Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

42. Bölüm Tarih Dinlemek

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

"Yun'a vurmayı başardın mı yani?" Zend'in sınıfta hiç görmediği bir çocuk arkalarından konuştu. "Uyuyor muydu? Ya da bayılmış mıydı?"

Zend bir an şaşırdı. Çocuk neden böyle sorular sormuştu acaba? Birine vurduğu için Zend'in kötü olduğunu mu düşünüyordu?

"Ee... Normal bir şekilde vurdum işte. Biraz tatsızlık yaşamıştık da, bir anlık sinirle oldu."

"Hayır onu demiyorum, vurduğunda Yun uyanık mıydı diyorum." çocuk tekrar konuştu. Kısa boylu, turuncu saçlı bir çocuktu.

"Sanırım değildi. Uyuyor muydun Yun?" Zend konuştu.

"Benden daha iyi bilmen gerekmez mi? Sonuçta bana vuran sendin, haha." Yun Zend'e bakarak konuştu, sonra Zend'e döndü. "Ayrıca uyumuyordum ya da bir büyüyle bağlanmış değildim. Üstüne, sinirlenip Zend'e saldırdım ve onu bir Kıskaç kullanarak kitledim. Ama Zend, elindeki kilidi açtı ve sağlam bir tane indirdi. Ben hayatımda böyle yumruk yemedim, duvara gömülmüşüm. Kyuk'un büyüsü beni iyileştirdikten sonra bile iki saat yatmak zorunda kaldım."

Çocuğun gözleri açıldı. "Kolunun kilidini nasıl açtı peki?"

Yun bir daha Zend'e baktı. "İşte benim merak ettiğim de bu. Yumruk yemek bana koymadı, ama Kıskaç'ın zincirlerinin çıplak elle açıldığını görmek bana koydu. Eminim Zend bana bunu nasıl yaptığını söyler, değil mi?" Yun hafifçe alaylı bir şekilde kıkırdadı.

"Çıplak elle mi?" bu sefer kıvırcık, kısa saçlı bir kız konuştu. "Bir büyüyü çıplak elle tutmanın imkansız olduğunu herkes bilir. Yediğin yumruğu açıklayacak başka bir şey bulamadın mı Yun? Haha." kızın gayet dalga geçermiş gibi bir gali vardı.

"Doğruyu söylüyorum, gerçekten tuttu. Değil mi Zend, yalan mı söylüyorum?" Yun aceleyle konuştu. En iyi sınıfın en iyisi olarak bir gururu vardı ve bunun ezilmesini istemiyordu.

Zend ne yaptığından emin değildi. "Bilmiyorum, sadece yumruğumu düşünüyordum. Ama bir zincir tuttuğumu hatırlıyorum, sanırım ondan bahsediyorsunuz."

"İşte, gördün mü? O da böyle söylüyor." Yun kıza bakarak konuştu.

"Saçmalama Yun. Eminim düzgün bir açıklaması vardır. Çocukların hayal görmesi normal bir durum, büyüklerinize sorun." kız sessizce konuştu. Ama bu sorun oluşturmadı, çünkü o anda tüm sınıf susmuş onları dinliyordu.

"Hayır doğru. Birçok kardeşe sordum, duyunca ben de çok şaşırmıştım ama hepsi de bunun doğru olduğunu söyledi." oturan, biraz önce somurtan çocuklardan biri konuşmaya girdi.

İki sınıf da Zend'e bakmaya başladı. Zend bugün gözleri üst üste üzerine çektiğini düşündü, bu onu utandırıyordu.

"Nasıl yaptın peki?" biraz önce Zend'i savunan dört kişiden en büyük gibi görünen konuştu. Zend biraz önce çocukla tanışmıştı, isminin Syan olduğunu söylemişti, gayet yakışıklı bir çocuktu ve soylu biri olduğu duruşundan bile belli oluyordu.

Zend'in üzerinde baskı oluşmuştu. O gün o zincirleri nasıl tutmuştu ki? Sadece onları geri çekmeye çalışmıştı ve onlar da gelmişlerdi.

Zend tam cevap verecekken kapı açıldı. "Merhaba çocuklar, hadi ikinci derse başlayalım."

Zend sonunda tanıdık bir yüz gördüğü için mutlu oldu. Fun kapıdan içeri girdi ve gözleriyle Zend'i aradı. Çocuğu görünce ona gülümsedi ve göz kırptı, sonra masaya elindeki kitabı koydu, ellerini çırparak sınıfın ortasına doğru yürüdü.

"Büyü ve Sihir Tarihi dersimize tekrar hoş geldiniz! Hadi başlayalım. En son kaçıncı sayfadaydık?" Fun hızlı ve coşkulu bir şekilde konuştu.

"Dokuz yüz on birinci sayfadayız Fun." her sınıfta en az beş tane olan ve sınıfın en çalışkan öğrencileri olan kızlar vardır. Onlardan birine benzeyen bir tanesi konuştu.

"Fun mu? Neden öğretmenim demedi?" Zend fısıldayarak yanında oturan, biraz önce onu savunan çocuklardan biri olan Pindlack'a seslendi. Pindlack orta seviyeli bir aileden geliyordu, ama eğitimliydi ve güvenilir bir yapısı vardı.

Çocuk da ona fısıldadı. "Fun bizimle arkadaş olmak ister. Öğretmen olarak yaklaşmayı sevmediğini söyler. Ona öğretmen olarak seslenmemizi istemez."

Zend bunun tam da Fun'a göre bir davranış olduğunu düşünüp kafasını salladı. Pindlack'a sayfayı açması için rica etti ve okuma yazmayı en kısa sürede kapacağını kendine tembihleyip Fun'un anlattıklarını dinlemeye başladı.

Fun gerçekten iyi bir öğretmendi. Çocukların dikkatinin dağılmasına hiç izin vermiyor, sürekli heyecanı yüksek seviyede tutuyordu ve geçmişte yaşanan olayları şu an yaşıyormuş gibi anlatıyor, bazen de kendi yorumlarını ekliyordu. Tam biraz ders işleyip öğrencilerin sıkıldığını fark edince masaların üzerine çıkıp orada geziyor ve kimsenin dikkatinin dağılmasına izin vermiyordu. Yarım küre şeklinde olan masaların bir ucundan başlayıp diğer ucuna hızlı hızlı gidiyor, öğrencilere sorular soruyor ve espri yaparak hem kendini, hem de sınıfı güldürüyordu. Zend Fun'un bu kadar çok şeyi bildiğini daha önce tahmin etmemişti.

Zend bu dersi çok seveceğinden emin oldu ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadı bile. Teneffüs zili çaldığında daha derse yeni girdiklerini düşünmüştü.

Fun teneffüs olunca sınıftan çıkmadan Zend'in yanına uğradı. "Nasılsın Zend? İlk günün nasıl geçiyor?"

Zend adamın güler yüzünü görüp iyice neşelendi. Fun gerçekten iyi bir adamdı. Her zaman neşeliydi ve karşısındakinin keyfini arttırmayı da çok iyi biliyordu.

Zend kıkırdayarak cevap verdi. "İlk ders pek iyi olmasa da hu ders çok güzeldi Fun. Gördüğüm en iyi öğretmensin. Zaten iki öğretmenin dersine girdim gerçi, haha."

Fun da güldü ve elini Zend'in başına atarak başını okşadı. "Haha, ilk dersinize giren öğretmen kimdi ki?"

"Ee... Sanırım öğrenciler ona Ylis diye seslenmişlerdi. Seviyor musun onu?" Zend dersten hiç zevk almadığı için ilk derste hangi derse girdiklerini bile unutmuştu. Kadının ismini hatırlaması için bile düşünmesi gerekti.

"Ayy, lanet cadı. İlk dersine onun girmesi kötü olmuş. Sadece Karkan'ın sözünü dinliyor ve dersi de hiç anlatamaz. Tarihi eser zaten kendileri, geçen gün müzede sergilemek için almak istediler ama bize lazımdı. Hahaha."

Zend Fun'un dediklerini çok komik buldu ve beraber gülmeye başladılar. Karnının ağrıdığını ve gözünden bir damla yaş aktığını hissetti. Tam kendini sakinleştirdiğinde aklına bir soru geldi. "Karkan mı? O neden Karkan'ı dinliyor ki? Beyaz Taç yüzüğü takmıyordu sonuçta."

Fun da gülmeyi kesti ve cevap verdi. "Bilmiyor musun? Karkan bizim müdür olur."

Zend bunu daha önce duymamıştı kısaca tamam dedi.

"Hadi arkadaşlarınla biraz zaman geçir. Akşam yemekte ayrıntıları konuşuruz zaten." Fun konuştu ve elini salladıktan sonra dışarı çıktı.

Zend önceki teneffüste konuştuğu dört kişiyi sınıfta aradı, aşağı yukarı on kişilik bir grubun içinde olduklarını gördü ve yanlarına gitti.

Zend'i koruyanlardan olan Bournaz, hemen Zend'e oturması için yanında yer açtı. Zaten çok çekilmesine gerek kalmadı çünkü hafifçe sıska bir çocuktu ve küçük bir yapısı vardı. Zend ona teşekkür ederek oturdu ve konuşmayı dinlemeye başladı. Çocuklar Yıl Sonu Yarışmaları diye bir şeyle ilgili konuşuyorlardı.

Yun heyecanla konuşmaya başladı. "Bu yılki Hız Faktörü'ne ben katılacağım ona göre, itiraz istemem."

"Sakin ol Yun, daha on ay var. İlerde seçeriz." Zend'in sınıfta daha önce gördüğü maviyle karışık beyaz saçlı bir çocuk konuştu.

"Peşin peşin söylerim ben, hız benden sorulur." Yun konuştu, gözleri ortalıkta gezerken Zend'e takıldı. "Millet, sanırım Bire Bir için en uygun kişiyi buldum." eliyle Zend'i gösterdi.

"Saçmalama Yun. Şansına sana vurmuş olabilir ama okuma yazma bile bilmeyen birini tüm sınıfın adayı olarak göstermem ben." Pindlack'ın yanında oturan sarışın bir çocuk araya girdi.

"Birini okuma yazma seviyesine göre değerlendirmemelisin bence Liga." Bournaz konuştu.

"Liga, yani diyorsun ki Bire Bir için en uygun olan sensin, öyle mi?" Yun konuştu, mavi saçlı çocuk da onu onayladı.

"Okuma yazmayı da geçtim, eminim o daha önce hiç savaş eğitimi almamış biridir. Üçüncü seviye bir savaşçı olması bir şeyi değiştirmez. Yanlış mıyım çocuk? Bildiğin bir teknik var mı?" Zend'e doğru baktı.

Zend sessizce cevap verdi. "Hayır yok. Daha önce bir teknik öğrenmedim."

"Gördün mü, önyargıyı sevmem ama çocuk oraya girerse direk yenileceği aşikâr. N'oldu sana Yun? Mantıklı düşünemiyor musun? Bir garipsin bugün." mavi saçlı çocuk sertçe konuştu.

"Bana neyin vurduğunu biliyorum ben Liga. Boş yere onu göstermedim." Yun konuştu.

"Saçmalama Yun. At gözlüğünü çıkarmalısın." çocuk konuştu. Kimse konuşmuyordu, herkes çıkabilecek olan tartışmayı dinlemekteydi.

"Yani diyorsun ki ben Bire Bir'de Zend'den daha iyiyim." Yun tekrar benzer bir şekilde konuştu.

"Biraz önce de söyledim zaten, evet. Neden bir kere daha soruyorsun ki?" çocuk sinirlenmiş gibiydi.

"Kanıtla o zaman." Yun kısaca tartışmayı bitirdi.