Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

48. Bölüm Suikast

Çevirmen: Violet / Editor: Güz

Adam anında Erin'e bakıp kendini üstün görerek, “Ama bizi ilk oyalayışın değil bu. Koyumavi'nin yasaları, parayı derhal geri ödemeni talep etmeme izin veriyor. Eğer ödemek istemiyorsan, bizimle gelip borcunu ödemek için çalışabilirsin!”

Adam daha sonra Richard'a doğru dönerek yüz ifadesini sanki büyüyle hızla değiştirip gülümsedi, “Lord Richard. Muhtemelen buraya gelmemeliydik ama göz ardı etmeye cesaret edemeyeceğimiz Koyumavi yasalarına göre hareket ediyoruz. Ekselansları bir keresinde sözleşmelere karşı gelinmemesi gerektiğini söylemişti ve bu kadın ne borcunu ne de faizini ödüyor. Kanuna göre hizmet bile vermiyor! Onun zavallı görünüşüne aldanmayın sakın!”

Son derece saygılı görünse de adamın sözleri sert mizacını ortaya çıkarıyordu. Koyumavi'nin pek çok yasası olmamasına rağmen, olanlar çelik kadar güçlüydü. Richard bir yana, büyük büyücülerin bile onları çiğnemeye hakkı yoktu.

Richard kaşlarını çatıp Erin'e bakmak için döndüğünde kızın gözlerinde korku ve telaş gördü öyle ki bakışlarına karşılık vermeye bile cesaret edemiyordu. Richard elini havaya kaldırdı ve ateş topu, gökyüzüne doğru birkaç metre süzülüp küçük bir patlamayla yayıldı.

Büyü üzerindeki bu zarif kontroller karşısında üç adamın yüz ifadeleri hemen değişiverdi ve ellerinde olmadan birkaç adım geri çekildiler. Yaptıkları şey makul olsa da Richard'la aralarındaki statü farkından dolayı yaralansalar veya sakat bile kalsalar en fazla tazminat olarak altın alırlardı

Richard’ın gözleri onları taradı, “Onun adına borçlarını ben geri ödeyeceğim. Şimdi toz olun!”

“Ama…” Yetkili olan adam belli ki buna razı değildi, zira Richard'ın arkasına saklanmış olan Erin'i dikizliyordu.

Richard, “Ne o, benim sözlerimden şüphe mi ediyorsun?” diye haykırdı.

Üçünün de yüzü bir anda soluverdi ve hayır diye cevapladılar. Ancak lider aniden Erin'e bakarak şiddetli bir şekilde “Hele bekle sen, küçük şey. Sakın eve yalnız gideyim deme!”

Richard sertleşince üçü hemen adımlarını hızlandırdı. Figürleri uzaklarda kaybolunca Richard dönüp kendine sessizce sarılmış kıza baktı, “Onlara ne kadar borçlusun?” diye sordu iç çekerek.

“Bin - Bin iki yüz altın.” Erin’in sesi yumuşaktı, içinde belirgin bir titreme vardı. Omuzları hafifçe sallanıyor, başı eğik ağladığı belli oluyordu.

Richard konuşmak istese de sonunda sadece bir iç geçirmeyle tuttu kendini. Erin'in onun parasını “kazanmak” istemediği zamanı hatırlıyordu ancak bir yıldan kısa bir sürede değişmişti bu. Eğer gerçekten çok zor bir durumda olmasaydı bu kız ona borcunun büyüklüğünden bahsetmezdi ve bunu yapmasının anlamı, bir yıl içinde saflığını, egosunu ve gururunu ardında bırakmış olmasıydı. Başını banyo kapısının ardından çıkaran neşeli kız artık orada değildi.

Richard’ın kalbi istemsizce sıkıştı. Bunun bir kısmı “Daha önce bir erkeğin vücudundan hiç para kazanmamış değilsin.” sözü olabilirdi ama daha çok onu çaresiz bırakan miktarın sadece 1200 sikke olmasıydı.

Hatta bir yıl önce büyü gücünü test ettikten sonra içtiği iki mana iksiri ediyordu bu sadece. Artık zayıf ve yavaş oldukları için normal mana iksirlerinden içmiyordu bile ve temelde aylık faturalarının son dört rakamını görmezden geliyordu, dört sıfır ya da dört dokuz olsun hiç fark etmiyordu.

Richard sessizdi ve yüz ifadesinde herhangi bir dalgalanma görmek zordu. Sadece sakin bir şekilde sordu:

“Bu meblağı senin adına geri öderim. Dahası var mı?”

Erin tereddüt ettikten sonra fısıldadı, “Hala birkaç kişiye daha dört yüz altın borçluyum ama o konuda kendi başıma bir şeyler yapabilirim...”

Richard, “Toplam 1600 altın sikke, değil mi?” diyerek sözünü kesti. "Sorun değil."

Erin sonunda başını kaldırdı ama ondan önce elinin arkasıyla yüzünü silmişti aceleyle. Richard'a bakıp çaresizce gülümsedi, “Ama o kadar para kazanmamın bir yolu yok, en azından altı ay içinde. Kendim dışında hiçbir şeyim yok. Eğer beni istersen, dilediğinde gelebilirsin.”

Richard onun söylediği hiçbir şeyi duymuyor gibiydi. Bir defter çıkarıp makbuz yazdı ve üzerine imzasını atarak Erin'in ellerine itti. Veda bile etmeden evine doğru yürüdü.

Ancak birkaç adım sonra aniden geri döndü. Kız henüz gitmemiş, yere çömelip iki elini sıkıca çevresine sarmıştı. Richard bir kez daha iç çekerek ona doğru yürüdü. Erin başını kaldırıp Richard'a baktı ve fısıldadı:

“Ben- Ben çok korkuyorum. Üzgünüm…"

“O adamlar yüzünden mi?”

Erin sessizce başını salladı.

Richard elini uzattı kıza, “Hadi gidelim. Seni evine götüreyim. Seni durdurmaya kimin cesareti varmış öğrenmek istiyorum.”

Richard’ın sözlerinde öldürme niyeti var gibiydi. Artık borçlarını geri ödeyeceğine söz vermiş olmasına rağmen, o insanlar sorun çıkarmaya cüret ettikleri takdirde onlara bir ders vermek veya belki de onları cehenneme yollamaktan çekinmeyecekti.

Koyumavi'nin ana kulesinin sakinleri sınırdakilerden tamamen farklıydı ve iktidarda büyük bir eşitsizlik vardı. Birini öldürse bile, tek yapması gereken maddi tazminat vermekti ve karşı taraf onu kışkırtmış veya küçük düşürmüşse, bunu yapmasına bile gerek yoktu.

Erin, Richard'ın elini tutarak yardımlarıyla ayağa kalktı. Daha sonra elini geri çekti ve Richard'ın yarım adım arkasından yürüdü. Ana kuleden sınırlara giden yol uzun ve sakindi ve karanlıkta çok az insan vardı. Aceleyle yürüyen bazı insanlar vardı ama kimse onlara ikinci kez bakmıyordu. Yoğun bir gün herkesin gücünü tüketmişti ve tek istedikleri eve dönüp iyi bir uyku çekmekti. Yarın onları bekleyen daha çok iş vardı.

Hem Richard hem de Erin, tek bir sözcük söylemeden yol boyunca sessiz kaldılar. Geçen bir yıla rağmen ne hakkında konuşacaklarını bilmiyorlardı.

Erin’in evi, sınırların dış bölgelerinde küçük bir sokaktaydı. Koyumavi'nin dışındaki manzarayı göstermeyen kapalı bir odaydı bu. Pencereler bir veranda duvarına doğru açıldıklarından daha çok dekorasyon sayılırlardı. İçerde yanan sihirli lambalar tek ışık kaynağıydı.

Benzer evle, sınırların her yerinde bulunabiliyordu ve pencereleri dışarıyı gösterenlerin kirası üç, dört kat daha fazlaydı. Bazı dağınık kasabalar Koyumavi'nin etrafını kuşatsa da bu evler karanlık olmasına rağmen çoğu insan sınırda kalmayı tercih ederdi. O kasabalardansa Koyumavi'de yaşamak daha fazla itibarlıydı.

Erin'i kapıya yollayıp konumu ezberledikten sonra, Richard, kızın beklenti dolu gözleriyle kasten karşılaşmamak için oradan ayrılmak üzere döndü. Buradaki karanlık gece, soğuk hava nedeniyle çok sessizdi; lambaların verimsiz yakıtları oldukça dengesizdi bu yüzden titrek bir ışık veriyorlardı. Başka bir düzlemden gelmiş canavarlara benzeyen büyük gölgeler oluşturuyorlardı, her yerde sürünen ve her an avının üzerine atlamak üzere olan.

Bazı nedenlerden dolayı Richard aniden biraz üşümeye başladı. Burası zaten sınırların en dış tarafına yakındı ve -10 ° C idi ama Richard'ın cübbeleri doğal olarak normalden daha iyiydi. Hayır bu doğal bir soğuk değildi, onun yerine on bin yılda erimeyen bir buzul gibi vücuduna çarpan karanlık ve ıslak bir ürpertiydi. Hava bile donmuştu, sanki bir oda dolusu sürüngenin arasına düşmüş de arada bir sırtına bir şey sürtünüp geçiyormuş gibi hissettiriyordu. Richard kısa süre sonra ince bir tabaka halinde terlediğini fark etti, kıyafetleri sırılsıklam olmuş ve vücuduna öyle yapışmıştı ki kendisini son derece rahatsız ediyordu. Nefes alıp büyücü cübbesinin yakasındaki düğmeyi gevşetti.

Ancak parmağı yanlışlıkla köşedeki ambleme dokunduğunda kendini yaktı! Bir anda amblem, puslu bir parlaklık yaymaya başlamıştı ve kaynarcasına ısınmıştı. Bu, Sharon'ın tüm çıraklarında olan eşsiz bir eşyaydı, hem bir statü göstergesi hem de kötü niyetleri tespit etmek için bir araçtı. Çok sıcak olması, yakında bir düşman olduğu ve öldürme niyetini gizlemediği anlamına geliyordu!

Richard birdenbire donakalmıştı. Arkasındaki gölgeler yükselip insansı bir figüre dönüştü. Gölge bir kozaymış gibi parçalandı ve çita gibi ileri atılıp Richard'ın sırtına doğru koyu gri bir hançer soktu.

Saldırı acımasızdı ve bu kadar yakından gerçekleştirilmişti. Yetişkinliğe henüz erişmemiş bir Acolyte şöyle dursun, en iyi eğitimli savaşçılar bile böylesi sürpriz bir saldırıdan kaçınmakta zorlanırdı. Kiralık katiller ve okçu türleri biri yakın diğeri uzak mesafeden saldırıda bulunmak üzere büyücülerin düşmanı olmuştu her zaman.

Tüm bunlara rağmen, hançer cübbeyle temas ettiği anda hedefinden saptı. Kumaşa nüfuz edemedi ancak kiralık katil gücü bir noktaya odaklayarak hançeri daha fazla güçle itti. Sihirli cübbe anında sarı loş bir ışıkla parlayıp genişlemeye başladı, zira yarı saydam bir kalkan harekete geçmişti.

Kiralık katil kolu ve silahı yoğun bir çamur içindeymiş gibi hissetti ve silahını savurmakta zorlandı. Ancak bu onun ilk büyücü suikastı olmadığı için sihirli kalkanlara karşı deneyimliydi. Bıçağın ucunu aynı noktaya odaklamaya devam ederek hançerini daha da ileriye itmek için tüm gücünü kullandı. Cübbede büyük bir delik açılırken yüksek bir ses çıkardı.

Ancak cübbenin arkasında hiçbir şey yoktu. Kiralık katil, eliyle onu bir kenara savurmak zorunda kaldı ve fırsattan istifade eden Richard'ın birkaç metre uzaklıktaki karanlık bir sokağa doğru koşmakta olduğunu gördü.

Kiralık katil hemen sevinmişti çünkü o sokakta bekleyen bir arkadaşı vardı ancak Richard kendi kendini öldürtse bile onu kimin öldürdüğüne bağlı olarak ödeme farklı olacaktı. Adam derhal gence yetişmek için iki katı hızla koşmaya başladığında vücudu neredeyse yere paraleldi.

Belki kaçmak için çok aceleci davranmıştı ama Richard birdenbire tökezleyip yere düşüverdi. Aceleyle uzanıp sokağın kenarındaki bir metal çubuğa tutundu, dengesini sağlamak için onu kullanmaya kalkmıştı muhtemelen.

Richard'dan sadece az bir mesafe geride olan kiralık katil oldukça memnun olmuştu. Richard şu an onun için canlı bir hedefti ve o sokağa kaçmadan önce onu kesinlikle öldürebilirdi. Richard oraya girdiği an, onu arkadaşından çalmak zor olurdu. Kiralık katil olabildiğince hızlı bir şekilde hançerini Richard'ın kaburgalarına doğru savurdu.

Ancak genç aniden kavradığı metal çubukla tamamen farklı bir güç ortaya çıkarmıştı. Çubuğu bir eksen olarak kullanarak, vücuduyla havada yarım daire çizip tam zamanında ölümcül darbeyi atlatarak duvara çarptı. Kiralık katilin çabaları sonuçsuz kalmıştı ve harcadığı güç yüzünden artık yönünü kontrol edemiyordu. Suikastçı Richard'ı sadece momentumla sıyırınca, hemen hemen tüm vücudunu savunmasız bırakmıştı. Neyse ki o bir büyücüydü, eğer o da bir kiralık katil olsaydı…

Kiralık katil şansına şükrederken, aniden hedefin sağ elinin büküldüğünü gördü. Sabitlenmiş doksan santimlik çubuk dış duvardan koptu ve genç çocuk çubuğu bir hançer olarak kullanıp adamın kaburgalarına sapladı. Richard çubuğu içeride çevirdikten sonra omurgalarını kırıp bağlı olduğu sinirleri parçalamak için onu kaburgalarının sonuna kadar geçirdi. Bu, suikastçının karnında açık bir delik oluşturdu; az sayıdaki küçük hareketler, üst düzey bir din adamının bile iyileştirmek için pek bir şey yapamayacağı ölümcül yaralar bırakmıştı ardında.  Richard’ın yöntemleri çok açık ki yeraltı dünyasının en seçkin örnekleri arasındaydı.