Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

9. Bölüm Emma'nın Evi

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

Zend ayağa kalktığında karşılaştığı manzara garipti. Kendine en son seslenen adam haricindeki herkes yerde yatıyordu. Adam Zend'e doğru döndüğünde şaşırmıştı. Küçük çocuk, beklediğinden çok daha farklı bir yere gizlenmişti.

"Bayan Emma da senin yanında değil mi?" kısa boylu ve hafifçe şişko olan adam, Zend'e seslendi. O bunu söyleyince Emma da dışarı çıktı. Çöpte olmaktan rahatsız gibi görünmüyordu.

"Babanız sizin için çok endişelendi, her saniye sizi takip ederek korumuyor olsaydım, çok kötü şeyler olabilirdi. Şanslıyız ki bu delikanlı sizi ben gelene kadar güvende tutmuş gibi görünüyor. Hadi, eve gidelim."

Zend zaten adamları oyalayıp yanındaki kızın kaçması için vakit sağlamayı düşünüyordu ama adam zaten onu kurtarmaya gelmişti.

"O halde ben gidiyorum." Zend kızın ve abisinin güvende olduğunu görünce rahatladı ve saf kalbi, karşısındaki adamın yalan söylemiş olmasına hiç ihtimal vermedi.

"Dur bakalım çocuk, eminim Lord Fuo bu olayın ayrıntılarını duyduğunda seni yeterince ödüllendirecektir. Ama malesef seni eğitminle ilgilenmek gibi bir olayım olmayacak. O Bayan Emma'ya zarar vermemen için söylediğim bir şeydi." büyücü konuştu.

"Beni mi? Tamam o zaman." Zend biraz hayal kırıklığı yaşadı. Ama bir yandan da mutlu olmuştu. Eğitim almasa bile para alacağını düşünüyordu. Bu para yeni kıyafetler alması için yeterli olmalıydı.

Emma çok üzülmüştü. Heyecanı çok kısa sürmüştü ve yeterince eğlenmediğini düşünüyordu.

Beraber yola çıktılar ve yürüyerek eve vardılar.

Eve vardıklarında Zend şok oldu. Daha önce hiç bu kadar büyük bir ev görmemişti ve şato gibi görünen evin önünde en azından otuz tane hizmetçi vardı.

Büyücü arkadaşça Zend'i içeri aldı ve ona ana salonda oturacak bir kanepe gösterdi.

Zend otururken Emma babasının yanına gittiğini söyledi ve yanından ayrıldı.

Bu sırada uzun boylu sarışın bir çocuk ve siyah saçlı mavi gözlü orta boylu bir kız Zend'in yanına doğru ilerledi. Zend onların Emma'nın kardeşleri olduklarını tahmin etmişti.

"Hey, naber velet." uzun boylu erkek son derece kaba bir şekilde Zend'e seslendi. Zend ise utanarak "İyiyim efendim, teşekkürler." diyebildi.

"Kız kardeşimizi senin gibi bir eziğin kurtarmış olması ne büyük utanç." erkek olan sertçe söyledi.

Zend sadece başını öne eğebildi. Çocuk son derece haklıydı. "Ben işe yaramazın tekiyim. Ne diyebilirim ki?" diye geçirdi içinden.

Zend başını öne eğdiğinde siyah saçlı kız yavaş ve narince konuştu."Ah, kardeşimin kusuruna bakma. Bazen çok kaba konuşup kalp kırıcı olabiliyor." bunları söyledikten sonra yavaşça eteğinin kenarlarından tuttu ve dizlerini kırarak eğildi, başıyla selam verir gibi teşekkür etti.

Zend'in kıza içi ısınmıştı. Hiç kaba değildi ve kendisi gibi bir sokak çocuğuna bile böyle teşekkür ediyordu.

"Ne demek, rica ederim. Kim olsa aynısını yapardı." Zend bunları söyleyince kızın yüzünde bir tebessüm oluştu ve, "O halde izninle." dedi ve yavaşça arkasını dönerek uzaklaştı. Onlar giderken, uzun boylu olan çocuğun, kıza, "Böyle bir eziğin karşısında neden eğildin?" dediğini duydu.

***

"Lord Fuo, çocuğa ne yapmamızı emredersiniz? Onu ödüllendirecek misiniz?" büyücü eğilerek konuştu.

"Kızımın bir sokak çocuğu tarafından kurtarıldığının duyulmasına izin veremem. Öldürün onu." orta yaşlı adam kesinlik bildirerek konuştu.

"Ama efendim, çocuk olmasa kolay bir şekilde kızınızı kurtaramazdım."

"Sana onu öldür dedim." Fuo biraz sinirlenmişti.

"Evet efendim."

Büyücü üzülerek Zend'in yanına gitti ve sessizce konuştu.

"Gel bakalım evlat, seni arka tarafta ödüllendireceğim, Lord Fuo para ödülüne karar verdi."

"Para mı? Haha, tamam geliyorum." Zend çok sevinçliydi. Ama içinden, bu sevinci bozan bir ses geldi.

"Seni öldürecek." Yaşlı ses ağırca konuştu.

"Öldürecek mi? Peki neden?" Zend hiç anlamamıştı.

"Saf kalbin bunu anlamaz evlat." yaşlı ses Zend'in kalbini biliyordu. Neyi anlayıp neyi anlamayacağını da kesin olarak biliyordu.

"Peki ne yapacaksın evlat? Sekizinci seviye bir büyücü ile nasıl baş edeceksin?" yaşlı ses hiç yardım etme havasında gibi görünmüyordu.

Zend'in kalp atışları hızlandı. Yaşlı sesin dediklerinin kesin doğru olduğunu zaten biliyordu. Ama o adamla nasıl mücadele edeceğini hiç bilmiyordu. Okula bile alınmamış haliyle ne yapabilirdi ki?

"Hah, Drompt onu öldürmeye götürüyor. Hadi izleyelim." Uzun boylu çocuk siyah saçlı kıza seslendi. Kız, en fazla on yaşında gibiydi. Ama büyük bir havası vardı.

Arka kapıdan çıktıklarında Büyücü durdu. O durunca, Zend de durdu.

Büyücü tam arkasını döndüğünde, Emma koşarak buraya doğru geliyordu.

"Drompt, bunu yapma!" Emma avazının çıktığı kadar bağırdı. Onu kurtaran çocuğu öldüreceğini anlamıştı. Onu böyle mi ödüllendiriyorlardı?

"Bu benim müdahale edebileceğim bir şey değil Bayan Emma. Özür dilerim." büyücü üzüntüsünü belli ediyordu.

Uzun boylu çocuk ve siyah saçlı kız, yukarıda bir balkona oturup aşağıyı izliyorlardı. Sanki çok heyecanlı bir şey varmış gibi dikkat kesilmişlerdi.

"Söz veriyorum evlat, acısız olacak. Hiçbir şey hissetmeyeceksin." büyücü konuştu.

"Hayır, onu böyle mi ödüllendiriyorsunuz?!" Emma yere çökmüştü.

Zend de olayı çözmüş ve başını öne eğmişti. Yapabileceği hiçbir şey yoktu. Büyücü elinde ateşten bir bıçak çıkardı."Son sözün nedir çocuğum?" buna kendisinin de üzüldüğü belliydi.

"Son söz, bence hayattaki en gereksiz şeydir. Yap gitsin." Zend durumu kabullenmişti. Sanki şu ana kadar kurduğu tüm hayaller artık yavaşça külleri dönüşüyorlardı. Son söz olayını da hiç anlamamıştı. Ona göre bu insanların daha da çok üzen bir olaydı. Olmaması daha iyiydi.

Büyücü elindeki hançeri kaldırdı ve Zend'in boğazına doğru hızla indirdi. Hançer boğazına girdiğinde, bilinci yavaşça kaybolan Zend'in tek görebildiği, ağzından sızan siyah bir dumandı.