Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

23. Bölüm Dürtü - 5 (1)

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

 Etbakiresi ilk başta afallamış olabilirdi ama öldürdüğü kadının gerçek bir ‘insan’ olmadığını anlaması uzun sürmemişti. Bir insanın kalbine hançer saplanmışken hareket etmesi mümkün değildi. Ayrıca kadının kendini yok etmesi de bu gerçeği daha da destekliyordu. Sonuçta, insanlar hayata tutunmaya çalışan zavallı varlıklardı. Gerçi Etbakiresi buna saygı duyuyordu. Dişe diş, kana kan savaşmaya hazır değilseniz, bu dünyada uzun yaşayamazdınız.

  Ancak Ateş Büyücüsü bir yaratıktı, yani en başından beri Mimik’le iş birliği yapıyor olmalıydı. Diğer bir deyişle, sandık ona kendi arzusuyla ve kendi iradesiyle saldırmıştı. Hatta yuvasına yapılan bu ufak işgalin arkasındaki ‘beyin’ de Mimik olabilirdi. Etbakiresi’nin tahminleri doğruydu ama ‘beyin’ diyerek Mimik’i hak ettiğinden fazla övüyordu.

  Öyle ya da böyle, artık bir cevaba sahipti. Hançerlerinden birini yitirmiş olsa da bunu sorun etmiyordu. Yapması gereken tek şey sandığın dış yüzeyini yarmaktı.

 Ve böylece, ateşler sköndükten sonra Ateşbakiresi rakibini aşağıladı. Tabii bunu sadece zedelenmiş olan kendi egosunu iyileştirmek için yapıyordu. Sonuçta Mimik gibi bir yaratığa karşı kötü söz söylemek onu asla kızdırmazdı. Bu amaçsız bir hareketti.

 Aptalca düşüncelerini bir yana bırakan kadın, elindeki hançeri sallayarak ileri atıldı. Mimik çoktan solungaçlarını yenilemiş ve düşürdüğü silahları geri almıştı; savaşa hazırdı. Ya da öyle olduğunu düşünüyordu. Etbakiresi üç kılıca doğru direkt atladı. Kılıçlardan ilkini hançeriyle yana itti, ikinci kılıç boştaki sol elini kesti ve üçüncüsü de omzunda bir yara açtı. Kadın yaraları görmezden gelerek sandık-vari vücuda yaklaştı ve hançerini sapladı.

 Hançerini ileri savurduğunda karşısında duran yaratık ağzını açtı ve dişlerini gösterdi. Etbakiresi’nin durmak ve geri çekilmekten başka bir çaresi yoktu, aksi takdirde elinde kalan son hançerini de kaybedecekti. Gidişatın aniden değişmesi yüzünden kadın yalpaladı ve böylece Mimik’e kılıçlarını savurması için gerekli fırsatı vermiş oldu. Canlı sandık kadının omzuna, vücuduna ve baldırına saldırarak onun 235 CP’nı söküp aldı. Kadın panik içinde geri çekilse de, Mimik bütün gücüyle kılıçlarına sarılıyor ve onu kendine, yani açık duran ağzına doğru çekmeye uğraşıyordu. Kız şeklindeki yaratığın esnek etleri akılalmaz bir şekilde parçalandı ve bölgeye kanlar, et parçaları dağıldı. Canı çok acıyordu ve CP gitgide azalıyordu ama en azından şimdilik kaçmayı başarmıştı.

 Etbakiresi rakibini küçümsediğini fark etti. Bir savaşın ortasında bile bu canlı-sandık onu şaşırtacak hareketler yapabiliyordu; hatta demin neredeyse hayatını yitirmesine ramak kalmıştı. Bunu kabullenmek istemiyordu ama sandığın savaş güdüleri gerçekti. Şimdi bile sandık kadının zayıf bir durumda olduğunu bildiği için saldırıya geçiyordu.

 Baldırındaki devasa yara yüzünden Etbakiresi eskisi kadar rahat koşamıyordu ve bu gidişle rakibine yakalanacaktı. Dolayısıyla kadın hemen yandaki taştan duvara atladı ve ellerinden çıkan slime -yapışkanlarını- kullanarak sütuna tutundu. Ardından 4 metrelik yüzey boyunca tırmanarak rakibiyle arasını açtı. Birkaç saniye bile ölümün pençesinden kaçması için yeterliydi.

 Fakat, sandık bana mısın demeyerek peşinden geliyordu. İmitasyon örümcek bacaklarını hemen tırmanma çapalarına dönüştürdü ve onları taştan tuğlaların arasındaki kalın boşluklara saplayarak, kendine duracak bir yer yarattı. Bu, 3 saniye önce düşündüğü kaba bir yöntemdi ama gayet işe yarıyordu.

 Fakat, kurbanı bu gelişmeyi önceden tahmin etmişti. Sonuçta örümcek bacakları olan bir yaratığın duvara tırmanması çok doğaldı, değil mi? Gerçi bu yarı-sandık normal örümceklerin yöntemiyle tırmanmıyordu ama şimdilik bunu konuşmanın zamanı değildi. Etbakiresi ilerlemeyi kesti ve 90 derece dönerek hemen yana kaydı.

  Yönünü aniden değiştirdiği için Mimik iyice yavaşlamıştı. Elinden geldiğince çabalayan canlı-sandığın bu gidişle ona yetişmesi mümkün değildi. Bir anlığına yere inip, Büyü yapmayı düşündü ama bu çok riskliydi. Rakibi büyüyü bölmek ya da atlatmak konusunda bir uzman olduğunu zaten göstermişti; Mimik isabetli bir Büyü yapabileceğinden şüpheliydi. Daha da kötüsü, kadının vücuduna açtığı derin yaralar gitgide kapanıyordu.

 Hiç leziz değil.

  Sandık şekildeğiştirme konusunda bir-iki şey biliyordu. Yitirdiği uzuvları ya da aldığı yaraları iyileştirerek CP’nı yenileyemezdi. Vücudundan kopan etlerin ve akan kanın da yenilenmesi zaman alıyordu. Hasar gören dokular ise yara kapansa bile iyileşmiyordu. Şu anda yapabileceği en iyi şey Biokütlesi’ni zorla hareket ettirerek kopan uzuvlarını yenilemekti. Böylece yaraları kapanacak ve daha fazla kan kaybetmeyecekti.

 Fakat önündeki Etbakiresi daha farklıydı. Kadın rejenerasyon yapıyordu. İlk bakışta rejenerasyonu sıradan bir ‘yenilenme’ ile karıştırmak mümkündü ama herhangi bir şekildeğiştiren aradaki farkı anında alayabilirdi. Kadın sadece etlerinin yerini değiştirmiyor, oracıkta yepyeni kas dokuları yaratarak hem vücudunu hem de CP’nı yeniliyordu. Bu etkinin bir Yetenek’ten mi, bir Büyü’den mi, yoksa zindan çekirdeğinden mi geldiğini Mimik bilmiyordu. Ancak bir şey çok netti.

 Bu durum hiç leziz değil!

 Bu dişi yaratık yeterince yenilendikten sonra 180 derecelik bir dönüş yaptı ve duvara tutundu. Tek eliyle inanılmaz hızlı bir saat gibi sallanarak momentumu kullandı ve tek kesile Mimik’in öndeki iki örümcek bacağını kopardı. Canlı sandık bel bağladığı iki desteği kaybettiği için dengesini yitirmiş ve yere doğru düşmüştü. Zar zor duvara baskı uygulayarak vücudunu çevirdi ve bu sayede direkt yere çakılmak yerine, bacaklarının üstüne düştü. Kaybettiği bacaklarını çoktan arta kalan Biokütle ile yenilemişti.

 Etbakiresi hemen ardından fırladı; vücudu mükemmel durumdaydı. Saldırıyı kesmiyordu ama bu kez eskisi gibi dikkatsiz değildi. Mimik’in menzilinin tam sınırında savaşarak ya dillerini ya da bacaklarını hedef alıyordu. Mimik ise bunun karşısında rakibinin uzuvlarına saldırıyordu. Birkaç kez kadının vücuduna çizik atmayı başarsa da bitirici darbeyi bir türlü indirememişti; rakibi daha hızlı ve daha çevikti. Ayrıca kadın da işleri onun için kolaylaştırmıyordu; sürekli daireler çizen, defalarca kez zıplayan ve yerinde durmayan bir rakiple karşı karşıya olmak Mimik’e nefes alacak zaman bile tanımıyordu. Canlı sandık kadının pozisyonunu büyüsel algısıyla tespit ediyor ve diliyle dört bir yandan ona saldırıyordu. Kadının herhangi bir açık noktasını bulamadığı gibi, onun hareketlerine ayak uydurmakta da zorlanıyordu.

 Ve böylece bir süreliğine durum değişmedi. Biri daireler çizerek ulaşabildiği bütün dillere ve örümcek bacaklarına saldırıyor; diğeriyse karşılık olarak onun uzuvlarını hedef alıyordu. Hatta birkaç kez Etbakiresi’nin ayaklarını kesmeyi bile başardı ama Etbakiresi’nin sonsuz rejenerasyonu bitmek bilmiyordu.

  Bölgede kopan uzuvlar birikmekteydi. Bu gerçek-dışı görüntü bir yaratık düellosuna layıktı—yeterince dayanıklılığa sahip olan canlılar CP’larının son damlasına kadar kıyasıya mücadele ediyorlardı. Ve görünüşe göre ilk düşen Mimik olacaktı. Çevik rakibinden iki kat daha güçlüydü ve ona iki misli zarar vermişti, fakat bu bile yeterli gelmiyordu. Düşman aldığı hasarı fazlasıyla iyileştirebilecek bir yeteneğe sahipti ve Mimik CP’nı yenileyemiyordu. Etbakiresi’nin böyle uzun-süren bir savaştan galip çıkması işten bile değildi.

 Dur biraz… Peki neden kadın bunu en başında yapmamıştı? Madem bu kadar güçlüydü, neden Mimik’in saldırılarını durdurmaya ve kılıçları işlevsiz bırakmaya çalışmıştı? Bunun sebebi Mimik’in Yemek’ini öldürmek istemesi miydi? Hayır, sebebi bu olamazdı. Sonuçta ilk etapta büyü desteğini kesmek Mimik’in en çok tercih ettiği taktikti. Ancak Xera’nın saldırı-odaklı bir Büyücü olduğu açıktı; yani onun büyüsü daha büyük bir tehlike arz ediyordu.

 Pişmanlık mı?

  Mimik bunca zaman boyunca rakibine sadece bir değil, iki kez büyü yapma şansını tepmişti. Fevt Büyüleri’yle rejenerasyonu aşmak mümkündü ama artık bunu kullanmak için bir şansa sahip değildi. Sandık ciddi bir baskı altındaydı ve böyle bir zamanda büyüye odaklanamazdı.

 Pişmanlık hiç leziz değil!

  Hatta, şu anki durum öyle leziz değildi ki Mimik kusmak istiyordu. Bu gidişe bir dur demezse burada geberip gidecekti. Dolayısıyla, durumu kendi lehine çevirmeliydi. Muhafız devriyesine karşı fırlattığı o mızrakla olayları nasıl tersine çevirdiyse, bu sefer de ‘olmayan’ bir açıklık yaratması gerekiyordu. İşe yarayabileceğini düşündüğü bir planda karar kıldı ve hemen harekete geçti.

 Tabii ilk adımın o muhafızlara karşı kullandığı taktik olması pek şaşırtıcı değildi.

 Etbakiresi’nde ise işler yolundaydı. Kadın her seferinde rakibinin sadece 10-20 CP’nı götürebiliyordu. Sonuçta onun sadece uzuvlarına saldırdığı için verdiği hasar düşüktü. Yine de kaybetmeyeceğine emindi. Mucizevi rejenerasyonu Bükük Et Yeteneği’nden kaynaklanıyordu. Bu sayede kadın devasa MP’sini CP’ye çevirebiliyordu. Bu şekilde ilerlerse, MP’si bitmediği ve tehlikeli bir darbe almadığı sürece rejenerasyonu canını daima yenileyebilirdi. En kötü durumda ise MP biterdi; ki bu olsa bile kadın birkaç dakika boyunca rakibinden kaçabilir ve manasının biraz dolmasını bekleyebilirdi.

 Ama görünüşe göre buna gerek kalmayacaktı. Mimik aşırı bir güç kullanarak saldırıya geçti ve rakibini tamamen ıskaladı. Kılıç zemine çakıldı ve kabzasından kırıldı. Etbakiresi bunu görünce gülümsedi. Bir kılıç eksildiğinde göre artık canlı sandık ne eskisi gibi saldırabilecek ne de sağlam bir savunma yapabilecekti. Şimdiye kadar yeniden oluşturduğu dilleriyle diğer iki silahını kavrayabiliyordu ama artık silahlarından biri gitmişti.

 Yaratık fazla heyecanlandığı için kendi kendini silahsız bırakmıştı.

 Etbakiresi bu fırsatı kaçırmayacaktı. Yaklaştı ve temkinle dişlere baktığı esnada, dillerden birini kesmeyi başardı. Fakat bunun bedelini suratının yan tarafına yediği bir kılıç darbesiyle ödedi. Buna rağmen kadın son dili de keserek, Mimik’in saldırı menzilini ciddi ölçüde düşürmeyi başarmıştı. Ardından canlı sandık beklendiği üzere kadını ısırmak için ileri atıldı ama Etbakiresi başından beri buna hazırdı. Kadın çevik bir hareketle yana çekildi ve Mimik’in dişlerinden kaçmayı başardı. Artık Mimik’in ona hiçbir şekilde zarar veremeyeceğine emindi.

 İşte bu yüzden sağ tarafına saplanan keskin bir acı hissi onu epey şaşırtmıştı. Yüzüne aldığı o son kılıç darbesi iki gözünü de kesmişti ve gözleri henüz yenilenmiş değildi. Kadın kısıtlanan görüşü yüzünden Mimik’in onu kendi mitril hançeriyle yaraladığını göremiyordu. İlk çarpışmada yaratığın ağzında bıraktığı ufak ‘hediyeyi’ tamamen unutmuştu. Ancak Mimik duruma bir hançer daha ekleyince, kadının boğazının sağ kısmı da keskin bir darbe aldı. Soğuk, hatta donuk bir hissiyat boğazından inerken vücudu buzlarla kaplanmaya başladı.

 Etbakiresi ikinci hançerin nereden geldiğini bilmiyordu ama şimdilik bunu düşünecek amanı yoktu. Vücuduna saplanan silahlar onu Mimik’e doğru çekiyordu ve bu canlı sandığın kadını diri diri yemek istediğine şüphe yoktu. Kadının içgüdüleri oradan s*ktirip gitmesini söylüyordu.

 Ve gitmeye çalıştı, daha önce de buna benzer bir duruma düşmüştü. Yan tarafına saplanan hançerden kolayca kurtulabilirmiş gibi görünüyordu ama boğazındaki hançer farklıydı. Geliştirilmiş silah açtığı yarayı dondurduğu için oraya sapasağlam yapışmıştı. Ekstrem bir karar alan Etbakiresi, kendi isteğiyle kafasını koparttı ve ona doğru hızla yaklaşan ölümün pençelerinden kurtuldu.