Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

31. Bölüm Zhang Klanı

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

 Akşam yemeğinden sonra küçük kız kardeşini ziyaret eden Wang Chong, akabinde dinlenmek için odasına döndü. Aniden kapısı açıldı ve Shen Hai ile Meng Long içeri daldı.

 “Ne oldu?” Wang Chong’un yüzü ekşidi ve genç adam başını kaldırdı.

 “Gongzi, biri sizi arıyor!”

 Wang Klanı’nın Malikanesi’ne iki ziyaretçi gelmişti ve Wang Chong’la görüşmek istediklerini söylüyorlardı. Tesadüfe bakın ki Shen Hai ve Meng Long ikilisi Madam Wang’in verdiği ceza nedeniyle giriş kapısında bekliyordu. Dolayısıyla bu meseleyi onlardan başka bilen yoktu.

 İlk etapta korumalar Madam’a haber vermeyi düşünmüşlerdi. Fakat son günlerde onun bir sürü sorunla uğraştığını biliyorlardı ve eğer Madam genç efendinin dışarıda bir kez daha ‘sorun’ çıkardığını öğrenecek olursa iyice öfkelenebilirdi. Bu yüzden korumalar meseleyi ondan gizlemeye karar vermişlerdi.

 “Üçüncü Genç Efendi, onlarla dışarıda buluşmanız daha iyi olacaktır. Aksi halde, Madam neler olduğunu öğrenirse muhtemelen başınız belaya girer.” Diyerek saygıyla eğildiler.

  Wang Chong gülümsedi. Fark etmemiş olabilirlerdi ama korumaların ona karşı tavırlarında ciddi bir değişim vardı. Eskiden ona böyle davranmıyorlardı.

 Görünüşe göre Kral Song’un övgü dolu sözleri harikalar yaratıyordu. En azından korumalar artık onu eskisi gibi bir zengin züppe olarak görmüyordu.

 Wang Chong malikaneden çıkınca davetsiz misafirleri gördü. Dürüst olmak gerekirse genç adam da bu misafirlerin nereden geldiğini ve ne aradığını merak ediyordu.

 “Wang Chong sen misin?” Genç adam bir şey söyleme fırsatı bulamadan adamlar onu sorgulamaya başladı. Aslında Wang Chong dışarı çıkar çıkmaz uzaktan onu değerlendirmeye koyulmuşlardı.

 Planlarını bozan bu Wang Chong’un ne tür bir adam olduğunu merak ediyorlardı. Hidrebad cevherini bilen kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi ve sıradan bir insan 90.000 altın külçelik borcun altına giremezdi!

 Dolayısıyla adamlar rekabet ettikleri şahsı tanımak istiyorlardı. Fakat Wang Chong’un bu kadar küçük olacağını düşünmemişlerdi.

 Sindhi rahiplerinin dediği gibi, Wang Chong gerçekten de sadece bir çocuktu!

 Zhang Klanı’nın büyük önem verdiği bu planın bir çocuk tarafından bozulmuş olması kulağa gerçek gibi gelmiyordu.

 “Siz kimsiniz?” Wang Chong da adamların kimliğini anlamaya çalışıyordu. Onlarla daha önce tanışmamıştı ama uzakta olmasına rağmen adamlardan gelen metal, sülfür ve kömür kokularını alabiliyordu.

 Buna benzer insanlar özel koşullarda uzun saatler çalışan kimselerdi. Wang Chong adamların nereden geldiğini az çok kestirebiliyordu ama yine de bu varsayımını onaylaması şarttı.

 “Ben Zhang Jian!”

 “Ben de Zhang Cong! Wang gongzi, bizi tanımıyor olabilirsiniz ama Zhang Klanı’ndan geliyoruz.” Dediler. Başkentteki Zhang Klanı genelde demircilik, madencilik, silah ve zırh tüccarlığı konularını idare ediyordu. Demircilik sektöründe ünlü olsalar da, on dört-on beş yaşındaki bir çocuğun ‘Zhang’ adını duyduğunu düşünmüyorlardı.

 “Tahmin etmiştim!” Dışarıdan bakıldığında Wang Chong sakin ve kayıtsız görünüyordu ama içten içe kalbi çoktan kaygıyla çarpmaya başlamıştı. Başkentteki Zhang Klanı’nın bu kadar kısa bir sürede kapısına dayanacağını beklemiyordu.

 Eski hayatındayken Merkezi Ovalar’da sadece birkaç tane Bulat silahı yapılmıştı. Bu silahlar da Sindhi rahiplerinin geride bıraktığı birkaç cevheri alan Zhang Klanı’nın eserleriydi.

 Eğer Wang Chong ortaya çıkmamış olsaydı rahiplerle o değil, Zhang Klanı konuşacaktı ve Hidrebad cevherini de onlar satın alacaktı.

 Zhang Klanı demircilik sektöründe ünlüydü. Sektörde sağlam bir yere sahiplerdi ve onlar olmasaydı, muhtemelen Büyük Tang’da tek bir Bulat silahı bile ortaya çıkmazdı.

 Fakat, Hidrebad cevherinin normal bir metalden farklı olduğunu anlasalar da, onun gerçek değerini kavrayamamış olmaları çok yazıktı.

 Sindhi rahiplerinden satın aldıkları cevher miktarı gerçekten çok azdı. Üstelik, doğru ve uygun arıtma-dövme yöntemlerini kullanmadıkları için metalin gerçek değerini ortaya çıkaramamışlardı. İnsan düşündükçe pişman oluyordu.

 “Buraya neden geldiğinizi öğrenebilir miyim?” Wang Chong gülümsedi.

 “Gongzi, duyduğumuz kadarıyla iki Sindhi rahibinden biraz cevher almışsınız.” Sözlerini dikkatle seçerek nazikçe konuştular.

 Zhang Klanı Hidrebad cevheri konusunu olabildiğince gizli tutmaya çalışıyordu. Şu anda bu adamlar Wang Chong’un cevherin gerçek değerini anlayıp anlamadığını bilmiyordu.

 Ve Wang Chong bu durumu henüz fark etmemiş ise ona olayı açık etmek de istemiyorlardı.

 “Hehehe, şaşırmadım.” Wang Chong bu sözleri duyunca içten içe gülümsedi. Gerçekten de cevher için gelmişlerdi. Üstelik görünüşe göre Sindhi rahipleriyle yaptığı anlaşmayı biliyorlardı.

 “Dediğiniz gibi biraz cevher almıştım. Ne o, yoksa siz de mi cevhere ilgi duyuyorsunuz?” Wang Chong kol yakalarını salladı ve ellerini arkasına atarak rahatça konuştu.

 Biraz mı? Genç adam hepsini almıştı! Sadece bu da değil, Merkezi Ovalar’daki dağıtım haklarını bile tekeline almış sayılırdı!

 Zaten bu adamlar Sindhi rahiplerinden cevher alamamış olsalar buraya gelmezlerdi!

 “Şey… Zhang Klanı da bu cevhere ilgi duyuyor. Fakat duyduğum kadarıyla siz bütün cevheri almışsınız. Babanız Büyük Tang’daki saygıdeğer görevlilerden biridir ve dahası, Dük Jiu küçüklüğümden beri saygı duyduğum bir kahramandır. Fakat daha önce klanınızın demircilik sektörüne dahil olduğunu hiç duymamıştım. Buraya sizden cevherleri satın almak için geldik. Tabii zarar etmenize izin vermeyeceğiz. Samimiyetimizi göstermek için uygun miktara altın ödemeye razıyız.” Saygıyla eğilerek konuştular.

 Mantıklı ve samimi sözler sarf ettiklerini düşünüyorlardı. Dük Jiu demircilikle alakası olan bir adam değildi; Wang Yan ve ailesi de bu sektörle bağlantılı değildi.

 Hidrebad cevheri gibi akılalmaz bir metali Wang Klanı’nda bırakmak büyük israf olurdu. Yalnızca Zhang Klanı gibi bir oluşumda bu metal kendi değerini gösterebilirdi.

 Tabii Zhang Klanı bunu bedavaya almayı ummuyordu. Wang Klanı’na gerekli miktarı ödeyeceklerdi. Dolayısıyla bu takas hem Zhang hem de Wang Klanı için uygundu.

 Onlara göre Wang Chong cevherleri tekeline almış biri olsa da, henüz bir çocuktan fazlası değildi. Üstelik Wang Klanı’nın başkentteki itibarını da duymayan yoktu; onlar bu cevheri satın alabilecek paraya sahip değillerdi.

 Wang Ailesi’nin genç efendisi de muhtemelen inatçı kişiliği yüzünden Sindhi rahiplerine öyle bir söz vermişti.

 “Hehe!” Wang Chong bu sözleri duyduktan sonra durumu hemen kavradı. Bu adamlar onu bir çocuk olarak görüyor ve cevherin gerçek değerini anlamadığını sanıyorlardı.

 “Acaba zarar etmemem için bana ne kadar ödeyeceksiniz?”

 “Bin külçe… Altın!” Heyecanla cevapladılar. ‘Altın’ kelimesini üstüne basa basa söylemişlerdi. “Gongzi, rahiplerle yaptığınız anlaşmayı bize devretmeye razı geldiğiniz sürece bin altınlık ödemeyi size anında yapabiliriz.”

 ‘Bin altın külçe’, yolda tartıştıktan ve klan başkanına danıştıktan sonra karar kıldıkları miktar buydu. Onlara göre Wang Chong boyunu fazlasıyla aşan bir anlaşmaya şans eseri imza atmıştı ve bin altın külçe onun gibi biri için akılalmaz bir miktardı.

 Yaptıkları araştırmayla da Wang Ailesi’nin yılda en fazla bin altın külçe kazandığını onaylamışlardı. Wang Chong’a bu kadar muazzam bir miktarı vermeye istekli olmalarının asıl sebebi ise ‘Dük Jiu’nun itibarıydı. Bir nevi bunu yaparak ona saygıda kusur etmeyeceklerini düşünüyorlardı.

 “Heheh, eğer aklınızdaki miktar buysa, o halde sizden gitmenizi rica edeceğim. Kontratı satmak gibi bir niyetim yok.Bana kalırsa önce kendinize gelin ve gördüğünüz rüyadan uyanın. Eğer aynı konuda ısrarcı olmaya devam ederseniz, aramızdaki potansiyel ortaklığı da başlamadan sona erdireceksiniz.” Wang Chong kaşlarını çatarak elini salladı.

 Genç adam Hidrebad cevherinden yüz binlerce altın külçe kazanmayı planlıyordu. Buna kıyasla bin altın… Resmen cep harçlığı gibiydi!

 Muhtemelen tek bir Bulat silahından on bini aşkın altın külçe kazanabilirdi.

 Bu herifler ona tecrübesiz, salak bir çocukmuş gibi davranıyordu. Bin altın külçe mi? Böyle bir miktara ‘evet’ demek için kafayı yemiş olmak gerekirdi.

 “Niçin?” Adamlar şoke oldu. Karar kıldıkları fiyatın gayet adil olduğunu düşünüyorlardı. Onlara göre Wang Klanı yolsuzluktan uzak duran bir klandı ve Wang Chong gibi bir genç efendi de aylık sadece birkaç gümüş külçe harçlık alıyor olmalıydı.

 Sadece bir aptal bedavadan kazanacağı bin altın külçeyi geri çevirirdi!

 “Sözlerim için beni affedin, ancak bin altın külçe küçük bir miktar değildir. Gongzi, size daha yüksek bir miktar önerebileceğimizi sanıyorsanız korkarım ki yanılıyorsunuz.”

  İfadeleri karardı.

 Klan başkanıyla yaptıkları konuşmadan sonra Wang Chong’a en fazla bin altın külçe verileceği kararlaştırılmıştı. Wang Chong’un bu miktarı yetersiz bulacağını düşünmemişlerdi. Ayrıca miktarı da arttıramazlardı.

 Zhang Klanı saygıdeğer bir aile olsa da, henüz istedikleri gibi para saçabilecekleri kadar zengin değillerdi.

 “Üstelik, yanlış biliyorsam düzeltin, ancak henüz Hidrebad cevherinin satış haklarını almadınız, değil mi? Bir ayda 90.000 altın külçe kazanamazsanız yalnızca cevheri yitirmekle kalmayacak, aynı zamanda büyük bir borcun altına da girmiş olacaksınız. Bu konuda haklıyız, değil mi?” Direkt konuştular.

 Bir ayda 90.000 altın külçe kazanmak neredeyse imkansızdı. Zhang Klanı gibi zengin ve saygıdeğer bir aile bile bunu beceremezken, yolsuzluktan uzak duran Wang Klanı ne yapabilirdi ki?

 Wang Chong’un bu miktarı toplayabileceğine inanmıyorlardı. Zaten onunla konuşmaya ve tartışmaya gelmelerinin bir sebebi de buydu.

 Hatta, Wang Chong’dan anlaşmayı aldıktan sonra Sindhi rahipleriyle de pazarlığa başlamayı düşünüyorlardı. Miktarı düşürmek ya da ödeme tarihini ertelemek potansiyel çözümler arasındaydı.

 Öyle ya da böyle, bir ayda 90.000 altın külçeyi zengin ve devasa klanlar bile ödeyemezdi.

 “Görünüşe göre bu cevhere epey ilgi gösteriyorsunuz. Fakat, size bir soru sormak istiyorum. Diyelim ki bu anlaşmayı size devrettim ve satışa başladınız. Zhang Klanı olarak bir junluk cevherden ne kadar kar elde edebileceğinizi düşünüyorsunuz?

 Merdivenlerde duran Wang Chong’un cübbeleri rüzgarla havalanıyordu. Öz güvenli genç adam sorusunu sordu.

 “Şey…” Adamlar biraz şaşırmıştı. Wang Chong’un böyle bir soru sormasını beklemiyorlardı.

 “Bu… Zhang Klanı’nın başkentteki itibarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yani şöyle ifade edeyim; basit bir orak yapsak dahi, üstüne ‘Zhang’ ismini kazırsak fiyat normalin beş-on kat üstüne çıkacaktır. Öte yandan Hidrebad cevherinin demircilerimiz tarafından işlenmesi ve dövülerek silaha dönüştürülmesi sürecinin ardından, bir jun muhtemelen bize 300 altın külçelik kar bırakacaktır.”

 Zhang Jian ve Zhang Cong kendi klanlarına güvenen kimselerdi.

….