Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

336. Bölüm Tehdit

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Bindikleri araba, hızlıca ilerlemişti Fozre Ailesi'nin malikanesine doğru. Muhtemelen Tarini direkt olarak konuya girecekti ve itiraz kabul etmeyecekti, şimdi gittiklerinde ödülün arkasındaki diğer isimlerin öğrenilmesi mümkün olmazdı belki, ancak daha sonradan bunu yapabilecekleri fırsatlar kesin doğacaktı. O zaman geldiğinde de, Zend, ödülde parmağı olan diğer kişileri de öğrenecekti ve böylece, merakını gidermiş olacaktı. Aynı zamanda Beyaz Taç'ın da gidip konuşabileceği bir yeri olacaktı, ödülün kaldırılması için. Birkaç aile Güneş Ailesi için çok da sorun olmazdı herhalde, Beyaz Taç'ı kendi gücünün içine katmayı başarmış bir aile için, Pounz'daki iki ya da üç aile ne ifade ederdi ki? Güneş Ailesi'nin desteği sayesinde, Zend rahat bir nefes alabilecekti... Bunu unutmayacaktı aynı zamanda, Tarini'nin ona çok yardım ettiğini kabul ediyor ve ileride bunları geri ödeyeceğini aklının bir köşesine sabitliyordu. Tarini'nin ona ihtiyacı olursa eğer gelecekte, Zend hiç düşünmeden yardım edecekti. Sonuçta Güneş Ailesi'nin de sorunları olabilirdi ve bunları çözmek için çeşitli yerlerden gelecek olan yardıma ihtiyaç duyabilirlerdi, böyle zamanlardan birisinde de Zend'e seslenebilirlerdi. İşte o gün, Zend, Tarini'ye yardım etmek için elinden gelenleri ardına koymayacaktı.

''Hahahaha,'' diyerek güldü Tarini. Zend ile aynı arabanın içindeydi o da, genç adamın söylediklerini duyabiliyordu. ''görünüşe göre birileri çok sabırsız, ha?'' 

''Çok da sabırsızlandığım söylenemez, ama bunun bitmesini gerçekten istediğimi söyleyebilirim. Şu kapüşon çıksın artık, değil mi?'' Zend de gülerek cevap verdi hızlı bir şekilde. Tarini'nin onu sabırsız bulması doğaldı tabii, arabaya ilk girdiğinde bile, uzun zamandır bekliyor olduğu bir şeyin gerçekleştiğini belli etmişti.

''Bence de.'' dedi Tarini, bir nefes vermesinin ardından. ''Zend, tam anlamıyla kaldırılacağını direkt kabul etmemek daha doğru olur, sonra iyice baskı altında hissetme diye söylüyorum, ödülün tamamını kaldırmamız biraz vakit alabilir.'' Normal bir şekilde gülerken, yavaşça ciddileşmişti kadın.

''Nasıl yani?'' Zend de ciddileşmişti elbette, Tarini'nin böyle bir şey söyleyeceğini düşünmemişti. Tüm isimleri şimdilik ele geçiremeyeceklerinin farkındaydı elbette o da, Tarini acaba bundan mı bahsediyordu?

''Verdiğin kağıdın üzerinde Zhanyei Fozre'nin mührü var, aile içerisinde belirli bir konuma gelen herkesin ayrı bir mührü olur genelde. Eğer lider onaylarsa, hepsi de Fozre Ailesi'nin sözü olarak geçer. Eğer Vosu, Zhanyei'nin kendisine sormadan bu işe kalkıştığını söyler de bunu savuşturmaya çalışırsa bir şey diyemeyiz, Zhanyei Fozre'de olmadığı için de, önce onu yakalayıp sorgulamamız gibi bir imkan yok şimdilik, nerede olduklarını bile bilmiyoruz, sadece geliyorlar, onu biliyoruz. Diğer kardeşi ve birçok Fozre askeri ile birlikte elbette, bunu da unutmamak gerek. Bana sorarsan, Zhanyei ve diğerlerinin gelişini beklememiz ve o gelince de, gidip bu kanıtla birlikte yanımızda Vosu da varken direkt olarak Zhanyei ile konuşmaya başlamamız gerek, bunu Gri Engerek'e de söyledim ama reddetti, senin Vosu ile ilgili daha farklı planların varmış, Zhanyei ve diğerleri geldikten sonra çok fazla zorlanırmışsın. Bu yüzden de şimdi harekete geçiyormuşuz...'' demesinin ardından, Zend'e bakmıştı meraklı gözlerle genç görünümlü kadın. ''Vosu'yu öldürebileceğinden emin misin?''

''Elbette.'' Zend hızlıca cevap verdi, kafasını sallayarak. ''Elimden kaçabileceğini sanmıyorum, o bir kere bana bulaşmak gibi bir hata yaptı. O ya da ailesi, lider olan Vosu olduğu için, Zhanyei'nin mührünün kullanılmış olmasının pek bir fark yaratacağını sanmıyorum, yeterince ikna kabiliyetin varsa, herkesin ikna olmasını sağlayabilirsin. Böylece sana pek çok bilgiyi verebilirler, bu konuda da bir sorun yaşamayacağımı düşünüyorum. Zhanyei'nin mührünü kullanmış olması akıllıca bir davranış, bu, onu gözden çıkarabileceğini bile gösteriyor. Hatta muhtemelen o Fozre Ailesi'ne hiç varmayacaktır bir daha, feda edilmiştir. Ya ıssız, gözden uzak bir yere yollanmıştır ya da öldürülmüştür, daha doğrusu, Vosu bu belgenin elimize geçtiğini görmesiyle birlikte böyle şeyler yapacaktır. Şimdilik Zhanyei'yi, yani bir kardeşini boşa kaybetmek istemeyecektir. Güzel bir tedbir almış, ancak o kendisini ele vereli çok oldu...'' dedi Zend, Fozre Ailesi'nin evine ilk gidişini hatırladı, aklında canlandırdı birden. Ovaur için üzüldüğünü söylemek için Vosu'nun odasına girdiğinde, onun, kendisine yolladığı bakışları  daha birkaç dakika önce yollanmış gibi hatırlıyordu. Bir nefes daha aldı ve konuşmaya devam etti. ''Vosu'yu ilk gördüğümde bana olan bakışını hatırlıyorum, o bakış, bana kin duyan birisinin gözlerinden çıkıyordu. Bastırılmaya çalışılan bir kindi bu, anlaşılabiliyordu. Ama anlayabilmiştim, Vosu bana son derece öfkeliydi, bunu bastırıp gizlemekte de pek başarılı olduğu söylenemezdi. Yani başıma konulan ödüldeki payı, benim daha önce hiç görmemiş olduğum Zhanyei'den kesinlikle daha fazladır ve bunu kabul etmesi için, canının biraz yanması büyük ihtimalle yeterli olacaktır.'' dedi genç adam, daha sonra da derin bir nefes aldı. Zhanyei'nin mührünün kullanıldığını kendisi fark etmemişti tabii, ismi yazmıyordu onun orada, sadece garip şekiller vardı. Muhtemelen bir kitaptan açıp bakmışlardı zaten, bunun kime ait olduğunu anlamak için. Dünyadaki herkesin mührünü ezbere bilecek değildiniz sonuçta... Ancak durum böyleyse de sorun yoktu. Zend, Vosu ne kadar sıyrılmaya çalışırsa çalışsın asla yılacak birisi değildi, onu güzel bir şekilde yakalayacaktı ve daha sonra da, kendisine diğer isimleri vermesini sağlayacaktı. Yeterince ikna kabiliyetine sahipti sonuçta, genç adam...

''Oh...'' dedi Tarini, Zend'in analiz yeteneğinin karşısında şaşırmış gibi görünüyordu. ''Evet, ben de öyle düşünüyordum açıkçası.'' diyerek, birkaç kez yumuşak bir şekilde birleştirdi ellerini, Zend'i alkışlamak için. ''Bunları sana açıklamamın gerekeceğini düşünmüştüm, ama görünüşe göre gerek kalmamış, hatta senden fikir bile alabilirim, etkilendim, Zend...'' dedi, yavaşça dudağını ısırmıştı, Zend'in çok değerli olduğuna yeni yeni karar vermeye başlamış gibiydi... Onun, güç açısından gerçekten de inanılmaz olduğunu fark etmişti daha önceden, sonuçta o, daha yedinci seviyede olmasına rağmen belli bir güce ulaşabilmişti ve bu güçle, Pounz'da çok değerli bir yer elde etmesi mümkündü. Hatta Dustin'in onu krallığa katmak için uğraş vermesine yol açabilecek kadar fazla güçlüydü, ancak asıl olay bu değildi, yeni yeni fark ediyordu... Asıl önemli olan Zend'in beyniydi, şimdi daha iyi anlayabilmişti. 

Zend tam duygu kontrolünü nasıl yapmıştı, gücü sayesinde mi? 

Hayır... Bu tamamen onun yeteneği ile alakalıydı, zekası ile bile bağlantılı olarak görülebilirdi.

Zend, şimdiye kadar hayatta kalmayı nasıl başarmıştı, gücü sayesinde mi? 

Genel olarak hayır... Tarini, onun daha Ağır Kılıç kullanmaya başlamasının üzerinden çok bir zaman geçmediğini duymuştu daha önce, zaten bu yüzden de henüz deneyimsizdi, Ağır Kılıç konusunda. Yani aslında gücüne dayanarak gelmemişti buraya, yine aklını kullanmıştı. Zend'in değerli olan şeyi güç değildi aslında, çeşitli kabiliyetleri ve zekasıydı... Analiz, gözlem yeteneği mesela... Teknikleri hızlı bir şekilde öğrenebilmesi, her türlü koşulda hayatta kalabilecek kadar gelişmiş olması gibi şeyler, onu değerli kılıyordu. Bunların tamamını onun gücüne dahil etmek de mümkündü tabii...

''Heh, ne sandın sen beni?'' dedi Zend, hafifçe egosu kabarmıştı, gururlanmıştı Tarini'den övgü aldığı için. ''Ama Pounz Krallığı'nın en güçlüsü, dünyanın en güçlü ailelerinden birisi olarak görülen Güneş Ailesi'nin lideri, yüce Tarini'ye tavsiye verebilecek kadar da değilim, hahaha...'' diyerek, bir kahkaha patlattı. ''Ben sadece kendi çapımda bir şeyler düşünüyorum, o kadar gelişmedim henüz.'' dedi bir gülümseme eşliğinde.

''O konudan emin değilim işte.'' dedi Tarini, Zend'e bakarak gülmüştü o da. ''Bence kendini küçümsüyorsun, sende çok cevher var, bunları fazla belli etmemeye çalışıyorsun, ama işe yaramaz. Ben anlarım, hahahaha...'' diyerek, gülmeye devam etti Güneş Ailesi'nin lideri. Aralarında geçen, bol esprili bir konuşmadan sonra Fozre Ailesi'nin malikanesine gelmişlerdi artık...

''Heh, buradan ayrılamıyorum bir, işim her zaman düşüyor bir şekilde şu malikeneye.'' dedi Zend, arabadan inerken. Defalarca kere gelmişti buraya, hepsinde de ayrı bir aksiyon yaşamıştı...

''Merak etme, bu sefer çok heyecanlı olmayacak, daha sakin anlar yaşayacaksın evin içinde. Tou'nun kılıcını kırmana falan gerek kalmayacak.'' diyerek aşağı indi Tarini, neşeliydi. Zend ile sohbet etmesinden kaynaklanıyor gibi görünüyordu, bu neşe. 

''Umarım öyle olur.'' dedi Zend, eğer Vosu sıkıntı çıkarırsa gün uzayabilirdi. Elbette bunun olma ihtimali düşüktü, yanında Tarini vardı genç adamın. Vosu, ona ters bir şey söylemeye kesinlikle cesaret edemezdi. ''Zaten muhtemelen haberi yokmuş gibi davranacaktır, bakalım neler olacak.'' dedi, malikaneye doğru yürümeye başladı. Yanlarında Güneş Ailesi'nden birkaç kişi vardı, elbette hepsi aynı zamanda Beyaz Taç'a da üyeydi. Beyaz Taç'ın kıdemli kardeşleriydi, şu an burada olanlar. Zend, Fozre Malikanesi'nin önünde onunla birlikte olan kişilere baktığı zaman, hemen hepsinin epey güçlü olduğunu fark etmişti. Onları tanıyordu zaten, Beyaz Taç'ın yükseklerine çıkmayı başarmış olan kişiler, diğer Beyaz Taç'lılar tarafından bilinirdi genellikle. Zaten Beyaz Taç'ta yükselebilecek kadar yeteneklilerse, onları tanıyanlar sadece Beyaz Taç kitlesi ile kısıtlı kalmazdı. Mesela Zend, bu konuda güzel bir örnekti o. İlk tanındığı yer bile değildi aslında Beyaz Taç, tüm krallıkla eşzamanlı olarak tanımıştı, Beyaz Taç üyeleri onu. Ama sonuçta tanınmıştı ve bu sadece Beyaz Taç'ın içinde olan bir şey değildi, tüm krallıkta duyulmuştu ismi neredeyse. Onun durumu biraz daha da farklıydı tabii, yüksek seviyeli görevleri yaparak tanınmamıştı, direkt olarak Siyahlar'ın on beşincisi olmuş ve o şekilde hafızalara kazınmıştı, normal bir Beyaz Taç üyesinin, yavaş yavaş yükselmesini beklerdiniz. Zend'den farklı olarak...

''Evet, bence de.'' dedi Tarini, malikaneye doğru yürümeye başlamıştı. Kapının önüne gelmesiyle birlikte, nöbetçi, Tarini'ye bir şey söylemeyi dahi başaramamıştı, Pounz Krallığı'nın birinci kişisine nasıl seslenebilirdi ki? Tarini, sadece ona bir bakış atmış ve içeriye doğru yürümeye başlamıştı. Arkasından da diğer Beyaz Taç kardeşleri ve Zend gelmişti, nöbetçi, bunları görmesiyle birlikte daha da çok şaşırmıştı elbette. Özellikle Zend'i görmesi, kendisi için bir şok oluşturmuştu. Herhangi bir şekilde kendisini gizlemeye çalışmıyordu genç adam, yanında dostları olduğu için ona saldırabilecek birisi yoktu, bu yüzden gizli kalmasına da gerek olmuyordu. Son zamanlarda ülkedeki gündemlerden birisi haline gelmiş olan Zend'i görmek, başındaki ödülden dolayı pek mümkün olmuyordu. Halkın arasına karışmıyordu o, en son birkaç Kale Muhafızı'nı döverken görülmüştü, onlardan birisini öldürmüştü. Daha doğrusu büyülü yaratığı öldürmüştü ama bundan Zend'e de pay çıkarılmıştı. Bu, onun zayıf biri olmadığı konusunda çok bilgi vermişti insanlara, halk arasında dolaşan, Zend'in hile yaparak on beşinci olduğuna dair söylentiler epey azalmıştı, sonuçta o gün öyle ezmişti ki birkaç Kale Muhafızı'nı, onlara destek için gelmiş olan, sayıları yüze yakın olan bir Kale Muhafızı grubundan geriye bir kişi bile kalmamıştı, Zend'in onlara on saniye vermesiyle birlikte. Ona artık zayıf diyen çıkmıyordu pek fazla, herkes, Zend'in gücünün gerçek ve somut olduğunu anlamaya başlamıştı.

Tarini, evin kapısına ilerlemesiyle birlikte bir nefes alıp, kapıya birkaç kere vurdu. Kısa bir süre sonra, kapıyı evin hizmetkârlarından birisi açmıştı. Ancak o da karşısındaki kişiyi görmesiyle birlikte bir süreliğine sessiz kalmıştı, dili tutulmuş gibiydi, Zend, Tarini'nin bu kadar etkileyici birisi olduğunu bilmiyordu. Şimdi daha net anlamaya başlamıştı gücün önemini... İnsanların dili tutuluyordu Tarini'yi görmeleriyle birlikte. ''Vosu içeride mi?'' dedi Tarini, hızlı bir şekilde. Sesi sakin ve pürüzsüzdü, net konuşmuştu.

Hizmetkâr kafasını sallamıştı. ''E-Evet e-efendim...'' dedi, yavaşça. Sesi, Tarini'ninkinin aksine titremişti. 

''Tamam, odasına götür bizi.'' Tarini emrivakiydi, bir şey sorma fırsatı vermemişti hizmetkâra.

Bu şekilde, biraz daha yürümelerinin ardından Vosu'nun bulunduğu odaya ulaşmışlardı... Vosu'nun şaşkın yüzünü gören Zend elbette keyiflenmişti, Tarini'nin odaya dalmasıyla birlikte, apar topar ayaklanmıştı Vosu. Görünüşe göre, hizmetkârın ona haber verecek kadar zamanı bile olmamıştı, bir boşluk bulamamıştı, Fozre Ailesi'ne hizmet eden adam. 

''Lord Zend...'' diyebildi ilk başta, ne olduğunu anlamamış gibi görünüyordu. ''Ziyaretinizi neye borçluyum? Sizin de aynı şekilde, değerli Tarini...'' 

Zend'in cevap vermesine olanak vermeden konuşmaya başlamıştı Tarini. ''Vosu, görüşmeyeli nasılsın?'' diye sormuştu yapmacık bir şekilde gülümseyerek, ancak Vosu'nun da cevap vermesine imkan tanımamıştı. ''İyi gibi görünüyorsun, o yüzden asıl meseleye geçeceğim. Biliyorsun ki, Zend'in başındaki ödül benim de Beyaz Taç'ın da epeydir huzursuz olmasını sağlıyor. Neyse ki dün elimize birkaç bilgi geçti, Ödül Binaları bize ödülü koyan kişilerin ismini vermemişti ve biz de kendi yollarımızla öğrenmeye çalışmıştık, bunun işe yaradığı da elbette söylenebilir.'' dedi, evden çıkarken yüzüğüne koymuş olduğu kağıdı çıkardı. ''Görüyorum da, Fozre de işin içindeymiş? Ne diyorsun bu konuda?'' dedi, direkt olarak baskıcı bir şekilde girmişti konuşmaya.

''Nasıl olur?..'' diye mırıldandı sessizce Vosu, Tarini'nin elindeki kağıda doğru yaklaşmıştı, soğuk terler döktüğü belliydi. Zaten evine direkt olarak, ansızın girilmesi hoşuna gitmemişti ancak karşısındaki Tarini olduğu için itiraz etmesi mümkün olmamıştı, üstüne bir de belgeler mi sızdırılmıştı? Bu gerçek olamazdı, değil mi? Dustin, ondan bu belgeyi almıştı, Vosu'nun düzgün saklayamayacağını düşündüğünü söylemişti.  ''Burada bir yanlışlık olmalı, benim bundan haberim yok...'' dedi, sesi alçak çıkmıştı. ''AH, bu Zhanyei'nin mührü! Özür dilerim, Lord Zend, Zhanyei'nin böyle bir şeyi yapabileceği aklımdan bile geçmemişti, lütfen bağışlayın... Hemen bunun geri çekilmesini sağlayacağız, umarım size çektirdiğimiz sıkıntılardan ötürü bize kötü davranmazsınız...'' diyerek sesini yükseltti birden, yüzüne şaşkın bir ifade yerleştirmişti. ''Zhanyei'nin de hak ettiğini bulmasını sağlayacağım, ailemizi tehlikeye soktu...''

''Bu önemli değil,'' dedi Tarini. ''eğer ki ödülün tamamı kaldırılmazsa, bir saat sonra gelip Fozre Ailesi'nden gördüğüm herkesi öldürürüm, bilginiz olsun.''

''Ancak burada, sadece iki yüz bin altını Fozre Ailesi'nin ödediği yazıyor...'' demişti Vosu, kağıdı eline alıp incelemişti birazcık. 

''Sence bu umrumda mı?'' dedi Tarini, son derece tehditkârdı. Zend, bu konuşmanın buraya kadar böylesine hızlı bir şekilde ilerleyeceğini tahmin edememişti. ''Eğer diğer kısmı kaldıramayacaksan, bana onu koyanların ismini ver. Bir saat sonra geleceğim tekrardan, dediğim gibi. Ne yapıp edip öğreneceksin Vosu, yoksa, endişelenmen gereken bir aile kalmayacak.'' 

***

2056