Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

4. Bölüm Wang Klanı’nın Krizi

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

 Şüphe yok ki uzun zamandır ailesiyle bu kadar keyifli bir yemek yememişti. Kahkahalar durmak bilmiyordu. Madam Wang’ın yüzünde mutluluktan çiçekler açıyor ve orta yaşlı kadın sürekli Wang Chong’un tabağına yemek koyuyordu. Genç adamın tabağındaki yemekler bir dağ kadar birikmişti.

 Öte yandan Baba Wang eskisi kadar sert görünmüyordu. Anne Wang’in keskin bakışları altında o da Wang Chong’un tabağına biraz yemek koydu.

 “Üçüncü Kardeşim, inanılmazsın!”

  Bu manzarayı gören Wang Ailesi’nin küçük kızı ise şaşırmıştı. Abisine bir bakış attı; epey etkilenmişti. Abisinin bu kıyamete kapılarak gideceğini düşünüyordu ve bu trajediye kendisini çoktan hazırlamıştı. Ancak sadece birkaç sözle durumu tersine çeviren büyük kardeşi onun bu düşüncelerini tamamen boşa çıkarmıştı. Öyle ki annesi ve babası şu anda gülerek, abisine övgü dolu sözler söylüyordu. Normalde sertliğiyle tanınan babası bile tabağına yemek koymuştu.

 Wang Ailesi’nin küçük kardeşi biraz kıskanmadan edemedi. Uzun zamandır bu ailede olmasına rağmen daha önce hiç böyle bir davranışla karşılaşmamıştı.

 “Baba, ben de istiyorum!”

 Yanaklarını şişirdi ve kasesini Baba Wang’e doğru uzattı.

 “Bir hanımefendiye yakışıyor mu hiç bu hareketler!”

 Baba Wang’in suratı kasıldı ve söylediği sözler küçük kızı ziyadesiyle üzdü. Gözlerinde yaşlar beliriyordu. Durumu gören Madam Wang ise gülse mi ağlasa mı bilemiyordu:

 “Al bakalım! Annen sana biraz yemek verecek!”

 “Abin de öyle!”

 İçten içe gülümseyen Wang Chong kız kardeşine biraz yemek koydu.

 “Teşekkürler.”

 Nihayetinde küçük kızın yaşaran gözlerinde parıltılar belirdi. Bir kez daha her şeyi unutmuş gibi yemeğine daldı.

 Ailecek keyifle yemek yiyorlardı.

 “Baba, Lord Yao’yla buluşacağını duydum.”

 Wang Chong aniden sordu ve bu soruyla birlikte masadaki hava eski rahatlığını yitirdi. Madam Wang hemen Wang Chong’a bir bakış attı ve küçük kardeşinin yemek çubukları duraksadı.

 Ailedeki herkes Baba Wang’in eve iş getirmediğini bilirdi ve ayrıca bu sert adam işine karışılmasından hiç hoşlanmazdı.

 “Bunu nereden duydun?” Baba Wang başını kaldırarak, ifadesinde bir değişiklik olmadan konuştu. Fakat Wang Chong onun alnındaki hafif kırışıklığı görebiliyordu. Babası bu konuyu açtığı için memnun olmamıştı.

 Sakin, Wang Chong’un kalbi titredi. Buna rağmen konuşmaya devam etmekten başka çaresi yoktu. Sonuçta bu çok önemli bir konuydu ve işlerin gidişatını değiştiremezse, ailesinin güvenini boşa kazanmış olacaktı.

 “Annemle konuştuğunuz esnada size kulak misafiri oldum.” Dedi Wang Chong. Kalbi çarpıyordu. Başarı ya da başarısızlık; hepsi birazdan söyleyeceği sözlere bağlıydı.

 “Oh.” Baba Wang’ın alnı biraz titredi. Aniden bu konuyu eşine, Zhao Shu Hua’ya anlattığını anımsadı. Fakat bunu sadece evdeyken bir kez söylemişti. Wang Chong’un bu konuşmayı duymuş olması epey şaşırtıcıydı.

 “Evet, doğru duymuşsun. Neden konuyu burada açtın peki?”

 Wang Chong’un yemeğin başında sergilediği iyi performans meyve veriyordu. Baba Wang aniden sinirlenmek yerine ona bir soru sormuştu. Artık oğluna bir yetişkin gibi davrandığı açıktı.

 Ve gerçekten de öyle yapmalıydı. Sonuçta ordu eğitim kampına katılacak birine çocuk muamelesi yapmak doğru olmazdı.

 “Lord Yao hiçbir zaman sizinle iyi geçinemedi, Baba. Üstelik aranızda ciddi bir bağlantı da yok. Buna rağmen, bu kez sizinle görüşmeyi teklif eden taraf oydu. Korkarım ki hiçbir şey göründüğü gibi değil. Kötü emelleri olabilir.” Wang Chong yavaşça açıkladı.

 Babasının işine karışılmasından hoşlanmadığını biliyordu. Bu sözler on beş yaşındaki bir çocuğun ağzından çıkmamalıydı ama Wang Chong’un başka çaresi yoktu.

 Eski hayatında, sözü geçen Lord Yao, tam adıyla Yao Guang Yi, iş bahanesiyle hiç görüşmediği Wang Yan’ı bir toplantıya çağırmıştı. Wang Yan bu adama karşı dikkatsiz değildi. Eğer Yao Guang Yi onu bir toplantıyla yanına çekmeye çalışsaydı, babası bunu direkt reddederdi. Fakat Lord Yao çok kurnazdı. Toplantı sırasında hiçbir şey söylememiş ve bunun yerine babasına içki ısmarlayarak, sadece önemsiz olaylardan bahsetmişti.

 Ardından bilerek bu meseleyi Kral Song’a açmıştı.

 Kral Song kraliyet ailesinin bir üyesiydi ve ülkenin ordu meseleleriyle içli dışlıydı. Kendisi kraliyet ailesinin klanındaki söz sahibi üyelerden biriydi. Wang Chong’un büyükbabası sayesinde Kral Song, Baba Wang’e oldukça güvenirdi.

 Öte yandan Wang Yan’ın genç yaşta otorite sahibi bir general olmasını sağlayan asıl kişi de Kral Song sayılırdı.

 Fakat Wang Yan’ın Kral Qi’nin sadık hizmetkarı olarak bilinen Yao Guang Yi ile gizlice bir toplantı yapması… Bilhassa Kral Song ve Kral Qi arasındaki düşmancıl ilişki göz önünde bulundurulduğunda, Kral Song’u anında sinirlendirmişti!

 Normal bir durumda bu kadar sinirlenmezdi. Ancak Kral Song ve Kral Qi son zamanlarda kraliyet çemberinde sıkı bir rekabet halindeydi. Durum kritikti; Kral Qi bir sürü taktik ve plan kullanarak Kral Song’un dostlarından ve öğrencilerinden büyük bir kısmını kendi tarafına çekmişti. Bu nedenle yalnızlaşan Kral Song’un kraliyet çemberindeki etkisinde ciddi bir düşüş söz konusuydu.

 Dolayısıyla Kral Song zamanla kendi adamlarından şüphelenmeye başlamıştı ve tam da böyle bir zamanda, Wang Chong’un babası olan Wang Yan, Yao Guang Yi ile gizli bir toplantı yapmıştı. Kral Song’un ne düşüneceğini kestirmek çok zor değildi.

 Üstelik babası direkt bir adamdı ve dürüsttü. Kral Song’un ondan şüpheleneceğini bilmesine rağmen Yao Guang Yi ile hiçbir şey konuşmadıklarını, sadece bir şeyler içtiklerini söylemişti.

 Kraliyet çemberinde birbirine karşı olan iki tarafı temsil eden Wang Yan ve Yao Guang Yi’nin gizli bir toplantıda sadece içki içtiğine kim inanırdı? Kral Song’un böyle bir hikayeye inanması mümkün değildi!

 Wang Yan’ın sözleri onun şüphelerini gidermemiş, tam tersine Kral Song’un şüphelerini kuvvetlendirmişti. Böylece Kral Song bu adamın, Wang Yan’ın ona ihanet ettiğini ve Kral Qi tarafından yanına gönderildiğini düşünmeye başlamıştı.

 Daha sonrasında ise Yao Guang Yi Kral Song’un aklını karıştırmak için birkaç olay ayarlamış ve sınır dolaylarında sorun çıkarmıştı. Bu davranışlarıyla Kral Song ve Wang Yan arasındaki yanlış anlaşılmanın iyice derinleşmesine neden olmuştu.

 Kral Song zamanla bütün Wang Klanı’nın ona ihanet ettiğini ve bu ‘alçak’ klanın Kral Qi’nin tarafına geçtiğini düşünmeye başlamıştı. Eskilerin dediği gibiydi, sevgi ne kadar büyükse nefret de bir o kadar büyük olurdu. Aralarındaki yakın ilişki yüzünden Kral Song Wang Klanı’nın ona ‘ihanetini’ kabullenememişti.

 Bu olayın Kral Song’a büyük bir darbe indirdiğini söylemek yanlış olmazdı. Onu bırakan ve karşı tarafa geçen düzinelerce öğrencisi ve eski dostu bile Kral Song’u bu kadar üzmemişti. Wang Klanı onu büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştı.

 Wang Chong’un büyükbabasının hayatta olduğu zamanlarda, Kral Song onunla arasındaki yakın ilişki nedeniyle ceza olarak Wang Yan’ın sadece ordudaki yetkilerini almıştı. Fakat, büyükbabası öldüğünde Kral Qi halihazırda Kral Song’un korumasını yitiren Wang Klanı’nı hedef almıştı.

 Birkaç yıl gibi kısa bir zamanda o heybetli, o güçlü Wang Klanı Büyük Tang İmparatorluğu’nun kraliyet çemberinden tamamen kovulmuştu.

 Kral Song Büyük Tang’ı hedef alan düşmanlara karşı agresif bir cevabın verilmesini destekleyen grubun başındaydı. Onun düşüşüyle birlikte çemberde Kral Qi’ye karşı çıkacak kimse kalmamıştı. Dolayısıyla, Büyük Tang İmparatorluğu’nun düşmanlarına karşı sergilediği tavırlar zayıfladıkça zayıflamış ve nihayetinde o kıyametle birlikte imparatorluk çökmüştü.

 Yani bu mesele sadece Wang Klanı ve Kral Song için değil, koskoca kraliyet çemberi için de büyük bir felakete yol açmıştı!

 Bu savaşta kaybetmeyen kimse yoktu. Kral Qi bile son kazanan olamamıştı. Wang Chong inen darbenin ne denli derin olduğunu çok iyi biliyordu.

 Bu hadise Wang Klanı’nın ve kraliyet çemberinin kaderini tamamen değiştirmişti. Babası son nefesini verirken bile bu olayın etkilerinden kurtulamamıştı. Hayatındaki en büyük hatanın Yao Guang Yi’den gelen o daveti kabul etmek olduğunu söylemiş ve Kral Song’a durumu daha net açıklamadığı için son anlarında kendine lanet etmişti.

 Wang Chong bunu iyi hatırlıyordu.

 Eski hayatında bomboş bir hayat yaşayarak herkesi kendinden itmişti. Ailesine karşı herhangi bir duygu beslemediğini düşünüyordu. Zamanla uyandığında her şeye değer vermeye başlamıştı, fakat bazı şeyleri değiştirmek için artık çok geçti.

 Bu Wang Chong’un en büyük pişmanlıklarından biriydi.

 İşlerin gidişatını bildiği için bu kez ailesinin ve evim dediği bu imparatorluğun yok olmasına izin vermeyecekti. Bu meseleye bir dur demesi gerekiyordu!

 Fakat böyle bir durumu babasına açıklamak hiç de kolay değildi.

 “Bir çocuğun bu gibi meselelere burnunu sokmaması gerekir. Ne yapacağımı biliyorum.”

 Baba Wang net bir şekilde konuştu. Suratı hala çelikten bir ifadeye sahipti.

 Yao Klanı ve Wang Klanı zamanında birbirine düşman olan klanlardı ama bu eski hanedanlık döneminde kalmıştı. O yıllardan bu yana çok yıl geçmişti ve Wang Yan’ın Yao Guang Yi ile bir sorunu yoktu.

 Baba Wang gayet tabii Kral Song ve Kral Qi arasındaki mücadeleden haberdardı. Meseleyi bilmiyormuş gibi davranmaya çalışsa da, yapacağı hareketin durumu kötüye götüreceğinden endişeleniyordu. Zaten Guang Yi ile bu yüzden gizlice buluşmaya karar vermişti.

 Sonuçta, aralarında ciddi bir sorun yoktu.

 En ekstrem senaryoda Guang Yi onu Kral Qi’nin tarafına çekmeye çalışır ve Wang Yan da direkt bunu reddederek tavrını ortaya koyardı. Böylece meseleye bir son vermiş olurlardı. Eğer Yao Guang Yi buna rağmen olayı üstelerse bu da potansiyel bir soruna yol açabilirdi.

 Babasının yüzündeki ifadeyi inceleyen Wang Chong panikliyordu.

 Babası klasik bir ordu adamıydı. Bir orduyla düşmana saldırmak konusunda Yao Guang Yi’den aşağı kalır bir adam değildi. Fakat, politik savaşlar ve gizli taktiklerde Yao Guang Yi ile asla boy ölçüşemezdi.

 Aynı seviyede bile değillerdi!

 Yao Guang Yi Wang Yan’ın kişiliğini iyi biliyordu ve bu sayede Wang Yan’ın düşeceğine emin olduğu bir tuzak kurmuştu. Eğer babası ‘Dürüst ve direkt olduğum sürece hiçbir şeyden korkmama gerek olmaz’ şeklindeki tavırlarına devam ederse hazırlıksız yakalanacak ve Yao Guang Yi’nin ellerine düşecekti.

 Ve olaylar böyle giderse hiçbir şey yapamazlardı!

 “Chong-er, baban öyle diyorsa meseleyi daha fazla üstelememelisin. Hadi, yemeğini ye.”

 ‘Bir insanı annesinden daha iyi kimse tanıyamaz’. Madam Wang oğluna bakar bakmaz onun ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Bu yüzden hemen durması için ona keskin bir bakış attı.

 Ayrıca kocasının kişiliğini de iyi biliyordu. Wang Yan insanların yemek masasında iş konuşmasından nefret ederdi. Wang Chong’un sözlerine gösterdiği bu tepki bile Madam Wang’i şaşırtmıştı.

 ‘Ne yapacağımı biliyorum’ cümlesi bu konu hakkındaki tavrını net bir şekilde belli ediyordu. Mesele çoktan karar bağlanmıştı ve bu saatten sonra kimsenin konuyla ilgili konuşmaması gerekirdi. Eğer Wang Chong bir söz daha söylemeye kalkarsa Wang Yan sinirden köpürecekti.

 Wang Chong panikledi. Annesinin ne yapmak istediğini anlayabiliyordu ama bu konu çok önemliydi. İşler iyi gitmezse buradaki her şey; bu salon, bu masa, koskoca Wang Klanı ve hatta amcası bile tarihin tozlu sayfalarına gömülecekti.

 Wang Klanı Büyük Tang’ın politik çemberinden tamamen silinip atılacaktı. Babası Yao Guang Yi’nin emellerini bilmediği için ona karşı temkinli değildi. Wang Chong’un konuyu üstelemekten başka çaresi yoktu.

 Babası sinirlense, ona tonla laf etse bile Wang Chong bunu yapmak zorundaydı.

 “Baba, bu çok önemli bir konu. Bana kalırsa görüşmeden önce Kral Song’a haber vermelisin. Bir şeyler ters giderse, bu sayede… Sonuç çok kötü olmaz.”

  Wang Chong bir süreliğine düşündükten sonra olaya farklı bir açıdan yaklaşmaya karar verdi. Kendi önerilerini daha sakin bir yolla ifade ediyordu. Sonuçta babasını bu toplantıya katılmamaya ikna edebilecekmiş gibi görünmüyordu. Wang Yan bir çocuk değildi ve bu sözlerden sebep aşırı sinirlenmezdi.

 Dolayısıyla Wang Chong alternatif bir yol seçmek durumunda kalmıştı. Yao Guang Yi’den bahsetmek yerine Kral Song’u olaya dahil etti.

 “Bu yetişkinlerin meselesi, kendini yormana gerek yok.” Baba Wang’in suratında soğuk bir ifade vardı ve hemen ayağa kalktı. “Siz yemeğe devam edebilirsiniz, yapmam gereken bazı işler olduğu için gitmem gerekiyor.” Dedikten sonra döndü ve yemeğini bitirmeden salondan çıktı.

 Anne Wang sert bir bifadeyle Wang Chong’a baktı. Genç adam iç geçirmeden edemedi. Gösterdiği performansın babasının güvenini kazanmaya yetmediğini anlamıştı.

 “En azından sinirden kendini kaybetmedi.” Diye düşündü Wang Chong.

 Dışarıdan bakıldığında bu ‘yemek’ kötü bir şekilde sonlanmış olsa da, Wang Chong asıl durumun bundan farklı olduğunu biliyordu. Normalde, babası bu sözlere karşı öfkeyle cevap verirdi ama bu kez sadece ‘keyfi kaçmış’ gibi görünüyordu.

Bu hiç de hafife alınamayacak bir gelişmeydi. Bundan sonrası babasına kalacaktı. Wang Chong bu işleri onun yerine yapamazdı.

 “Görünüşe göre Ma Zhou’ya ihtiyacım olacak!” Wang Chong endişeliydi. Babası çok sert bir adamdı ve inatçıydı. Bir karar verdikten sonra bu kararını kolay kolay değiştirmiyordu. Birkaç kelimeyle onu kararından döndürmek mümkün değildi.

 İşte bu kişiliği yüzünden babası defalarca kez haksızlığa uğramış ve rakipleri bu açığını tekrar tekrar kullanmıştı.

 Wang Chong babasını ikna edemediği için başka bir şey yapmak zorundaydı. Ne olursa olsun bu olaya engel olacaktı. Bir bahane uydurarak annesine ve küçük kardeşine veda etti.

…….

 

Çevirmen notu
Not 1-) Antik Çin’de feodal sistem kullanılıyordu. Yani bir İmparator mevcuttu ve bu İmparator toprak sahiplerine unvanlar veriyordu.

 Not 2-) Normalde imparatorluk yarışında çok sayıda prensin öldüğü bilinen bir gerçekti. Başarısız olan ve hayatta kalan bazı prenslere ise ‘Kral’ unvanı veriliyordu (O zamanların kraliyet ailesi dışındaki en büyük unvanıdır). Bazen bu Krallara yönetmeleri için topraklar veriliyor ve bazen de kraliyet çemberinde bir pozisyon veriliyordu. Bazı zamanlarda ise sadece ismen ‘Kral’ oluyor ve gerçek bir otoriteye sahip olmuyorlardı. Ayrıca büyük işler başaran bazı insanlara da ‘Kral’ unvanı verilebiliyordu.

 Not 3-) Kraliyet ailesinin klanında ise sadece imparatorun ailesi mevcuttu.