Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

16. Bölüm Yer Yerinden Oynar

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

 Zhuque Sokağı insanlarla dolup taşıyordu. Araçta oturan Wang Chong perdeyi aralayarak dışarı baktı. Kalabalığın içinde çok sayıda mavi gözlü, kızıl sakallı Huren vardı.

 Wang Chong tek bakışla kartal gözlü Türkleri saptayabiliyordu. Küçük fiziklere sahip ama rekabetçi olan Ü-Tsangları, Hanlara benzeyen ama farklı tiplere sahip Silla ve Koguryoları; kızıl, kahverengi ve altın saçlı Batılıları, Abbasilerden ve İskenderiye’den gelenleri… Hepsini görebiliyordu.

 Farklı farklı yerlerden gelen bu yabancıları görünce Wang Chong’un kalbinde bambaşka duygular ortaya çıktı. Hangi paralel dünyada olursa olsun, Büyük Tang her zamanki gibi güçlü ve canlıydı.

 Kapılarını bütün dünyaya açık tutan bir İmparatorluk’tu. Başka ülkelerle savaş halinde olsa bile yabancıları asla kapı dışarı etmiyordu.

 Bu paralel dünyada da gezegenin merkezinde olan ülkelerden biriydi. Ancak ne yazık ki…

 Wang Chong’un kalbine bir acı saplandı ve genç adam kendine geldi.

 Zhuque Sokağı yabancıların toplandığı bir yerdi ve Sindhi rahiplerini aramak için buradan daha uygun bir yer olamazdı.

 Fakat, Wang Chong buraya şansını denemek için gelmemişti. Sonuçta, bir iş yaparken şansa bel bağlayamazdınız. Genç adam buraya birini aramak için gelmişti.

 Zhuque Sokağı’nda ve başkentin doğu bölgesinde o adamdan başka kimse yabancılar hakkında daha çok şey biliyor olamazdı.

 Eski hayatındaki Büyük Tang’da, ‘kibirli’ olduğu için ‘Bulat çeliği’ fırsatını geri tepmiş ve bu nedenle Büyük Tang’a ulaşan Bulat çeliği miktarı acınası bir miktardan öteye geçememişti.

 Eğer yeterince Bulat çeliğine sahip olsalardı, Büyük Tang İmparatorluğu ciddi ölçüde güçlenebilirdi.

 Wang Chong bugün buraya bahsi geçen hatayı düzeltmek için gelmişti.

 ‘Başkalarının gücünü öğrenerek, bunu onlara karşı kullan’, bu sözler Wei Yuan adıyla bilinen bir adamın sözleriydi. İnsanlar ırklara ayrılabilirdi ama aynı şey teknoloji, bilhassa Bulat çeliği için geçerli değildi.

 Wang Chong geçmiş hayatındaki trajediyi engellediği sürece ne tür bir güç kullanması gerekirse gereksin bunu yapacaktı.

 Jya!

 Araç dönerek onları sakin bir ara sokağa soktu.

 “Yo, Genç Efendi Chong?”

 Wang Chong ve küçük kardeşi araçtan iner inmez tezgahın arkasından bir baş çıktı ve tombul bir surat gülümsedi. Şişko adam sırıtarak Wang Chong’a bakıyor, altın dişlerini net bir şekilde sergiliyordu.

 Burası standart bir rehin dükkanıydı. İşler pek iyiymiş gibi görünmüyordu ve dükkanın içinde şişman adamdan başka kimse yoktu.

 Fakat Wang Chong, bu adamın resmen para bastığını biliyordu.

 ‘Üç yıllığına kapatır, akabinde üç yıllığına turnayı gözünden vurmak için yeniden açar’, işte bu sözler bu şişman adamı anlatıyordu. Kendisi başkentteki yabancılarla ve zengin züppelerle iş yapmak konusunda bir ustaydı.

 Paraya ihtiyacı olan herkes eşyalarını rehin bırakmak için ona getirirdi. Yabancı bir diyarda, zor zamanlarda onlara yardımcı olabilecek bağlantılardan yoksun olan yabancılar, bu adamın rehin dükkanına uğramaktan kaçamıyordu.

 Dolayısıyla ‘Büyük Altın Diş’ lakabıyla bilinen bu adam, başkentteki yabancılar hakkında çok şey biliyordu.

 Wang Chong başkentte başı boş gezmiş ve Ma Zhou gibi gereksiz arkadaşlar edinmişti. Fakat bu bağlantıları hiç de yararsız sayılmazdı.

 ‘Büyük Altın Diş’ Wang Chong’un edindiği işe yarar ‘dostlardan’ biriydi.

  İçi acıyor olsa da Wang Chong dişlerini sıktı ve tezgaha gümüşi bir külçe fırlattı. ‘Büyük Altın Diş’ bedavaya çalışmazdı. Onunla çalışmak için her seferinde ‘etinizden bir parça’ vermeniz gerekiyordu.

 “Buraya bilgi için geldim. Başkentte gezen birkaç Sindhi rahibi varmış. Keller ve cübbe giyiyorlar; tanınması kolay kimseler. Nerede olduklarını öğrenmek istiyorum.”

 Dedi Wang Chong.

 “Hehe, Genç Efendi Chong gerçekten de Dük Jiu’nun torunu olmaya layıksınız; her zamanki gibi direkt ve gönlü bol davranıyorsunuz… En? Sindhi rahipleri demek? Onları neden arıyorsunuz? Garip aksana sahip olmalarını geçtim, ne zaman fırsatını bulsalar millete öğüt vermeye çalışıyorlar. Bana kalırsa onlara bulaşmamanız sizin yararınıza olur.”

 “Ayrıca biraz geç kaldınız. Birkaç gün önce Sindhu’ya geri döndüler bile.”

 Büyük Altın Diş gülümseyerek gümüşi külçeye baktı ve konuştu.

 “Ne?”

 Bu sözleri duyan Wang Chong’un kalbi çarpmaya, gözleri fıldır fıldır açılmaya başladı. “Gittiler mi?”

 Bu sözler genç adamın kalbini titretiyordu. Rahiplerin Büyük Tang’a geldiklerini biliyordu ama bu kadar erken döneceklerini düşünmemişti.

 “Evet, şehrin batısındaki Beyaz Kantaşı Mücevher Dükkanı’nın tüccar kervanıyla birlikte şehirden ayrılmış olsalar gerek. Onları bulmak istiyorsanız şehrin batısından yola çıkarak ana yolu takip etmeniz gerekiyor. Kim bilir, belki de zamanında yetişebilirsiniz!” 

 Dedi Büyük Altın Diş.

 Wang Chong başını iki yana salladı. Şehrin batısı dağlarla ve sonu gelmeyen bir çölle kaplıydı. 2-3 günde Yumen Geçidi’ni arkalarında bırakmış olurlardı.

 Böyle devasa bir dünyada, iki yabancı rahibin bindiği bir aracı bulmak ne kadar mümkün olabilirdi ki?”

 Büyük Altın Diş onu sadece teselli etmeye çalışıyordu.

 “Teşekkür ettim.”

 Wang Chong hayal kırıklığı içinde dükkanı terk etti. Görünüşe göre kaderinde Bulat çeliğini bulmak yoktu!

 “Gidelim! Eve dönüyoruz!”

 Kardeşler araca bindi.

……

 Wang Malikanesi’nde döndüklerinde hava çoktan kararmıştı. Malikane fenerlerle aydınlanıyor ve garip bir şekilde ıssız görünüyordu.

 “Durun!”

 Wang kardeşler giriş kapılarını araladıktan ve odalarına gitmeye hazırlandıktan sonra ana salondan soğuk bir ses yükseldi.

 “Kahretsin!”

 Donakaldılar. Yavaş yavaş başlarını çevirdiklerinde ana salonda parlayan iki mum ışığını gördüler. Işığın parıltısı orada duran, buz kadar soğuk görünen bir yüzü aydınlatıyordu.

 “A… Anne!”

Wang Xiao Yao’nun vücudu titredi. Korku içinde başını çevirerek annesine seslendi.

 “Anne!”

 Wang Chong da durumdan rahatsızdı. Dışarıda gezmesinin, fırsat bu fırsat diyerek Büyük Altın Diş’in dükkanını ziyaret etmesinin bir sebebi de, annesiyle yüzleşmek istememesiydi. Gece vakti gelmelerine rağmen onunla karşılaşacaklarını düşünmemişti.

 Annesinin buz kadar soğuk ifadesine bakılırsa, kadın sabahtan beri onların dönüşünü bekliyor olmalıydı. Engin Turna Köşkü’nde yaşananların haberini aldığına şüphe yoktu.

 “Haylazlar. Neredeydiniz?”

 Madam Wang insanı korkuya boğan bir ifade takındı.

 Tüyleri diken diken olan kardeşler bir gerçeğin farkındaydı. Wang Ailesi’nde Baba Wang katıydı ve sık sık dışarıda olduğu için nadiren onlara karışabiliyordu. Fakat Madam Wang, yani Zhao Shu Hua, bu evin gerçek reisiydi.

  Normal bir ailede annenin sevecen ve babanın da sert olması beklenirdi. Fakat Wang Klanı için durum neredeyse tam tersiydi! Annelerine kıyasla babaları, Wang Yan daha sevgi dolu sayılırdı.

 “Biz… Engin Turna Köşkü’ne gittik!”

 Wang Chong’un kalbi tekledi. Yalan söyleyemeyeceğini bildiği için gerçeklerden konuştu.

 “Köşke mi gittiniz? Sadece köşke mi?”

 Madam Wang önündeki ahşap masaya bir yumruk attı ve hem sesi hem de yüz ifadesi değişti.

 Peng!

 Wang Chong onunla tartışmaya girmeyerek hemen diz çöktü.

 “Anne, üzgünüm. Hatalıydım.”

 Wang Chong annesinin neye kızdığını biliyordu. Wang Chong annesinin hayal kırıklığı yaşamasına ya da üzülmesine hiç dayanamıyordu.

 Bu kadın dışarıdan sert görünüyordu ama Wang Chong eski hayatında, onun da diğerleri gibi kırılgan olabileceğini ve ailesini her şeyden çok sevdiğini öğrenmişti.

 Eski hayatında her şeyini kaybettiği için, bu hayatında onlara daha çok değer veriyordu.

 Annesi o zayıf ve yaşlanmış vücuduyla Wang Chong’un kollarına düştüğünde, genç adamın kalbi oracıkta parçalanmıştı. Dolayısıyla Wang Chong bu hayatında yemin etmişti; ne olursa olsun annesini kızdırmayacak ve ağlatmayacaktı.

 “Hata mı? Sadece hatalı olduğunu mu düşünüyorsun?”

 Madam Wang’in sinirden vücudu titriyordu.

 “Dışarıda boş boş gezmene lafım yok ama kardeşini de yanında götürmüşsün! Yao Klanı’nın başındaki ‘asıl’ adam bu durumu Majesteleri’ne ve büyükbabana bildirmiş; sizin yüzünüzden başkentte yer yerinden oynuyor!

 “Sabah toplantısından sonra büyük amcan sinirden köpürmüş bir vaziyette buraya geldi ve ne yapmaya çalıştığımızı, yoksa Wang Klanı’nın hepten yok etmek mi istediğimizi sorup durdu!”

 “Ne?!”

  Wang Chong’un vücudu titredi ve genç adam başını kaldırdı. Şoke olmuştu. Eski hayatında bu meseleye dahil olmadığı için Yao Klanı’nın Yaşlı Efendisi’nin bu olayı Majesteleri’ne bildireceğini bilmiyordu. Öyle ki büyük amcası bile ailesini sorgulamak için buraya gelmişti.

 “Bu nasıl olur?”

 Wang Chong şaşkınlığından kurtulmaya çalışırken mırıldandı. Yao Klanı’nın Yaşlı Efendisi’nin bu meseleyi açık etmeyeceğini düşünüyordu; en azından bunu şimdi yapmasını beklemiyordu.

 Fakat genç adam onu hafife almıştı ve Yao Klanı’nın Yaşlı Efendisi hafife alınacak bir adam değildi!

 Yao Guang Yi yaşlı ve kurnaz bir tilkiydi… Ancak Eski Efendi Yao yahut Yaşlı Efendi Yao olarak bilinen adam, bu tilkiyi yetiştiren kişinin ta kendisiydi!

 Kraliyet çevresinde fırtınalar yaratabilecek kapasiteye sahipti. Bu konuda Yao Guang Yi onun eline su bile dökemezdi. Wang Chong eski hayatında Yaşlı Efendi Yao’nun yeğeninin kraliyet çevresindeki bir görevliye rüşvet verdiğini hatırlıyordu. Bunun sonucunda soyadı Wei olan o görevli, ona rüşvet vermeye çalışan adamı imparatora şikayet etmişti.

 Normalde resmi bir görevlinin başına gelen bu gibi durumlarda, rüşvet vermeye çalışan kişinin politik kariyeri anında sona ererdi.

 Fakat, Yaşlı Efendi Yao’nun akılalmaz hareketleri sayesinde yeğeni hem haklı çıkmış hem de rüşvet vermeye kalktığı görevli işten alınmıştı. Mesele böylece kapanmıştı.

 Wang Chong bu olayı dün gibi hatırlıyordu. Bu hayatında da, eski hayatında da babası, en büyük abisi ve ikinci abisi bu meseleden defalarca kez söz etmişti. Yaşlı Efendi Yao’yla hiç tanışmamış olmasına rağmen ondan korkuyordu.

 Adamın işleri çözme yeteneği derin ve öngörülemezdi; sıradan bir mantık ve zekayla onu yargılayamazdınız.

 Wang Chong dikkatini tamamen Yao Guang Yi’ye verdiği için gölgelerde saklanan Yaşlı Efendi Yao’yu unutmuştu. Yaşlı Efendi Yao ve büyükbabası kolay hedefler değildi; üstelik aralarında politik bir rekabet vardı. Eski hanedanlıktan beri bu rekabet devam ediyordu.

 Üstelik Yaşlı Efendi Yao’nun Yao Feng’i çok sevdiği bilinen bir gerçekti. Eski hayatında, Yaşlı Efendi Yao torununa resmi bir görev verilmesi için imparatora yalvaracak kadar ileriye bile gitmişti. Yani bugün yaptığı hareketlere şaşırmamak gerekirdi.

 Şimdi düşününce… Yaşlı Efendi Yao’nun bu meseleyi kullanarak Wang Chong’un büyükbabasının itibarına zarar vermek istemesi gerçekten de hiç saçma değildi.

 Fakat, Wang Chong’u asıl şaşırtan kişi amcasıydı!

 Amcası ve babası iyi geçinemeyen kardeşlerdi. Babasının aksine, amcası bir general değil, kraliyet çevresinde görev yapan üst-düzey bir yetkiliydi. Büyükbabasının kraliyet çevresinde edindiği bağlantıları ve etkiyi miras almış olan asıl kişiydi.

 Dolayısıyla babası onunla aşık atamıyordu ve amcası diğer kardeşlerine yaptığı gibi babasına da küçümseyen bir gözle bakıyordu.

 Wang Chong’un diğer amcaları ve halaları onun bu hareketlerine karşı bir tepki veremiyordu. Fakat Wang Chong’un babası klasik bir ordu adamıydı ve direkt bir karaktere sahipti. Dolayısıyla sık sık ona karşı çıkar ve aralarında sürekli sorunlar patlak verirdi.

 Bu nedenle babasıyla amcası iyi geçinemiyordu. Eski hayatında da Wang Chong ona karşı pek sevecen olamamıştı. Fakat, büyük amcasının bu konuda onları sorgulamak için kapıya dayanacağını da beklemiyordu.

 “… Hala gelmiş ‘bu nasıl olur’ diye soruyorsun!”

 Madam Wang’in kulakları keskindi. Wang Chong’un mırıldandığı sözleri duyunca öfkelenmeden edemedi.

 “Babanla amcanın arasındaki ilişkiyi biliyorsun. O adam babanı hiçbir zaman sevmedi ve yakında büyükbabanın yetmişinci doğum günü yapılacak. Babanın bütün kardeşlerinin ve diğerlerinin önünde küçük düşürülmesini mi istiyorsun?!”

 Nihayetinde, Madam Wang daha fazla dayanamayarak ağlamaklı bir ifade takındı. Gözlerinden yaşlar akmak üzereydi.

 Oğlunun nihayet değişmeye başladığını düşünürken, çocuk bir anda küçük kardeşiyle birlikte Engin Turna Köşkü’ne dalmış ve Yao Klanı’nın genç efendisini pataklamıştı.

 Wang Klanı ve Yao Klanı arasında yaşanan bu mesele onlar için hiç de küçük değildi. Üstelik Yao Klanı’nın Yaşlı Efendisi büyükbabasını imparatora bile şikayet etmişti!

 Wang Chong’un annesi olarak Madam Wang de bu hatadan sorumlu sayılırdı.

….

Çevirmen notu
 1-) Yumen Geçidi Büyük Tang İmparatorluğu’nun sınırında yer alıyor, İpekyolu’na oldukça yakın.