Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

6. Bölüm Ses

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Tou'nun orada bulunmasına, üstüne Zend'i korumasına en çok Tofu sevinmişti. Sonuçta Tou efsanelere konu olan biriydi. Söylentilere göre sekiz yıl önce yapılan Goehtro Vadisi Savaşı'nda yirmi iki yaşında olmasına rağmen karşı tarafın ordusunun yarısını tek başına öldürmüştü. Böyle yüksek konumdaki birinin Zend'e yardım etmesi mucizevi bir şeydi. Üstelik Tou, Kralın Sağ Kolu ünvanına erişmişti. Bunların hepsini bir kenara bile bıraksak, Tou otuz yaşında, sadece otuz yaşında Ejderha Seviyesi'ne bir adım uzaklık kalacak kadar ilerlemişti. Onun gelişim yeteneği neredeyse Pounz'da tekti. Ulusal bir dahi gibiydi.

''Tamam o zaman delikanlı," Tou memnuniyetle dudaklarını kıvırdı. Aslında buraya gelerek yapmak istediği şeyi şimdi söylemeye karar verdi. "öğrencim olmak ister misin? Ben güçlü biriyimdir.'' Tou Zend'i zaten Büyük Qouen'in mirası olduğu eğitmek istiyordu, ama aynı zamanda onun tavırlarından hoşlandı ve ona öğrencisi olmasını teklif etti, ileride de onu temsilcisi yapmayı düşünüyordu. Büyük Qouen de aynı bu şekilde onu temsilcisi yapmıştı, borcunu kesinlikle ödemeliydi.

Bunu duyunca etraftakilerin ağzı daha da açıldı ve tüm binada ağzı kapalı olan bir kişi bile kalmadı. Özellikle de Tofu çok şaşırmıştı. Kralın Sağ Kolu tarafından verilen bire bir eğitim teklifi! Bu fırsat herkesin eline geçmezdi. Zend'i bırak, babaları krallığın en üst tarafında olan insanlar bile Tou'nun öğrencisi olma fırsatına erişemezlerdi. Üstüne Tou öğrenci kabul etmiyordu, tekniklerini kimsenin anlayamadığını, birini eğitmek için yüz kat saha sabırlı olması gerektiğini, ama bu sabrın onda olmadığı söylerdi. Tou'nun öğrencisi olmak... Kim bilir ne kadar güçlü olurdun. Tofu şu an Zend'i kıskanmaya başlamıştı, Sweng Ailesi'nin genç efendisi olmasına rağmen, o bile Tou'nun öğrencisi olma fırsatını yakalayamazdı. Ama bu fırsat Zend'in eline geçmişti. Zend eğer bunu kabul etmezse bir aptal olduğu kesindi.

Zend bunu duyunca bayıldığını hissetti. Kralın Sağ Kolu bizzat kendisine gel öğrencim ol diyordu! Zend'e! Ailesi bile olmayan, sefil, öksüz birine! Bunu nasıl olur da kabul etmezdi? Tam ''Çok memnun olurum, usta.'' diyeceği sırada içinden bir ses geldi.

''Reddet.''

Bir an Zend'in kulakları uğuldadı. Ses o kadar yoğun ve baskıcıydı ki, eğer dediğini yapmazsa beyni patlayabilirmiş gibi hissediyordu.

''Neden?'' Zend ne olduğunu anlayamamış olsa da şaşkınlıkla sordu.

''Reddet. Henüz onun eğitimi için hazır değilsin.'' Baskıcı ve yoğun ses, yaşlı bir insandan geliyormuş gibiydi.

''Kralın Sağ Kolu bana eğitim teklifinde bulunuyor, nasıl olur da onu reddederim? Üstelik sen kimsin?'' Zend acaba insanlara zor durumda kaldıklarında yardım eden içgüdüsü ile mi konuşuyordu? Efsanelerde birçok yerde içgüdüleri sayesinde hayatta kalan kahramanlar bulunuyordu, Zend'de de böyle bir şey varsa, bu Zend'in de bir kahraman olma potansiyelinde olduğunu mu gösteriyordu?

''Sana reddet diyorsam bu senin için iyi olandır evlat, inan bana.'' Ses o kadar yoğundu ki, sadece konuşmasıyla bile karşısında duran yaşayan bir efsaneyi, Tou'yu susturabilirmiş gibiydi.

Zend sesin dediğini yapmaktan başka bir çaresi olmadığını fark etti. Ses eğer sinirlenirse onu parçalayacakmış gibiydi. Sadece ''Peki.'' diyebildi. Söyleyeceği, baskıcı ve içgüdüsüne ters düşen bir şey, onun vücudunun baskıdan dolayı patlayabileceği düşüncesini Zend'e aşılamaktaydı. Korku Zend'in kafasının içinde, o fark etmeden büyürek devasa bir hal almıştı. Onun, yani içgüdüsünün dediklerini reddedemeyecekti. Kafasına böyle bir düşünce yerleşmişti bile, nereden çıkmıştı bilinmez, onu reddederse de ölecekti.

''O sana şu kızdan üstün olman için üç yıl versi. Çok istiyorsan, ona üç yıl sonra öğrencisi olabileceğini söyle. Vücudun o zaman onun eğitimi için dayanıklı olabilecek seviyeye gelmiş olacak.'' Ses tekrar konuştu.

''Reddediyorum.'' Zend'in içi kan ağlasa da, baskıcı sese uymaktan başka çaresi yoktu. Bir an, sadece görünmesiyle bile Zend'in kalbini yerinden hoplatan adamın eğitimini geri çevirdiğini hatırladı ve üzüntüden ağlamanın sınırına geldi, son anda durdu. Ağlamak istemiyordu. Ama gözleri dolmuştu ve nefsi Zend'e lanet ediyordu.

''Ne diyorsun gerizekalı!!'' Tofu şaşkınlıkla karışık bir sinirle kükredi.

''Seni aptal.'', ''Kafanın içinde beyin var mı?'', ''Ah, onun bir beyinsiz olduğunu söylediğimde haklıydım.'', ''Sokakta yetişince böyle oluyor, beynini de hırsızlara kaptırmış sanırım.'' Bir anda herkes hep bir ağızdan konuşmaya başladı. Orada bulunan hiç kimse, Zend'in böylesine bir aptallık yapacağını tahmin etmemişti. Onun beyni gerçekten de yeteneği kadardı.

Tou ise bir Yuathra Dev Kertenkelesi çarpmışa dönü. İlk kez birine eğitim teklif ediyordu ve o kişi de reddetmişti. Şu an garip duygular içerisindeydi. Çocuğun eğitimi reddetmesi, eğitimden daha iyi yolları olduğunun ispatıydı. Böyle bir yol var mı son derece merak ediyordu. Öte yandan, ilk kez böyle reddediliyordu ve bu onda biraz şaşkınlığa yol açmıştı. Aynı zamanda reddedildiği için sinirli ve öfkeliydi. Ama tüm bu duyguların içinde merak ve ilgi baskın geldi.

''Efendim, sizi şimdi reddettim ama bunun bir sebebi var. Üç yıl sonra bu sebep yok olmuş olacak, dolayısıyla sizin öğrenciniz olabileceğim.'' Zend güzelce planlarını söyledi.

Tou'ya çarpan Yuathra Dev Kertenkelesi onu bir de altında çiğnedi, hem reddedilmişti, hem de randevu almıştı. Neye şaşırmalıydı? Reddedildiğine mi, yoksa bir de reddedilmenin üzerine randevu aldığına mı? Normalde olsa şu an karşısındakinin boynuna kılıcını geçirirdi, ancak, bu çocuk çok özelmiş gibi hissediyordu, bu düşüncenin temelini Qouen atmıştı. Tou'nun, Zend'e karşı sempati duymasını istemiş olmalıydı. Başarmıştı da, şu an Tou'nun Zend'e  karşı garip bir şekilde, gerçekten bir sempatisi vardı.

''Hahaha!" Tou istemsizce bir kahkaha patlattı. "Gerçekten garipsin sen çocuk! Beni reddetmen, benim eğitimimin seni yapacağından daha güçlü yapacak bir şeyin var demek. Bunu son derece merak ediyorum. Üç yıl sonra, dört gözle bekliyor olacağım. Sakın güçlenmeden geri dönme.'' Tou sesli bir şekilde konuştu.

''Öyle olsun o zaman, gelecekteki öğrencim. Turnuvadan sonra bu kızı yenmiş olursan, seni gerçekten eğiteceğim ve tüm yeteneklerimi kullanacağım!'' Tou bağırarak devam etti, sesinde merak, heyecan ve ilgi vardı

Tofu bayıldı.

Evet, oracıkta bayıldı. Ulaşılmaz olarak bilinen Kralın Sağ Kolu, önce reddedilmişti ardından da eğitimi yapmak için üç yıl sonrasına anlaşmışlardı. Hem de Zend ile birlikte. Zend ismini daha önce duydu mu diye aklını kontrol etti. Sonuçta Kralın Sağ Kolu'nun sıradan bir çocuğa karşı böyle bir davranışta bulunması hayra alamet değildi. Kimdi bu çocuk?

Ayıldığında, Zend yanında oturuyordu. Yediği dayaktan dolayı her tarafı kan içinde kalmıştı. Tofu, Zend'in ölmediğine şükrediyor, aynı zamanda şaşırıyordu.

''Hey, Zend.'' Tofu sessizce konuştu. Etraflarında yine kalabalık vardı, ama bu sefer Zend'e tiksintiyle değil, merak ve korkuyla bakıyorlardı. Çoğunun aklında aynı soru vardı. Kimdi bu çocuk?

Haliyle Tofu'nun da aklında aynı soru vardı.

''Kimsin sen?''

''Ben Zend.'' Zend kısaca cevap verdi. Kendisi de eğitimi niçin reddettiğini anlamış değildi. Burada saha fazla duramayacaktı. Tou gitmişti ve Zend Tofu'nun ayılmasını beklemişti. Ancak, Tofu'nun konuşacak hali yok gibiydi. Zend etraftaki aşağılayıcı bakışlara daha fazla katlanmak istemiyordu. Hızlı bir şekilde ayağa kalktı ve aklına gelen bir fikirle içgüdüsüne seslendi.

''Hey! Burada mısın? Cevap ver.'' Zend biraz önce ona eğitimi reddetmesini söyleyen ses ile konuşmaya çalıştı.

''Söyle Zend, Ne diyeceksin?'' Ses, ağır bir şekilde cevap verdi. Yaşlı birinin sesi gibiydi.

''Turnuvadan sonra, tekrar Tofu'nun yanına gelip yedi yıl daha okumaya devam edebilir miyim?'' Zend turnuvadan sonra Tofu ile birlikte daha çok zaman geçirmek istiyordu. Aynı odada kalmak, yastık savaşı yapmak, birbirlerine su atmak ve daha çok fazla olan eğlenceli şeyler...

''Tabii yapabilirsin. Ayrıntıları daha sonra konuşuruz.'' Ses cevap verdi. Sanki Zend'in daha fazla burada kalmasını istemiyor gibiydi, kısaca kestirip atmıştı.

Zend tekrar Tofu'ya dikkatini verdi.

''Tafu, üç yıl sonra turnuvayı atlatınca, tekrar beraber kalıp birlikte eğlenceli şeyler yapabileceğiz. Sadece üç yıl.'' Zend'in sesinde veda tonu vardı, ama bu kısa bir vedaydı. Zend vedaları hiç sevmezdi. Zaten bir kere veda etmişti, oda Yaşlı Dilenci içindi. Ama sadece bir kere etmek bile vedalardan nefret etmesine yetmişti.

''Tamam o zaman," Tofu hiçbir şeyi kendine açıklayamamıştı ama, bir şekilde cevap verme ihtiyacı duydu. "üç yılda güçlenip okulun iç katmanına girmeliyim. Hem diğer okullarla senin için de savaşırım. Turnuvaya da katılacağım. Belki karşı karşıya geliriz ha?'' Tofu biraz gülerek söyledi. Diğer okullarla savaşmayı ve yıl sonunda yapılan turnuvalara girmeyi sıra beklerken planlamışlardı. Evet planlamışlardı, daha yeni tanışmalarına rağmen tüm okul hayatlarını bile birlikte planlamışlardı. İki çocuğun ne kadar çabuk kaynaşacağını, inanın tahmin edemezsiniz.

''Neden olmasın?'' Bu fikir Zend'e çok güzel gelmişti. Yavaşça arkasını döndü, kanlı kıyafetleri, simsiyah saçları ve boncuk boncuk gözleriyle, dışarı doğru yürüdü.

İçine derin bir nefes çekti. ''Peki şimdi ne yapacağız?'' Zend içindeki sese seslendi.

''Sana bir usta bulacağız evlat.''

***

1287