Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

28. Bölüm Dürtü - 9

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

 Sarı Bölge’nin tünellerinde yaklaşık 20-30 örümcekten oluşan bir sürü ilerliyordu. Zindanın bu kısmı Yeşil Bölge’ye benzemeyen bir mağara sistemiyle kaplıydı ama mağaralarda daha çok örümcekler ve böcek türleri yaşıyordu.

Zindan çekirdeği tehlikede.

Bölgeye ait olan bütün yaratıklar buna benzer bir mesaj almıştı ve zindanın kalın manasındaki ani değişim onları belli bir yöne götürüyordu. Bu alarma yaklaştıklarına eminlerdi ama duvarlardan ve zeminden gelen garip titreşimin kaynağını hala çözememişlerdi. İlerledikleri esnada grubun en önündeki yaratıklar kızıl bir ışık gördüler; zindan çekirdeği yakında olmalıydı ve ışığın her parlayışta daha da yoğunlaşmasına bakılırsa, çekirdek onlara doğru geliyordu.

 Fakat, bulundukları köşeden çıkan ilk şey sekiz imitasyon örümcek bacağına sahip ahşaptan bir kutuydu. Bu örümcek bacakları sıradan örümceklerin bacaklarına benziyordu ama garip bir fark da vardı. Ayrıca sandığın açık kapağından çıkan üç solungaç benzeri organ silah taşıyordu.

  Yaratıklar bu garip varlığın silahlarını inceleme fırsatı bulamadılar. Örümcek-sandık hızla onlara doğru atıldı, rakiplerini kolayca bastırdı ve bir işgalci olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Bu yaratıklar için bir düşmandı. Ve sandık onlara saldırmaya başladığında durum iyice netlik kazanmıştı.

Ustalık seviyesi yükseldi. Hançer Ustalığı artık Seviye 3. GÜÇ +1. HIZ +3.

Koşmaya başlayan canlı sandık göz açıp kapayıncaya kadar altı yaratığın işini bitirdi. Birkaç yaratık bu sandığın ne acelesi olduğunu merak etse de, diğerleri bu tarz basit varsayımlarda bile bulunmuyordu. Gerçi cevabı almaları da uzun sürmeyecekti.

  Bulundukları tünelin diğer ucundan en azından iki metre yarıçapa sahip, devasa bir kristal küre yuvarlanıyordu. O kadar büyüktü ki dar tünele bile zar zor sığıyordu. Bir tak sesini takiben akılalmaz bir şekilde yön değiştirdi. Mağara duvarlarına çıkarak ilerledi ve hız kaybetmeden afallamış örümceklere yöneldi.

  Örümceklerin üstünden geçtiği sırada onları acımadan ezdi. Mimik ise birkaç örümcekle uğraşamayacak kadar meşguldü. Arkasındaki zindan çekirdeği son beş dakikadır sürekli büyüyor ve ağırlaşıyordu. Eğer kristal küre bu şekilde büyümeye devam ederse elbet tünellere sıkışır ve sonsuza dek burada kalırdı. Açgözlü sandık ise bu parlak şeyi tünelden çıkarmak istiyordu.

 Küre basit ama etkili bir yöntem seçmişti. Çekirdek zindanın havasında bulunan manayla beslendiği için manayı kendine çekmeye karar vermişti. Mimik ise manayı yok etmeye çalışıyordu. Eğer küre enerji kaynağını kaybederse, o halde büyümeyi bırakır ve daha idare edilebilir bir şekle geri dönerdi. Tabii böyle bir şeyi yapmak için hem kendini hem de hizmetkarlarını zorlaması gerekiyordu.

 “Öndeki çataldan sola, sonra hemen sağa dön!” Çekirdeğin arkasından koşan Xera bağırdı.

 “Tamamdır!” Xera’nın baldırlarının arasındaki Kora cevapladı.

 Habis şu anda bir kayayı andıran çekirdeği itiyor ve hiç de güvenli olmayan bir hızda ilerleyen küreyi idare etmeye çalışırken, bir yandan da Sukkubus’tan yön tarifi alıyordu. Bu durum ikisi için de utanç vericiydi, zira Xera devasa Kora’nın omuzlarında oturuyordu. Fakat efendilerinden gelen bir emre karşı çıkamayacakları için bu konu hakkında bir şey yapamazlardı. Zaten olayın asıl suçlusu Xera sayılırdı. Düşük fiziksel Özellikleri nedeniyle gruba sürekli sorun çıkarıyordu ve haritayı okuyabilen tek kişiydi. Ayrıca bu saçma sapan ve garip bir şekilde etkili çözümü bulan asıl kişi efendileriydi.

 “Hazırlanın!” Çekirdeğin üstünden ileri bakan Xera bağırdı. Kora hemen kollarını çekti.

 “Eveet… ŞİMDİ!”

 “Ooora!”

 Kora’nın güçlü yumrukları neredeyse 400 kilograma ulaşmış olan çekirdeğin yönünü değiştirdi ve kristal küre Xera’nın söylediği yöne döndü. Ardından sol kollarına asılan Kora, onu hemen sağdaki tünel girişine soktu. Bütün bunları yaparken biraz bile duraksamamıştı. Öte yandan Xera, yere düşmemek için bütün gücüyle Kora’ya tutunuyordu. Neyse ki Kora’nın boynuzları tutunmak için gayet uygundu.

 “Biraz daha nazik olsak diyorum?”

 “Bu şeyi daha iyi itebileceğini düşünüyorsan yer değiştirebiliriz!”

 “Boşversene!”

 “Ben de öyle düşünmüştüm, balon memeli!”

 Mimik sadece kendi merakından ötürü önden ilerliyordu. Gitgide büyüyen çekirdeğine tünele sıkışmaması için alınmış bir önlem de sayılırdı. Eğer böyle bir şey olursa Mimik en azından çekirdeğin arkasında ‘Kapana kısılmış’ bir vaziyette kalmayacak ve tünelin çıkış yolunu bulabilecekti. Ayrıca yol boyunca ölen canlılardan TP kazandığı için de gayet mutluydu. Küreyi bu şekilde kullanmaya devam etmek istiyordu ama ne yazık ki yapabileceği fazla şey yoktu.

 “Sola!”

 “Ooorr-”

 “Hayır, BENİM soluma!”

 “Ne--? Senin solun benim solum zaten, sürtük! DOORYA!”

 İlk başta sonu gelmeyen yaratıkların grup için muazzam olduğu düşünülebilirdi--- bunlara öldürülmeyi bekleyen kuzular ya da domuzlar demek yanlış olmazdı. Fakat Mimik bu zindandaki yaratık sayısını doğru tahmin edememişti. Ne kadar güçlü olsalar da, Fevt Büyücüsü ve hizmetkarları bir süre mücadele ettikten sonra CP ve MP yenilenmesi için dinlenmek zorundaydı. Kora daha önce yara almış ve can vermişti. Aslında Mimik’in çekirdeğin büyüdüğünü anladığı ilk sefer de bu ana denk geliyordu.

 “Deminki dönüşü kaçırmadık mı?”

 “Hayır o ikinci dönüştü, biz üçüncüden gireceğiz! Kör müsün sen!?”

 “Bu kahrolası çekirdek yüzünden hiçbir şey göremediğimi biliyorsun!”

 Mimik o anda geri çekilmeye karar vermişti. Çekirdeği yanlarında sürükleyecekleri için yavaş ilerlemeleri kaçınılmazdı. Xera’nın geriye kalan MP’nı kullanarak bir açıklık yaratmalı ve Kora’yı yeniden çağırmalıydı. İblisten çakma forklift geri döndüğünde ise yola koyulmuşlardı.

 “Önde bir çapraz var! Keskin bir dönüş olacak, dikkat et!”

 “Tamamdır!”

Kora bir yumruk daha atarak çekirdeğe yön verdi. Mağaradan seken kristal küre sağdaki tünele girdi ama beklendiğinden daha fazla hız kaybetmişti. Habisin küreyi iten kollarına karşı koyan bir şeyler vardı. Çekirdeği yuvarlayarak ilerlemek daha hızlıydı ama bu şekilde onu kontrol etmek zorlaşıyordu. Kora çekirdeği kaldırabileceğini düşünüyordu ama kürenin yarı çapı 160 santimi geçtiğinde bu düşüncesinden vazgeçmişti.

 “Efendim, şu anda Yeşil Bölge’deyiz!” Hemen önündeki haritayı okumaya çalışan Xera zihin-bağlantısını kullanarak rapor verdi.

 “Güzel,” öndeki kutu cevapladı.

 “Bu şeyi arkamızda bırakıp kaçamaz mıyız?” Kim bilir bu soruyu kaçıncı kez soruyordu.

 “Sana söyledim, bu parlak şeyi yanımızda götürüyoruz! Şimdi çeneni kapa ve dikkatini topla!”

 Doğruydu, Mimik o parlak şeyi istiyordu. Tabii hepsi bu kadar değildi.

Ezik, pes et de geber artık!
Bu zindanın Efendisi olmak istiyor musunuz?
 

Evet

Hayır

Çekirdek ışık saçmaya başladığından beri diğer taraftaki varlık Mimik’i aşağılayan pencereler gönderip duruyordu. Bu pencerelerin arkasında her kim varsa kesinlikle zindana bir şekilde bağlı olmalıydı. Yoksa pencereler zindanın kendisinden mi geliyordu? Yoksa bir çeşit gözlemci miydi? Belki de gizli emelleri olan manyağın tekiydi?

 “Altına mı yaptın?!”

 “Rüyanda görürsün, canım!”

  Gerçi kim olduğu önemli değildi. Asıl önemli olan şey bu şirret kutunun doğduğu bu zindana dair bütün kötü hislerini ve düşünceleri ‘yeni’ varlığa çevirmiş olmasıydı. Hatta biraz ‘intikam’ bile istiyordu. Ve çekirdek neredeyse yok edilemez olduğu için bu intikamı almanın en iyi yolu onu dışarı çıkarmaktı. Bütün bu macera sırf birilerini kızdırmak için başlamıştı ve ortada gerçekten de başka bir sebep yoktu.

 Görünüşe göre Mimikler, kin tutan canlılardı.

 “Buradan sağa dön! Sonra dümdüz ilerleyeceğiz! Çıkışa az kaldı!”

 “Tamamdır! Orrrra!”

 “Ben önden gidiyorum! Sakın durmayın!”

 “Anlaşıldı, efendim!” iki iblis aynı anda cevapladı. Onları böyle görenler yanlışlıkla iyi geçindiklerini sanabilirdi.

 Hızlı örümcek-sandık daha da hızlandı ve birkaç saniye sonra tünelden çıkarak Litigar Zindan Kompleksi’nin girişi olarak bilinen geniş bir mağaraya girdi. Ön tarafta 5-6 kişilik bir maceraperest ekibi vardı; hepsi kaymaktaşından yapılma bir sütunun etrafında duruyordu; bu sütun zindanın Yoltaşı’ydı. Tek bir kelime bile etmeden bir vücuda sahip olmayan kanlı bacaklara ve bele bakıyorlardı; görünüşe göre bu bir cüceye aitti.

 Yani, Portal Anahtarı bu cüceyi Aşırı Güç ile desteklenmiş Gölgesürgü’den kurtaramamıştı. Işınlanma tam aktifleştiği esnada Büyü hedefe çakılmış ve zavallı şerefsizin üst vücudunu zindanın duvarlarına çalmıştı. Ve adamın bacaklarına baktıkları için arkada neler döndüğünü görmeyen bu maceraperestler ise Mimik için kolay kurbanlardı. Canlı sandık Xera-destekli savaş formuna büründü ve başladı Kara İnfilak’ı hazırlamaya.

 “Efendim! Çıkış—“

 “Sessiz ol! Meşgulüm!”

 Xera’nın ne söylemeye çalıştığını dinlemeden hemen onu susturdu ve Büyü’ye odaklandı.

 Tam büyüyü bitirmek üzereyken devasa kristal küre onun için fazla dar olan mağara çıkışına çakıldı. Öyle hızlıydı ki mağaranın ağzını da beraberinde götürerek içeri daldı ve önüne çıkan bütün duvarları parçaladı. Toplanan maceraperestler hemen sesin geldiği yöne döndüler. Gördükleri manzara çok ilginçti; devasa, kıpkırmızı bir küre yuvarlanıyor ve çıplak, dolgun göğüslü ve bembeyaz bir kadın da kürenin önünde duruyordu.

 “Kara İnfilak~♪!”

 Bu Büyü’ye maruz kalan o goblinler gibi bu insanlar da ya kızıl halelere dönüşmüş ya da havaya fırlayarak duvarlara çakılmıştı. Ardından zindan çekirdeği mağaranın duvarına çarparak durakladı. Mimik çabucak yana çekildi ve ödüllerine baktı. Kristal duvarın içine girmiş sayılırdı ama inanılmaz bir sağlamlığa sahip olduğu için üstünde bir çizik bile yoktu. Arkadaki hizmetkarları ise çekirdekle birlikte o dar geçişten girdiklerinde biraz hasar almışlardı.

 “Boşa zaman harcamayın ve parlak şeyimi hemen dışarı çıkarın,” diye emretti.

 “Anlaşıldı!” Kore cevapladı. Nedense fazla gaza gelmiş gibiydi ve omuzlarından yere düşen Xera’ya kıyasla aşırı mutluydu. Xera ise fiziksel bir iş yapmamış olmasına rağmen 40 kilometrelik bir maraton koşmuş gibi görünüyordu.

 Bölgeyi kontrol altına aldıktan sonra hizmetkarları ‘ödülünü’ duvardan çıkardılar ve Mimik bu boş zamanında yeni öğrendiği Büyü’yü inceledi.

Kara Telkin
Gereklilikler: Seviye 17 Fevt Büyücüsü, ZEK 60, VG 80
Okul: Hakimiyet
Tip: Hedef-odaklı
Harcanma: 75 MP
Menzil: 10 Metre
Etki: Hedefin GÜÇ, ÇEV, HIZ ve ZEK Özellikleri 30 saniye boyunca %20 artar.
Hedef beş saniye boyunca sersemler.
Sersemleme etkisi Namevt, İblis ve Golem türlerinde işe yaramaz.

Savaş sırasında iyi bir fırsat yaratabilecek olan bu teknik, aynı zamanda Mimik’in sonunu da getirebilirdi. Mimik bunu kendi üzerinde kullanırken tereddüt edebilirdi ama hizmetkarlarını bu gibi ‘deneyler’ için kullanabilirdi. Denemek için çok hevesliydi ama bunu yapması için Bilinç Gücü’nü (BG) önce 80’e çıkarması gerekiyordu. Aksi halde Büyü geri tepebilir ve Büyücü’yü yaralayabilirdi. Haftalar önce o çelik kafesle uğraşırken bir geri tepmenin ne kadar acı verici olabileceğini öğrenen Mimik, bir daha o acıyı çekmek istemiyordu.

 Mimik bu acı dolu anılarını hatırlarken arkadan sesler geliyordu. Görünüşe göre Kora sağlam yumruklarıyla çekirdeği duvardan çıkarmıştı. Ona ‘Duvarı mı yoksa çekirdeği mi yumrukladın?’ diye bir soru sorulacak olsaydı cevap kesinlikle ‘Evet’ olurdu. Bir şeyleri parçalamak ya da bir şeylere vurmak bu iblis için klasik bir yöntemdi. Bazen bu yöntemin sonuç getirip getirmeyeceği tartışılırdı ama önemli olan gösterdiği etkiydi.

 “Güzel,” dedi yaratık sandık. “Çıktık sayılır, gidelim!”

 “Anlaşıldı!” İblisler cevapladı, gerçi bu sefer Xera’nın sesi daha cansız çıkıyordu. Kadın gelecekte kahrolası bir küreye bebek bakıcılığı yapmak zorunda kalmaktan korkuyordu. Bu görevin sıkıcılığı bile onu depresyona sokmaya yetmişti.

 Mimik ise tam tersiydi; o kadar hevesliydi ki yeni parlak küreye adeta tapıyordu. Birlikte zindanın sınırlarına yürüdüler. Artık bağlantı koptuğu için zindan da kızıl halesini yitirmişti. Sinir bozucu pencereler de ortalıkta gözükmüyordu.

Litigar Zindan Kompleksi'nden çıktınız.
Büyük bir başarıya ulaştınız! Yeni bir EK açıldı: Gizemli Soygun.
Bütün Özellikler +10.

Oh doğru ya, EK diye bir şey vardı.

 Kutu onca kovalamanın arasında bunu unutmuştu.

Gizemli Soygun
Açıklama: Bir zindandan bir zindan çekirdeği çalmak için özel biri olmak gerekir.
Gereklilikler: Bir zindan çekirdeğini zindanın etki alanından çıkarın.
Etki: Her başarılı zindan soygunundan sonra bütün Özellikler 10 artar.
Soyulan Zindan Sayısı: 1

Bencilliği ve inatçılığı sayesinde beklenmedik bir ödül almıştı. Bütün Özelliklere eklenen +10 puanın lezizliğine şüphe yoktu ama yeni keşfettiği bu büyüme yöntemi belki de en leziz olanıydı. Farklı bir zindana girmek gibi bir niyeti şimdilik olmasa da, gelecek bunu düşünebilirdi. 5 Seviye değerinde Özellik kazanmak gerçekten de muazzamdı.

 Gerçi henüz mana topluluğu konuşmayı bitirmemiş gibiydi.

………..

Artık AD-0429-PR zindan çekirdeğinin sahibisiniz.
AD-0429-PR zindan çekirdeğinin bütün işlevleri kullanılmaz durumda.
Bu işlevleri aktifleştirmek için bir zindan oluşturun. 

 

UYARI!
AD-0429-PR zindan çekirdeği maksimum MP sınırını %953 oranda aşmış durumda!
8 dakika ve 19 saniye sonra Büyük Patlama gerçekleşecek!