Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

5. Bölüm Aşağılanmak

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

Gözlerini açtığında seyirciler etrafında yuvarlak oluşturmuştu. En önde de ona endişeyle bakan Tofu vardı. Gözleri üzüntü doluydu. Zend üçüncü aşamaya geçerken baktığı Tofu'yu ve onun garip yüz ifadesini hatırladı. Neler olduğunu, neden üçüncü aşamada Tofu'nun ona öyle baktığını, neden etrafında bir topluluk oluştuğunu sormak istedi, ama uyuşuk olan dilinden dolayı soramadı. Kendini konuşmaya zorlayınca ağzından anlamsız birkaç tane kelime çıktı.

"Kendini zorlamana gerek yok, kardeşim." Tofu, Zend'in konuşabilmek için kendini zorladığını gördü, ona engel olmak istedi.

''Geçtim, değil mi Tafu?'' Zend kendini daha da fazla zorlayarak konuştu.

Zend bayılırken 'Başarısız' kelimesini gayet iyi bir şekilde duymuştu, ama kendini duymadığına inandırmış ve hayal gördüğünü düşünmüştü.

Zend'i duyduktan sonra Tofu'nun yüzü düştü, arkadaşına geçemediğini nasıl söyleyebileceğini düşündü. Hem de sadece geçememiş değil, tüm aşamalarda en düşük statları almıştı. İlk aşamada vurduğu yumruğun gücü, Tofu'nun tek parmağıyla uygulayabileceği kuvvete eşdeğerdi. Tofu bu yumruğun güçsüzlüğünü görünce arkadaşının bir büyücü olabileceğini düşündü, çünkü büyücüler genelde çok kuvvetsiz olurlardı. İkinci aşamaya geçince, Tofu umutla mülakata giren çocuğun statlarına baktı. Ama tekrar çok düşük statlardı, sadece bir büyüden bile iz yoktu. Tofu, bunu görünce yüzünün solmasına engel olamadı. Ama arkadaşından hala umutluydu. Eğer üçüncü aşamada bayılmazsa ilk iki aşamayı geçememesine rağmen kabul edilecekti, büyücü ya da savaşçı olamasa bile bir danışman veya iradesi güçlü bir krallık katibi olabilirdi. Onlar için de bir savaşşu okulu mezunu olmak gerekiyordu. Ancak yine en düşük başarılardan birini göstermiş, sadece beş saniye dayanabilmişti. Etraftaki herkes bir çocuk nasıl bu kadar zayıf olabilir diye düşünüp, yanına gelmişler ve gerçekten bu kadar başarısız bir insan olabilir mi diye merak etmişlerdi.

''Hayır kardeşim. Geçemedin.'' Tofu karşısındaki çocuktan gerçekten hoşlanıyordu. Daha ilk gördüğü yerde çok saf bir kalbi olduğunu, asla kötülük yapmak istemeyeceğini anlayıp onunla dost olmak istemişti.

Zend'in yüzünde birden ağlamaklı bir ifade oluştu. Bu ifadeyi gören Tofu, arkadaşını teselli etmek için yumuşakça konuştu.''Kardeşim, lütfen üzülme. Burada başaramamış olsan bile, Kale Muhafızları'nın yanında başarabilirsin. Sonuçta buraya kabul edilmeyen yüzlerce insan, Kale Muhafızları'nın yanında güçlü savaşçılara dönüştüler.''

Zend'in içi kan ağlıyordu. Buraya kabul edileceğinden o kadar emindi ki, başarısız olduğunu duyduğunda kalbi hiç yaşamadığı bir his yaşamıştı. Zend bu hissi bir daha yaşamak istemiyordu, yedi yaşına kadar çektiği tüm zorluklar bile bu his kadar acıtmamıştı.

Tofu'ya güvense bile onun sözlerine inanmak istemedi. Onların doğru olduğunu kesin olarak biliyordu ama ona inanmamayı seçmişti.

''Hayır. Olamaz. Olmamalı." Zend başını ellerinin arasına almıştı. "Buraya kabul edilmeliydim. Bunu çok bekledim!'' Zend şu an duygusal olarak yıkılmıştı. Ayağa zorla kalktı ve koşarak kendilerini test eden adamın yanına gitti. Son umuduyla birlikte adamın ayaklarına kapanarak ağladı ve konuşmaya başladı.

''Lütfen efendim, beni bir daha sınav yapın." Onurunu bir kere daha ayaklar altına almak, onu üzmeyecekti. "Lütfen, bir yanlışlık olmuş olmalı. Lütfen, son bir kez.''

Zend'in bu yalvarışlarına rağmen, adamın yüzünde ufacık bir duygu bile yoktu. Tepki vermemesinin üstüne, Zend'e bir tekme attı ve onu diğer duvarın önüne uçurdu. Çocuğun ağzından kan geldi, Zend bir yandan kan kusarken, bir yandan da ayağa kalkmaya çalışmıştı.

Zend pes etmedi. Göğsünden bir çatırdama gelmişti, Zend bunun bir kemik kırılma sesi olduğunu tahmin ediyordu. Tekrar koşarak adamın yanına gitti ve adama kendini bir kez daha sınav yapması için yalvarmaya başladı. Adam tam bir kez daha tekme atacakken, Tofu adamın önüne geçti ve adamı durdurdu. Eğer bir tekme daha yerse Zend'in hayatının solacağını hissetmişti. Adamın ayağını tutu ve, ''Arkadaşım için özür dilerim, efendim. Henüz ne dediğini bilmiyor.'' Tofu da Zend için geri adım atmak zorunda kalmıştı. Sweng Ailesi'nden birinin özür dilemesi, ne kadar da büyük bir aşağılanmaydı! Onu kurtarmıştı, ama Zend adamın karşısına geçip yalvarmaya devam etti.

Adam Tofu'nun hatırına Zend'e vurmayacaktı. Ama sinirlenmiyor da değildi. Tam bu sırada biraz önce başka bir savaşçıyla savaşan kız, Yua, hızlı bir şekilde gelip Zend'e bir tekme attı. Adam ona engel olmak istedi, ''Yapma Yua, ölecek.'' Zend o anda kan kustu. Ama bu tekme, Tofu'nun sinirini zıplatmıştı. Ne kadar sinirlense de bu duruma müdahele edemeyeceği için kendine küfretti.

Zend tekrar ayağa kalkmaya çalıştı, ama kalkamadı. En çok yapabildiği tek dizinin üstünde durabilmek oldu. ''Hala ayağa kalkıyor, aklın da yeteneklerin kadar düşük seviye olmalı.'' Kızıl saçlı kız konuştu. Kılıcını çekti, ''Benim attığım tekmeden sonra hala doğrulmaya cüret ediyorsun? Ölümüne susamış olmalısın. Seni burada idam edebilirim. Bu kadar zayıf olmana rağmen hala deniyorsun. Arkadaşını dinleyip vazgeçmeliydin!'' dedi. Yua bunları söyleyince, kalabalık heyecan içinde bağırmaya başladı. Sonuçta Yua'nın birini öldürmesini izleyeceklerdi.

Tofu çok sinirlendi ve ona etki etmeyeceğini bile bile küçük bir yıldırım büyüsü yaptı, kızın üstüne fırlattı. Burada arkadaşı için ölse bile, onun ölmesine izin vermek istemiyordu. Hem de burada ölürse, babası buradaki herkesin soyunu kuruturdu ve intikamı alınmış olurdu.

Kız yıldırım büyüsünden zorlanmadan kaçtı, ve Tofu'ya bir bakış atarak Zend'e doğru koşmaya başladı. Kılıcını kaldırdı, bu olay sert adamın hiç umrunda değil gibiydi.

''Buraya kadar mıydı? Hani güçlü bir savaşçı olup kralını koruyacaktın?'' Zend'in içinden ona doğru bir ses geldi, bu sesin içgüdü denilen şey olduğunu düşündü. Zaten bunu daha fazla düşünecek zamanının olmayacağını düşündü ve kendini rahat bıraktı.

Bu sırada aniden gelen son derece korkunç bir aura, alım binasının bir ucundan diğer ucuna kadar içinde bulunan herkesin titremesine neden oldu. Kapıdan içeri hızla bir adam girdi. Elinde tuttuğu kocaman kılıç, sınavı izleyen ve sürekli bağıran, Zend dayak yerken başka yere bakan ve buna göz yuman korkunç adamın iki katı büyüklükte ve ağırlıkta gibiydi. Adam öfkeli bir ejderhayı andırıyor, bakışları insanın ruhunu deliyordu. İçeri gelen korkunç aura yüzünden, Yua kılıcını indirememişti bile. İki eli havada kalmıştı, kapıdan gelen birinin olduğunu fark etti ama korkudan ona bakamadı.

Kapıdan giren adam son derece sinirli görünüyordu. Zend'e tekme atan sert ifadeli adam, onu görünce altına yapacak gibi olmuştu, yüzü korkuyla beyazlamıştı ve terliyordu. Adam, bir anda sert ve güçlü bir kaplan gibi Yua'nın yanına geldi, tek parmağı ile Yua'nın kılıcına vurdu. Yua'nın kılıcı parçalandı ve parçaları arkalara doğru uçtu.

Yua o kadar çok korkmuştu ki bacaklarını kontrol edemedi, karşısında kendisini parçalayacak gibi duran kaslı adama sadece yarım saniyeliğine bakması, yere düşmesine neden olmuştu.

Zend'e vuran sert ifadeli adam, hemen Tou'nun yanına geldi ve ayaklarına kapanıp ona merhamet etmesi için yalvarmaya başladı.

''Lütfen bizi affedin Büyük Efendi Tou. Lütfen tüm ailemizi öldürmeyin ve sadece bizi öldürmekle yetinin. Sizi kızdıracak ne yaptık?'' Adam korku içinde Tou'ya baktı.

Zend'i işaret etti ve konuştu.''Bu çocuğa kim eziyet etti?''

Zend'e vuran adam bir anda kasıldı, ağlaması iki katına çıkarak bağırmaya başladı.

''İşte şu aptal kız. Hemen onu cezalandıracağım yüce Tou.'' Tou adama sert bir şekilde baktı ve aurasının baskın tarafını ona doğru yolladı. Adam birden bayıldı. Kıza baktı, kız yere oturmuş, elleri ayakları titreyerek kendisine bakmaya çalışıyordu. O an kızı öldürmek istedi, ama bunu Yaşlı Dilenci'nin fazlasıyla övdüğü çocuğun yapmasının daha doğru olduğuna kanaat getirdi.

Tou Zend'e doğru baktı ve seslice konuştu.''Hey," Tou sonunda Yaşlı Dilenci'nin bahsettiği çocukla konuşmayı başarmıştı. Onu keşfetmeyi her şeyden çok istiyordu. "hala okula girmek istiyor musun genç adam?'' Zend önce şaşırdı, ama biraz önce çok kötü dayak yemişti ve öfke olarak geri dönüyordu. Biraz önce o kadar çabalamasına rağmen onu bir kere daha teste almamışlardı bile. Şu an gerçekten sinirliydi ve sesli bir şekilde cevap verdi. Hisleri bir anda, sanki baştan sona değişmişti. ''Hayır. Savaşçı olabilmek için sizin aptal okulunuza ihtiyacım yok. Kendi başımın çaresine bakarım ben. Bu zamana kadar yaptığım gibi.''

Tou son derece afallamıştı. Zend, sanki bu sözleri otuz yaşında bir adam gibi, sokak çocuğu olmasına rağmen bir asil gibi söylemişti. Büyük Qouen'in bu çocukta ne bulduğunu ilk gördüğü anda anlamaya başladı, bir kahkaha attı ve yavaşça cevap verdi. "Garipsin çocuk. Aynı zamanda iddialısın da. Madem savaşçı olmak için okula ihtiyacın yok, dört, hatta üç yıl içinde bu kızdan güçlü olabilirsin değil mi? Üç yıl içinde yapılacak ve yeni nesilden çocukların katılacağı. Bir turnuvada bu kızı yenebilirsin de, değil mi? Ama haberin olsun, bu kız yeni neslin öncülerinden ve çok büyük potansiyel vaad ediyor. Sadece bu potansiyel bile seni ikiye katlar.'' Tou Zend'in gözünü korkutmaya çalışmıştı, geri çekilip çekilmeyeceğini merak ediyordu. Normalde birinin sıfırdan Yua'nın seviyesine gelmesi, onun en azından beş yılını alırdı. Ama burada amaç Zend'i korkutmak olduğu için bunları görmezden geldi.

''Hah, potansiyelmiş. Onu yenmek için öyle şeylere ihtiyacım yok.'' Zend kendine güvenerek konuştu. Neden kendine güveniyordu, ya da biraz önce feci şekilde aşağılanmış olmasına rağmen kendine duyduğu güveni nereden buluyordu bilmiyordu ama, güveniyordu işte.

Tou bunu duyunca çocuğa daha da ısındı. Kendi küçüklüğünde ona yöneltilen, 'sen kimsin de onu yeneceksin?' sorusuna benzer bir cevap vermişti. Çocuğu kendi küçüklüğüne çok benzetmişti. Bu sebeple, ona karşı garip bir yakınlık hissetti.

***

1335