Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

32. Bölüm Wang Chong’un Kendine Olan Güveni

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

 Aslında 600 altın külçe demek istiyorlardı. Zhang Klanı’nın üst-düzey yetkilileri meseleyi araştırmış ve Hidrebad cevherinin kaliteli olduğunu, dövülmeden önce ciddi bir arıtma işlemine ihtiyaç duymadığını onaylamıştı.

  Böyle üst-düzey bir metalden dövülecek olan bir silahın üstüne Zhang Klanı’nın imzası atılırsa, satış fiyatı epey yüksek olabilirdi.

  Sıradan çelikten yapılan silahlar genelde birkaç düzine gümüş külçeden satılıyordu. Öte yandan, saygıdeğer ailelerin ünlü kılıçlarının fiyatları birkaç düzine altın külçeye kadar çıkabiliyordu.

 Bu fiyat zengin tüccarların bile kolay kolay ödeyemediği bir miktardı.

 Fakat Zhang Klanı farklıydı. Onlar Hidrebad cevherinden yapılacak bir kılıcı 600-700 altın külçeye satabileceklerine inanıyordu. Kalite yüsek olursa fiyat bin altına kadar çıkabilirdi.

 Yalnızca Zhang Klanı bin altın külçe değerinde bir kılıç yaratabilirdi.

 Öz güvenlerinin bir diğer sebebi de buydu.

 Zhang Klanı bu anlaşmayla 30.000 ile 50.000 altın arasında bir kar elde etmeyi umuyordu. Dahası, üst-düzey silahlar üretebilirlerse itibarlarını da dört bir yana duyurabilirlerdi.

 Bu yüzden Zhang Klanı’nın saygıdeğer üstatları bu meseleye bizzat müdahil oluyordu.

 “Hmph, peki ya bu cevherin kaça satıldığını biliyor musunuz?” Wang Chong gülümsedi. Adamlar ona karşı dürüst davranmıyordu.

 “Errr!”

 Tam konuşmak için ağızlarını açtıkları sırada duraksadılar. Bir anlığına oracıkta donakalmışlardı.

 Hidrebad cevherinin Wang Chong tarafından satın alındığını biliyorlardı ama bunun dışında fazla detaya inmemişti. Sonuçta karşı tarafın onlara satacak bir malı kalmamışken fiyat konuşmak kadar saçma bir şey olamazdı.

  Wang Chong’un sözleri onları hazırlıksız yakalamıştı.

 “Bu… Cevherin oldukça kalitesi ve dövme işleminden önce ciddi bir arıtım süreci gerektirmiyor. Yani fiyat normalden pahalı olacaktır. Üstelik iki Sindhi rahibi cevherleri evlerinden buraya kadar getirdiği için ekstra masrafları da eklemek lazım. Yine de, bütün bunları hesaba dahil etsek bile fiyat yüz altını geçmemeli.” Dediler sakince.

 Tanınmış bir demircinin elinden çıkan üst-düzey kılıçlar yaklaşık yüz altın külçe ediyordu. Merkezi Ovalar’d altı kişilik sıradan bir ailenin yıllık masrafı bile bu kadar fazla değildi.

 Hidrebad cevherleri çok kaliteliydi ve adamlar onu diğer metallere kıyasla daha yukarıda tutuyordu. Zhang Jian ve Zhang Cong’a göre cevher ne kadar pahalı olursa olsun, bu fiyatın üstüne çıkmamalıydı.

 “Heh!”

 Wang Chong bu sözleri duyduktan sonra gülümsedi. Zhang Klanı cevherin olağanüstü olduğunu biliyordu ama onun tam değerini henüz anlayamamıştı.

 Genç adam nihayetinde Zhang Klanı’nın eski hayatında neden yükselemediğini fark ediyordu. Sindhi rahipleriyle bir anlaşma yapmış olsalar da, sadece ufak miktarda cevher alabilmişlerdi.

 Unutulmamalıdır ki o zamanlar Hidrebad cevheri diye bir şeyi bilen kişi sayısı çok azdı. Nadiren gelen bir fırsattan farksızdı ve Zhang Klanı bu fırsatı kaçırmıştı.

 “Gerçeği sizden saklamayacağım!” Wang Chong elini kaldırdı ve onlara üç parmağını gösterdi. “Sindhi rahiplerinin istediği fiyat varsaydığınız miktarın üç katıydı. Bir junluk Hidrebad cevheri için 300 altın külçe istiyorlar!”

 “AH!” Adamların gözleri fıldır fıldır açıldı. Gerçekten şaşırmışlardı. Hidrebad cevherinin bu kadar pahalı olabileceği akıllarının ucundan bile geçmemişti. Merkezi Ovalar’da bu kadar pahalı olan bir başka cevher daha yoktu!

 “… Size dürüst olacağım, bu kontratı devretmek gibi bir niyetim yok. Bana vermeye çalıştığınız bin altın gözümde o kadar önemsiz ve ufak ki… Hidrebad cevherinden yapılacak bir silahla en azından on bin altın külçe kazanabileceğime eminim. Birkaç silah sattıktan sonra da rahiplerin istediği 90.000 altın külçeyi toplamış olacağım!”

 Wang Chong oturdu ve kendini beğenmiş bir ifade takındı.

 “Bu imkansız!” Adamlar hala şaşkındı.

 “Wang gongzi, dalga geçmediğine emin misin? Merkezi Ovalar’da jun başına 300 altına satılan tek bir cevher bile yok! Kimse bir cevhere o kadar para vermez! Eğer dediklerin doğruysa, meseleyi yeniden düşünmemiz gerekiyor.”

 “Ayrıca on bin altına satılacak bir silah mı? Wang gongzi, büyükbabana saygımız sonsuz! Bu sözlerin keyifli ve komik olduğunu düşünebilirsin ama bize göre durum tamamen farklı. Merkezi Ovalar’da o fiyata silah satabilecek kimse yok. Daha önce hayatımda bu kadar kötü bir şaka duymamıştım!”

 Yüzlerinde kasvetli ifadeler belirdi. Wang Chong’la samimi bir şekilde anlaşmaya gelmişlerdi ama bu genç adam adeta onlarla oynuyor ve hiç saygı göstermiyordu.

 “Şaka yapmıyorum!” dedi Wang Chong. Zhang Klanı’nın geçmiş hayatında bu fırsatı tepmesine şaşırmamak lazımdı. Wang Chong ortaya çıkmamış olsa bile Zhang Klanı anlaşmayı yapamayacaktı.

 Büyük Tang ve Bulat çeliği ikilisini buluşturabilecek tek kişi Wang Chong’du!

 “Görünüşe göre buraya gelmeden önce dersinize iyi çalışmamışsınız. 300 altınlık fiyat tartışmaya yahut pazarlığa açık değil. Bu fiyatın sizin için uygun olup olmadığını bilemem, ancak benim için sorun yok. Öte yandan, 90.000 altını toplayamayacağımdan endişeleniyorsanız, bu endişelerinizin boşa olduğunu söylememe izin verin. Yakında gerekli miktarı toplamış olacağım.”

 “Eğer benimle çalışmak istiyorsanız size önerim şudur: Buraya gelmeden önce söz konusu şeyi derinlemesine düşünün!” dedi Wang Chong. Tavırları kibirden değil, kendine olan güveninden kaynaklanıyordu.

 Zhang Klanı bu cevherin silah sektöründe ne tür bir değişime yol açacağını ve savaş alanlarını tamamen değiştireceğini bilmiyordu. Büyük Tang uzun zamandır huzur içindeydi ve savaş alanında neredeyse hiç sorun yaşamıyordu.

 Uzun süren bu barış ve devasa bir ordu… İşte bu unsurlar Merkezi Ovalar’daki insanların demircilik sektörüne gösterdiği tavrı tamamen değiştirmişti. Sindhiler ya da Araplar ile aralarında dağlar kadar fark vardı.

 Merkezi Ovalar’da bir silah iş gördüğü sürece bir askerin mücadele etmesine engel olmazdı. Zhang Klanı gibi ünlü bir demirci ailesi bile yaptıkları her silahın mükemmel olmasına uğraşmıyordu.

 Yaptıkları değerli silahların ise kabul edilebilir kalitede olması onlar için fazlasıyla yeterliydi. Dolayısıyla Merkezi Ovalar’daki silah fiyatları hiçbir zaman ‘pahalı’ denebilecek bir seviyeye çıkmamıştı.

 Öte yandan Sindhiler ve biraz daha batıda kalan Araplar, sınırlı nüfusları ve sık sık yaşanan savaşlar nedeniyle silahların kalitesine büyük önem verirdi.

 Merkezi Ovalar’daki sıradan silahların aksine, Sindhi ve diğer ülkelerdeki silahların yapımına daha çok zaman ve emek harcanıyordu.

 Dolayısıyla Sindhi ve Abbasi Halifeliği’ndeki silahların fiyatı Merkezi Ovalar’a kıyasla daha pahalıydı. Bu nedenle bahsi geçen ülkelerdeki cevher fiyatları da yükseliyordu.

 Mantıken demircilik konusunda Batı Bölgesi ile Merkezi Ovalar arasında ciddi bir yetenek farkı yoktu. Fakat, demirciliğe verdikleri emek sayesinde Batı Bölgeleri’nde yapılan silahların kalitesi Merkezi Ovalar’daki paçavralarla kıyaslanamayacak kadar yüksekti.

Şu anda taraflar arasında bariz bir fark görünmüyor olsa da, zaman geçtikçe aradaki açıklık gitgide büyüyecekti.

 Eğer Büyük Tang bu gibi ülkelere yetişmek istiyorsa, öncelikle birkaç savaş kazanmalı ve demircilerin gerçek değerini bir kez daha fark etmeliydi.

 İşte o vakit geldiğinde, usta demircilerin zamanla, emekle ve büyük uğraşlarla yaptığı üst-düzey silahların gerçek değeri de anlaşılacak ve Merkezi Ovalar’daki silah sektörü derin bir değişim geçirecekti.

 Zhang Klanı’nın birkaç yıl sonra neler olacağını bilmesi imkansızdı.

 Fakat Wang Chong onlardan birkaç adım öndeydi. Genç adam nereden bakarsa baksın, Hidrebad cevherinin bu parayı hak ettiğini düşünüyordu.

 “Wang gongzi, madem anlaşmayı devretmek gibi bir isteğin ve arzun yok, o halde meseleyi daha fazla üstelemeyeceğiz. Bir ay sonra görüşmek üzere. Tabii bir ay sonra sizinle görüşmekten ziyade Sindhi rahipleriyle konuşmak daha mantıklı olacaktır!”

 Adamlar öfkeliydi. Wang Chong’un sözlerini ciddiye almadıkları açıkdı. Bu velet ne derse desin kulağa birer saçmalık gibi geliyordu.

 Zhang Klanı’ndan gelen üstatlar olarak ellerindeki en iyi anlaşmayı ona sunmuşlardı. Wang Chong’un ‘aptal ve boş hareketleri’ ise onları ciddi manada sinirlenmişti.

 “Görüşmek üzere, Wang gongzi!” Diyerek arkalarına döndüler.

 “Hehe, sizi geçirmeme gerek yok sanırım?” Wang Chong adamların figürlerine bakarak hafifçe gülümsedi. Zhang Klanı olmasa bile destek isteyebileceği başka usta demirciler vardı. Başkentteki Zhang Klanı Hidrebad cevherini gereğinden pahalı bulmuştu ve Wang Chong’un onlarla dalga geçtiğini düşünüyordu.

 Bir ay sonra, Bulat çeliğinden silahlar yaptığında, Wang Chong’un yalan söylemediğini anlayacaklardı.

 Hidrebad cevherinin gerçek değerini fark ettiklerinde ise kapısına gelerek ona yalvaracaklardı. Fakat o vakit geldiğinde, fiyat bu zamanki kadar ucuz olmayacaktı.

 Sonuçta koskoca Büyük Tang’da bir sürü saygıdeğer demirci klanı vardı!

 Wang Chong gülerek malikaneye döndü.

……..

 “O velet boyunu aşan işlere bulaşmış! Ona yardım etmeye çalıştığımı nasıl anlamaz? Bakalım bir ay içinde 90.000 altın bulabilecek mi! Yargısal Denetim Mahkemesi’nde imzalanan kontratları oyuncak sanıyor herhalde!”

 “On bin altına silah satacakmış ha? Şaka gibi, yoksa altını gümüşle mi karıştırıyor? Hangi silah öyle bir fiyata satılabilir ki?”

 Yürüdükleri sırada sitem ediyorlardı.

 Onunla samimi bir şekilde pazarlık yapmaya gelmiş olmalarına rağmen Wang Chong o kadar ‘kibirli’ davranmıştı ki velet resmen saygı nedir bilmiyordu!

 “Bunu klan başkanına bildirmemiz lazım. Bakalım o velet bir silahtan on bin altın kazanabilecek mi! Hatta, bir ay sonra direkt Sindhi rahipleriyle görüşmeye gidelim derim.”

 Araca bindiler ve Zhang Klanı’na döndüler.

 Hidrebad planı öyle bir günde olacak bir iş değildi. Wei Hao’nun tecrübeli demirciler bulması için zamana ihtiyacı vardı.

 Wang Chong bu süre zarfında bütün odağını ve dikkatini savaş sanatlarına verecekti.

 Yanlış hatırlamıyorsa, kraliyet çevresi şu aralar Üç Büyük Eğitim Kampı’nı tartışıyor olmalıydı ve yaklaşık üç ay içinde bu kamplar resmen açılacaktı.

 Wang Chong Kunwu Eğitim Kampı’na katılmak istiyordu ama bunun için sadece ‘İstemek’ yeterli değildi. Öncelikle kendini geliştirmesi gerekiyordu. Sonuçta bu kamplara girebilmek için belli başlı koşulları sağlamanız gerekiyordu.

 Ayrıca Yao Feng köşk meselesinde büyük bir darbe aldığı için bir şeyler planlıyor olmalıydı. Wang Chong o adamın boş boş durarak bu meseleyi unutacağını hiç düşünmüyordu.

 Ne olursa olsun, kendini korumak için diğerlerinden daha güçlü bir haline gelmesi şarttı.

 “Bu hap, Kunwu Eğitim Kampı’na açılan kapının anahtarı. Bakalım anahtar gerçekten de bu kilidi açabilecek mi?”

 Wang Chong baş ve işaret parmağıyla Vücut Geliştirme Hapı’nı sıktı. Ardından başını kaldırdı, ağzını açtı ve hapı diline koydu.