Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

14. Bölüm Ye ve Büyü - Parça 7

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Çavuş Hargan koşabildiği kadar hızlı koşuyordu. Arkasında iki adam vardı. Bunlardan biri Çavuş gibi bir Savaşçı’ydı ve diğeriyse bir Kutsal Şövalye’ydi. Hemen önlerinde ise grubun parçası olan üç maceraperest vardı. Bir Akıncı, bir Vahşi Savaşçı ve bir de Buz Büyücüsü… Üçü de kadındı. Kaslı, kısa saçlı ve uzun Vahşi Savaşçı bile bir kadındı. Ona bakarken dahi göğüslerindeki şeylerin memeler mi, yoksa kaslar mı olduğunu sorguluyordunuz.

 En azından Akıncı ve Buz Büyücüsü güzel sayılırdı. Hargan kaba bir adam olsaydı, muhtemelen kadınların giydiği deri pantolonların sergilediği sıkı kalçalarıyla ilgili birkaç yorum yapardı. Ancak Hargan öyle biri değildi. Bir savaş alanında böyle şeylerin yeri olmadığını bilirdi. Ayrıca genç kızların kalçalarına baktığını öğrenirse, eşi muhtemelen onu gebertirdi.

  Altı kişilik grup farklı bir ekibin gönderdiği işaret fişeğine doğru ilerliyordu. En öndeki Akıncı ormanda yollarını bulmalarını sağlıyordu, Vahşi Savaşçı ise onlara engel olan ağaçları ve yaratıkları devasa kılıcıyla parçalıyordu. Vahşi Savaşçı Mesleği nispeten Savaşçı Mesleği’ne benziyordu ama genel savaş yöntemleri rakibin saldırılarını durdurmak, karşılamak ve değiştirmek üzerine kuruluydu.

 Vahşi Savaşçı denilen kişiler öfkeyle, kanla ve ölümle işleyen katillerdi. Kızıl bir haleyle çevrelendiklerinde öyle korkunç bir makineye dönüşüyorlardı ki, bazen insanlar onların gerçek bir yaratık olduğundan şüpheleniyordu. Savaşı sevseler de, düşüncesizce mücadele ettikleri için genelde çok yara alıyorlardı. Uzun bir savaşı ağır yaralarla tamamlayarak çok kan kaybetmek ve birkaç kemiğin kırılması onlar için normaldi. Bu Meslek zayıflar için değildi.

 Öte yandan Buz Büyücüsü isabete önem veren bir meslekti. Bu mesleğin ana saldırı yöntemi buzdan oluşan saçaklarla rakibi yaralamaktı. Ayrıca dokunduğu her şeyi dondurabilen bir buz ışınına sahipti ve buz fırtınasıyla rakipleri kör ederek, akıllarını karıştırabiliyordu. Bütün bu Büyülerin etkili olması için isabet çok önemliydi. Sonuçta, bir Buz Büyücüsü’nün gönderdiği buz saçağı bir rakibe saplandığı anda paramparça olarak vücuda dağılıyordu. Böyle bir saldırıya maruz kalacak kadar zavallı olan kişiler ise buz şarapnellerinden ötürü akılalmaz bir hasar alıyorlardı. Gerçekten de bu saldırı yöntemi fazlasıyla acımaszıdı.

 Hargan bu Büyücü’nün Anormalite’yi kontrol altına alabileceğine inanıyordu. Başka bir takım işaret fişeği göndererek yaratığı bulduklarının sinyalini vermişti. Yaklaşık 15 dakika önce yaşanan bu duruma en hızlı yardım edebilecek kişiler Hargan’ın ekibindeki kişilerdi. Neyse ki aynı bölgeden yükselen kalın bir duman topluluğu da vardı. Bu sayede nerede olduklarını kolayca bulabilmişlerdi. Yarım dakikaya kalmadan oraya ulaşacaklardı.

 Altı kişilik ekip kesilen ağaçların oluşturduğu boşluğa ulaştı. Yakında ufak bir köy vardı – muhtemelen bir goblin köyüydü—ve ateşlerle kaplıydı. Hargan ve azgın alevlerin arasında çoktan sona ermiş bir savaşın izleri mevcuttu.

 Hargan iki muhafızını anında tanıdı. Mark ve Harold ikilisi çoktan ölmüştü; ikisi de kendi kanlarından oluşan bir gölün üstünde yatıyordu ve vücutları baştan aşağı yaralarla doluydu. Göründüğü kadarıyla Mark’ın canını boğazına saplanan bir kılıç almıştı ve Harold ise gözüne saplanan ufak bir bıçağın etkisiyle hayatını yitirmişti. Çavuş küfretmeden edemedi. Fırsat kollayan maceraperestleri hiç umursamıyordu ama kendi adamlarını gerçekten önemsiyordu.

 Muhafızlardan birkaç metre uzaklıkta beyaz cübbeleri kıpkırmızıya boyanmış bir cüce rahibin cesedi yatıyordu. Başının sol kısmı tamamen ayrılmıştı; böyle net bir kesiği sadece bir Büyü yapabilirdi. Hayatta kalan o elfin anlattığına çok benziyordu. Anormalite önce şifacının işini bitirmiş olmalıydı.

 Yaklaşık on-on beş metre ileride ise Kara El loncasından gelen Akıncı’nın cesedi vardı. Sağ kolunun ve sol bacağının büyük bir kısmı mücadele esnasında ısırılmış gibiydi. Sol omzundan bir bıçak çıkıyordu ve Harold’un yüzüne saplanan bıçağa çok benziyordu.

 Ve ateş fırtınasının önünde dizlerine sarılan ve sakince öne-arkaya sallanan bir kadın vardı. Cadı, Xera hala hayattaydı. Garip sesler çıkararak ateşlere bakıyordu. Ağlasa mı, gülse mi bilemez bir durumdaydı. Ekibin lideri Hargan diğerlerine ilerlemeleri için işaret vardı. Dikkatle kadına yaklaşırken etrafı süzdüler. Bölgede çok sayıda iz vardı ve Anormalite’nin nereden fırlayacağı belli değildi.

 Xera yaklaşan ayak seslerini duyduğunda donakaldı ve sessizleşti. Birkaç saniye sonra başını çevirerek onlara baktı. Grubu gördükten sonra tekrar dans eden ateşlere odaklandı. Akabinde Cadı sağ elini uzatarak, ince parmağıyla ondan 15 metre uzaklıkta bulunan bir çıkıntıyı gösterdi.

 “Öldü,” dedi çalkantılı bir sesle. “Diğerlerini öl… Diğerlerini öldürdükten sonra ağır yaralandı. Kaçmaya çalıştı ama işini bitirdim.” Kısa açıklamasını bitiren zavallı kadın elini çekerek eski haline döndü.

 Bölgeye ulaşan altı kişilik ekibin suratlarında sert ifadeler vardı. Öldüğü söylenen Anormalite’ye doğru yaklaştılar. Yakına geldiklerinde duruma onay verebileceklerdi. Gördükleri şey dişlerle kaplı bir sandıktı. Yaklaşık üçte ikisi tamamen yandığı için ortaya asidik bir koku saçıyordu. Etrafında çok kullanılmış ve düz görünen üç kılıç vardı. Tamamen sabit bir şekilde duran sandıkta hayata dair hiçbir iz yoktu.

 Hargan her ihtimale karşı mızrağını yaratığa sapladı. Cesede giren mızrağın açtığı yaradan sarı kanlar akmaya başladı. Mızrağın açtığı yaraya karşı yaratık tepki vermediği için Hargan onun öldüğüne emindi.

 “Geri durun,” diye emrettiğinde rahatlamıştı. Çok sayıda adamını öldüren bu lanet yaratık sonunda geberip gitmişti. Hargan dikkatini olay yerinde can veren iki adamına çevirdi. Bu görev için diğerleri gibi onlar da gönüllü olmuştu. Mark’ın kardeşi mağarada kaybolan o devriye ekibinin bir üyesiydi; yani bu görev onun için diğerlerine kıyasla daha önemliydi. Harold sadece para için bu göreve katılıyormuş ayağı yapsa da, çavuş onun arkadaşlarına değer veren bir adam olduğunu iyi biliyordu. Burada can vermiş olsalar da, en azından yaratığın yerini bildirerek göreve yardım etmişlerdi.

 Yaklaşık on dakika sonra görev için toplanan ekiplerin diğerleri de olay yerine ulaştı. Hargan onlara durumu özet geçti, yaratığı öldürdüklerini ve bunun için ödedikleri ağır bedeli anlattı. Adamlarına birkaç odun parçası toplamalarını emretti. Sedye yapacak ve cesetleri şehre geri götüreceklerdi. En azından bu sefer gömecekleri bir şeyler vardı. Maceraperestler onlara baş sağlığı diledikten sonra sedye işine yardım ettiler.

 Hargan dizlerine sarılmış bir vaziyette olan Xera’nın yanına gitti. Buz Büyücüsü ateşi uzun zaman önce söndürmüştü; müdahale etmeseydi bu ateş ormanın geri kalan kısmına sıçrayabilirdi. Yine de Cadı, hala boş gözlerle köyü izliyordu.

 “İyi misin?” bu soruyu gerçekten endişeli olduğu için sordu.

 “İyi olacağım,” dedi kadın. “Lütfen beni burada bırakın. Benim… Benim biraz yalnız kalmam gerekiyor.”

 Çavuş iç geçirdi. Bu maceraperest böyle bir orman için fazlasıyla yüksek bir Seviye’deydi ama Hargan kendini kaybetmiş gibi görünen bir kızı burada bırakmak istemiyordu. Yine de Anormalite gittiğine göre artık bu kadına başka hiçbir şey zarar verememeliydi. Ayrıca kadının sesi ilk duyduğu zamana kıyasla daha enerjik çıkıyordu; bu yüzden onu kendi haline bırakmaya karar verdi.

 “Tamamdır. Lütfen kendine dikkat et. Ödülünü almak için kışlaya uğrarsın.”

 Güzel kadın zayıf bir gülümsemeyle başını çevirdi. “Teşekkür ederim,” diyerek fısıldadı ve dikkatini önündeki donmuş küllere çevirdi. Hargan başını sallayarak diğer maceraperestleri ve muhafızları topladı. Medeniyete geri döneceklerdi…

 Dört cesedi sedyelere koydular ve omuzlarında taşımaya başladılar. Durum adeta bir cenaze törenini andırıyordu. Aslında aşağı yukarı yaptıkları şey de buydu.

  Yarım saat sonra kadın ayağa kalktı. Biraz yürüdükten sonra topraktan çıkan beyaz bir taşın önünde diz çöktü.

 Taştan kedi gözlerini andıran sarı bir göz çıkıyordu. Garip bir dikdörtgene benzeyen taş kımıldanarak yerden çıktı ve örümcek bacaklarının üstünde durdu. Beyaz yüzeyi hızla değişerek meşe rengine döndü; uç kısımları ise sahte çeliktendi. Mimik ağzını açarak uzun diliyle Xera’nın vücudunu çevreledi. Kadın karşı koymak ya da mücadele etmek yerine tepkisiz kalıyordu.

 Mimik onu kaldırdı, ardından önce kadının başını yere çaldı. Kadın acıyla çığlık atarken yüzü toprağa sürtüyor, güzeller güzeli figürü değişiyordu. Neredeyse işleri berbat ettiği için bu cezayı hak etmişti. Ve, bunu direkt olarak kabul etmese de, içten içe bu ‘ağır ceza’dan çok hoşlanıyordu.

……..

 Aslında Xera gerçek biri değildi. Şu anda yüzü toprağa sürten bu varlık bir insan bile sayılmazdı. Asıl adı Xerababadubuth L’okrelaila’ydı ve Mimik’in hizmetkarlığını yapan bir Serulen Sukkubus’tu.

 Bir Fevt Büyücüsü ya da bir Cadı ilk defa Varlık Celbi’ni kullandığında bir seçim hakkına kavuşuyordu. İhtiyaçlarına en uygun iblis çeşidini seçebiliyyordu. Beş seçenekten dördü büyük ve sert Habisler’di; çok gözlü olanlara Seyrler deniyordu. Vahşi avcı yaratıklar Cehennem Tazıları olarak geçiyor ve mana-yutmasıyla bilinen örümcek-benzeri varlıklara ise İzlemciler ya da Arkunlar deniyordu. Bu Fevt Büyücüsü ise son seçeneği--- kandıran ve aşağılık sukkubusu seçmişti.

  Sukkubuslar Şekildeğiştirme Yeteneği’yle görünüşlerini değiştirebilen iblislerdi. Casusluk, kandırmaca ve başkalarının arzularından faydalanma gibi konularda çok kullanışlıydılar. Bu iblis tipi aslında Mimik’e çok benziyordu. Aradaki tek gerçek fark ise şuydu: Mimik ‘yem’ olarak bir sandık rolüne bürünüyordu. Uzun lafın kısası, Sukkubus bu örümcek-sandık için var olan en mükemmel suç ortağıydı. Ve çağırdığı iblis de Xerababadubuth L’okrelaila, yani kısaca Xera olarak geçiyordu. Kendisi bir yan-tür olan Serulen Sukkubusu’ydu ve savaşta büyüye bel bağlayarak, ölümlülerin zihinlerini kontrol edebiliyordu. Onların rüyalarıyla bile oynayabiliyordu.

 Bir iblisin bir Fevt Büyücüsü ile bağlanması, aşağı-yukarı sağlam bir şekilde mühürlenen bir büyü kontratıyla aynı işlevi görüyordu. Fevt Büyücüsü iblisin gücünü kullanmak istiyor, iblis de fiziksel dünyada takılmak istiyordu. İki tarafın da kazan-kazan felsefesinde bir anlaşma yaptığı söylenebilirdi. Tabii iblisler doğaları gereği alçak, gururlu ve açgözlü varlıklardı. Çağrıldıkları esnada eğer efendileri ölürse özgür kalabiliyorlardı ve fiziksel vücutları dayanana kadar burada takılabiliyorlardı. İblisler ‘bu’ gibi durumlardan faydalanmayı çok severdi.

 Tabii iblisler için bu anlaşma kendilerini eğlendirmek için seçtikleri oyunlardan biraz daha fazlasıydı. Xera da farklı değildi; bu yüzden şans ortaya çıkar çıkmaz hemen teklifi kabul etmişti. Efendisini öldürmek gibi bir hayali vardı ve buraya gelmeden önce efendisinin hiçbir şey bilmeyen çirkin bir bakir olacağını düşünüyordu. Ona direkt saldıramayacal olsa bile aklını kullanarak onu cezbedebilirdi. Böylece aklı bulanacak olan adam bir ‘kaza’ sonucu tak diye hayatını yitirecekti. Xera daha önce de buna benzer tecrübeler yaşadığı için kendine güveniyordu.

 Fakat, birkaç cesedin yanında maddeleştiğinde bu düşünceleri anında duraksamıştı. Onu çağıran varlığa boş boş bakan Xera, içten içe lanet şansına küfürler etmişti. Efendisi bir Mimik’ti, yani doğru düzgün zekaya sahip olmayan, sevişme dürtüsü nedir bilmeyen, hatta üreme organı bile taşımayan bir varlıktı. Böyle bir varlığı nasıl cezbedecekti?! Ayrıca bu şey onun gibi bir iblisi nasıl çağırabilmişti ki?! Ve Xera içinde bulunduğu durumdan şikayet ederken, işler daha da kötüye gitmişti.

 Daha yeni efendisiyle konuşma fırsatı bile yakalayamayan Xera, Mimik tarafından ısırılmış ve yaratık iki bacağını da yiyerek onu sakat bırakmıştı. Bu saldırı uyarı olmadan, tamamen aptalca bir sebepten ötürü gerçekleşmişti. Efendisi sadece iblis etinin lezzetli olup olmadığını merak ediyordu. Ve Xera’nın korktuğu olmuştu; Mimik kadının bacaklarını gerçekten sevmişti. Vücudunun geri kalanını ise üç büyük lokmada yutuvermişti.

 Bir iblisin vücudu yok edildiğinde, ruhu Ötekidiyar’a—düşüncelerin ve rüyaların yarı-gerçek, yarı-hayal olduğu diyara gönderiliyordu. İblisler zaten Ölümsüz varlıklar oldukları için onları gerçek dünyada yenmek, sadece evlerine dönmelerine sebep oluyordu. Bir iblisi gerçek manada öldürmek için çok ama çok fazla uğraş vermek gerekiyordu. Yani Xera’ya olanlar ölümcül değildi.

 Ötekidiyar’da bir ağza sahip olsaydı, muhtemelen ağzını sonuna kadar açmış bir şekilde şaşkınlıktan kurtulmakta zorlanıyor olurdu. Demin yaşananlara hala inanamıyordu. Farklı bir gerçekliğe sadece amaçsızca çiğnenmek üzere çağrılmıştı. Yeni Efendisi o kadar mı aptaldı? Yoksa sadece acımasız mıydı?

 Ne yazık ki iki sorunun da cevabı ‘evet’ti.

 Mimik MP’si dolar dolmaz onu bir kez daha çağırdı ve anında vücudunu yedi. Bunu tekrar ve tekrar yaptı. Kadının isyanları ve karşı çıkmaları sonuçsuz kalıyordu. Yaratık sadece onun vücudunu yemek istiyordu, çünkü eti çok leziz ve yumuşaktı. Mimik onu yerken büyük keyif alıyordu ama yine de yediği şey manadan oluşan bir etti. Onu ne kadar yerse yesin, Xera’nın vücut parçaları anında hiçliğe dönüşüyordu. Dolayısıyla Mimik onu yiyerek açlığını gideremiyor ve Kadavra Özümsemesi’ni de kullanamıyordu. Mimik bunu kadını 3.çağırışında fark etmişti. Yine de bu, onu durdurmak için yeterli bir sebep değildi. Hatta Mimik işleri daha ağırdan almaya ve onu keyifle, yavaş yavaş yemeye başlamıştı.

 Gururlu iblis bir yaratığın oyuncağı olmuştu. Oradaydı, ölümsüz bir iblis olarak ölümlü insanların ruhlarını ele geçirebileceği yerde bir yiyecek görevi görüyordu. Umursamaz efendisi kadının yaşadığı acıyı ve işkenceyi önemsemiyordu.

 Xera bunu fark edince korkudan dehşete kapılmıştı. Gururu ve irade gücü bu aşağılanmaya karşı koymasında ona yardımcı oluyordu ama zaman geçtikçe durum iyice kötü bir hal alıyordu. Vücudu sahte olsa bile, yaşadığı hisler çok gerçekti. Etinin ondan sökülüp alınırken yarattığı acı ve kemiklerinin tekrar tekrar parçalanırken ortaya çıkardığı sesler kadının zihnini etkiliyordu. Defalarca kez diri diri ‘yemek olma’ düşüncesi kadının ruhuna kazınmıştı.

 Bu ekstrem durum altında kala kala değişmeye başladı. 5. Kez çağrıldığında tamamen pes etti. Gururu ve irade gücü 10.kez çağrıldığında tamamen kayboldu. 13.seferde çiğnendiği esnada tahrik olmuştu. 16.seferde alt dudakları başından sonuna kadar ıslaktı. Ve ardından, 23.seferde Mimik göğüslerini yerken bir orgazm yaşamıştı. O andan itibaren Mimik ne zaman onu ısırsa kadın boşalıyordu.

 Olağanüstü acı ve ekstrem zevkin arasında ince bir çizgi vardı. Xera artık aralarındaki farkı anlayamıyordu. Sistematik bir şekilde gördüğü işkence onu tamamen çökertmişti, belki de sonsuza dek eski haline dönemeyecekti. İşkencelere maruz kalan zihni acı çekmek yerine, yaşadığı zevki kucaklamaya karar vermişti. Bu biraz ‘Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak’ sözüne benziyordu ama bir şekilde ondan çok daha başkaydı. Mimik’in durmak bilmeyen saldırıları sonucunda kadın başkaları tarafından kullanılmaya alışkın bir mazoşiste dönüşmüştü. Erkeklerin arzularını manipule eden bir iblis için mükemmel bir özellikti.

 Ve böylece, 35.kez çağrıldığında, Mimik nihayet onu yemeyi bırakmıştı. Ancak verilen hasarın onarılması artık imkansızdı. Azgın iblis etrafına baktığında artık orada kimsenin olmadığını gördü. Bunun yerine, kendi benliğini heyecanla işkence anını bekleyen bir sapık ele geçirmişti. Ve Mimik’in onu yemeyi bırakmasının tek sebebi, kadını bir iş için kullanabileceği bir fırsatı görmüş olmasıydı.

 Yaratık MP’sinin dolmasının beklerken boş durmuyordu. Daha önce yaptığı akılalmaz katliamdan kaçan elfi takip etmişti. Onu tam olarak takip ettiği söylenemezdi ama yine de adamın kaçtığı yönü az-çok kestirebiliyordu. Zamanla yakınlardaki Monotal şehrini keşfetti. Fakat içeri girmeye cesareti yoktu. Sonuçta kapıdaki o zırhlı muhafızlar, daha önce zindandayken öldürdüğü adamlara çok benziyordu. Mimik bir şeyler öğrenmek istiyordu ama o kontrol noktasından geçmek için fazla şüpheciydi. Gerçi geçmesine gerek yoktu – zaten bu gibi şeyler yüzünden bir hizmetkara bağlanmıştı. Bu tarz casusluk görevleri için sukkubustan daha uygun biri olamazdı. Ve bunu düşünerek Xera’yı çağırdı ve emir vermek için aralarındaki telapatik bağlantıyı kullandı. Kadın bir insan kılığına girecek, şehre dalacak ve bilgi toplayacaktı.

 Yeni keşfettiği yönlerine rağmen sukkubus işini yapma konusunda çok iyiydi. Bir maceraperest kılığına girmiş ve sorun yaşamadan kontrol noktasını geçmeyi başarmıştı. Anormalite görevi büyük bir haberdi, dolayısıyla kadın durumu anında öğrenmişti. Aralarındaki zihin-bağlantısını kullanarak durumu efendisine haber verdi. Mimik o anda büyük bir tehlike altında olduğunu anlamıştı. İnsanların onu öldürene kadar durmayacağını biliyordu ve Xera’nın raporlarına göre peşine düşen insanlar oldukça tehlikeliydi.

 Aslında Mimik durumu tam anlamıyla çözememişti. Eğer yaratık uzaklara kaçsaydı, insanlar onu asla bulamazdı. Fakat Mimik bir çarpışmanın kaçınılmaz olduğuna kendini inandırdığı için hazırlıklara başlamıştı. Hizmetkarına bilgi toplama işine devam etmesini söyledikten sonra ormanda Seviye ve Yetenek kasmaya koyuldu.

 Mimik pusu kurmak ve rakiplerin zayıf noktalarını kullanmak konusunda gerçek bir dehaydı. Ancak sukkubus da kandırma ve taktik konularında bir ustaydı. Bu yüzden Mimik’e bir öneride bulunmuştu. Görev ekibine sızacak ve Mimik’in sahte ölümünü planlayacaktı. Eğer işler iyi giderse efendisine birkaç güçlü maceraperesti gümüş bir tabakta bile sunabilirdi. Bu şekilde Mimik daha güçlenir, durumu kontrol altına alır ve iyi para kazanırdı. Mimik paranın önemini sorgulasa da Xera ona ‘parayla’ çok sayıda lezzetli şey alabileceğini söylemişti. Bunu öğrenen Mimik’in fikir değiştirdiğini söylemeye gerek yoktu.

  Efendisinin onayını alan Sukkubus böylece işe koyuldu. Önündeki ilk engel göreve seçilen kişiler üzerinde kullanılan İnceleme Yeteneği’ydi. Maceraperestler 20. Seviye’de olduklarını kanıtlamak için bu yeteneği geçmek zorundaydı ama Xera bunu yaparsa gerçek doğasını ortaya çıkarmış olacaktı. Fakat Serulan Sukkubus erkeklerin kalbini kontrol etmek konusunda bir ustaydı. İnceleme işini yapan orta-yaşlı görevli, kağıt işlerini halletmesi koşulunda ona ‘sapık’ şeyler yapacağını söyleyen kadına dayanamamıştı.

 Xera istediğini aldıktan sonra büyüyü kullanarak adamı uyutmuş ve Rüyadokuyan Yeteneği’ni kullanmıştı. Zavallı adam uyandığında bu kadınla karşılaştığını bile hatırlamayacaktı. Xera bu şekilde arkasında bir ceset bırakmadan kanıtları silebiliyordu. İnceleme testini yapan kişinin zayıf bir Bilinç Gücü’ne ve Bilgelik’e sahip olması iyi bir haberdi; aksi halde sukkubus onu bu kadar kolay manipule edemeyebilirdi.

Son sıkıntıyı da aştıktan sonra geriye kalan iş basitti. Kadın ekiplerden birine sızmış ve zihin-bağlantısını kullanarak durumu an-be-an efendisine bildirmişti. Zamanı geldiğinde Mimik onları uygun bir ölüm bölgesine çağırmıştı. Ardından Xera bir Ateş Fırtınası kullanarak herkesin dikkatini dağıtmış, efendisine ekibin şifacısını öldürmek için mükemmel bir fırsat vermişti. Ancak o baş-belası Akıncı Rahip’in hayatını kurtarak planı berbat etmişti.

 Ama fark etmezdi. Bütün insanlar Mimik’e odaklandıkları için Xera hızlı bir Ateştopu’yla Koross’a saldırabilmişti. Patlayan büyü cücenin kellesini ateşlerle kaplayarak onun odağını tamamen yitirmesine sebep olmuştu. İlk darbede ölmese de, ikinci ve üçüncü ateş toplarından sonra can vermişti. Jantherle olduğu gibi, ön saftakiler şifacılarının öldüğünü çok geç fark etmişlerdi. İhanete uğrayan, morallerini yitiren ve büyü desteklerini kaybeden diğer üçlünün zafer şansı yoktu.

 Koca grubu öldürmek bir dakika bile sürmemişti. Ardından mekanı düzgün bir tiyatro sahnesine çevirdiler.

 Xera şehirdeki işleriyle meşgulken, Mimik zindana geri dönmüştü. Bir Anormalite’nin etrafta gezdiği duyulduğu için zindan tamamen boşalmış durumdaydı. Mimik istediği gibi içeri girip çıkabiliyordu. Zindana gitmesinin tek sebebi onun yerini alacak ‘sahte’ bir ceset bulmak zorunda olmasıydı. Zindanda ölen yaratıkların vücutları kaybolarak manaya dönüşüyordu ama zindanla aralarındaki bağlantı kesilirse bu durum da sekteye uğrardı. Bu yüzden Mimik içeriye girmiş, kendi türünden bir canlıyı bulmuş, diliyle onu yakalayarak zorla yaratığı dışarı çıkarmıştı. Düşük-seviyeli yaratık karşı koymak istese de daha güçlü, daha heybetli olan akrabasına hiçbir şey yapamamıştı. Zindanın dışına çıktığında ise tek bir Karateş’e can vermişti. Onu öldüren Mimik ise yaratığın cesedini Deposu’na kaldırmıştı.

Ve doğru zaman geldiğinde ceset çıkarılmıştı. Xera ve efendisi bu cesedi yakarak, onun birkaç yerini yaralayarak ve etrafa üç kılıç atarak ‘gerçek’ bir sahne yaratmışlardı. Geriye sadece beklemek kalmıştı. Ve insanlar buna kanmıştı. Resmen Xera’ya diğerlerini öldürdüğü ve ihanet ettiği için ödül vermiş olacaklardı. Böyle başarılı bir plan nadiren gelirdi.

 Peki o halde, neden Mimik hizmetkarını yerlere çalacak kadar sinirlenmişti? Çünkü Xera’nın dikkat dağıtmak için kullandığı Ateş Fırtınası, neredeyse Mimik’in üstünde durduğu ağacı ateşlere boğuyordu. Kadının ateşlere düşkün yanı yaptığı rolün bir parçası değildi; ateşi gerçekten seviyordu. Bu sukkubus, dünyanın ateşlere teslim olmasını isteyen o manyaklardan biriydi.

 Ayrıca Mimik onca hareketin ardından biraz acıkmıştı ve o leziz cesetleri düzgün bir şekilde bırakmak zorundaydı. Diliyle Xera’yı kavradığı için onu 35.kez yedi. Yavaş yavaş çiğnediği esnada kadının çığlıklarını ve inlemelerini duymazdan geldi. Ve çok geçmeden sukkubusun o leziz etleri aniden kayboldu.

……

Hizmetkarınız kayboldu..

İşte o esnada Mimik hizmetkarını yiyerek açlığını yatıştıramayacağını hatırladı. Oh neyse… Diye düşünerek olmayan omuzlarını silkti ve Deposu’ndan ölü bir ceylan çıkardı.

Genel Bilgiler Özellikler Meslek Bilgileri
İsim   İsim Değer İsim Değer İsim Seviye İlerleme
Tür Mimik (Küçük) (+) GÜÇ 78 ŞNS 30 Mimik 25 MAKS
Cinsiyet B/M HIZ 79 BG 55 Fevt 13 %14
Yaş 3 ay ÇEV 70          
Lonca   DAY 104          
CP 598/598 (+1.2/san) ZEK 100          
MP 465/500 (+0.4/san) BİL 64          

 

Yetenek Listesi
İsim Seviye İlerleme
Suikast 5 23%
Depo 4 5%
Kadavra Özümsemesi 4 15%
Biokitle 2 31%
Varlık Celbi 2 98%
Aşırı Güç 1 0%
Şekildeğiştirme 5 78%
Gizlilik 4 61%
Kılıç Ustalığı 5 85%
Fırlatma Ustalığı 2 44%
Yıkım Ustalığı 4 60%
Hakimiyet Ustalığı 3 37%

 

Büyü Listesi
Yıkım Hakimiyet
Gölgesürgü Toplu Panik
Karateş Hezeyan
Buzısırığı  
Kara İnfilak  
Çevirmen notu
1-) Yeni Büyüler ve Yetenekler zamanla açıklanacak.