Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

6. Bölüm Bir Centilmenin İntikamı

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Küçük kız için sadece laf söylemek yeterli değildi, harekete geçmek de istiyordu. Wang Chong onun korkunç bir güce sahip olduğunu biliyordu ve eğer öfke anında bir yumruk atmasına izin verecek olursa, Ma Zhou muhtemelen oracıkta geberip giderdi. Böylece Wang Chong’un planı da bozulurdu.

 “Kardeşim, sakin ol!” Wang Chong kız kardeşinin omuzlarına dokundu ve hemen onu sakinleştirdi. “Böyle ufak şeyleri bana bırakmalısın. Unutma, seninle bir anlaşma yapmıştık. Yoksa sözlerime karşı mı çıkacaksın?”

 “Ah!” Küçük kardeşinin aklı karışıktı. Abisinin Ma Zhou adlı bu şerefsiz yüzünden bir hafta ev hapsine atıldığını biliyordu. Normalde ailesine zarar veren herkesi öldürmeye meyilli bir kızdı. Fakat abisinin sözlerine karşı çıkamazdı.

 “Öyle olsun.” Başını eğerek abisinin sözlerine uymaya karar verdi.

 Wang Chong gülümsedi. Küçük kız kardeşi gerçekten de eski hayatındakiyle birebirdi.

 “Ma Zhou, bütün yaşananları bir kenara bıraksak bile, gün ışığında benim ismimi kullanarak bir köylüye tecavüz ettin. Bunu öğrenmeyeceğimi mi düşünüyordun?”

 Wang Chong kayıtsızca konuştu. Ma Zhou’ya baktı ve soğuk ifadesiyle adamın ruhunu titretti. Nedendir bilinmez, herkes o esnada dehşete düşmüştü. Adeta karşılarında yepyeni ve bambaşka bir insan vardı.

 “Her şeyi öğrenmiş!”

 “Meğerse başından beri biliyormuş!”

 “Siktir, bunu ona kim söyledi?”

…….

 Wang Chong’un bugün sergilediği hareketler, ansızın aydınlanma yaşayan bir aptalın bilgeliğe ulaşmasına benziyordu. Rüyalarından bir anda uyanmış olması gerçek gibi değildi! Zengin züppeler hızla geri çekildi. Bugün bu meseleyi olay çıkmadan çözebileceklerini düşünmüyorlardı.

 Öte yandan Ma Zhou hala şaşkınlığından kurtulamamıştı. Zamanla sakinleşmeyi başardı. Yanağını tutan sağ elini bile indirdi. Dürüst olmak gerekirse Wang Chong’un bir anda akıllanacağını düşünmemişti. Artık ondan hiçbir şey saklayabileceğini sanmıyordu.

 Adeta geçmişte yaptığı her şey ortaya çıkmıştı.

 “Wang Chong, bunu sen istedin!” İfadesi kararan Ma Zhou çılgınlar gibi uludu.

 Wang Chong onu bunca insanın önünde tokatlamamalıydı. Gururuna sürülen bu lekeyi kaldıramazdı! Madem Wang Chong akıllanmıştı, o halde meseleden bahsetmek yerine her şeyi sonlandırması gerekirdi. En ciddi senaryoda ise bir daha Ma Zhou ve tayfasıyla takılmazdı.

 Diğer insanlarla takılmamak bile bu durumdan daha iyiydi.

 Ne yani, sırf geçmişte ona ‘Genç Efendi Chong’ dediği için mi bu grubun başına geçmişti? Wang Chong böyle mi düşünüyordu?

 Ma Zhou soğuk ve kibirli bir ifadeyle ona baktı; gözlerindeki alaycı ve küçümser bakışları saklamaya bile uğraşmıyordu.

 “Kahretsin, Ma Zhou kendini kaybetmek üzere!”

 “Siktir, gitmemiz lazım! Ma Zhou kendini kaybedince dost düşman ayırmaz!”

 “Geçen sefer Arındırılmış Kemik alemindeki bir adamı sakat bırakmıştı. Wang Chong da yalnızca Arındırılmış Kemik aleminde olduğuna göre, Ma Zhou onun işini kolayca bitirebilir!”

 Alçak, genç suratların şaşkınlık dolu ifadeleri aniden keyif dolu bakışlara dönüştü. Ma Zhou bir şerefsizdi ama diğerleri de aptal değildi. Ma Zhou sağlam bir adam olmasaydı onu liderleri olarak kabul etmezlerdi.

 Bu adamla başa çıkmak kolay değildi!

 Şimdiden Wang Chong’un yumruklarla yere yığılacağı o manzarayı görebiliyorlardı.

 Ma Zhou’nun keyfi kaçmıştı, hiç mutlu değildi. Wang Chong onun için sadece bir kuklaydı ve bu kukla ciddi ciddi boyunu aşmaya çalışıyordu.

 Ma Zhou buna nasıl dayanabilirdi ki?

 Çat, Ma Zhou’nun vücudundan birkaç kemik sesi yankılandı. Vücudundaki kan bir akıntı misali süzülüyor ve vücudunun derinliklerinde gizlenmiş olan güç açığa çıkıyordu.

 “Arındırılmış Çekirdek alemi!” Ma Zhou’nun gücü çoktan 4. Köken Enerjisi Seviyesi’ne ulaşmıştı. Köken Enerjisi’yle kemiklerindeki safsızlıkları arındırabiliyordu. Henüz 3. Köken Enerjisi Seviyesi’nde olan Genç Efendi Wang Chong’dan çok ama çok daha güçlüydü!

 “Bana saygıda kusur edersin demek! Kendin kaşındın!” Ma Zhou vahşi bir ifadeyle sırıttı.

 “Öyle mi?”

 Wang Chong soğuk soğuk güldü. Gözlerinde korkudan eser yoktu ve bu durum Ma Zhou’yu şaşırtmıştı. Bir nedenden ötürü, önündeki Wang Chong garip bir aura saçıyordu; sanki birkaç hafta önce gördüğü o insanla arasında hiçbir benzerlik yok gibiydi.

 Meseleyi bir kenara bırakan Ma Zhou öne adım attı ve bir yıldırım misali ilerleyerek yumruğunu savurdu. Çat. Kırılan kemiklerden çıkan sesler yankılanıyordu. Ma Zhou bu sesleri duyunca keyiflenmeden edemedi. Fakat kutlama yapacak zamanı bile bulamadan önce arkasından gelen sesleri duydu:

 “Ma, Ma… Genç Efendi Ma, burnun!”

 Yan taraftaki gençler korkudan fıldır fıldır açılan gözleriyle Ma Zhou’nun burnuna bakıyorlardı.

 “Burnuma ne olmuş?” Ma Zhou şaşırdı. Tam bu sözleri söylediği esnada vücuduna keskin bir acı saplandı. Adeta burun deliklerini ateşler sarmıştı ve türlü türlü tadı beraberinde getiren kanlar sel gibi akıyordu.

 “Burnum!” Ma Zhou acı içinde bağırdı. Sesi keskin ve uzaktı, duyan herkesin tüylerini diken diken ediyordu. O esnada kırılan kemiklerden çıkan sesin Wang Chong’dan değil, kendi burnundan geldiğini anlamıştı.

 Burun insan vücudundaki en yumuşak kemiğe sahipti ve en zayıf kemik de buradaydı.

 Aldığı yumruk nedeniyle bütün gücünü yitiren Ma Zhou, yalpalayarak arkaya düştü ve burnunu iki eliyle tuttu. Savaşa dair bütün arzusunu yitimişti. Henüz o yumruğu nasıl yediğini bile anlamış değildi!

 Ma Zhou bile durumu anlayamazken, diğerlerinin olaydan iyice bihaber olması şaşırtıcı gelmiyordu. Gördükleri mücadelede Wang Chong sadece yana bir adım atmış ve Ma Zhou’nun yumruğunu boşa çıkararak onun burnuna saldırmıştı.

  Tir tir titrememek elde değildi!

  Geçmişte sık sık Wang Chong ile takılan bu grup onun gücünü iyi biliyordu. 3. Köken Enerjisi Seviyesi’nde olan bir adamın 4. Köken Enerji Seviyesi’nde, yani Arındırılmış Çekirdek aleminde olan bir adamı yenmesi nasıl mümkün olabilirdi?

 Bu imkansızdı!

 “Gerçekten değişmiş!” Ma Zhou’nun acınası hallere düştüğünü gören grubun içinden birkaç kişi anında olay yerinden uzaklaştı.

 “Ma Zhou, bu iki tokat bugüne kadar kötülük yaptığın insanlar için!”

 Wang Chong elleriyle Ma Zhou’yu kaldırdı ve pat pat, ona iki tokat attı. Ma Zhou sadece kaba kuvvete sahip bir adamdı. Teknik ve savaş güdüsü konusunda Wang Chong gibi biriyle aşık atamazdı.

 “Başkalarına kötülük yapmanın bile bir sınırı var. Ama sen evli bir kadına tecavüz ettin… Hayatta en nefret ettiğim şeyin bu olduğunu bilmiyor muydun?”

 Konuştuğu sırada ona iki tokat daha attı ve Ma Zhou’nun ağzından birkaç diş fırladı.

 “Abi, güzel tokattı! Süperdi!” On yaşındaki küçük kız kardeşi ise yandan tezahürat yapıyordu. Yaşananları izlerken adeta kendi öfkesinden kurtuluyor gibiydi. Yumruğu bizzat atmamıştı ama abisinin bu adamın işini bitirmesini izlemek bile rahatlatıcıydı.

  Wang Chong birkaç tokat daha attıktan sonra zar zor da olsa öfkesini dindirdi. Zayıflara zorbalık yapanları hiç sevmezdi. Ma Zhou ve çetenin onun adını kullanarak giriştiği tecavüz olayı ise asla kabul edemeyeceği bir hadiseydi.

  Ev hapsine kapatılmasının ve Wang Klanı’nın adına sürülen lekenin asıl sebebi buydu. Dolayısıyla Wang Chong normalden daha sert, daha acımasızca vuruyordu!

 “AHHH! Şerefsiz, bunu ödeyeceksin!” Gözleri öfkeden kıpkırmızı kesilen Ma Zhou’nun vücudu titredi.

  PAT!

 Wang Chong aniden Ma Zhou’nun kasıklarını tekmeledi ve net bir şekilde olmasa da, bir şeylerin parçalanırken çıkardığı garip bir ses duyuldu. ‘Parçalanan’ bu şeyden ötürü Ma Zhou hemen kasıklarını kavrayarak çığlık atmaya başladı.

 Suratı bembeyaz kesilmişti ve alnından adeta yağmur damlaları gibi terler akıyordu. Sadece acı dolu nefeslerinin sesi duyulabiliyordu.

 “Ma Zhou, Yao Feng’in adamı olduğunu biliyorum. Seni kullanarak benim işimi bitirmek istiyor. Başkalarının kıçını yalayarak günün birinde büyük bir adam olabileceğini mi sanıyorsun?”

 Wang Chong eğilerek Ma Zhou’ya baktı.

 Ma Zhou olağanüstü bir aileye üye değildi. Destek almadığı takdirde Wang Chong gibi birini aptal yerine koymaya asla cüret edemezdi.

 Ma Zhou’nun afallamış ifadesini gören Wang Chong doğru tahmin yürüttüğünü biliyordu. Koskoca başkentte onun işini bitirmek isteyen tek kişi Yao Feng’di.

 Yao Feng’in Wang Chong ile arasında bir sorun yoktu ama Wang Chong’un Büyük Abisi ve İkinci Abisi’yle arası hiç iyi değildi. Dolayısıyla Ma Zhou’yu ayarlayarak ‘küçük kardeşin’ işini bitirmeye karar vermişti.

 “Wang Chong, son gülen ben olacağım! Bu kibirli davranışlarını Genç Efendi Yao’nun karşısında göstermeye cüret edebilir misin?! Hahah! Evet! İsmini kullanarak bir kadına tecavüz ettim, ne olmuş yani?! Her şeyin arkasında Genç Efendi Yao vardı, cesaretin varsa git de onunla yüzleş!”

 Mao Zhou doğruldu ve kükredi.

 “Heh, buna cesaret edemeyeceğimi mi sanıyorsun?” Wang Chong bu sözleri bekliyordu. Engin Turna Köşkü’ne girmek için bu ‘kardeşinin’ yolu göstermesi şarttı.

 “Hadi, yürü o zaman! Bakalım Yao Feng bu konuya ne diyecek.” Wang Chong soğuk soğuk sırıttı.

 Hua!

 Ma Zhou mucizevi bir şekilde enerjisini kazanmış ve zar zor da olsa ayağa kalkmıştı. Gözlerinde soğuk bir ifade vardı ve bakışları insanın kanını titreten bir nefretle doluydu.

 “Wang Chong, adamsan beni takip edersin! Geri adım atan şerefsizdir!” Wang Chong’a yaptıklarını ödetemezse bunu gururuna yediremezdi. Madem kendi başına beceremiyordu, o halde her şeyi Yao Feng’e bırakacaktı!

…….

 İşler Wang Chong’un beklediğinden daha düzgün ilerliyordu. Ma Zhou’yu kafaladığı için çok geçmeden Engin Turna Köşkü’ne ulaşmıştı.

 İnsanlarla dolu şehrin orta yerinde sekizgen şeklinde bir köşk yer alıyordu. Yay şeklindeki çatısına heybetli sütunlar eşlik ediyordu. Dört katlıydı ve her katın sekiz köşesine altın-işlemeli kırmızı fenerler asılmıştı. Zarif görünüyordu.

 Tanıdık bir manzarayla karşılaşan Wang Chong geçmişe dönmeden edemedi. Eski hayatında Engin Turna Köşkü’ne geldiğinde burası yıkık dökük bir harabeye dönmüştü. Her yer toz ve örümcek ağlarıyla kaplıydı; şimdiyse o eski halinden eser yoktu.

 Wang Klanı’nın kaderini değiştirecek olayın yaşandığı yer işte burasıydı!

 Eski hayatında babası, ölüm döşeğinde bile Engin Turna Köşkü’nü aklından atamamıştı. Dolayısıyla Wang Chong sık sık burayı ziyarete gelir ve geçmişi anmak için yıkık köşkün etrafını turlardı.

 “O menfur olay olmasaydı, her şey farklı olabilirdi!” diye düşündü Wang Chong.

 Artık başlangıç noktasına döndüğü için babasını durdurma ve her şeyi kurtarma şansına sahipti.

 “Wang Chong, cesaretin varsa içeriye birlikte gireriz!” Yan taraftaki Ma Zhou çoktan köşkün korumalarıyla konuşmayı bitirmişti. Öfkeli bir şekilde Wang Chong’u yanına çağırdı. Köşk bütün misafirlerin girişine kapatılmıştı. Yao Hanesi’nden ve Kral Qi’nin adamlarından başka kimse buraya giremezdi.

 Fakat Ma Zhou bir istisnaydı. Yao Guang Yi’nin kuklalarından biri olan bu adam Yao Hanesi’nin korumalarıyla iyi geçinirdi. Wang Chong’u buraya sokabilecek tek kişi oydu.

“Ne yoksa, korkuyor musun?” Ma Zhou onu kışkırtmak için soğuk soğuk güldü; Wang Chong’un geri döneceğinden korkuyordu.

 “Hmph, saçmalamayı kes ve yürümeye başla.” Dedi Wang Chong.

 Saate bakılırsa babası çoktan köşke girmiş olmalıydı. Artık her şey bugün sergileyeceği performansa bağlıydı. Wang Chong derin bir nefes aldı ve küçük kardeşiyle birlikte köşke girdi.

  Dışarıdan zarif görünen bu tavernanın ne kadar canlı olduğunu anlamak için içine girmeniz gerekiyordu. Ortalık dışarıdan çok farklıydı. Her katta iki yüzü aşkın sandalye olmasına rağmen tek bir müşteri bile yoktu.

 Wang Chong gördüğü bütün adamların Yao Guang Yi ve Kral Qi’yle alakalı insanlar olduğunu biliyordu. Aralarında, zamanında Kral Song’u takip etmiş olan birkaç tanesi bile vardı.

 Babasına karşı kurulan bu alçak planda Kral Song’a ihanet etmiş olanlar ‘hayati’ bir rol oynamıştı. Yao Guang Yi’nin bu plana her şeyini verdiği açıktı.

 Fakat Ma Zhou yaşananlardan haberdarmış gibi görünmüyordu. Neyin farklı olduğunu kestiremiyordu ve yol boyunca Wang Chong’un korkup kaçacağından endişe ettiği için onu kışkırtıp durmuştu.

 “Çabuk ol!”

 “Alçak, verdiğin karardan pişman mı oldun?”

……

Gururunu zedeleyen onca şeyden sonra Ma Zhou bu işin peşini bırakamazdı. Artık tek istediği şey Yao Feng’i kullanarak Wang Chong’a bir ders vermekti.

 “Ne diye acele ettiriyorsun? Yao Feng’den korktuğumu mu sanıyorsun?” Wang Chong da kışkırtmalara yanıt vererek rol yapıyordu ama içten içe gülmeden edemedi. Ma Zhou’yla arasında böyle bir ilişki olduğu için minnettardı. Eğer bu adam şu anda köşkte yaşananları biliyor olsaydı, Wang Chong’u asla ve asla buraya getirme cesaretini gösteremezdi.

 Cübbesini düzelten Wang Chong merdivenlerden çıkmaya başladı.

 Çocuk ve iki genç adam kimsenin dikkatini çekmemişti.

 

……..