Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

35. Bölüm Soğuk Dövmenin Öncüsü

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

  Günler günleri kovalıyordu. Her gün Hidrebad cevherinin arıtılma sürecinde bir gelişme yaşanıyordu.

 Wang Chong metali dövme işini iyi bilen bir adam değildi ama Wei Hao’nun bulduğu demircilere inanıyordu. Bu adamların yetenekleri Wang Chong’un isteklerini yerine getirebilecek düzeydeydi.

 Beş gün geçti.

 “Tamamdır! Metaldan kalıplar dövmek üzereyiz!” Mağaradaki hava çok sıcaktı. Terler içinde kalan baş demirci aniden bağırdı ve sözleriyle mağaradaki herkesin dikkatini üstüne topladı.

 Veng!

 Ocak açıldığı gibi dört kaslı demirci maşalarıyla uzanarak arındırılmış dört adet Hidrebad cevherini, daha doğrusu Bulat çeliğini çıkararak metaldan platforma yerleştirdi.

 “Gerçekten inanılmaz!”

 “Şu ağırlığa bak! Tek bir cevherden böylesine büyük bir kalıp çıktığına göre, cevherin içerdiği metalik öz olağanüstü olmalı!”

 “Ateşlerde mavilik var! Yıllardır demir işlerim ve bugüne kadar elimden sayısız cevher geçti ama ilk defa böylesine rastladım!”

 “Baksana, kalıp bile metalik bir ışıltıyla parlıyor. Normalde bu parıltı için yüzlerce çekiç darbesi gerekirdi. Resmen bir mucize!”

……

 Kalabalık platformdaki metalin etrafına toplandı. Fıldır fıldır açılan gözleriyle Bulat çeliğine bakıyorlardı. Wang Chong ilk başta onlara dört adet simsiyah metal cevher verdiğinde kimse bir şey söylememişti. Fakat bu demirciler yılların tecrübesine sahipti ve akılları kıt olsa bile Wang Chong’un getirdiği cevherlerin Merkezi Ovalar’a ait olmadığını anlayabilirlerdi.

 Merkezi Ovalar’da ocaktaki ateşleri maviye çevirecek tek bir cevher dahi yoktu. Hele ki öncül arıtmadan sonra metalik ışık saçan bir cevheri daha önce kimse duymamıştı!

  “Isıyı 1500 dereceye çekmesine şaşırmamalı!” Kırklı yaşlarındaki baş demirci o anda durumu kavramıştı.

  “Güzel! Sonunda bir kez daha Bulat çeliğini görme fırsatım oldu!” O esnada Wang Chong mutluluktan havalara uçuyordu.

 Geçmişte Bulat çeliğinden yapılma silahlar görmüş olsa da, ilk defa bu metali öncül arıtımdan sonra görüyordu. Wei Ocağı’nda parlayan dört cevher… Bunlar Merkezi Ovalar’daki ilk Bulat çelikleriydi.

 Eski hayatında kıyasla bu hayatında durum tamamen farklı ilerliyordu.

 “Artık silah dövebiliriz!” Wang Chong yumruklarını sıktı. Öncül arıtım sona erdiğine göre artık kalıpları döverek silah yapabilirlerdi. Bu adım cevherin arıtımından da önemliydi. Demircilerin potansiyel sıkıntıları engellemek için ekstra önlemler alması gerekiyordu.

  “Ocağı kapatın! Ateşi dallarla harlayacağız. Körükleri dizin. Sıcaklığın 300 derecenin altında kalması lazım!” diye emretti Wang Chong.

 Sözleriyle herkesin dikkatini çekmişti. On iki demirci garip ifadeleriyle ona bakıyordu. Wang Chong’un emri kulağa gerçek gibi gelmiyordu.

 “Genç Efendi Chong, 300 derece az olmaz mı?”

 “Kesinlikle! Büyük Tang’da silah dövmek için bu kadar az ısı kullanan birini tanımıyorum. Eğer sıcaklığı bu kadar düşürürsek elde edeceğimiz sonuç kaliteden tamamen yoksun olur.”

 Demircilerden bazıları cesaretlerini toplayarak karşı çıktı. Sıcaklığı 2000’den 1500 dereceye indirmekte bir şey yoktu; sonuçta 1500 derece de gayet yüksekti. Fakat Wang Chong onlara 300 derecede silah döveceklerini söylüyordu. Bu daha önce duyulmamış bir şeydi ve adeta bilgisiz bir veledin saçmalıklarına benziyordu.

 Wang Chong statü olarak onlardan yüksekte olsa da, genç adama karşı çıkmadan edemediler. Bu sıcaklıkta silah milah dövülmezdi.

 “Buna soğuk dövgü denir, size ne diyorsam onu yapın!” Wang Chong ısrarcıydı. On iki tecrübeli demircinin karşısında olmasına rağmen gözlerindeki irade mutlaktı. Soğuk dövme, diğer bir adıyla soğuk dövgü özel bir yöntemdi ve bir silahın hem sertliğini hem de sağlamlığını artırabiliyordu.

 Fakat bu çağda henüz ‘Soğuk Dövme’ diye bir yöntem ortaya çıkmamıştı. Silahlar hala yüksek sıcaklıkta dövülüyordu. Çünkü yüksek sıcaklık metali yumuşatıyor, şekil almasını kolaylaştırıyordu. Ayrıca dövme sürecini de kısaltıyordu.

 Fakat insanların çoğu bir şeyin farkında değildi: Evet, soğuk dövme kullanıldığında metalin şekil alması uzun sürüyordu ama ortaya çıkan sonuç diğerlerine kıyasla daha sağlam ve daha dayanıklı oluyordu.

 Üst-düzey bir Bulat çeliği silahı için soğuk dövmeyi kullanmak şarttı.

 Tabii bu yöntemin adı soğuk dövme olsa da, işlem soğuk bir ortamda yapılmıyordu. Sadece normal yöntemlere kıyasla daha ‘soğuk’ bir sıcaklıkta yapıldığı için bu adı almıştı. Bulat çeliği için ideal sıcaklık ise 300 derece civarındaydı.

 Bunu bilmiyorsanız, döveceğiniz Bulat çeliği silahı da üst-düzey bir kaliteye ulaşamazdı. Abbasi Halifeliği ile Sindhu arasında uzak bir mesafe yoktu ve bu sayede Wang Chong’dan daha önce Hidrebad cevheri alabilmişlerdi ama Wang Chong’un aklındaki üst kalite silahı yapabilmek için daha en azından 5-6 yıla ihtiyaçları vardı.

 “Soğuk dövme…” Wang Chong’un bu sözleri demircilere göre tamamen saçmalıktı, genç adamın ne demek istediğini anlayamıyorlardı.

 “Yeter! Niye düşünüyorsunuz? Sadece size söyleneni yapın!” Öte yandan Wei Hao Wang Chong kadar sabırlı biri değildi. Hemen bağırarak demircileri susturdu. Ne diye umursuyorsunuz ki? Sadece söyleneni yapın; sanki silah size ait olacak!”

 Wang Chong gülümsedi. Wei Hao’nun adamlara bir garezi yoktu. O sadece öyle biriydi. Fakat yine de bu davranışlarının demircileri anında susturduğunu söylemek gerekirdi. Adamlar bir kez daha işe koyuluyordu.

 “Her takımda üç kişi olacak ve bütün takımlar birlikte çalışacak. Yedi gün yetmezse on güne çıkacağız! İlk silahın çizimleri burada, başlayın!” Wang Chong elindeki çizimi açtı ve demircilere bağırdı.

 Genç adam bir silahın nasıl dövüldüğünü bilmiyordu ama önündeki adamlar tecrübeli demircilerdi. Wei Hao onları seçtiğine göre bu adamların birer usta olduğuna şüphe yoktu. Ayrıca arıtım ve dövme süreçlerinde Wang Chong’a sayısız soru sormuş, neredeyse her detayı irdelemişlerdi. Sıradan bir demirci böyle davranmazdı.

 Ve genelde bir zanaatkar ne kadar yetenekliyse, bir o kadar kibirli oluyordu. Sonuçta usta ellerinden saçma sapan işlerin çıkmasını istemiyorlardı. Detayları irdelemeleri bile ne kadar uzman olduklarını gösteriyordu.

Ding ding dang dang!

 Çok geçmeden işe koyuldular. Wang Chong dışında soğuk dövmenin ne olduğunu kimse bilmiyordu. Bu yöntem… Bu alternatif dünyada ilk defa ortaya çıkıyordu.

 “Küçük kardeşim! Silahlar tamamlandığında senden bir şey isteyeceğim!” Wang Chong aniden dönerek sordu.

 “Neymiş?” Küçük kız sıkıntıdan esniyordu. ‘Sindhu’ ve ‘Hidrebad’ sözlerini duyunca eğlenceli bir yere gideceklerini sanmıştı ama gelin görün ki burada ‘silah dövmekten’ başka hiçbir şey yapmıyorlardı. Çok sıkıcıydı!

 “Bu silahları bir kez daha dövmeme yardım edeceksin! Her silah için üç bin çekiç hamlesi!” dedi Wang Chong.

 Shua! Bundan etkilenen Wei Hao hemen baş parmağını kaldırdı. Wang Chong, adamsın! Kız kardeşinin gücünü kullanarak metali çekiçleyeceksin demek!

 Küçük kızın gücünü de hesaba katarsak bu silahların kalitesinin birkaç seviye artması işten bile değildi.

 Fakat ne yazık ki duruma itirazı olan birileri vardı.

 “Olmaz!” Küçük kız gözlerini devirdi. Bir saniye bile düşünmeden teklifi hemen reddetti. Abisinin onu ‘bedava iş gücü’ olarak kullanmak istediğini anlamıştı. Ne yani, onu üç yaşındaki bir bebek mi sanıyorlardı?

 “Yüz altın külçe! Bedavaya çalışmam!” Wang Chong kız kardeşinin bu sözlerini duyunca hemen başını salladı.

 “Ah!” Küçük kızın gözleri parladı. O güzeller güzeli göz bebekleri mükemmel derecede yuvarlaktı. Görünüşe göre abisinin sözleri onu etkilemişti. Yüz külçe… Hem de hepsi altındı! Küçük olabilirdi ama Wang Xiao Yao altın ile gümüşü birbirinden ayırabilecek kadar bilgiliydi.

 Her ay sadece on gümüş külçe alıyordu ve şimdiyse abisi ona yüz altın külçe vereceğini söylemişti! Bu kadar parayla resmen zenginliğe doğru yelken açabilirdi!

 “Olmaz!” Ama kızcağız başını iki yana sallayarak Wang Chong’un teklifini reddetti. Wang Chong ve Wei Hao şaşkındı. Tam onu yanlış anladıklarını ve kızcağızın gerçekten çalışmak istemediğini düşündükleri sırada, yetişkinlikten oldukça uzak bir ses duydular.

 “İki yüz külçe! Tek bir külçesi bile eksik olmayacak! Aksi halde… Aksi halde anneme söylerim!”

 “…”

 Wang Chong ve Wei Hao’nun ilk etapta yaşadığı şaşkınlık yavaş yavaş garip ifadelere dönüşlüyordu. Wei Hao daha fazla dayanamayarak bir kahkaha patlattı. Karnını tutuyordu, neredeyse gülmekten karnına ağrılar giriyordu.

 “Hahahah… Manyaksın! Wang Chong, senin de böyle bir şey yaşadığını düşündükçe gülesim geliyor! Hahah, Xiao Yao, abine acımana gerek yok. O artık zengin bir adam. Ödemek istemezse annene söylersin!”

 Wang Xiao Yao’nun yüzündeki sert ifadeye baktıkça gülüyordu.

 Wang Chong da başını iki yana salladı. Bu sefer Wei Hao’nun önünde gülünecek duruma düşmüşlerdi. Küçük kız kardeşi gerçekten de eskisi gibiydi; paranın kokusunu yüz metre uzaktan alıyordu.

 “Anlaştık!” Wang Chong şu aralar para eksikliği çekmiyordu. Wei Hao’nun deyişiyle artık gerçek bir ‘zengin züppe’ olmuştu. İki yüz altın külçenin lafı olmazdı.

 “Yaşasın!!” Küçük kız heyecanla yumruklarını sıktı ve yüzü kızardı. Abisini sadece deniyordu ama başaracağını düşünmemişti. Çok geçmeden aklına bir şey gelince sakinleşti. Şüpheli bir ifade takınarak ona baktı.

 “İki yüz altın külçe dedik, değil mi? Gümüş ile altın aynı şey değildir. Üçüncü Kardeşim, sakın bana yalan söyleme!”

 Wang Chong bir kahkaha attı. Şu velet! Ondan iki yüz altın külçeyi kendisi istemişti. Fakat buna söz vermiş olmasına rağmen kız inanmayarak abisini sorgulamaya devam ediyordu. Çünkü bu parayı beklemediği kadar kolay kazanmıştı!

 “Sana ne zaman yalan söyledim ki? Al bakalım, iki yüz altın külçe. Bana inanmıyorsan ödemeyi önden yapabilirim.” Wang Chong keseden altınları çıkardı ve ona uzattı.

İki yüz altın külçe ciddi bir miktardı ama kız kardeşinin 9. Köken Enerji Seviyesi’ne denk olan akılalmaz gücüne karşılık Wang Chong’un ödemeye razı olduğu bir miktardı.

 Eski hayatında Bulat çeliğinden yapılan silahların on binlerce, bazen de yüz binlerce altına satılmasındaki asıl sebep sadece çeliğin değeri değildi. Daha önemlisi, bu çelikten yapılan silahların estetik görüntüsüydü.

 Her bir Bulat çeliği silahı mükemmeliyete ulaşana dek dövülüyor ve işleniyordu. Cevherin ana kaynağı Hidrebad olsa da, bu işin asıl ustaları Abbasiler ve Damaskus’tu.

 Şimdiye cevher yeni yeni ortaya çıkıyordu. Wang Chong’un henüz bir rakibi yoktu. Şu anda genç adam ‘cevher’ satmak değil, kendi markasını oluşturmak istiyordu!

 Bulat çeliğinden yapılma silahlara on binlerce ve hatta yüz binlerce altın veren adamlar da salak değildi. Eğer Bulat çeliği gerçekten eşsiz olmasaydı ve çağın ötesinde bir teknolojiyle dövülmesi gerekmeseydi, kimse buna o kadar para vermezdi.

 Soğuk dövme yepyeni bir yöntemdi ve bu yöntemi kullanan demircilerin silahı binlerce kez çekiçle dövmesi gerekiyordu. Dövme işlemine ne kadar güç uygulanırsa, silah da bir o kadar güçleniyordu.

 Bu konuda kız kardeşinin 9. Köken Enerji Seviyesi’ne denk olan eşsiz gücü muazzam bir rol oynayacaktı. Wang Chong kız kardeşinin desteği sayesinde ortaya çıkacak silahların inanılmaz derecede kaliteli ve estetik açıdan muazzam olacağını düşünüyordu.

 “Anlaştık! Sakın sözümüzden geri dönmeye kalkma!” İki yüz altın külçeyi gören kızcağızın gözleri neredeyse yuvalarından fırlamak üzereydi. Parayı aldıktan sonra gergin gergin ona baktı; adeta abisinin sözünden döneceğini düşünüyordu.

 “Ama abi, bu kadar parayı nereden buldun?” Küçük kız nihayetinde durumun garipliğini fark etmişti. Şişko Wei’nin dediğine göre abisi artık zengin bir adamdı ama parayı nereden bulduğunu hiç söylememişti.

 “On külçe daha, anneme sakın bir şey söyleme!” Wang Chong ona birkaç altın daha verdi.

 “Anlaştık!” Küçük kız keyifliydi. Artık Wang Chong’un parayı nereden bulduğunu umursamıyordu.

 “Şuna bak, resmen paragöz olmuş bu kız!” Bu manzarayı gören Wei Hao’nun kaşları çatıldı.

 Küçük kızın da olaya dahil olmasıyla birlikte dövme işlemi anında hızlandı. Gerçi Wang Chong’un acelesi yoktu. Günlerini gelişimine odaklanarak ve demircileri izleyerek geçiriyor, soğuk-dövmeyle yapılan Bulat çeliği silahlarının ortaya çıkacağı günü iple çekiyordu.

……..