Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

22. Bölüm Kaza

Çevirmen: Violet / Editor: Güz

Bir başka büyük büyücü iki sayfa bilgiyi bir araya getirerek onları Sharon'a sunmuştu. Efsanevi büyücü onlara göz gezdirip hemen atıldı:

“Ateş topu için iyileştirmeler mi yaptı? Bir bakalım… Vay canına, toplam yedi iyileştirme, bu etkileyici. 1. seviyede bile 3. sınıf bir ateş topu atabiliyor demek, ben bile atamazdım… ”

Efsanevi büyücü devam etmeden önce aniden boğazını temizledi, “4. ve 5. sınıf ateş topları atabiliyordum sadece, etkileyici bir şey sayılmaz. Yine de bu çocuk dahi bir büyücü, tomurcuklanmakta olan bir rün ustası ve Archeron kanına sahip! ”

Sharon, kâğıtları tekrar tekrar çeviriyordu, sanki asla yeterli olmayacakmış gibi. Sonunda kahkahalara boğuldu ve kahkahalarının arasında cüceye döndü.

“Bu ay Richard’ın bütçesinde bazı düzeltmeler yap. Daha fazla ekle!"

Gri cüce efendisini çok iyi tanıyordu. “Ekselansları, şu an çok fazla neşe içinde gözüküyorsunuz!” diye hatırlattı ona ta,m miktardan bahsetmeden önce. Sharon ne demek istediğini anlamıştı, ama bunu komik bulsa bile şu an için değişikliği geri almaya karar verdi.

"Müstakbel aziz rün ustası" bütün bunlardan tamamen habersizdi. Richard banyosunda çıplak halde, bir tas buz gibi soğuk suyu başından aşağı döküyordu.

İkametgâhındaki büyülü ısıtıcıyı uzun zaman önce kapamıştı. Kuşkusuz, her mevsim sıcaklığını ayarlayabilen mükemmel bir sistemdi bu ancak her ay binlerce sikkelik yüksek bir bakım ücreti vardı! Ayrıca, kaynar kanı sakinleştirmenin tek yolu, buz gibi suydu.

Richard hala Papin'le giriştiği kavga ve arenadaki gerçek savaşa kadar yaptıklarıyla ilgili şaşkınlık içindeydi. Neden bu kadar ileri gitmişti ki? Annesine hakaret eden çocuk yüzünden miydi? Hayır, bundan daha fazlası olmalıydı. Çocuğun kafasını yere geçirmek veya ikinci ateş topunu atmak, bunların ikisi de ölümcül vuruşlardı, ancak Richard'ın içindeki dağ çocuğunun hala saf bir kalbi vardı ve Papin'in cezalandırılması gerektiğine inandığı halde, çocuğun ölümü hak ettiğini düşünmüyordu.

Ve yine de olay anında Richard sadece beynine sıçrayan kanı hissedebiliyordu, sanki sobaya atılmış gibi onu kaplayan ateşi. Papin'in öyle ıslah olmaz bir tiksindiriciliği vardı ki onu ikiye ayırmak bile Richard'ın öfkesini dindirmeyecekti. O yüzden Richard çocuğun yüzünü yere çarptığında, bu daha her şeyin başlangıcıydı ve savaş alanında Papin'i diri diri yakmak için her şeyi yapabilirdi. O ikinci ateş topu, savunmasız Papin'i bir insan meşalesine çevirip onu acı bir ölüme göndermek için atılmıştı.

Manaların aşırı kullanımı büyücüler için bir tabuydu ve böyle bir eylemin sonuçları ciddiyetine göre değişiyordu. Hafif bir tükenme, mana iyileşmesinde bir ay ile birkaç yıl arasında değişen bir düşüşe neden olurdu. Ciddi bir aşırı kullanım ise güçte doğrudan bir düşüşe, hatta yaşam kaybına yol açabilirdi. Yine de, bu ağır sonuçlara rağmen, Richard Papin’in ölümü için her bedeli ödemeye hazırdı o an, ancak biliyordu ki yüzlerce ölü Papin bile onun içinde kabaran gazabını sakinleştirmezdi.

Düello onu öyle sersemletmişti ki evine nasıl geri döneceğini bile bilememişti. Belirsizce hissettiği tek şey, etrafında daha çok insan olduğu ve onun için endişelerini öncekinden daha fazla dile getirdikleriydi.

 

Richard'ın tekrar uyanması üç gün sürmüştü. Kanı hala kaynıyor ve tekrar Papin ile uğraşma dürtüsü hissediyordu içinde. Bu noktada, çocuk bir şeylerin pek de doğru olmadığının farkına vardı, alışılmadık bir şekilde heyecanlanıp açıklanamaz ölümcül düşüncelere kapılmıştı. Sanki kendisini kontrol edemiyor gibi, bir şeyleri parçalara ayırmak ya da içinde yanan ateşi serbest bırakmak için bir şeyleri fırlatmak istiyordu.

* Foş! * Bir tas daha soğuk suyu kafasına döktü. Şu anki havada, Richard'ın bedeni diğer gençlerinkinden daha dayanıklı olsa bile yine de soğuktan titriyor ve beti benzi atıyordu. Ancak soğuk esinti geçer geçmez yine kanının kaynadığını hissetmişti. Ahşap tası tekrar almak için kaskatı elini kullanarak dişlerini sıkıyordu. Bu sefer içine biraz ezilmiş buz da ekledi, ancak bu basit hareket bile kaskatı kesilmiş eklemleri ve uyuşmuş parmakları için çok zor bir işti.

Richard ahşap tasla uğraşırken, arkasından tatlı bir ses çınladı; "Hey! İçeride kimse var mı? Yemek zamanı!"

Bu beklenmedik durum Richard’ın zihnini boşaltarak, onu bir kez daha peşinde bir kurt olan küçük bir çocuk gibi hissettirmişti. İçgüdüsü devreye girince, tası bir kenara fırlatıp canını korumak için sesin kaynağına doğru atıldı. Arkasını döndüğünde, banyo kapısında dikilmiş içeriyi dikizleyen bir kız gördü. Onun aylık faturalarını teslim eden kız olduğunu fark etmişti etmesine ama o an vücudu onun kontrolünde değildi artık ve kızı yere itivermişti.

Richard şimdiden on beş yaşında bir genç gibiydi, fiziği kızınkiyle aynıydı neredeyse. Onu altında ezerek anında acıyla çığlık atmasına sebep olmuştu.

Richard niye aniden başının döndüğünü bilmiyordu. Normalde açıkça anlayabileceği şeyleri şu an kavramak güç geliyordu ona. Vücut ısısı çoktan düşmüştü ama vücudunun derinliklerinde kaynayan kan yerinde durmaz olmuştu. Altındaki kızın kıyafetleri çok inceydi çünkü Koyumavi'nin büyülü kıyafetleri insanları kışın bile sıcak tutuyordu. Yumuşak kıyafetlerinin altından kızın kıvrımlarını ve vücudunun yakıcı sıcaklığını hissedebiliyordu.

Buz gibi soğuk cildinin bu yakıcı sıcağa dokunması duyularını daha önce görülmemiş bir düzeye yükseltmişti. Kızın vücudu hem yumuşak hem de esnekti; Richard'ın garip hissetmesine neden olacak şekilde enerji doluydu. Sanki Richard'ın içinde bir şeyler uyanıyor gibiydi ve kaynayan kanı hedefini bulmuş aşağı doğru akmaya başlamıştı.

Ancak bu yolculuk zordu, zira önceden üzerine döktüğü soğuk su hala onu etkilemekteydi. Richard kendini ayıltmaya çalışmadan önce pek ileri gidemedi, şok olmuş bir halde kızı sorguya çekti, “Sen misin? Nasıl girdin buraya? ”

“Artık yemeklerinizi teslim etmekten sorumluyum. Ama her zaman uyuyordunuz ve bu benim ikinci gelişim. Nereden bilebilirdim ki sizin… ah!” Kız masumca cevap verdi, az önceki düşüşten dolayı sersemlemişti ve acı çekiyordu. 2. seviyeden olsa da, büyücülerin savaşçılar gibi sert fizikleri yoktu ve çoğunlukla normal insanlara benziyorlardı.

Ancak o zaman Richard, hala kızın üstünde olduğunu fark ederek aceleyle kaçmaya çalıştı fakat sert eklemleri kilitlenince bunu yapamadı. Ayağa kalkmaya çalıştığı an kızın üstüne tekrardan düşmüştü ve kalkmaya çabaladıkça sanki ona sürtünmeye çalışıyormuş gibi gözüküyordu. Sonuçta, Richard bir savaşçı olmadığı gibi birkaç kova soğuk su da boşa değildi.

Richard’ın hareketleri yüzünden kızın yüzü kıpkırmızı oldu ve onu itmeye çalıştı. Fakat sonra onun gergin kaslarını hissetti ve bir şey fikrini değiştirmiş gibi daha fazla sarılıp yaramaz bir kedi gibi karşılık vermeye başladı. Vücudunu sürekli olarak kaldırıyor, yumuşak göğüslerini Richard'ın kaya gibi sert göğsüne sürtüyordu ve kendini kaybedip inlemeye başlamıştı.

Richard kızın tepkisi yüzünden biraz şaşırmıştı. Belli ki başlangıçta, kız ayağa kalkması için ona yardım etmek istemişti, o zaman niye şimdi ona engel oluyordu ki? Yine de bu içinde farklı bir hissin filizlenmesine sebep olmuştu. On bir yıllık yaşamında ilk kez kalbi çok garip bir şekilde hızlanmıştı ve birdenbire onun üstünde böyle yatmanın aslında kendisini iyi hissettirdiğini düşündü. Artık ayağa kalkmak istemiyordu, hem de hiç. Hissettiği yumuşaklık bir kızın göğüslerinin yumuşaklığı mıydı? Gerçekten zevkli bir şeydi bu ama biraz daha büyük olsalardı keşke...

Richard fazla düşünmemişti, aslında bunu destekleyen veriler zihninde peyda olmuştu. Kesinlik ve bilgelik yetenekleri birlikte çalışarak kızın vücudunun kıvrımları ve yapısıyla ilgili açıklamalar ve denklemler verdi. Richard bir kez daha sayıların güzelliğini fark etmişti ama bunun için uygun bir zaman değildi ne yazık ki. Bu veriler arzularını yarıya indiriyor gibiydi.

Kız, önceden gördüğü diğer kadınlara kıyasla etkileyici değildi ama yine de o kadar fena sayılmazdı! Yaş tüm bunları etkileyen bir başka değişken olduğundan, yetenekleri görüşlerini bir kez daha düzeltmişti.

Daha sonra kız bacaklarından birini uzatıp, onu Richard'ın uylukları arasında koyarak yukarı doğru hareket ettirmeye devam etti. Bacağını olabildiğince itti ve o anda Richard’ın gözlerindeki rakamlar, birbiriyle bağlantısız bir şekilde uçup gittiler.