Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

42. Bölüm Kaderin Taşı

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

 Wang Chong’un odasındaki bütün camlar kapalıydı, kapılar bile kilitlenmişti. O esnada odasını neredeyse dünyanın geri kalanından soyutlamış durumdaydı.

 Ve bu yeni ‘Dünya’nın merkezi Wang Chong’du!

 “Düşün, düşün! Ne duydun? Kader, kader…”

 Wang Chong yatağın yanında oturdu ve gözlerini kapattı. Ana salondayken duyduğu sesin söylediği sözleri hatırlamaya çalışıyordu. İstemsizce ellerini dizlerine bastırdı.

 Genç adam eski hayatında binlerce askerle birlikte savaşa giderken bile bu kadar gerilmemişti.

 Fakat şu anda titrememek için kendini zor tutuyordu.

 “Doğru ya, Kader Savaşçısı! Kader Savaşçısı’ydı!”

 Veng! Bu sözler aklından geçer geçmez adeta bir kapıyı açan o anahtarı bulmuş ve zihninde yepyeni değişiklikler meydana gelmişti.

  [Kullanıcı uyandı! Klanın kaderini başarıyla değiştirdin ve klan üyelerinin onayını kazandın. Artık ‘Kader Savaşçısı’ unvanını kazandın!]

 [Kader Savaşçısı: Kader ağının önünde herkes ufacık bir karıncadan farksızdır. Kişi mücadele ettikçe kadere bir o kadar bağlanır!]

 [Unvan: Kader Savaşçısı. Ödül: 50 Kader Enerjisi!]

…….

 Bu sesi duyduktan sonra aklında türlü türlü illüzyon belirdi. Bunlar Wang Chong’un reenkarnasyon geçirdikten sonra yaşadığı şeylerdi; Ebeveynlerine hatalı olduğunu söylemiş, Engin Turna Köşkü’nde olay çıkarmış, babasını ikna etmişti… Hepsi art arda beliriyordu. Genç adam bütün bu yaşananları uzaktan izlemekteydi.

 Sss!

 Bunları görünce nefesi kesildi. Yanılmıyordu, başına gerçekten de garip bir şey gelmişti.

 O garip ses ve ‘Kader Savaşçısı’ normal şeyler değildi. Reenkarnasyon geçirdikten sonra vücudunun daha çevik olmasına şaşırmamak lazımdı. Ejder Kemiği Sanatı’nı kolayca kavrayabilmesine şaşırmamak gerekirdi. Vücut Geliştirme Hapı’nı o kadar çabuk özümsemesine de şaşırmamak lazımdı!

 Wang Chong o esnada yaşadığı hissin bir illüzyon olmadığını anlamıştı. Vücudunda gerçekten de gizemli bir güç vardı.

 Ama neden daha önce bunu hissetmemişti?

 Zihninde bir fırtına kopuyordu. Geçmişe, büyük amcasının onayını alır almaz aklında yankılanan o sese odaklandı.

 “… Yani bu gizemli gücün aktifleşmesi için belli başlı koşulları yerine getirmem mi gerekiyor?” Genç adam hareket etmeden oturuyordu.

 Bugün yaşananlar fazlasıyla şaşırtıcıydı. Meseleyi iyice düşünmeli ve ona neler olduğunu bulmalıydı.

 “Kullanıcı uyandı… Burada beni mi kastediyor? Aklımda yankılandığında göre ‘Kullanıcı’ ben miyim? Ama ‘Kader Savaşçısı’ ne anlama geliyor? Kaderimi ve klanın kaderini değiştirdiğim için mi ortaya çıktı?”

 Genç adamın aklında sayısız soru işareti vardı. Bu üç cümle neler olduğunu anlaması için çok önemliydi; bu sorulara bir yanıt bulması gerekiyordu.

 Üstelik Wang Chong’un içgüdüleri bu sesin reenkarnasyonla alakalı olduğunu söylüyordu.

 Eski hayatında böyle bir şey yaşamamıştı.

 Her şey reenkarnasyon geçirdikten sonra başlamıştı.

 “…Bunların sebebi o kuyruklu yıldız mıydı?”

 Nedense yine o kuyruklu yıldızı anımsadı. Ölmeden önce gördüğü o son görüntü ve o son gizem… Aklından bir türlü çıkmıyordu.

 Veng!

 Tam bunları düşündüğü esnada gözleri karardı ve genç adam kendini uzayın sonsuz boşluğunda buldu.

 Her yer alabildiğine karanlıktı ve bu karanlığın merkezinde ufak bir aydınlık belirmekteydi. Ardından, bu ışık yavaş yavaş büyüyerek dağ benzeri bir parıltıya büründü.

 “O kuyruklu yıldız!” Wang Chong bu ışığı tanıyordu.

 Bu ışık genç adamın ölmeden hemen önce gördüğü kuyruklu yıldıza aitti. Ayrıca onu bambaşka bir gerçekliğe taşıyan şey de buydu.

 Işıltıya bakan Wang Chong ne diyeceğini bilemiyordu. Yaşadığı onca şeyden sonra kendini böyle bir durumda bulacağını hiç düşünmemişti.

 “Doğruymuş, her şey o yıldızla bağlantılıymış!” Derin düşüncelere dalan genç adam mırıldandı. Kuyruklu yıldıza karşı karmaşık duygular besliyordu. Bir yandan bu şeyden nefret ediyordu. Eski hayatını yok eden ve onu bu dünyaya getiren şeyden nefret ediyordu!

 Fakat aynı şekilde bu yıldız, ona yepyeni bir hayat vermiş ve geçmişte yaptığı hatalarını giderme fırsatını tanımıştı.

 Bu açıdan Wang Chong yıldıza minnettardı.

 Öyle ya da böyle, yaşananlar Wang Chong için koca bir sır perdesini andırıyordu. Perdeyi görebiliyordu ama ardına saklanan şeylere vakıf değildi. Fakat yine de gizemli bir güce sahipti. Üstelik şimdiye kadar bu kuyruklu yıldızın ondan ne istediğini, onu neden buraya gönderdiğini ve neden uzayı ve zamanı yarabilecek kadar güçlü olduğunu anlayamamıştı. Nasıl bir obje onu yeniden hayata döndürebilirdi ki?

 Bunları düşündüğü sırada bir ses daha duydu.

 [Kaderin Taşı!]

 Veng!

 Adeta huzur dolu bir gölün üstüne bir taş düşmüş ve her yeri dalgaya boğmuştu. Wang Chong’un önündeki manzara bir kez daha değişti. Sonsuz karanlığın içindeki dağ-benzeri yıldız ansızın küçüldü ve yaydığı ışığı kendi bedenine çekti.

 Kaşla göz arasında kayboldu. Gittiği yerde yumruk boyutlarında, sıradan görünen gizemli bir mücevher taşı kalmıştı. Taş oracıkta, Wang Chong’un önünde süzülüyor ve etrafa uzay-zaman dalgaları saçıyordu.

 Wang Chong içgüdüsel olarak bu taşın ‘Kaderin Taşı’ olduğunu biliyordu.

 [Kaderi kimse yönetemez!]

 Zihninde sözler belirdi. Aynı esnada, ‘Kaderin Taşı’nın yanında hayal meyal görülebilen bir siluet oluştu.

 Wang Chong bu figürü tanıyordu. Bu figür kendisiydi!

 [Sadece kaderin lütfuna sahip kişiler Kaderin Oğlu olabilir! Fakat, Kaderin Oğlu olmak her zaman arzu edilecek bir şey değildir. Çünkü bunun için ne tür bir bedel ödeyeceğinizi hiçbir zaman bilemezsiniz!]

 Soğuk, mekanik ses duraksadı. Ardından oda sessizleşti ve çıt bile çıkmadı.

 Odada oturan Wang Chong’un kalbi çarpıyordu. Genç adam ne yaparsa yapsın sakinleşememişti. Birkaç kelimeden ibaret olan bu sözler ona ağır bir darbe indirmişti.

 Wang Chong tehdit altında olduğunu düşünüyordu.

 “Kaderin Oğlu… Yani, ben Kaderin Oğlu muyum? Kaderin Taşı tarafından seçildiğime göre Kaderin Oğlu olmuş olmalıyım, fakat ‘bedel’ derken neyi kastediyordu? Neden ‘ne tür bir bedel ödeyeceğinizi hiçbir zaman bilemezsiniz’ dedi?”

 Wang Chong huzursuzdu.

 İnsanlar her zaman bilinmeyenden korkardı.

 Wang Chong başından beri reenkarnasyonun göklerden inen bir lütuf olduğunu sanıyordu. Fakat, aniden bir şeyin farkına varmıştı. Belki de… Belki de Kaderin Taşı düşündüğü kadar mükemmel değildi!

 Yatakta oturduğu sırada Kaderin Taşı aklından çıkmıyordu. Düşündükçe düşünüyor, elindeki sözlerden birkaç ipucu edinmeye çalışıyordu.

 Fakat bu kez çabaları meyve vermemişti.

 “Doğru ya, Kader Enerjisi! Ne işe yarıyor?” Aniden aklına bu enerji geldi ve sesli düşündü. Genç adam birkaç denemeden sonra o garip sesi nasıl tetikleyeceğini, yani Kaderin Taşı’yla nasıl irtibat kuracağını çözmüştü.

 Doğru soruyu sorduğu sürece o gizemli taştan bir yanıt alıyordu.

 Veng!

 Wang Chong soru sormayı bitirdiğinde zihnine yeni bir bilgi akın etti. O kayıtsız mekanik ses sonunda başka bir şey söylüyordu.

 [Kader devasa bir kayaysa Kaderin Oğlu o kayanın önünde duran ufacık bir karıncadır. Kaderin doğal akışına ters düşen bütün hareketler diyarın gücü ve heybeti tarafından engellenir. Sadece Kader Enerjisi’ni kullanarak bu engele karşı koymak mümkündür. Kaderin Oğulları’nın varlığının ana temeli budur!]

Metalik ses yankılanırken uzay titremeye başladı. Wang Chong’un önündeki manzara yine değişmiş ve görüşü ansızın genişlemişti.

 Artık malikaneleri ya da evleri göremiyordu; başkent yahut kraliyet sarayı yoktu. Dağlar ve nehirler bile iz bırakmadan kaybolmuştu. Bunların yerine sayısız ipekten oluşan bir ağ vardı ve göklere kadar uzanıyordu. Merkezindeki Wang Chong’a bağlanan ağı yok etmek imkansız görünüyordu.

 Wang Chong ipliklerden oluşan ağdan gelen tehditkar ve düşmancıl hissiyatı fark edebiliyordu. Sanki bu iplikler canlı varlıklardı.

 O ağ ve iplikler yavaş yavaş küçülüyor, Wang Chong’u adeta paramparça ediyorlardı.

 Veng!

 Bunu gören genç adamın tüyleri diken diken oldu. Reenkarnasyon geçirmenin bir lütuf olduğunu düşünmüş ve başına gelen her şeyi kolayca kabullenmişti.

 Fakat görünüşe göre işler hiç de göründüğü gibi değildi.

 Soğuk mekanik ses bunu açıklamamış olsa da, Wang Chong ipliklerden oluşan ağın ve beyaz kozaların Kaderin Taşı’nın bahsettiği ‘Diyarın Gücü’ olduğunu anlayabiliyordu.

 Her yerde var olan Diyarın Gücü’ne bakınca her şey netleşmişti.

 Reenkarnasyon geçirdiği için bir bedel ödemek zorundaydı. O sesin de dediği gibi, yeniden dirilerek doğa kanunlarına karşı çıkmıştı. Diyarın kaderi halihazırda belliydi ve genç adamın bu kaderi değiştirmeye çalışması, adeta koca dünyaya karşı koymaya çalışmasına benziyordu.

 Kaderin Taşı bu yüzden ‘diyarın gücü tarafından engellenir’ diye bir şey söylemişti.