. Yatağa atladığı gibi içine gömülen Zend, anında uykuya dalmadan önce bir cümle kurmayı başardı. "Hayatımda hiç bu kadar yumuşaktan bir yatak görmemiştim."