Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

49. Bölüm Yıl Sonu Yarışmaları (1)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

"Evet, ellerin." Karkan çocuğun ellerini işaret etti.

"Ne varmış ellerimde?" Zend ellerini iç tarafları yüzüne gelecek şekilde kaldırdı.

"Öncelikle denemek istediğim bir şey var, neredeyse eminim ama bunu denemekte fayda var." Karkan cebinden Zend'in daha önce gördüğü ve kullandığı iğneyi çıkardı. "Bu ne biliyor musun?" elindekini Zend'e doğru tuttu. Zend'in daha cevap vermesine imkân vermeden tekrar konuştu. "Bu bir büyülü nesne. İçinde ateş elementi büyücüleri tarafından bir miktar büyü konulmuş. İçindeki büyü miktarı bitene kadar bununla ateş yakabilirsin, hayatı kolaylaştırmak için kullanılan bir büyülü eşyadır."

Zend hemen başını salladı, onu daha önce görmüştü. Pek hatırlamak istemiyordu ama, garip kafayı yakmak için onu kullanmıştı. "Arkadan üfleyince önden ateş çıkıyor, biliyorum onu."

Karkan başını salladı. "Ooo, birileri büyülü eşyalar dersini iyi dinlemiş. Hefrols konuşurken onu dinlememek mümkün değil gerçi, değil mi? Haha." Zend aklına Hefrols'un büyülü eşyalar dersini getirdi. Kadın her konuştuğunda o kadar nazik ve yavaş konuşuyordu ki, tüm erkekler ona odaklanıp hayallere dalıyorlardı, bu da sınıftaki kızların onlara tiksintiyle bakmalarına neden oluyordu. Zend bile birkaç kere onun çekiciliğine kapılmıştı, artık yaşı hafif hafif büyümeye başlamıştı ve hayatın gerçeklerini anlamaya başlıyordu. Kadınların görünüşlerinden dolayı onlara verilen değerin neden olduğunu yavaşça anlamaya başlamıştı. Güzel kadınları görünce insanın içinde farklı hisler oluşuyordu. Zend bunu birinci elden deneyimlemişti.

Karkan iğnenin arkasından üfledi. "Bunu tut!" üfledikten sonra hızlıca Zend'in üstüne doğru ateşi yolladı ama tabii ki bu hız Zend'e göre hızlıydı. Karkan için hız bile değildi. Ateş bir ip gibi ileri doğru uzamıştı ve iğnenin kendi boyunun iki katı uzunluğa gelmişti bile. Zend kendine doğru gelen ateşle panikledi ve iğne kendine doğru son derece hızlı geldiği için panikledi, ama bir refleksle kendine doğru gelen iğneyi tutmak için elini kaldırdı, ama görüdüğü şey onu şok etmeye yetti. İğne havada duruyordu!

Avuç içi iğneyi gösteriyordu, elini o şekilde tutmaya devam etmişti. Karkan'ın sesini duydu. "Haha, işte bu!" adamın sesi coşkuluydu.

"N-N'oldu?!" Zend durdurmaya çalıştığı iğnenin havada durmasıyla çok şaşırdı, ama iğne bir süre sonra söndü ve yere düştü. Zend hala hiç hareket etmemişti.

"Büyü nasıl oluştu biliyor musun? İşlediniz mi derslerde?" Karkan Zend'in yüzüne baktı.

"Ee..." Zend biraz düşündü ve aklını yokladı. Büyü tarihi derslerinde Fun onlara biraz anlatmıştı, ama konunun içine pek girmemişlerdi. "Çok iyi öğrenmedik ama, hatırladığıma göre çok eski zamanlarda dünyada yaşamaya başlamış olan ejderhalar iki zıt nesneyi birleştirerek büyüyü elde etmişlerdi." Zend konuştu.

"Aynen öyle. Büyünün her zaman kararsız olmasının ve sürekli tehlikeli olup dağılabilmesinin nedeni aslında iki zıt maddenin bir araya gelmesiyle oluşan bir şey olması. İyi ve kötü olarak da düşünebilirsin, yin ve yang. " Karkan ayağa kalktı. "Büyü uygulayıcılarının ellerinde kullandıkları element ve büyülerle orantılı olacak şekilde dağılmış enerjileri vardır. Bu enerji, bazı yerlere göre ki diye geçer ama genelde ki kelimesini savaşçılar için kullanırız, el ve ayaklarda yoğun olur çünkü bu organlar büyü yaparken en çok kullanılan organlardır. Ama senin ellerinde bu zıt özellikli enerji yok. Sağ elinde tamamen farklı, sol elinde tamamen farklı bir enerji var. Bunları iyi ve kötü olarak düşünemezsin, ama birbirlerinin tam olarak zıttıdırlar. Aynı şekilde bu iki zıt enerji bir araya gelince, büyüye karşı durabilecek tek enerjiyi oluşturur, çünkü büyünün aslında yapıldığı şey de kendisidir. Tabii ki savaşçı enerjileri de büyüleri durdurabilir ve onlarla savaşabilir; ama bir büyüyü en ufak tutma imkânı yoktur." Karkan Zend'in yanına geldi ve çocuğun küçük elini tutup yukarı kaldırdı. "Ayrıca bu zıtlığın sende bulunmaması, senin büyü kullanamamanı sağlar. Çünkü tek bir enerjiden olan bir element yok, belki sağ elimle birini sol elimle diğerini kontrol edebilirim diye düşünebilirsin, ama bu basitçe imkânsızdır. Ama bunun avantajları da var. İstediğin gibi tüm büyüleri yakalama yeteneğine sahip oluyorsun. Böyle bir şey en son üç bin yıl önce görüldü, buna sahip olan kişi efsanevi bir savaşçıya dönüştü ve tek başına bir ordu gibiydi. Büyücüler ona karşı savaşamıyorlardı, büyüler ona tabii ki zarar veriyordu ama zaten çok güçlü bir savaşçı olduğu için büyüyü yakalayıp sahibine karşı savurabiliyordu. Eğer onu yakalayabilirsen, büyü evcil bir şeydir. Tabii ki elinden kaçırmaman gerek."

"Senin büyü kullanamamana bakınca, nasıl kendi büyünü kullanabildiğin belirsiz. Ama zaten o element hakkında çok fazla soru işareti var, belki bildiğimizin dışında bir büyü bile olabilir. Ben bile bunu bilemiyorum. Ama şunu biliyorum, o iğnedeki büyülü ateş, elindeki enerjiyle çarpıştı ve birbirlerini ittiler. Elindeki enerji ateşi kontrol altına attı ve onu tuttu. Bu yüzden sana doğru yaklaşmadı ya da düşmedi. Ateş sönüp büyü kaybolunca da düştü, çünkü bu eşyada ateşten başka elindeki enerjiyle iletişimde olan bir şey yoktu."

Zend adamın dedikleriyle şok içinde kalmıştı. Büyüyü yakalamak! Böyle bir şey nasıl olabilirdi?! Ağzını açıp da konuşmadı bile.

***

Akşam olunca Karkan'ın ona verdiği, akşam bakmayı düşünüp çantasına attığı tekniği merak etti ve odasına gelir gelmez kendini attığı yatakta tekniğin kapağını incelemeye başladı. Kapağı yoktu, bir şey de yazmıyordu. Sanki altından yapılmış bir kitap gibi sapsarı ve parlak görüntüsü dışında hiçbir yazısı yoktu kapağında.

Okumayı bilmenin verdiği rahatlıkla içini açtı ve kapaklarını yavaşça çevirmeye başladı. İçi de aynı şekilde sarı renkli ve parlaktı, ama onlarda da kapakta olduğu gibi hiç yazı yoktu. Zend kendi küçük yüzünün ve boncuk boncuk gözlerinin yansımasından başka bir şey görmedi. İlk sayfanın boş olmasından dolayı şaşırdı ve hızlı hızlı kapaklarını çevirmeye başladı. Diğer sayfalar da aynıydı.

"Ranon, neden hiçbir şey yazmıyor bu kitapta?" Zend zor durumlarda kalınca danıştığı Ranon'a sordu. Ne zaman zor bir şey olsa, hemen ona tanışırdı. Ranon her zaman doğru olan şeyi Zend'e söylerdi.

Her zaman olduğu gibi ağır, yaşlı bir ses, Zend'in içinden yükseldi. "Belli ki garip bir şekilde yazılmış bir kitap. Yazan kişi sadece dalga geçiyor olabilir, belki de henüz onu okuyacak kadar seviye atlamamışsındır, böyle şeyler olabiliyor."

Zend usulca dinledi. "Neyse, güçlenince tekrar bakarım o zaman. Çok güçlü bir teknik gibi gözüküyor."

El kitabını masasının üstüne attı ve yatağına yatıp dinlenmeye başladı.

***

"Seni yazdığımız sınıf bu sınıf. Okuldaki en düşük seviyeli sınıf, ama onlar da ortalamanın üstündeler ve yetenekleri fena değil. Sonuçta bu okulda okumak için hak kazanmış çocuklar." Fun bir kapının önünde durdu, Zend ile konuştu. "Maçlar ikide başlayacak. Senin maçın ise altıda. Kazanırsan yarın ikinci maçını yapacaksın. Şu anki ders öğretmenine haber verdim. Gir içeri biraz plan falan yapın, sonuçta kazanırsan onlar da kazanmış olacak. Devamını bilmiyorsan onlardan dinleyebilirsin. Sana güveniyorum."

Zend başını salladı ve kapıyı çaldı. "İzninizle."

***