Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

11. Bölüm İkna Etmeye Çalışmak

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

Bu soruya rağmen Wang Chong durumu düzgün bir şekilde açıklamadı.

 “Ne söylersem söyleyeyim bana inanmayacağınızı biliyorum. Lakin bilmeniz gereken bazı şeyler var. Öncelikle, buradan çıkar çıkmaz Kral Song kesinlikle sizi yanına çağıracak; gönderdiği elçi yakında burada olacaktır. İkinci olarak da şunu sakın unutmayın baba; Kral Song ile buluştuktan sonra Ordu Personeli Bürosu tarafından bir emir yayınlanacak ve bu emir doğrultusunda sınırlara dönmeniz gerekecek!

 “İşte o vakit baba, söylediklerimin doğru olup olmadığını anlayacaksınız. İşte o vakit, bu sözlerin bir çocuğun lafları mı, yoksa gerçeklerin ta kendisi mi olduğunu anlayacaksınız!”

 Wang Chong kasvetli bir ses tonuyla konuştu.

 Eski hayatında, babası ve Yao Guang Yi buluştuktan hemen sonra Kral Song onu yanına çağırmıştı. Sonuçta Yao Guang Yi bu buluşmayı bilerek Kral Song’a sızdırmıştı.

  Yao Guang Yi’nin kurduğu bu mükemmel plan sayesinde Wang Yan’ın yapabileceği hiçbir şey kalmamıştı. Akabinde, Yao Guang Yi ve Kral Qi ikilisi Ordu Personeli Bürosu’ndaki etkilerini kullanarak Wang Yan’ı sınırlara göndermiş ve böylece Wang Yan durumu Kral Song’a açıklama fırsatını tamamen yitirmişti.

 Ve Huren hadisesi de bundan kısa bir süre sonra gerçekleşmişti.

 İlk başlarda ciddi görünmeyen bu olay, insanların dikkatini çekmemişti. Hurenlerin, diğer bir adıyla ‘Hu’ların işgal çabaları gerçek bir tehdit olmaktan çok uzaktı ve Wang Yan gibi bir adam için onları alt etmek basit bir işti.

 Fakat en kritik anda, aniden Yao Guang Yi’nin askerleri ona yardım etmek için ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla Hular iyice ezilmişti. Fakat aynı esnada, bu durum adeta Yao Guang Yi ve Wang Yan ikilisinin birlikte çalıştığı ve hatta Yao Klanı ile Wang Klanı’nın arasında bir ittifak kurulduğu mesajını vermişti.

 İşte bu mesaj yüzünden Kral Song ihanete uğradığını düşünmüş ve Wang Yan’ın Kral Qi’nin tarafına geçtiğini varsaymıştı. Öfkelendiğini söylemeye gerek yoktu.

 Wang Chong her şeyi dün gibi hatırlıyordu ama bunları babasına anlatamazdı.

 Böyle bir durumda ne söylerse söylesin babası ona inanmayacaktı. Hatta fazla şey söylerse ters bir etki yaratabilir ve Wang Chong’un onu kandırmaya çalıştığını zannedebilirdi. Fakat Yao Guang Yi kışlayı terk edip, ordusuyla Wang Yan’ın kontrolündeki topraklara girdiğinde, babası durumu oracıkta kavrayacaktı.

  Koskoca bir nehrin donması için bir gün yetmezdi! Güven denen kavram da bir günde oluşmuyordu!

 Wang Chong’un söylediği sözler tekrar ve tekrar doğru çıktığı sürece babası zamanla onun saçmalamadığını fark edecekti.

 Hu işgalinde 25 kilometre geri çekildiği takdirde, Wang Klanı bir felaketten kurtulmuş olacaktı.

 Böylece Wang Chong’un çabaları boşa gitmeyecekti.

 Fakat o esnada, Wang Chong ne olursa olsun daha fazlasını söyleyemezdi!

 Wang Yan bu sözleri duyduktan sonra şoke oldu. Wang Ailesi’nin küçük çocuğu da afallamıştı. Abisinin söylediği bütün sözleri anlayabiliyordu ama bu sözleri birleştirdiğinde, ortaya nasıl bir mananın çıktığını çözememişti.

 Wang Chong’un söylediği şeyler fazlasıyla gizemliydi; neredeyse imkansızdı!

 “Ne saçmalıyorsun sen!”

 Wang Yan nihayet kendine geldi ve tam oğlunu azarlayacağı esnada Wang Chong’un ifadesini görerek duraksadı. Wang Chong hiç de yalan söylüyormuş gibi görünmüyordu.

 Hangi baba, oğlunun şanı ve şöhreti elde etmesini istemezdi? Wang Chong onu ne kadar hayal kırıklığına uğratmış olursa olsun, Wang Yan’ın kalbinde hala bir umut vardı. Belki de… Belki de oğlu gerçekten büyümüştü.

 Fakat olaya nereden bakarsanız bakın, Wang Chong’un sözleri tam anlamıyla insanın aklını başından alıyordu.

 Wang Yan daha geçenlerde Kral Song ile buluşmuştu ve mantıken bir süreliğine görüşmeyeceklerdi. Hele ki Engin Turna Köşkü’nden dışarıya adımını atar atmaz Kral Song’un onu çağırması… Hiç mantıklı değildi! Ayrıca Ordu Personeli Bürosu’yla ilgili meselede bir general olan Wang Yan bile hiçbir şey bilmezken, Wang Chong nasıl bu bilgileri öğrenmiş olabilirdi?

 Hatta Wang Chong bu iki olayın da ne zaman yaşanacağını ‘net’ bir şekilde ifade etmişti.

 Gerçek gibi değildi!

 “Baba, bana inanmadığınızı biliyorum ama kız kardeşimle buraya sadece olay çıkarmak için gelmedik. Yao Guang Yi klanımıza zarar vermek istiyor ve size bir tuzak kurdu. Toplantıyı Kral Song’a haber veren kişi odur! Eğer bana inanmıyorsanız şunu garanti edebilirim; Kral Song sizi çağırdıktan sonra soracağı ilk şey Yao Guang Yi ile yaptığınız toplantı olacak!

 “Yanılıyorsam her türlü ceza kabulümdür. Fakat haklı çıkarsam… Size yalvarırım ki Kral Song’a şunları söyleyin: Ona Yao Guang Yi’nin sizi Kral Qi’nin tarafına çekmeye çalıştığını ve sizin de bunu net bir şekilde reddettiğinizi söyleyin!”

 “Yalvarırım!”

 Wang Chong sözlerinin yarısında diz çöktü ve eğildi.

 Wang Klanı’nı bekleyen gizli tehlikeleri sadece o biliyordu. Bu durumda geçmişte yaşananlara engel olmak için elinden gelen her şeyi yapmalıydı.

 “Yeter!”

 Wang Yan bir anlığına afalladıktan sonra sinirlendi.

 “Hala konuşuyorsun! Senin hiç mi utanman yok? Derhal malikaneye dön. Eğer seni dışarıda boş boş gezerken görürsem, bacaklarını kırarım!”

 “Abi, yeter!”

 Wang Xiao Yao’nun vücudu kasıldı ve kızcağız korku içinde titredi. Babasının suratında korkunç bir ifade vardı; daha önce onu bu kadar sinirli görmemişti.

 “Tamam! Anladım.”

 Wang Chong teselli etmek için kız kardeşine baktı; ona her şeyin yolunda olduğunu söyledi ve ayağa kalkarak meseleyi daha fazla üstelemedi.

 Elinden geleni yapmıştı. Pencerelerden dışarıya, kalabalığın toplandığı yere bakan Wang Chong iki tanıdık figür gördü.

  Buraya geldiklerine göre, Kral Song’un yakında hamlesini yapacağına şüphe yoktu. İşte o zaman babası bu sözlerin doğru olup olmadığını anlayacaktı.

 Belki de Wang Chong’un ‘uslu’ hareketlerindendir, bilinmez; ancak Wang Yan’ın ifadesi yumuşuyordu.

 “Eve dönün! Geldiğimde konuşacağız!”

 Wang Yan kol yakalarını savurarak merdivenlere yöneldi ve köşkten çıktı.

 Wang Chong da tek bir kelime etmeden onu takip ediyordu. Birlikte köşkten çıktılar.

……

 Sokaklarda insan kaynıyordu. Engin Turna Köşkü başkentteki en itibarlı ve başarılı restoranlardan biriydi ve yaşanan olaylar sayısız insanın dikkatini çekmişti.

 “Hm, Kardeş Wang! Burada ne işin var?”

 Dışarı çıkar çıkmaz kalabalıktan bir kişi onlara seslendi. Wang Yan başını çevirdiğinde yaklaşmakta olan iki tanıdık figürü gördü.

 “Lord Bao! Lord Lu!”

 Wang Yan’ın kalbi titredi. Hemen tepki vererek ileri yürüdü. ‘Bao Xuan’ ve ‘Lu Ting’ ikilisi kraliyet çevresinde danışmanlık yapan kimselerdi. Fakat farklı bir kimlikleri daha vardı. Onlar da Wang Yan gibi Kral Song’un tarafındaydı.

 “Burada ne yapıyorsunuz?” Wang Yan yanlarına giderek konuşmaya başladı.

 “Hehehe, bugün Kardeş Bao bir istisna yaparak beni Engin Turna Köşkü’ndeki bir toplantıya çağırdı. Böyle nadir bir fırsatı nasıl kaçırabilirdim ki? Hemen geldim!” Lu Ting geniş bir kahkaha attı.

 Lu Ting ve Bao Xuan… Bu ikili Kral Song’a yardım eden akademisyenlerdi. Fakat resmi meseleler dışında nadiren birlikte takılırlardı. Bao Xuan ilk defa Lu Ting’i böyle lüks bir restorana çağırıyordu.

 Wang Chong ses etmeden babasının arkasında duruyordu.

 Lu Ting ve Bao Xuan’ı görmek onu hiç şaşırtmamıştı. Eski hayatında bu ikilinin büyük bir rol oynadığını hatırlıyordu.

 O zamanlarda, bu ikili babası ve Yao Guang Yi arasındaki gizli toplantı için şahitlik yapmışlardı. Kraliyet çevresindeki danışmanlar ve akademisyenler köşkte bir kutlama yemeği için toplanmaya karar vermişlerdi; fakat köşke geldiklerinde mekanın bütün misafirlere kapatıldığını öğrenmişlerdi. Köşkün iç kısmı tamamen Kral Qi’nin adamlarıyla doluydu ve içeriye kimsenin girmesine izin vermiyorlardı.

 Ancak gariptir ki, böyle bir mekanda Wang Yan ile Yao Guagn Yi baş başa buluşmuştu.

 Haberler Kral Song’un kulağına gittiğinde yaşananları bilmek için bir deha olmaya gerek yoktu!

 Bu mesele Wang Chong’un eski hayatında yeri yerinden oynatmıştı. Yine de Wang Chong, meselenin derinlerinde yatan farklı bir gerçeği biliyordu. Bunu eski hayatında rastgele bir tesadüf eseri öğrenmişti ve öğrendiği zaman artık bir şey yapmak için çok geçti.

 Kimsenin bilmediği bu gerçek… Lu Ting ile ilgiliydi!

 Lu Ting kullanılmıştı. Onu kullanan asıl kişi ise hemen arkasında duran, sessiz Bao Xuan’dı. Bilerek Lu Ting’i buraya davet eden Bao Xuan, Wang Yan ile Yao Guang Yi arasındaki toplantıya şahit olması için onu getirmişti.

 Bao Xuan’ın çoktan Kral Qi’nin tarafına geçtiğini kimse bilmiyordu!

 Yao Guang Yi’nin planını takip ederek önce gizli toplantıyı Song’a bildirmiş ve akabinde Lu Ting’i alarak buraya gelmişti. Lu Ting dürüst bir insandı ve bu özelliğiyle tanınırdı. Dolayısıyla Kral Song kullanmak için ondan daha iyi birini bulamazdı.

 Lu Ting’in şahitliği Kral Song’un şüphelerini asıl derinleştiren şeylerdi.

 Wang Chong bir bakışla Bao Xuan’ın iyi görünmediğini anladı. Bao Xuan, Lu Ting’i buraya Wang Yan’ın ihanetini görmesi için getirmişken, Wang Chong onlara fark ettirmeden gerçeği tam tersine çevirmişti. Artık resmen Wang Yan ve Yao Guang Yi arasındaki soruna şahit olmuşlardı!

 “Bao Xuan buraya geldiğine göre, o halde Kral Song’en eski kahyası da… Yakında burada olur!” diye düşündü Wang Chong.

 Her şey planlıydı. Bao Xuan kendini gösterdiğine göre, Kral Song’un yaşlı kahyası da yakında buraya gelecekti.

 “Genreal Wang!”

 Sanki Wang Chong’un düşüncelerine yanıt verirmiş gibi, yer titredi ve heybetli bir araç yaklaştı. Aracın tekerleklerinde ejderha damgaları vardı ve bu damga kraliyetin sembolüydü.

  Aracın perdeleri açıldı ve içeriden sert, yaşlı bir adam çıktı. İki elini de kol yakalarına saklayan adamın yüzünde ifadeden eser yoktu. Güçlü bir aura saçıyor, adeta ona bakan kişileri bir gizeme boğuyordu.

 “Kral Song seninle görüşmek istiyor, lütfen beni takip et!” Dedikten sonra döndü ve hiçbir şey olmamış gibi araca girdi.

 O esnada etraf bir anda sessizleşti!

 “Yaşlı kahya!” Wang Yan’ın kalbi titredi. İstemsizce oğluna bakan adam, yaşadığı şaşkınlığı gizleyemiyordu.

 Wang Chong’un söyledikleri gerçekten de doğru çıkmıştı! Köşkten dışarı adımını atar atmaz Kral Song’un elçisiyle karşılaşmıştı! Üstelik yaşlı kahya, Kral Song’un en değer verdiği kişiydi!

 O esnada Wang Yan’ın kalbinde ateşler yükseliyordu. Yaşananlara inanmakta güçlük çekiyordu!

 Yıllardır Kral Song’un yanında olan Wang Yan, bu yaşlı kahyanın Song Hanesi’nde ne kadar üstün bir yere sahip olduğunu iyi biliyordu. Bu adam Kral Song’u büyütmüştü ve dolayısıyla Kral Song ona çok güveniyordu.

 Önemsiz bir mesele olsaydı, Kral Song asla ve asla kahyasını göndermezdi!

 Fakat Wang Yan’ı asıl şaşırtan şey olayları önceden tahmin eden oğluydu!

 “Bu bir tesadüf mü?” Wang Yan’ın kalbi çarpıyordu. Wang Chong’un bu tahminleri garip değildi. Sonuçta Kral Song’un Wang Yan’ı çağırması gayet normal bir işti. Asıl şaşırtıcı olan şey, Wang Chong’un bu çağrının zamanını şak diye belirtmiş olmasıydı!

  Aklında sayısız düşünce oynuyordu. Ne kadar düşünürse düşünsün, bu vefasız oğlunun, züppelerle takılan bu işe yaramaz evladın böyle bir meseleyi nasıl tahmin ettiğini kestiremiyordu.

 “Siz derhal eve dönün! Geri döndüğümde görüşeceğiz!”

 Düşünecek zamanı olmayan Wang Yan elini kaldırdı ve hızla araca bindiği gibi Kral Song’un Malikanesi’ne doğru yola çıktılar.

 Wang Chong onları izlerken gülümsüyordu. Babasının gitmeden önce yüzünde oluşan şaşkın ifadeyi görmüştü. Şüphe yok ki kurduğu plan işe yarıyordu.

 Babası ikna olmak üzereydi!

 Ama Wang Chong bunun sadece bir başlangıç olduğunu biliyordu. Babası Kral Song ile buluştuğunda ‘vefasız oğlu’nun bütün haylazlıklarına rağmen bu konuda ona yalan söylemediğini anlayacaktı!

 “Abi, ne yapacağız? Babam döndüğünde işimiz bitecek!”

 Baba Wang gittikten sonra küçük kızcağız kaygıyla abisinin elini tuttu. O esnada sıcaktan kavrulan metal bir plakanın üstünde dans ediyormuşçasına gergindi. Hala babasının son sözleri aklında yankılanıyordu.

 Babasının öfkesi dışında hiçbir şeyden korkmazdı! Wang Chong’un aksine, kızcağız yüz kat daha cesur olsa bile babasına karşı çıkamazdı.

 Wang Chong onu görünce gülmeden edemedi. Küçük kardeşi gerçekten de saf ve tatlıydı!

 “Merak etme, babam geri dönmeyecek ve bizim de başımız belaya girmeyecek.” Dedi Wang Chong.

 “Ah?!”

 Küçük kız şaşkınlıkla başını kaldırdı ve bir anlığına boş boş abisine baktı.

 “Fazla düşünmene gerek yok, bana güvensen yeter.” Kızcağızın şaşkın ifadesini gören Wang Chong gülümsedi ve yanaklarını sıktı.

 Babası eve dönünce görüşeceğiz demiş olsa da, Wang Chong ordudan gelecek emirle Wang Yan’ın sınırlara gideceğini biliyordu.

 Buna emindi.

 Kendini topladıktan sonra Lu Ting ve Bao Xuan’a doğru yürüdü.

…….

Çevirmen notu
Not 1-) Akademisyenler Tang zamanında daha çok literatür işiyle uğraşan kişilere deniyormuş. Tang döneminde çok sayıda edebi eserin çıktığını da söylemek lazım.