Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

45. Bölüm Gelecekten Gelen Teknoloji

Çevirmen: Hadeschan / Editor: T4icho

 

“Hmph! Suçlu olduğun yüzünden belli!” Wang Zhu Yan burnundan soludu. Suratında kayıtsız bir ifade olsa da, dudakları hafifçe kıvrılmıştı. Durumdan zevk aldığı belliydi.

 “Zhao Dükü’nün kızı Prenses Qian Qian ile aram iyidir; bunu da ondan duydum. Hem ondan duymamış olsam bile benden saklayabileceğini mi sanıyordun?”

 “İkinci Kardeşim, buna asla cüret edemem!” Wang Chong hemen pes etti. “On misli cesur olsam dahi sana yalan söylemeye cesaret edemem!”

  Bu kadının başkentte yaşanan bütün olayları nasıl duyduğunu sadece Tanrı bilirdi. Ona İkinci Kardeşim diyerek saygı göstermek zorundaydı ve bir savaşta da ona karşı koyamazdı.

 Akıllı bir adam akıntıya karşı kürek çekmemesi gerektiğini bilirdi. Dolayısıyla Wang Chong hatasını hemen kabul etti.

  “Aferin!” Wang Zhu Yan onu böyle görünce gülmeden edemedi. Bu velet! Ona arada sırada ders vermezse kesinlikle alıp başını gidebilirdi.

 “İlk başta bu durumu annene söylemeyi düşünüyordum. Fakat son zamanlarda sergilediğin performansı bildiğim için meseleyi üstelemeyeceğim. Fakat o kadar parayla ne yapacaksın? Öyle bir miktara ihtiyacın olduğunu zannetmiyorum. Neden borç aldın? Bildiğin gibi 200 altın külçe büyük bir miktardır; benim bile o kadar param yok!”

 “200 külçe mi?” Wang Chong şaşkınlıkla başını kaldırdı ve düşündü, “1700 külçe borç almıştım. Yoksa kuzenin bundan haberi yok mu?” Wang Chong dikkat kesildi. Neler olduğunu bilmese de, kuzeni olayın tamamına vakıf değildi!

 “Zhao Dükü demek? Yani Zhao Lin? Bu konuda bana yardım edeceğini hiç sanmıyorum. Ama neden 200 külçe demiş? Yoksa işin arkasında… Su Bai mi var?”

 Wang Chong aniden olayı çözdü; borç alma meselesinin üstünden biraz haber geçmiş olmasına rağmen kimse bir şey duymamıştı. Sonuçta bir mesele ne kadar uzarsa insanlar da bir o kadar haber alabilirdi.

 Muhtemelen kuzeni de tesadüf eseri duymuştu.

 Genç adamın iç güdüleri ona, bu durumdan Su Bai ve diğerlerinin sorumlu olduğunu söylüyordu. Fakat bunu muhtemelen gelecekte ona karşı bir silah olarak kullanmayı düşünüyorlardı. Sonuçta olay uzadıkça, Wang Chong’un onlara ödemesi gereken faiz miktarı da artacaktı!

 “Bu herif cidden iyilik peşinde değil.” Diye düşündü Wang Chong. Eskisi gibi biri olsaydı bu tuzağa düşebilirdi. Fakat Su Bai’den önce halletmesi gereken asıl konu kuzeniydi.

 “Hehe, kuzen, sadece iş yapmak için biraz borç almam gerekmişti. Hoşuna gitmediyse iki yüz külçeyi hemen iade edebilirim.” Wang Chong keyifle gülümseyerek Wang Zhu Yan’ın kollarına masaj yaptı.

 “Velet, derhal parayı geri vereceksin! Zhao Dükü’nden alınan bir borcun bedeli ağırdır!” Wang Zhu Yan Wang Chong’un elini iterek onu azarladı.

 Genç adam ona karşı koyamazdı. “Doğru ya, İkinci Kardeşim, sana ufak bir hediye getirmiştim.” Aniden bunu söyleyerek bir hamle yaptı.

 İkinci Kardeşi gerçekten de inanılmaz bir kadındı. Adeta onun önünde hiçbir şey saklayamıyor ve sürekli soğuk terler döküyordu. Fırsatını bularak onu kendi tarafına çekmeliydi. Aksi halde olaylara ne denli müdahale edebileceğini öngörmek mümkün olmazdı!

 “Oh.”

 Wang Zhu Yan doğruldu ve hemen dikkat kesildi. Elini uzatarak sordu, “Neymiş? Ver bakalım!”

 Wang Chong hemen harekete geçti. Kol yakasından simsiyah bir obje çıkararak uzattı.

 “O ne?” Wang Zhu Yan hiç de etkileyici görünmeyen eşyaya bakarak sordu.

 “Buna kirpik maşası deniyor. Etkileyici görünmediği için onu küçümsemeye kalkma. Tek bir hareketle kirpikleri diğer kadınların kıskançlıktan çatlayacağı kadar güzel bir forma sokabiliyor!” Wang Chong sırıttı.

 Kuzeni diğer insanlara hiç benzemiyordu. Altına ya da gümüşe bir ilgisi yoktu ama kadınların sık sık kullandığı eşyalara çok bağımlıydı. Örneğin verdiği tırnak törpüsü uzun bir süre boyunca onun ilgisini çekmişti.

 Bu gibi şeylerin dışında hoşuna gidecek pek hediye yoktu.

 Wang Chong geçmiş hayatındaki boş zamanlarında bunu öğrenmişti. Bu dünyada bulunmayan bir alet ya da edavat elde ettiği anda mutlu oluyordu.

 Wang Chong’un ona verdiği ‘hazineleri’ aldıktan sonra ise uzunca bir süre arkadaşlarına hava atıyordu. Mutlu olduğu zamanlarda Wang Chong’a bulaşmadığı için Wang Chong da mutlu oluyordu.

 Örneğin bugün aldığı hediye sayesinde yaşananları Wang Chong’un annesine anlatmayacaktı.

 Wang Chong’un beklediği gibi kadın maşayı aldığı gibi aynada denedi ve etkisini görünce keyiflendi.

 “Küçük velet, en azından samimisin. O şeyi bana bırak. Ayrıca kılıç meselesi için de birkaç gün sonra yanıma uğra!” Wang Zhu Yan’ın dikkati tamamen yeni nesnedeydi. Wang Chong’a gitmesi için işaret etti.

 “Dur biraz, bir ay içinde büyükbabamın doğum günü yapılacak. Bunun büyük bir şey olacağını biliyorsun. Onunla yılda sadece bir kez görüşebiliyoruz; yani sözlerine ve hareketlerine dikkat et!” Wang Zhu Yan son anda onu durdurdu ve gitmeden önce sert bir ifadeyle tavsiye verdi.

 “Anladım!” Wang Chong da başını sallayarak çıktı.

…..

 Kuzeni beklediğinden de hızlıydı. Üçüncü günün sonunda Wang Chong kılıçların gerekli güç çizimleriyle kuşandığı haberini aldı.

 “Ağır!” Kılıçlardan birinin iki eliyle kaldıran genç adam ağırlığın ciddi ölçüde arttığını hissedebiliyordu. Kılıcın bir metrelik gövdesinde bir sarmaşığı andıran gizemli çizimler vardı. Simsiyah vücudunun altında ise arada sırada ışıklar çakıyordu.

 Bulat çeliğinden yapılan kılıçlar üç gün öncesine kıyasla pek farklı görünmüyorlardı ama artık tutulduğunda verdikleri his tamamen farklıydı.

 Veng!

 Sol eliyle uzanarak kılıcın kabzasını kavradı ve o esnada bir güç dalgası vücudunu sardı. Kaka, vücudundan çatırtı sesleri yükseliyordu. Her nasılda, kılıcı tutar tutmaz adeta onunla birleşmişti.

 “Ne güç ama!”

 Birkaç kısa nefes aldıktan sonra gelişim seviyesi ciddi ölçüde yükselerek 5. Köken Enerji Seviyesi’ne ulaştı.

 Bunların hepsi kılıcı kavradığı için yaşanmıştı.

 “Demirciler gerçekten korkunç adamlar!” Wang Chong’un hissettiği güç onu hem etkilemiş hem de korkutmuştu.

 Söylentilere göre usta bir demirci olabilen herkes birbirinden olağanüstüydü. Yao Feng’e başkentteki Sekiz Yetenek’ten biri deniyordu ama kendisi o usta demircilerle aşık atamazdı.

 Ayrıca bu durum kuzeninin ne kadar etkili biri olduğunu da gösteriyordu. Kendisi soyluların ve saygıdeğer ailelerin genç kızlarıyla yakın arkadaştı ve böylece sıkı bağlantılar kurabiliyordu.

 “Wang Chong, istediğin gibi mağaradaki bütün adamları dışarı çıkardım. Artık burayı istediğin gibi kullanabilirsin. Ayrıca dışarıda korumalar var. İçeri girmeye kalkan herkesi öldürecekler!”

 Wang Chong’un arkasından bir ses değildi. Başını çeviren genç adam Wei Hao’nun ona doğru geldiğini gördü.

 “En, teşekkürler.” Wang Chong başını salladı. Kılıçlara gerekli şeyler kazındıktan sonra sıra son aşamadaydı; soğutma.

 “Kimsenin beni rahatsız etmesini istemiyorum. Yarına işim bitmiş olur.” Wang Chong küçük kız kardeşine ve Wei Hao’ya el salladı. Ardından mağaranın girişindeki siyah perdeyi aralayarak içeri girdi.

 Mağara tamamen boştu; içeride tek bir insan bile yoktu.

 Wei Hao Wang Chong’un huzur içinde çalışabilmesi için herkesi göndermişti.

 Bir silahın en son yapım süreci soğutmaydı. Fakat Wang Chong kimsenin Bulat çeliğinin soğutma sürecini görmesini istemiyordu. Çünkü bu büyük bir sırdı. Aynı zamanda bu sır, Abbasilere karşı sahip olduğu büyük avantajlardan biriydi!

 Mağaradaki bütün ateşler söndürülmüştü. Wang Chong’un talebi bu yöndeydi. Yerde hepsi bir metre boyunda olan ağaç dalları mevcuttu.

 Wang Chong’un acelesi yoktu. Önce oturdu ve sabırla beklemeye başladı. Şafak vaktine birkaç saat vardı ve Bulat çeliğini şafaktan hemen sonra arıtmak gerekiyordu; yani tam aydınlık ve karanlık birbiriyle yer değiştirirken…

 Soğuk dövme için gereken öncül arıtım sürecinden farklı olarak soğutma kısa sürüyordu. Fakat süreçlerin en önemlisi buydu.

 “Küçük kardeş, sence abin içeride ne yapıyor? Soğutma gibi basit bir süreci neden bu kadar karmaşık bir hale getirdi ki? Bu konuyu usta demircilere danıştım ve hepsi bana sürecin çok basit olduğunu söyledi. Kılıcı ısıtıyorsun ve soğuk suya batırıyorsun; bu kadar! Ancak abin pireyi deve yapıyor.”

 Dışarıdan bir ses geldi; bu ses Wei Hao’ya aitti. Sesi duyan Wang Chong gülümsedi.

 Wei Hao’nun şüpheleri bu çağın demircilerinin düşüncelerini yansıtıyordu. Bu çağda soğutma süreci henüz çok basitti ve insanlar ‘kılıçtaki ani ısı değişimi onu daha kaliteli kılar’ diye düşünüyordu.

 Aslında çoğu demirci kılıçları dövdükten hemen sonra onları soğuk suya batırırdı. Bazıları bu sürecin önemli olmadığını düşünerek onu es geçebilirlerdi. Bazıları da kılıcı tek başına soğumaya bırakırdı.

 İnsanlar soğutma sürecine yeterli önemi vermiyordu.

 “Soğutmanın gerçek önemini anlamaları için daha önlerinde 6-7 yıl var!” Wang Chong başını iki yana salladı. Kılıç dövme konusunda bildiği şeyler bu çağın çok ötesindeydi.

 Çoğu insan bir kılıcın suyla soğutulması gerektiğini bilirdi ama bunun neden önemli olduğunu bilen kişi sayısı neredeyse sıfırdı.

 Soğutma süreci bir kılıcın gücünü, dayanıklılığını, sertliğini ve paslanmaya karşı dayanıklılığını artırabilirdi. Yani bu süreç bir silahı kısa sürede tamamen değiştirebiliyordu.

 Ve her silahın kendine has bir soğutma süreci vardı.

 Üst-düzey demircilerin tamamı da kendine has yöntemlere sahipti.

 Fakat yeterli bilgiye sahip olmadıkları için çoğu demirci soğutma sürecinin sadece ‘soğutma’dan ibaret olduğunu sanıyordu. Soğutmanın kılıcın çeliğindeki karbona büyük zarar verebileceğini bilmiyorlardı.

 Suyla soğutmadan sonra da kılıcın dış görüntüsü mükemmel oluyor ve kalite artıyordu ama kılıcın gövdesinde küçük çatlaklar oluşuyordu. Bu çatlaklar ise uzun vadede büyüyerek kılıcın kırılmasına sebep olabiliyordu.

 Hatta bazı kılıçlar suyla soğutulduktan hemen sonra kırılıyordu.

 Bunun asıl sebebi soğutma sürecindeki yöntemdi. Fakat ne yazık ki çoğu demirci bunu fark etmemişti. Onlar sadece dövme sırasında bir hata yaptıklarını ya da kullandıkları metalin kalitesinde bir sıkıntı olduğunu düşünüyordu.

 Dünyanın sadece doğusu değil, batısındaki Abbasiler de aynıydı.

 Koca dünyada soğutma teknikleri konusunda Wang Chong’un dengi olan kimse yoktu!

…….