Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

22. Bölüm Dürtü - 4 (2)

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Canavar vari yaratık kendisini bu zindandaki bütün canavarların annesi olarak görüyordu. Tam olarak haklı sayılmazdı ama yanlış da değildi. Mimikler’in bu zindanda ortaya çıkmasının sebebi, gerçekten de Etbakiresi’nin çekirdeği ele geçirmesiydi. Parlayan kristal küre yeni efendisinden etkilenerek zindanda sadece şekildeğiştiren yaratıklar oluşturmaya başlamıştı. Tabii bu, sadece başlangıçtı. Zamanla labirent evrim geçirecek ve yeni efendisine bölgeyi istediği gibi ayarlama imkanını sunacaktı.

 “Hem de güçlü bir tanesini,” diye ekledi kadın. “Ah bu çocuk, zindana fazla büyük gelen o çocuk değil mi? Onu kontrol ediyorsun, değil mi?!”

 “Fark ettin demek?” Xera gülümsedi. Önündeki yaratık durumu tamamen yanlış anlıyordu ve Sukkubus’un bu yanlış anlamayı düzeltmek gibi bir niyeti yoktu.

 Öte yandan efendisi, rakibi gözlediği için konuşamayacak kadar meşguldü. Önündeki şey bir insan değildi, onun gibi bir şekildeğiştirendi. Yani iç yapısı normal varlıklardan tamamen farklıydı; muhtemelen kalp, baş, boğaz ve ciğerler gibi zayıf noktalara saldırmak işe yaramayacaktı.

 Etbakiresi ‘kıyafetinin’ içine uzandı ve bir çift mitrilden yapılma hançer çıkararak, iki eliyle onları kavradı. Gümüşi hançerler garip, parlak bir yeşil renkle ışıldıyordu.

 “Sürtük!” kadın eğildiği esnada kükredi. “Ne cüretle benim olanı alırsın?!”

Daha önce sergilediği anormal hızı kullanarak ileri atıldı; önce ona bela çıkarabilecek büyücüyü halledecekti. Fakat, yarım dakika önce atlattığı üç kılıç bir kez daha önüne çıkmıştı. Kadın durmasaydı, kılıçlar tarafından kesilmesi işten bile değildi.

 Etbakiresi’nin zihni olayları hızla işliyordu. Kılıçlar büyük bir tehdit oluşturmuyor olsalar da, onları tutan kişiyi küçümsememek gerekirdi. Eğer deminki Suikast girişimi başarılı olsaydı, yaratığın şu anda kötü bir halde olacağına şüphe yoktu. Fakat, bir Etbakiresi’ne gizlice saldıramazdınız. Onlar fazlasıyla paranoyak canlılardı ve sadece bir çift göze değil, vücutlarına yerleştirdikleri fazladan iki-üç göze de bel bağlayan manyak varlıklardı. Ve gerçekten de yaratık sandığın varlığını anında fark etmişti. Ancak sandığın Büyücü’ye değil de ona saldıracağını beklemiyordu.

 Öte yandan Mimik’in pes etmek gibi bir niyeti yoktu. İnisiyatifi eline alan canlı-sandık saldırıya geçti. Solungaçlarla savurduğu kılıç darbeleri Etbakiresi’ni hedef alıyordu ama yaratık hepsini durdurabiliyordu. Mimik’in üç kılıcına rağmen kadının iki hançeri olsa da, kadın saldırıları muazzam bir şekilde geri çevirebiliyordu. Mimik daha önce karşılaştığı bütün kurbanlarına aynı taktiği kullanarak baskın gelmişti ama bu sefer karşısında bir insan yoktu. Etbakiresi’nin kolları ve elleri bir insanın asla ve asla sahip olamayacağı hızlarda ilerliyordu. Kadın kaotik saldırılara karşı koyabiliyordu.

 İkili birbiriyle çarpışmaya devam ederken silahlardan kıvılcımlar fırlıyordu. Xera o esnada tamamen boştu. Efendisi ona ‘Ben yakındayken herhangi bir büyü kullanmayacaksın’ diye net bir emir verdiği için kadın hiçbir şey yapamıyordu. Ve gerçekten de, ateşlerinin karmaşık yapısı yüzünden eski efendilerinden birini ‘yanlışlıkla’ yakmıştı. Ancak o geçmişte kalmış bir hatıraydı. Şu anda ne isterse istesin, hiçbir şey yapamazdı. Muhtemelen Etbakiresi de bunu biliyordu.

 Fakat yine de Xera’nın dikkatini dağıtacak hiçbir şey yoktu. Bunu bilen kadın, fırsat bu fırsat diyerek çekirdeğe doğru koştu. Zindan efendisi meşgulken asıl ödülü almayı planlıyordu.

 Bu hareketleri Etbakiresi’nin gözlerinden kaçmadı. Hançer tutan yaratık olayı biraz hızlandırmaya ve o kahrolası kadını durdurmaya karar verdi. Dürüst olmak gerekirse Mimik tarafından ‘durdurulmuş’ gibi duruyor olmasına karşın, yaratık sadece bekliyor ve temkinini koruyordu. Olağanüstü hızı ve muazzam görüşü sayesinde üç kılıca karşı pek zorlandığı söylenemezdi.

Ve tam o sırada Mimik’in çılgınlar gibi yaptığı saldırılarda zayıf bir nokta buldu ve hançerini savurdu. Keskin silah soldaki dili keserek onu neredeyse ikiye ayırdı ve kılıçlardan biri duraksadı. Ardından kadın aynı yere bir saldırı daha yaparak kılıcı kopardı. Yapışkan dil ve tuttuğu kılıç aynı anda yere düşerken bölgeye sarı kanlar saçılıyordu.

 Biri gitti, kaldı iki.

 Aniden bir uzvunu kaybeden Mimik tepki verme fırsatını bulamadan önce ortadaki dilini de kaybetti. Rakibin amacını anlayan canlı-sandık geri çekilmeye karar verdi ama Etbakiresi buna müsaade etmeyecekti. Kadın üst vücudunu aniden öne fırlattı ve Mimik’in ağzına girmek üzere olan dili kesmeyi başardı.

 Fakat, rakibin silahlarından kurtulmak iyi bir seçenek olsa da, yaratık kılıçlara gereğinden fazla dikkat vermişti. Aniden ileri atıldığı için dengesini yitirdi ve Mimik’in doğal silahlarının menziline girdi. Mimik kesilen dilleriyle hemen kadının omzunu ve boğazını kavrayarak onu kendisine doğru çekti. Dişlerini kadının yan tarafına geçirdi.

 Fakat, yaratık etkilenmiş gibi görünmüyordu. Vücudunu esnek kaslar sardığı için öylece kalakalmışlardı. Ancak Mimik’in işi henüz bitmemişti. Örümcek bacaklarını doğrultarak yakaladığı Etbakiresi’ni havaya kaldıran canlı sandık, akabinde onu ıslak bir patates çuvalı gibi yere çaldı. Darbenin etkisiyle kurbanının üst vücudunu ve alt vücudunu birbirinden ayırmıştı.

 En azından uzaktan bakıldığında öyle görünüyordu. Fakat Etbakiresi bunu bilerek yapmıştı; aynı kaçmak için kuyruklarını bırakan sürüngeler gibiydi. Yerde yuvarlanarak doğruldu. Hızlı karar verme yeteneğiyle durumu yeniden değerlendirdi. Hız ve çeviklik konusunda avantaja sahipti ama saf güç ile dayanıklılık alanlarında rakibi daha kuvvetliydi. Canlı sandıkla kafa kafaya çarpışamazdı ama onun savaşma ‘motivasyonunu’ ortadan kaldırmak daha mantıklıydı. Bulunduğu durum sayesinde aklı-havada olan Mimik’i görmezden gelerek, baş belası Ateş Büyücüsü’nün işini bitirebilirdi.

 Söz konusu kadın zindan çekirdeğini koruyan pembe bariyere saldırmakla meşguldü. Bu bariyer bir-nevi otomatik bir sistemdi. Sonuçta, çekirdek asıl sahibinden başkası tarafından öyle kolay kolay alınamazdı. Bu kalkan sonsuza kadar dayanmayacaktı ama yine de onu yok etmek için uzun bir zaman harcamak şarttı.

Etbakiresi kararını verdi ve kadına doğru fırladı. Xera onun yaklaştığını fark edince hemen bir Büyü yapmaya koyuldu ama zamanında yetiştiremedi. Aralarındaki mesafe kaşla göz arasında kapanmış ve bir mitril hançer göğsüne, bir insan olsaydı tam da kalbinin bulunacağı o yere saplandı.

 “Yaptıklarının bedelini ödeyeceksin!” Etbakiresi rakibinin vücuduna sapladığı hançeri iyice döndürürken kükredi. Fakat, kurbanı herhangi bir çığlık atmamış ya da ölüm korkusu göstermemişti. Hatta tam tersiydi. Büyücü geniş geniş gülüyordu, sanki başarılı bir eşek şakası yapmışçasına salak bir ifadesi vardı. Asasını düşürdü ve afallamış vaziyetteki Etbakiresi’ni iki eliyle kavradı.

 “Ateş fırtınası,” diye fısıldayarak büyülü sözleri tamamladı.

 Dönen bir ateş topluluğu onları çevreleyerek ikisini de yakmaya başladı. Alevler arasında olsalar da verdikleri tepkiler çok farlıydı. Etbakiresi acı içinde çığlıklar atarken, iblis manyak gibi gülüyordu.

 İşte Ölümsüz varlıklarla uğraşmanın en can sıkıcı kısmı buydu—onlar kendilerini öldürmek konusunda tereddüt yaşamıyorlardı. Ayrıca Xera hem bir iblis hem de bir ateş manyağı, mazoşistin tekiydi. ‘Uyanışından’ beri geçen bir haftalık süreçte kendini ateşe vermemiş olması bile şaşırtıcıydı.

 Fakat Ateş Fırtınası uzun sürmedi. Etbakiresi öyle kolay kolay ölecek bir yaratık değildi. Elini kurtardı ve hançeriyle üç kez daha Sukkubus’a saldırarak Büyü’nün etkisini yarıda kesti. Xera’nın yanan vücudu yere düşerken, kadın onu öldüren yaratığa gitmeden önce bir parmak hareketi çekmeyi unutmadı. Ardından mor parçalara dönüşerek hiçliğe karıştı.

 Mimik ise elinden geldiğinde yenilenmişti. Kesilen solungaçları yeniden çıkmış ve yakaladığı mitril hançeri Depo’ya kaldırmıştı. Fakat yanmakta olan Etbakiresi’ne yaklaşmakta tereddüt etmişti. Onun gibi ahşaptan yapılma hazine sandıkları için Ateş doğal bir düşmandı.

 Xera’nın Yutan Alevleri sona erdikten sonra ortaya korkunç bir manzara çıktı. Etbakiresi’nin yanan cildi yavaş yavaş iyileşiyordu. Ayrıca belinin ısırılan kısmı da hızla eski haline dönüyordu. Yaratık sol elini kaldırdı ve hançeriyle Mimik’i gösterdi.

 “Sıra sende, hain!” diye kükredi.

…….

Genel Bilgiler Özellikler Meslek Bilgileri
İsim Puddy İsim Değer İsim Değer İsim Seviye İlerleme
Tür Etbakiresi GÜÇ 47 SAĞ 31 Slime 25 MAKS
Cinsiyet Dişi HIZ 104     Etdeğiştiren 19 %57
Yaş 8 yıl ÇEV 110          
Lonca   DAY 72          
CP 407/407 (+0.7/san) ZEK 173          
MP 619/865 (+1.4/san) BİL 93          

 

Yetenek Listesi Görüntülenemiyor...