Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

8. Bölüm Mezar Hırsızı

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Her şehirde mezarlık vardır.

Soyluların mezarları sıkı bir gözetim altında, ihtişamlı bir şekilde inşa edilir ve eğitimli muhafızlar tarafından korunurlar. Bunu karşılayamayanlar için, şehrin kuzey ucunda, ıssız bir noktada halk mezarlığı bulunur.

Her şehrin mezarlığı, genellikle yozlaşmış politikacılar tarafından yönetilen şehrin toplum refah programına aittir. Sonuç olarak görevlendirilen insan gücü yetersizdir.

Halk mezarlığı savaş alanı gibidir, her çeşit hırsız, soyguncu ve mezar hırsızları orada toplanır.

Gece yarısı, yeni ay ağaçların dalları arasından parlak bir şekilde görünüyordu.

Maven ve Anna halk mezarlığının güneybatı girişine sessizce yaklaştılar.

Tabi ki, Maven buraya bir mezarı soymaya gelmemişti. O acınası ruhlar zaten hayattayken bile zor zamanlar geçirmişlerdi, cesetleri de öldükten sonra huzura eremiyorlardı. Paraya sıkışık olsa bile Maven, kafalarında o zavallı insanların ölü bedenleri olan o değersiz mezar hırsızları gibi olmazdı.

Buraya halk mezarlığının muhafızına bakmak için gelmişti.

Tabi ki halk mezarlığında da muhafız vardı, acınacak halde bir ücret karşılığında belediye binası tarafından tutulmuştu. Çok fazla sorumluluğu yoktu ve sadece her gün mezarlığın etrafına bakmakla yükümlüydü.

Anıları arasında gezinirken Maven, muhafızın isminin Heiss olduğunu ve eksantrik yaşlı bir adam olduğunu görmüştü.

Maven o ismi çok iyi hatırlıyordu.

‘Oyun daha yeni piyasaya çıktığındaydı. İlk rütbe 2 seçkin Boss öldürülmüştü ve ismi de bu herifin ismine çok benziyordu…’

‘Mezar Hırsızı Heiss. Mezarlık muhafızı kimliğini kullanarak zavallı insanlardan geriye kalan değerli şeyleri çalıyordu. Bazı cesetleri de, Nehir Kıyısı Şehri’nin kuzeyindeki Umutsuz Tepe’de gizlenen Ölüm Büyücüsü’ne ufak ödüller karşılığı satıyordu. Nihayetinde, hizmetleri karşılığı bir ölüm büyücüsü kitabı almıştı. O andan itibaren ise, bir kafir olarak ölüleri çağıran, her türlü kötülükten nefret eden doğrucu tanrıların nefret edeceği bir mezar soyguncusu olup çıkmıştı.’

Maven’in hedefi bu Mezar Hırsızı Heiss’ti.

İçinde bulunduğu zamanı göz önünde bulundurduğunda bu olay oyunda yaklaşık olarak yarım yıl sonra gerçekleşecekti. Belki de Heiss onu rütbe 2 Şeytani Ruh Büyücüsü’ne dönüştürecek, Ölüm Büyücüsü’nün kara büyü kitabını daha almamıştı.

Kesinlikle denemeye değerdi!

Maven sessizce kendi tarafının gücünü hesaplıyordu. Bir tane seviye 2 ama Gecenin Hakimi’nin tecrübesine ve anılarına sahip Korucu ve bir seviye 5 yarı elf Dövüşçü. Maven yolda gelirken Anna’ya durumunu sormuştu ve aldığı cevap karşısında şoke olmuştu.

Anna gerçekten de uzun zaman önce seviye 5’e ulaşmıştı ama Beyaz Nehir Vadisi’ndeki işlerle sürekli meşgul olduğundan, kalifiye ileri düzey bir eğitmen bulabilmek için yarı elf toplanma bölgesine gidecek zamanı olmamıştı ve bu yüzden sınıfını daha güçlü bir rütbe 2 sınıfa değiştirememişti. Kuvveti sıradan denemeyecek düzeydeydi bu da Maven’in bu güne kadar hayatta kalabilmesini sağlamıştı.

‘Seviye 5 yarı elf Dövüşçü olarak, Anna en azından 120 YP’ye sahip olmalıydı ve ırksal bir özelliği vardı, bir sınıf yeteneği ve bir kişisel yetenek, bunların yanında da birçok güçlü beceri. O hakikaten süper korumaydı!’ 

Maven’in sorularıyla yüzleşirken Anna hiç bir bilgiyi ondan saklamamıştı, ona her şeyi söylemişti, istatistikleri, yetenekleri ve sahip olduğu bütün becerileri.

Dövüşçü’nün temel becerilerine sahipti, [Yarma], [Savuşturma], [Çift Vuruş] ve diğerleri, bunların bütün hepsi savaş esnasında muazzam yararlı becerilerdi. Anna’nın temel becerileri epey etkileyiciydi.

Irksal özelliği ve diğer iki yeteneği Maven’in onu kıskanmasına neden olmuştu, 

[Irksal Özellik - Kılıç Ustalığı Yeterliliği] : Kılıç Ustalığı uzmanlığın bir seviye artar.

[Sınıfsal Yetenek - Sebat] : Ölmediğin ya da sakat kalmadığın sürece, yaraların hareket hızını azaltmaz.

[Kişisel Yetenek - İsabet] : Kılıcın her zaman düşmanının hayati organlarını hedef alır.

Anna’nın ırksal özeliği çok nadirdi ve neredeyse sadece saf kan elflerde ortaya çıkardı. Bir yarı elfin bu özelliğe sahip olması inanılmaz nadirdi. Şansı baya yerindeydi bu konuda. Kılıç Ustalığı uzmanlığını seviye atlatmak çok zordu, yıllarca eğitim görmeyi gerektiriyordu. Anna’nın Kılıç Ustalığı uzmanlığı [Uzman Kılıç Ustası] seviyesindeydi ama ırksal özelliği işin içine girdiğinde [Üstat Kılıç Ustası] seviyesine çıkıyordu.

Maven, rütbe 2 sınıflar arasında bile, Anna’nın sahip olduğu kılıç ustası uzmanlığına sahip çok fazla kişi olmadığını biliyordu. Üstat Kılıç Ustası olarak Anna’nın kılıç kullanımı eşit şartlarda bir dövüş sırasında yenilmez oluyordu.

Buna ek olarak [Sebat] ve [İsabet]’te bir mücadele sırasında çok işe yarayan özelliklerdi. İlk olanı, acıyı ve yaralanmaları görmezden gelerek mücadeleye devam etmesine olanak veriyor, savaş gücünü korumayı sağlıyor ve bu sayede de hayatta kalma şansını arttırıyordu. İkincisi ise, Anna’nın her saldırısının daha ölümcül ya da daha sakatlayıcı olmasını sağlayarak çok ciddi bir öldürücülüğe sahip olmasına neden oluyordu.

Her neyse, bu aşırı güçlü yarı elf kahya, Maven’in beklentilerinin de ötesindeydi ve ileride atmayı düşündüğü adımları daha kararlı bir şekilde atmasını sağlıyordu.

Halk mezarlığı, gözlerden uzak küçük tahtadan bir evin içi.

Mumun zayıf alevine tahta gıcırdama sesleri eşlik ediyordu. Uzun bir figür yaptığı işe tamamen kendini vermiş gibiydi.

Fakat şok edici bir şekilde iş ortağı, görünürde herhangi bir hayat belirtisi olmayan ölü gibi solgun tenli bir kızdı.

Kızın gözleri boştu, göz boşluklarından irin akıyordu ama o uzun figür bu şeyler karşısında tamamen kayıtsızdı.

İki gölge pencerenin kenarına çömelmiş bir vaziyette, karşılarındaki manzarayı dilleri tutulmuş bir şekilde izliyorlardı.

Maven bile, Anna’yla birlikte halk mezarlığı muhafızı Heiss’i bulmaya gelirken, onu kabininde bir cesedi kötüye kullanırken görmeyi beklemiyordu.

‘O adam vicdandan yoksun!’

O kızın vücudu tam olarak bozulmaya başlamamıştı, muhtemelen bir çeşit hastalık sonucu yakın zaman önce ölmüştü. Mezar Hırsızı Heiss’in bakış açısından hiç şüphesiz mükemmel bir cinsel rahatlama malzemesiydi!

Baamm!

Küçük tahtadan evin kapısı bir tekme ile açıldı. Anna o kadar öfkeliydi ki, Maven’in savaş stratejisini unutmuştu.

Kendini öfkeye çoktan kaptırmıştı.

Temiz kalmaya çok takıntılı biriydi ve bu yüzden birinin ölüye bile bunu yapıyor olması ona tek bir seçenek bırakmıştı.

Öldürmek!

Hızlı adımlarla, Anna öne doğru atıldı ve aşağı doğru bir kesme darbesi savurdu!

Yarma!

Uzun ve esnek Heiss, beklenmedik bir şekilde, kendini yataktan atarak darbeden kaçınmayı başardı.

Çarpık yüzünde hem şaşkınlık hem de öfke görülebiliyordu. Birinin neden gecenin bu saatinde gelip onun ritüelini bozduğunu bilmiyordu.

“Zavallı yarı elf kız.” Heiss derin bir sesle konuştu, “Benim ritüelimi bozduğuna göre o beden artık değerini kaybetti, bu yüzden senin cesedini kullanarak bunu telafi etmeliyim!”

Aniden sol elini kaldırdı ve kara bir alev topu attı.

‘Lanet! Bu gerçekten [Aşındırıcı Ateş]!’

Diğer tarafta Maven, [Gizlenme]’yi kullanarak dar pencereden içeri sızarken koyu renkli ateşi gördüğünde yüreği hopladı.

Aşındırıcı Ateş, Daire 2 bir büyüydü ve Heiss’in o büyüyü anında yapabilmiş olması da onun çoktan Şeytanı Ruh Büyücüsü olduğunu gösteriyordu. Şu anda, daha sonra ulaşacağı seçkin seviyesine ulaşmamış olsa bile epey zorlayıcı olacaktı.

Anna korktu ve büyüden kaçınmak için eğildi. Aşındırıcı alev duvara çarptığında duvarı eriterek bir metreden geniş çaplı bir delik açtı.

Bir şekilde büyüden kaçınmayı başarmıştı ama bu Heiss’e aralarındaki mesafeyi açmak için koşarak kaçacak bir fırsatı yarattı.

Bu tahtadan küçük ev birkaç odaya ayrılmış geniş bir evdi. Heiss salona kaçtı ve kanepenin arkasına geçti.

Düşük seviye büyü kullanıcıları kendilerini yakın mesafe dövüşlerinden koruyacak çok az şeye sahiplerdi, bu yüzden Dövüşçülerin onlara yaklaşmalarına izin vermemeleri gerekiyordu. Ancak bir kere aradaki mesafeyi arttırdıklarında büyü kullanıcıları, hafızalarındaki çok sayıda ölümcül düşük daire büyüleriyle kesinlikle avantajı ellerinde tutuyorlardı.

Ne zaman ve nasıl olduğunu kimse fark etmeden, bir anda elinde çok kalın bir büyü kitabı belirdi.

O sırada Anna tekrardan ona doğru hareketlenmişti ama bunun sonucunda aniden bir duvara çarpmış gibi oldu.

Hava Patlaması!

Top şeklinde bir patlama Heiss’in bulunduğu yerde patlak verdi ve etraftaki her şey bir anda darmaduman oldu!

Anna bir istisna değildi! Sendeledi ve yere düştü. Anna etkileyici bir kuvvete sahip olsa bile, büyü kullanıcılarına karşı savaşmakta tecrübesizdi!

Heiss güldü, gülüşü sararmış çürük dişlerini ortaya çıkardı.

“Sıçtın kızım sen! Senin vücudunla işimi görürken çok zevk alacağım.”

Ama bu sırada Heiss, parmağında takılı olan yüzüğe tamamen odaklanmış olan Maven’in bulunduğu köşeye, hiç dikkat etmiyordu.

Kara elmas bir yüzüktü ve eğer Maven yanlış hatırlamıyorsa, bu küçük şey az bulunur bir eşyaydı. Etkisi, kullananın sınıf seviyesini geçmemek koşulu ile büyüleri hemen yapabilmeyi sağlıyordu. Kullanımı her üç günde bir olarak kısıtlandırılmıştı.

‘Yani, Aşındırıcı Ateş’i ani olarak kullanamıyor!’

‘Bu yüzüğün etkisi olmalı! Sadece daha güçlü bir büyü yapmak için zaman kazanmaya çalışıyor!’

‘O rütbe 2 Şeytani Ruh Büyücüsü değil, sadece karanlık sanat öğrenen rütbe 1 Efsuncu.’

Efsuncuların savunma büyülerinin çok kısıtlı olduğu herkes tarafından bilinen bir şeydi.

Düşük seviye büyücülerin sadece birkaç büyü yuvası olurdu, bu sayı maksimum üçtü. Garanti olarak üç hayat kurtaran büyü yapabiliyorlardı. Aşındırıcı Ateş ve Hava Patlaması bunlardan iki tanesiydi.

Maven derin bir nefes aldı, endişelenmemesi gerektiğinin farkındaydı.

Anna, Heiss’in ilgisini tamamen üzerine çekmişti, o yarı elfin etkileyici durumu Heiss’in üzerinde baskı oluşmasına neden oluyordu. Bu bir fırsattı ve bunu düzgün bir şekilde kullanmalıydı.

Sadece Heiss’in son hayat kurtaran büyüsünü kullanmasını beklemesi gerekiyordu.

Anna yerde süründü, hafif bir bağırmanın ardından tekrar öne atıldı ve Heiss’in kalbini hedef aldığı kılıcını elinde sıkıca tutuyordu.

Bu seviye 5 Dövüşçü’nün her şeyini ortaya koyduğu bir saldırıydı ve Heiss’in büyüsü daha hazır değildi. Eğer kılıç ona saplanırsa, büyüsü kesinlikle kesintiye uğrayacaktı!

Yüzünde bir parça çaresizlik ifadesi vardı ve büyü kitabı ilk sayfaya döndü.

Kısa bir efsundan sonra, Heiss’in vücudunu kalın sarı bir ışık zırhı sardı.

0 daire büyüsü [Düşük Büyücü Zırhı]!

Maven’in gözleri parladı. Bu üçüncü hayat kurtaran büyüydü!

Bam!

Uzun kılıç zırha saplandı, neredeyse bir delik bile açacaktı.

Ama büyücü zırhının itici gücü Anna’nın bileğinin titremesine neden oldu, neredeyse kılıcı elinden düşürecekti.

Heiss bu fırsatı avantaja çevirdi ve yarım adım geri çekilerek bir önceki ritüelini tamamladı.

Anında, sürekli olarak gelen garip çığlık sesleri duyulmaya başladı. Küçük tahta evin dışı bir anda hareketli bir hal almıştı.

Heiss’in YP’nı yavaş yavaş azalırken, gururlu bir şekilde konuştu, “Zombi Şöleni’nin tadını çıkart! Akabinde vücudunu parçalara ayırıp ruhunun tadına bakacağım…”

Anna pencereden dışarıya kızgınlık ve korkuyla karışık olarak bakıyordu, dışarıda karanlık kütleler yerden yükseliyorlardı. Bu gerçekten de Heiss’in zombi çağırmasıydı!

Ama o sırada, buz gibi soğuk bir ses yankılandı, “Hocan sana Şeytani Ruh Büyücülerinin en zayıf olduğu zamanların [Boyut Değiştirme] sırasında olduğunu söylemedi mi Bay Heiss?”

Buz gibi eğimli hançer Heiss’in boğazına süzüldü ve kolayca büyü zırhını aşarak kesip koparttı, Heiss’in boğazındaki boşluktan siyah kan sanki çeşmeden akan suymuşçasına boşalmaya başladı.

Heiss’in başı yere düştü. Onu bedeni takip etti.

Maven gölgelerden çıkarak cesedi incelemeye başladı sonra da acımasızca dışarıya baktı.

“Başımız belada! Lanetli Zombiler! Çabuk, pencereleri ve kapıları bloke et!”