Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

40. Bölüm Ansızın Gelen Uyarı

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

 “Aferin, akıllı çocuk, gerçekten büyüdün!”

 Wang Chong’un annesi şaşırmış ve keyiflenmişti. Heyecandan akan göz yaşlarını silip duruyordu. Oğlunun sergilediği performans ile Wang Klanı üyelerinin onayını kazandığını anlamıştı.

 Dört çocuğu vardı; üç oğlu ve bir kızı… Ve aralarından onu en çok endişelendiren kişi en küçük oğluydu.

 Hangi anne oğlunun başarılı biri olmasını istemezdi? Bütün anneler bunun hayalini kurmaz mıydı?

 O esnada çocuğu gerçekten büyümüş ve yetişkinliğe erişmişti. Bir anne olarak bunu görmek onu hem rahatlatıyor hem de mutlu ediyordu.

 “Peki ya sonra ne oldu?” Büyük Amcası Wang Gen sordu. Sesi artık eskisi gibi sert değildi.

  Wang Chong’un sözleriyle onu etkilediği açıktı ve zamanında beceriksiz olarak gördüğü bu çocuğa artık yepyeni bir gözle bakıyordu.

 “Sınır kesimlerini inceledim; Yao Guang Yi’nin lehine kullanabileceği fazla alan yoktu. Öncelikle babam onu direkt olarak görmezden gelebilir ve böylece adamın planını boşa çıkarabilirdi. Bunu yaparsa Yao Guang Yi’nin kamp alanına girme şansı da olmazdı. Dolayısıyla, en muhtemel olasılık Hular’ın saldırısıydı.” Dei Wang Chong. Bakışları açık ve netti; konuşurken adeta bir bilgeye benziyordu. Bunu görenler ve onu daha önce tanıyan kişiler şaşırmıştı.

 Wang Chong’un çocukluğunu bildikleri için bugüne kadar onu hiç böyle görmemişlerdi.

 “Çocuk sonunda büyümüş.” Büyük Halası Wang Ru Shuang başını salladığı esnada aklından bunlar geçiyordu. Küçük çocuğun yaşadığı değişimler onu mutlu etmişti. Buraya gelmeden önce Wang Chong’un Engin Turna Köşkü’nde olay çıkardığını duymuş ve oldukça sinirlenmişti. Bu çocuğun yetişkinlikten uzak olduğunu ve asla büyümeyeceğini düşünmüştü.

 Fakat şimdiyse, artık aklında buna benzer düşünceler yoktu.

 “Eskilerin dediğine göre en haylaz ve en beceriksiz çocuklar bile günün birinde uyanırmış. Görünüşe göre Chong-er nihayet uyandı.” Büyük halası çok mutluydu.

 Farklı bir aileye gelin olarak gittiği için artık Wang Klanı’nın gerçek bir üyesi sayılmazdı ama hem kocası hem de kendisi Wang Klanı’yla yakından bağlantılıydı.

 Wang Klanı’nın en küçük ve en beceriksiz çocuğu ansızın uyanmış; üstelik olağanüstü yeteneklere sahip olduğunu göstermişti. Bu yeni gelişme Wang Klanı’nın kutlama yapmasına değerdi.

 “Meseleyi iyice inceledim ve Yao Guang Yi’nin kullanabileceği en muhtemel taktiğin bu olduğuna karar verdim. Yanılsaydım… Neler olacağını düşünmek bile istemiyorum. Ancak doğru bildiğim takdirde Wang Klanı bir felaketten kurtulacaktı! Ve Yao Guang Yi’nin başkenti terk ederek sınıra doğru gittiğini öğrendiğimde varsayımlarımın doğru olduğunu anladım!”

 Artık ailenin imtihanını geçmiş olmalıydı. Büyük amcasının ifadesine bakılırsa, adam yaptığı ‘sorgulama’nın sonuçlarından memnundu. Böylece durumu Wang Chong’un büyükbabasına da açıklayabilecekti.

 Fakat Wang Chong bu kadarlık bir başarıyla ailedeki bütün üyelerin onayını alamayacağını biliyordu. Hatta, bu başarı klanın merkezine girmesine bile yetmezdi.

 Muhtemelen son gelişmelerle birlikte yalnızca büyük amcasının, büyük halasının ve odadaki diğer insanların ona dair izlenimlerini olumlu bir noktaya çekmişti. Yani hala yeteneklerini göstermeli ve kapasitesini net bir şekilde belli etmeliydi!

 “Büyük amca, sınırdaki mesele sona erdi. Yao Guang Yi üst üste iki yenilgi almış olsa da Yao Klanı’nın temellerine herhangi bir zarar gelmedi. Yanılmıyorsam yakında Yaşlı Efendi Yao bir barış anlaşması için büyükbabamı ziyaret edecek.” Dedi Wang Chong.

 “Ne? Yaşlı Efendi Yao bir barış anlaşması mı önerecek? Olur mu öyle şey!” Büyük amcası bu sözleri duyduktan sonra şaşkına döndü.

 “Wang Chong, dalga mı geçiyorsun?! Yaşlı Efendi Yao kurnaz bir tilkidir ve onun gibi bir adamın büyükbabanla barış yapmak istemesi… Bana hiç de gerçekçi gelmiyor! Bunu yaparsa resmen yenilgiyi kabullenmiş olacak ve o adamın böyle bir şey yapacağını hiç sanmıyorum!”

 Bu sözlere karşı çıkan ilk kişi Wang Chong’un kuzeni, Wang Zhu Yan’dı. Akabinde odadaki herkes Wang Chong’a odaklandı. Yaşlı Efendi Yao’nun bir barış anlaşması önereceğine inanamıyorlardı.

 Evet, Yao Klanı son yaşananlardan ötürü başkentte bir dalga konusu olmuştu ama hala otoriteleri sarsılmış değildi. Sadece Wang Klanı’na karşı bir yenilgi almışlardı.

 Fakat Wang Chong, emekliliğe ayrılmış olan Yaşlı Efendi Yao’nun, tek bir adımıyla koskoca başkenti titretebilecek bu adamın büyükbabasından bir ‘ateşkes’ süreci isteyeceğini söylüyordu. Buna inanmak çok zordu!

 Yine de Wang Chong’un kasvetli ifadesine bakılırsa, genç adam sözlerinde gayet ciddiydi. Dolayısıyla insanlar sessizce ondan gelecek açıklamayı bekliyordu.

 “Heh, kuzen, meseleye çok yüzeysel yaklaşıyorsunuz. Eğer Yao Klanı bu savaşta Wang Klanı’na kaybetmiş olsaydı, Yaşlı Efendi Yao meseleyi halletmek için olaya müdahale etmezdi! Şunu ne çabuk unuttunuz? Yaşlı Efendi Yao geçenlerde Wang Klanı’nı imparatora şikayet etmemiş miydi?!” Wang Chong soğuk soğuk sırıttı.

Veng!

 Adeta ana salona bir yıldırım düşmüş ve herkesin gözleri parlamıştı. Wang Chong’un sözlerindeki imayı nihayet anlayabiliyorlardı.

 “Şu anda Yao Klanı sadece Wang Klanı’yla değil, Majesteleri’yle de uğraşmak zorunda. Yao Guang Yi’nin sınırda yaptığı şeylerden sonra insanlar Yao Klanı’nın emellerini fark etti. Majesteleri’nin bilge kişiliği böyle bariz bir ayrıntıyı asla atlamaz!”

 “Şu anda yaşlı tilki dediğimiz o adamın ortaya çıkmaktan başka çaresi yok. Yao Guang Yi henüz onun seviyesine ulaşamadığı için yaşlı tilkinin gün yüzüne çıkması gerekiyor!”

 “Hmph, bu kez resmen kendi kuyularını kazdılar. Kaşınıyorlardı!” Wang Chong soğuk soğuk sırıttı.

 Wang Chong boş konuşmuyordu. Sınırdaki mesele sona erdiğinden beri bunu düşünüyordu. Şu anda Yao Guang Yi imparatorun öfkesini dindirebilecek kapasitede değildi. Yao Klanı’nda bunu sadece Yaşlı Efendi Yao yapabilirdi.

 Eğer Yao Klanı mallarından ve mülklerinden vazgeçmek istemiyorsa, Yaşlı Efendi Yao’nun harekete geçmesi şarttı. Bu konuda büyükbabasını ziyaret ederek bir ateşkes istemesi en mantıklı çözümdü.

 Yaşlı Efendi Yao özür dilemeyecek olsa da, Wang Chong’un Dört Elçilik Makamı’ndaki büyükbabasını ziyaret etmek zorundaydı. Ayrıca kralyet sarayına girerek hatalarını kabul edecek ve imparatordan af dilenecekti.

 Başka çaresi yoktu.

 “Muhtemelen bir-iki gün içinde harekete geçecektir.” Wang Chong sırıttı.

 İlk başta herkes Wang Chong’un saçmaladığını düşünüyor ve sözlerine kulak asmıyordu. Fakat dinledikçe durumu yavaş yavaş kavradılar ve heyecana kapıldılar.

 “Chong-er, gerçekten de değişmişsin!” Büyük Halası Wang Ru Shuang merakla onu baştan aşağı süzdü; adeta gerçek Wang Chong ile ilk defa tanışıyordu. “Geçmişte senden böyle sözler duyamazdık. Görünen o ki Ma Zhou’yla yaşadığın olay bir felaket olduğu kadar bir lütufmuş da! En azından bu olay sayesinde kendini topladın.

 “Hehe, Ru Shuang, ne olursa olsun Chong-er’in Yaşlı Efendi’nin soyundan geldiğini unutmamak lazım. Başı boş gezdiği zamanlar oldu ama yeteneksiz biri olması imkansızdı. Sanırım artık gerçek Wang Chong’la tanışıyoruz. Belki de geçmişte aklı sadece başka yerdeydi.”

 Wang Chong’un amcası, Li Lin, sakallı ve sert bir adamdı. Oturuyorken bile sırtını dimdik tutuyordu. Tek bakışla onun ordudan olduğunu anlayabiliyordunuz.

 Ve gerçekten de öyleydi. Fakat Wang Chong’un babasının aksine, bu adam İmparatorluk Ordusu’nun bir üyesiydi. Çok kaslıydı ve muhtemelen işinden ötürü pek sık konuşmazdı.

 Büyük halası ve büyük amcasının aksine, Li Lin’in Wang Chong’a karşı kötü düşünceleri yoktu. Eskilerin dediği gibiydi; yüce bir adamın işe yaramaz bir çocuğa sahip olması mümkün değildi. Li Lin’e göre bu toplantıda konuşan Wang Chong, gerçek Wang Chong’du.

 “Hehe, onu fazla överseniz iyice şımaracak!” Madam Wang böyle demiş olsa da çok mutluydu. Çocuğunun övülmesi her anneyi mutlu ederdi. Wang Chong’un bu toplantıda sergilediği performans öyle muazzamdı ki onu sevmeyen büyük amcası bile ağzını açmıyordu.

 Bugün annesini gerçekten de gururlandırmıştı.

 “Baba, eğer durum gerçekten de Küçük Kardeşim Chong’un dediği gibiyse, o halde büyükbabam bundan memnun olacaktır.” Wang Zhu Yan eliyle ağzını kapatarak gülümsedi.

 Wang Chong’un büyükbabası ile Yao Klanı’nın Yaşlı Efendisi senelerdir baş düşmandı ve zamanından beri savaşıyorlardı. Bugüne dek kimse yenilgiyi kabullenmemişti.

 Eğer Yao Klanı’nın Yaşlı Efendisi oğlunun hareketleri için özür dilemek adına büyükbabasının ayaklarına giderse, o halde büyükbabası zevkten dört köşe olabilirdi.

 Wang Chong’un büyük amcası Wang Gen oracıkta oturuyor, hiçbir şey söylemiyordu.

 Wang Chong’un sözleri henüz varsayımlardan ibaretti ama Wang Gen durumun muhtemelen çocuğun söylediği gibi ilerleyeceğini düşünüyordu. Yao Guang Yi ağır bir yenilgi almıştı ve Wang Gen’in aklına gelen ilk şey bu durumu Wang Ailesi’ne sormaktı.

 Eğer Wang Chong konuşmamış olsaydı, Yaşlı Efendi Yao’nun yaptıklarını bile unutabilirdi.

 “Yaşlı Efendi’nin beni buraya göndermesine şaşırmamak lazım. Muhtemelen Yao Klanı’nda yaşananları çoktan biliyordu!”

 Aniden Wang Gen’in zihninde her şey netleşti. Bir kez daha Wang Chong’a baktığında bu kez zihninde karmaşık duygular vardı.

 Üçüncü kardeşi, Wang Yan’ın toplamda üç oğlu ve bir kızı vardı. İki büyük kardeşini bırakın, beceriksiz olduğu söylenen ufak oğlan bile parlamaya başlıyordu. Bu gidişle ailedeki pozisyonu dengesizleşecekti.

 Yaşlı Efendi’nin ona verdiği yetkiler ve otoritenin zamanla inceleceğine şüphe yoktu ve bu hiç de iyi bir haber değildi.

 Ancak öte yandan Wang Klanı’nın üyeleri hayatta kalmak için birbirine bel bağlıyordu. Yani Wang Yan’ın yahut onun başarısız olması da iyi bir şey değildi.

 Eğer bu kez Wang Chong devreye girmemiş olsaydı, Wang Klanı korkunç bir felaketle karşı karşıya kalabilirdi.

 Olaya geniş bir açıdan bakarsak, Wang Klanı’nın gelişmesi için üyelerin arasından yetenekli kişilerin çıkması gerekiyordu. Yani aslında Wang Chong’un ortaya çıkışı onun için kötü bir haber sayılmazdı.

 Wang Gen ne düşüneceğini bilmiyordu.

 “Büyük amca, Yao Klanı bu kez kaybetti ve Yaşlı Efendi Yao bir ateşkes için büyükbabamı ziyaret edecek; ancak henüz dikkati elden bırakamayız.”

 Wang Chong bir insan sarrafıydı ve amcasının ne düşündüğünü anlayabiliyordu. Genç adam eski hayatında bu ifadeyle karşı karşıya kaldığı gibi pes ediyordu ama bu kez durum farklıydı. Çünkü Büyük Tang’ın başına büyük bir kıyamet çökmek üzereydi.

 Bu kıyametten önce Wang Klanı’nın kendi içinde sorun yaşamaması ve gerçek manada uyanması gerekiyordu.

Wang Chong kullanabileceği bütün gücü toplamalıydı ve buna büyük amcası da dahildi. Bunu yapmak için sadece kapasitesini sergilemesi yeterli değildi. Büyük amcasının izlenimini değiştirmeli ve kendisini ona sevdirmeliydi. En azından aradaki düşmanlığı ortadan kaldırması gerekiyordu.

 “Yao Klanı bu kez kaybetti ama ateşkes isterken gizlice birkaç plan daha yapacaklarını düşünüyorum.

 “Majesteleri konuya dikkat ettiği için babama, büyük amcama, amcama ve küçük amcama el süremeyecekler. Fakat klandaki diğer insanlar için durum farklı olabilir. Büyük amca, duyduğuma göre kuzenimin resmi pozisyonunu değiştirmeyi düşünüyormuşsun?”

 <Burada Wang Gen’in büyük oğlundan bahsediyor>

 Wang Chong anlamlı bir ifadeyle amcasına baktı.

 Veng!

 Başından beri sakince oturan Wang Gen aniden şaşkına döndü. Bir anda doğrularak inanamayan gözlerle Wang Chong’a baktı.

 Yıllardır politikayla uğraştığı için Wang Chong’un ne demek istediğini anında anlamıştı. O sırada sırtından soğuk terler akıyordu.

 İnsan dediğiniz varlık özünde bencildi. Wang Yan’ın ordudaki etkisine karşı bir koza sahip olmak isteyen Wang Gen, gizlice en büyük oğlu Wang Li’nin adını kraliyet sarayındaki terfi listesine yazmıştı.

 Yaşlı Efendi ve kendi yetkilerini kullanarak Wang Li’nin terfi almasını sağlamaya çalışıyordu. Bu konuyu kimseye söylememişti ama gizliden gizliye Ordu Personeli Bürosu’ndaki süreç devam ediyordu.

 Eğer Yao Klanı bu olayı gün yüzüne çıkarırsa ortalık karışabilirdi!

 Bunu bilen Wang Gen artık oturduğu yerde duramıyordu!

…..

Çevirmen notu
Not 1-) İmparatorluk Ordusu: Başkentte bulunan tek ve yegane ordu. Diğer orduların başkente girmesi yasaktır.