Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

30. Bölüm Ara - Aşırıya Kaçan Bir Kavga

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

NOT: Bölüm +18'dir. Buna dikkat ederek okuyunuz.

 

 Kora, Xera ve kendine henüz bir isim koyan efendileri rahat adımlarla ilerliyordu. Boxxy dipsiz bir kuyuyu andıran midesini doldurduğu için acele etmiyordu. Fakat hizmetkarları ateşli bir tartışmanın ortasındaydı. Görünüşe göre Kora’nın hala Monotal Şehri’nde yaşananlarla ilgili söyleyecek sözleri vardı.

 “Şehirde beni bilerek yaktın, değil mi?!” Dedi suçlarmışçasına.

 “Koca kafanı Ateştopu’nun önünden çekseydin!” Xera karşı çıktı.

 “Buna zamanım vardı ya! Senin gibi sürtükleri iyi tanırım! O Büyüleri bilerek bana doğru fırlattın!”

 Aslında, Kora bu varsayımında haklıydı. Sukkubus kontrat gereği ‘ittifak’ halinde olduğu birine direkt saldıramazdı. Fakat, savaşlarda ‘hatalar’ sık sık olurdu. Böyle bir şeyi neden yaptığına gelirsek… Sadece canı öyle istemişti. Teknik olarak çekirdeği zaten şehre soktukları için verilen emri tamamlamış sayılırlardı. İnsanların o raddeden sonra yaşanacakları durdurması pek olası değildi. Bu yüzden Xera fırsat bu fırsat diyerek Kora’ya biraz zorbalık yapmış ve Ateştopu’nu kadının suratına yapıştırmıştı.

 “Peh, fark ettin demek?” Diye kendi kendine mırıldandı.

 “Hey! Seni duydum!”

 “Oh, öyle mi? Ne yapacaksın peki? Beni sıkıntıdan öldürene kadar konuşup duracak mısın?!”

 “Sen—Oh! Doğru ya! Efendim! Sürtüğü yumruklamak için izin istiyorum!”

 “Ha?”

 Konuşmayı duymazdan gelmek konusunda büyük bir iş başaran Mimik aniden olayın orta yerinde kaldı.

 “Bu aptalın demeye çalıştığı şeyi ben açıklayayım; benimle ölümüne dövüşmek istiyor.” Dedi Xera. Bir süredir gırtlak gırtlağa oldukları açıktı; bu yüzden Xera da aptal habisin işini bitirmek istiyordu.

 “Ah. Tamamdır. Hızlı olun. Şurada biraz dinleneceğim.”

 Mimik böyle saçma sıkıntıları umursamıyordu. Birbirlerini öldürmek istiyorlarsa o halde onları kendi hallerine bırakmak gerekirdi. Teknik olarak hala ormanın içindeydiler, yani etrafta tehlikeli bir düşman yoktu. Ayrıca Mimik o patlamadan kaçmak için bütün gücüyle koştuğu için biraz yorulmuştu. Bu nedenle yol kenarına geçti ve dinlenmek için oturdu.

 İblisler çoktan birbirine girmişti. Kora Boxxy’nin ‘Tamamdır’ kelimesini duyar duymaz anında bir yumruk savurmuştu. Xera saldırıyı beklediği için hemen havaya fırlamış ve rakibinin saldırısını savuşturmuştu.

 “Ahh! Aşağı in, ağzını dağıtacağım!”

 “Hahahah! Çok beklersin!”

  Gökyüzündeki sukkubus rakibiyle dalga geçti. “Yan bakalım salak! Ateştopu!”

 Kora yana fırlayarak Büyü’yü atlattı.

 “Ateştopu!”

 Bir Büyü daha geldi ve Kora bir kez daha saldırıdan kurtuldu. Üçüncü ve dördüncü Ateştopları da hız kesmeden geliyordu.

 Gölgesürgü’nün aksine Ateştopu sadece 20 MP harcayan etkili bir Büyü’ydü. Yani 800 MP olan Xera istediği kadar Ateştopu fırlatabiliyordu. Rakibinden uzakta, göklerde süzülürken saldırılarını tekrar tekrar yeniliyordu.

 Kora ne kadar denerse denesin sonsuza dek bu büyülerden kaçamazdı. Beşinci ve altıncı büyüler sırtına ve omzuna saplandı. Xera’nın Ateş Büyücülüğü mesleğine ait olan Yutan Ateşler Kora’nın CP’nı emiyordu. Xera’nın MP bitene kadar bu iş böyle gidecekti. Ayrıca kadının MP bitse bile Kora ona asla ulaşamazdı.

 En azından, son çağrılmalarında olay böyle yaşanmıştı.

 Bir hizmetkarın genel gücü, fiziksel dünyaya çağrıldıkları sırada efendilerinin kullandığı MP ile doğru orantılıydı. Fevt Büyücüsü’nün kullandığı MP direkt olarak hizmetkarın Özellikleri’ni ve Seviyesi’ni oluşturuyordu. Habis türü ise iblisler içinde en güçlü Özelliklere sahip olan türdü. Örneğin, bütün habislerin DAY ve GÜÇ Özellikleri oldukça yüksek oluyordu; ÇEV ve HIZ Özellikleri de hiç az sayılmazdı. Fakat öte yandan ZEK ve BİL puanları zavallı denebilecek kadar düşüktü. Ayrıca Habis mesleğinin kullanacağı Yetenekler de az çok belliydi. Gerçi sadece Dip Habisleri Andaval Gücü atlı yeteneğe sahipti.

 Yani iblislerin ait oldukları türlere göre güç kazandığını söylemek yanlış olmazdı. Fakat Ustalıklar, Yan Meslekler ve Yan Meslek Yetenekleri herkesin bizzat seçtiği kısımlardı. Bunlar kontratın yazısız kısmına dahildi ve Ötekidiyar’dan her çağrıldıklarında bunları değiştirebiliyorlardı. İblislerin bu durumları onlara ek özellik katıyordu.

 Ve Kora son çağrılmasında yeni bir Yetenek eklemişti. Tabii bu yüzden diğer Yetenekleri’nin seviyesi ve ustalığı düşecekti. Fakat Kora’nın içinden bir his ona, bu sukkubusla yakında yüzleşeceğini söylüyordu. Ve o bile bu kurnaz sürtüğün yakın dövüşe girmeyeceğini bilecek kadar akıllıydı. Dolayısıyla, ona uzaktan saldıracak ve fazla MP harcamayacak bir şeye ihtiyacı vardı.

 Basit bir çözüm geliştirmişti: Fırlatma Ustalığı. Bu Yetenek sayesinde etrafındaki bütün taş ve türevleri bir silaha dönüşecekti. Üstelik bu silahların sonu yoktu. Yolda yürürken büyük kayaları parçalayarak fırlatabileceği sayısız taş parçası oluşturmuştu.

 “Bakalım bunlardan nasıl kaçacaksın!” dedi Kora, elleriyle taş parçalarını tutarken. Ardından onları hızla gökyüzüne fırlattı.

 Kendine fazlasıyla güvenen Xera şaşkındı. Büyü saldırılarına bir ara vererek yaklaşan taşları atlatmaktan başka çaresi yoktu. Fırlatılan taşların hepsi erikler kadar büyüktü ve adeta gülleler gibi hızla ilerliyorlardı. İki tanesinden kaçtı, dördünden ve altısından kurtuldu ama düşük ÇEV Özelliği yüzünden buna uzun bir süre devam edememişti. Taşlardan biri dizine çakılınca kadın dengesini yitirdi. Bir diğeri kanatlarını yardı ve Xera’nın kanatları kullanılamaz bir hale geldi.

  Gökyüzünden düşen iblis acıyla bağırıyordu; yolun yanındaki çayırlığa yüz üstü çakıldı. Tam kalkmak üzereyken Kora’nın zırhlı botu göğüs kafesine çöktü.

Ağır bir travma geçirdiniz. CP-120.

 "Gufu!"

  Darbenin etkisiyle birlikte yerden fırlayan sukkubus, kirli bir çamaşır misali havaya uçtu. 6 metre sürüklendikten sonra bir kez daha yere çakıldı ve ıslak toprağın üstünde birkaç takla attı. Göğsünden gelen keskin acı dalgaları ona birkaç kaburgasının kırıldığını anlatıyordu. Metallere bürünmüş bot bir kez daha göğsüne indi.

 “Pes mi, sürtük?!” Kora zafer kazanmışçasına kollarını birleştirdi.

 “Çok beklersin!” Dedi Xera kan kusarak. “Öyle şans eseri bir darbeye yenilmem! Alçak kaltak!”

 “Oh, demek öyle?” Kora kaşını kaldırarak konuştu. “Peki buna ne diyeceksin!”

  Zırhlı botunu kaldırdı ve saniyeler önce tekme atarak kırdığı kaburganın üstüne bir kez daha bastı. Bu adıma yüklediği ağırlık sukkubusun yaralı kanadını iyice bükmüş ve kadını acıya boğmuştu. Bunca acıyla karşı karşıya kalan Xera’nın tepkisiz durması mümkün değildi.

 “Hyahaaaaaah!” Diye bağırdı. Vücudu gözle görülür bir şekilde titredi ve kasıkları sarsıldı.

 “…”

 Kora bu garip cevabı gözden kaçırmamıştı. Bağırmasını bekliyordu ama bu kadar cılız bir ses çıkması onu şaşırtmıştı. Normalde işkence gören birinin böyle sesler çıkarmaması gerekirdi. Evet, bu ses daha çok—

 “Yoksa sen… Kemiklerin kırıldığı için boşaldın mı?!”

 “Hayır! Ahhh! Öyle bir şey yok! Ohhh!”

 Kora bu cevapla ikna olmadı. Sukkubusların sapık ve alçak iblisler olduğunu biliyordu ama bu kadar da fena olduklarını düşünmemişti. Doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak için diz çöktü ve sukkubusun dizlerini açtı. İki eliyle Xera’nın kollarını tutarken üçüncü eliyle aşağı uzandı ve sukkubus mavi-renkli sürtük bikini altını söktü. Ortaya çıkan ‘gizli bölge’ ıslaktı. Hayır, bu böyle olmamalıydı.

 “Şuraya bak, resmen ortalık göle dönmüş! Orgazm mı geçirdin?!”

 Xera utanç içinde başını çevirdi. Bu durum Kora’yı iyice sinirlendirmişti.

 “SÜRTÜKKKK!” Kora bağırarak Xera’nın suratına bir tokat attı. Neler olduğunu bilmiyordu ama altındaki bu yaratıktan fazlasıyla tiksiniyordu.

 “Neden dayak yediğin için tahrik oluyorsun?!” diyerek bir tokat daha attı. “Orospu! Burada savaşıyor olmamız gerekirdi!”

 “K-kapa çeneni.” Xera karşı çıktı. “Bu saçmalığı dinlemek zorunda değilim! Öldür beni, kurtulayım!”

 “Ah evet, bunu yapmamı isterdin, değil mi?! Bu gerçekten de hoşuna giderdi!”

 “Siktir git!”

 “Hayır, sen siktir!”

 Elini kaldırarak ona bir kez daha vurmaya hazırlandı ama aniden duraksadı. Vursa bile bunun ne anlamı vardı ki? Kahrolası sukkubus dayağı çok seviyordu! Hava bile kaltağın baldırından akan sıvıların kokusuyla dolmuştu. Göğüsleri sürekli inip kalkıyor, devasa memeleri çekici bir biçimde hareket ediyordu.

 “Aslında biliyor musun?!” dedi habis. “Sanırım bunu yapacağım!”

 Kora kendi şortuna uzandı ve onları indirdi. Normalde sımsıkı olan kumaş aşağı iner inmez kadının özel bölgelerini açığa çıkardı. Görünüşe göre sukkubusun çıkardığı sesler onu da etkilemişti. Fakat Kora’nın vücudunda fazladan bir şey vardı. Vajinal açıklığının hemen üstünde bir çizgi daha mevcuttu ve çizgiyi iki parmağıyla ayırdıktan sonra ortaya akılalmaz bir şey çıktı.

 Kıpkırmızı, insanlarınkine benzeyen bir penis oracıktaydı. Kora onu yavaş yavaş kaldırırken yaralı sukkubusa bakıyordu. Çok geçmeden ereksiyonu zirveye ulaştı. Xera’nın gözleri ona küçümser bir ifadeyle baktı. Yere düşer düşmez böyle bir sonla karşılaşacağını tahmin etmişti.

 Bir habise göre hayattaki en güzel şey şiddetli bir kavgaydı ve ikinci sırada da çığlıklarla, tekmelerle dolu bir seks yer alıyordu. Savaş tatmin edici değilse o halde habisler tecavüze kalkışıyordu. Bu türün kadınları bile aynıydı. Hayır, daha doğrusu bilhassa kadınları öyleydi. Diğerlerine zorla sahip olmayı çok sevdikleri için vücutlarında ekstra bir penis yer alıyordu. Gerçi bunu çoğu zaman vücutlarının içinde saklıyorlardı. Öyle bir organın kendi kafasına göre sağa sola sallanmasına izin vermek bir kavgada oldukça sıkıntı çıkarabilirdi.

 “Şaşırmadım!” dedi sukkubus. “İşte bu yüzden kahrolası habisleri kimse sevmiyor! Diğer iblisler bile sizden nefret ediyor!”

 “Oh hadi ama, şu iki yüzlülüğünü bir kenara bırak. Tokat-yedim-ıslandım seni!”

 “Öyle bir şey yok!”

 “Ne yani, penisimin tadına bakmak istemiyor musun?!”

 “Hayır, istemiyorum!” diye ısrar etti sukkubus ve ayağa kalkmaya çalıştığı sırada bir kez daha habis tarafından yere indirildi. Aradaki güç farkını kapatması mümkün değildi.

 “Ne yazık ki bu konuda bir seçim şansın yok!”

 “Göreceğiz! Seni çağırı—“

 “Oh, hayır çağırmıyorsun!”

 Xera bir Büyü’ye başlamak üzereyken Kora kadının gırtlağına yapıştı. Neredeyse onu boğuyordu.

 “Khuhak! Koff! Khek!”

 Neredeyse boğuyordu… Sukkubusu öldürmenin bir manası yoktu. Özellikle de asıl olay yaşanmadan önce bunu yapamazdı.

 Sözü açılmışken, penisi artık taş kadar sertti. 30 santimden daha büyüktü ve bir eliyle Xera’nın gırtlağını tutan Kora, diğer eliyle penisini kavrıyordu. Geri kalan iki eliyle karşı koymaya çalışan sürtüğün bacaklarını açtı ve onu havaya kaldırdığı gibi sukkubusun başı geriye düştü. Böylece kasıkları açıkta kalan kadın savunmasız bir şekilde beklemeye başladı. Azgın habis kurbanını kendine doğru çekti ve uyarısız, sebepsiz bir şekilde penisini tek bir hamlede Xera’nın içine soktu. Sukkubus yarı-acı, yarı-keyifle dolu bir çığlık patlattı. Dar vajina duvarları devasa penisin etkisiyle genişliyor ve Kora’nın penisini sert bir şekilde sararak, doğru yerlerden ona baskı uyugluyordu.

 Ansızın gelen zevk ile Kora neredeyse oracıkta boşalacaktı ama zar zor da olsa kendini tutmayı başarmıştı. Sadece boşalması önemseyen bir sukkubusun aksine, habisler kurbanlarının çığlıklarından keyif alan iblislerdi. Kora gerçekten de tecavüze yabancı değildi. Önceki efendileri onu durdurduğu için normalde tecavüze pek kalkışamıyordu ama buna rağmen geçmişte birkaç ‘başarıya’ eriştiği olmuştu.

 Fakat ilk defa bir sukkubusu yapıyordu. Ve bu tecrübe daha öncekilere hiç mi hiç benzemiyordu.

 “Haah, haah,” diye derin nefesler alarak biraz sakinleşti. “Çok yakındı! Profesyonel bir penis sağıcısından da bu beklenirdi!” Gururla kurbanına bakınca geniş geniş sırıtan Xera’yı gördü.

 Kora bir anlığına afalladı. Sukkubusun birkaç saniye önce diğer kurbanları gibi çığlıklar attığını duymuştu. Peki o halde, neden bu kadın şimdi zevkten dört köşe olmuş gözüküyordu?

 Xera ‘Benimsin’ kelimesini fısıldayarak bacaklarını anormal bir şekilde çevirdi. Dolgun uzuvlarıyla habisin kalçasını yakaladı ve kendini oraya çiviledi.

 Yaşam gücünün çekildiğini hisseden Kora durumun farkına varmıştı. Bir sukkubus için seks, bir silahtan farksızdı. Penisinizi bu iblislerin vücuduna sokmak genelde cehenneme tek yönlü bir bilet almanıza sebep oluyordu. Kora bu tuzağa kolayca düştüğü için sinirlenmeden edemedi. Bu sinirinin büyük bir kısmı kendi aptallığınaydı ama yine de sukkubus önündeyken kendine kızmak olmazdı.

 “Öyle olsun, sürtük!” diye hırlayarak kadının baldırlarını kaldırdı ve Xera’nın bacak-kilidini bozdu. Penisini geriye çekerek sadece baş kısmını içeride bıraktı. Bir savaş ya da bir seks ile tatmin olabilirdi; bu yüzden ikisini de yapabileceği bir fırsatı asla geri çeviremezdi!

 “Madem böyle olsun istiyorsun,” diye ekledi, “o halde sana istediğini vereceğim!”

 Baldırları birbirine şaplıyor ve dimdik penis ıpıslak tünele girip çıkıyordu. Kora bir makine gibi mavi sürtüğün içine giriyor, her seferinde daha da derinlere iniyordu. Bilerek hareketlerine bütün ağırlığını kattığı için Xera defalarca kez ‘hafif travma’ya maruz kalıyordu. CP gitgide düşmekteydi. Tabii istediği takdirde sürtüğü paramparça edebilirdi ama bunun zevkli bir yanı yoktu. En azından onu ölümüne s*kmek kadar keyifli olamazdı!

Fiziksel yönden zayıf olan sukkubusun ise yapabileceği bir şey yoktu. Hasar alacak noktaya kadar vücuduna giren penis canını çok yakıyordu. Ama mazoşist tarafı bu durumdan memnundu. Çığlıklar atıyor, inliyor ve her seferinde nefes almakta zorlanıyordu. Bunlar canı yanan birinin çığlıkları değildi; hedefini erken boşaltmak için attığı sahte inlemeler de değildi. Hayır, bunlar bir sürtüğün aldığı penisin etkisiyle kendini kaybederek savurduğu çığlıklar silsilesiydi.

 Görünüşe göre sonunda kendisiyle barışmıştı. Dayak yemeyi, tecazüve uğramayı ve direnemediği birinin kontrolü altına girmeyi seviyorsa da ne olmuştu? Xera bir iblisti, istediği her şekilde zevki arayabilirdi ve şu anda hayatı boyunca yaşadığı en iyi seksin ortasındaydı. Bunu hem kalbiyle hem de özel bölgesiyle kabullenmişti. Ve sözüm ona gururundan kurtulduğu için artık daha büyük bir keyif alıyordu.

 Evet, bazıları Xera’nın gereğinden fazla zevke geldiğini düşünebilirdi. Ağzından ve gözlerinden yaşlar, salyalar akıyordu. Kendini tamamen bu zevke bırakmıştı. Vücudunun kontrolünü çoktan yitirmiş ve defalarca kez yaşadığı orgazmlar aklını başından almıştı. Öfkeli seks başlayalı sadece 15 dakika olmasına rağmen Xera en azından 7 kez boşalmıştı.

 Öte yandan Kora ‘Sukkubus gibisi yok!’ cümlesini tamamen aşmış durumdaydı! Böyle biriyle sevişirken akıl sağlığını koruması mümkün değildi. Evet, bir habisin zihni çoğu ölümlüye kıyasla daha güçlüydü ama nihayetinde o da üreme ihtiyacına ve sürtüğün ateşlediği azgınlığına karşı koyamazdı. Suratında geniş bir gülümseme vardı ve gözlerinde beyinsiz bir seks manyağının ışıltısını taşıyordu. Çünkü şu anda yaptığı şey bundan farksızdı. Nefes almakta zorlanıyor ve hırıltıları zaman geçtikçe daha da artıyordu.

 Ve ardından, kaçınılmaz bir şekilde, son bir darbe ve akılalmaz bir ulumayla birlikte boşaldı. Penisi Xera’nın içinde adeta patlamış ve iblis sıvılarından oluşan bir akıntı kadının vücuduna boşalmıştı. Neredeyse ağzına kadar dolan kadın bu hissiyata dayanamayarak sekizinci ve en büyük orgazmını yaşamıştı. Spermler geldikçe Xera daha da coşuyordu. O kadar sperm vardı ki açgözlü sürtük bile hepsini tutamıyordu. Beyaz sıvı penisin doldurduğu kısımdan akarak Xera’nın karnına ve sırtına kadar uzandı.

  Sonsuzluk gibi gelen bu seks 10 dakikadan biraz fazla sürmüş ve birlikte yaşadıkları orgazm sona ermişti. Görünüşe göre tek seferde bir habisin yaşam gücünü emmek sukkubuslar için pek mümkün değildi. Sonuçta Kora, sıradan insanlara benzemiyordu. Ama yine de Xera elinden geleni yapmıştı; zira Kora’nın geriye sadece 120 CP kalmıştı.

Ve artık biraz kendine gelmiş olan Kora altındaki sukkubusa baktı. Son orgazm ile birlikte Xera’nın kırılan bütün kemikleri ve vücudunda açılan yaralar yenilenmişti; kadın mükemmel bir durumdaydı. Ayrıca seksten sebep yitirdiği aklını da Kora’dan daha hızlı kazanmışa benziyordu; çünkü o esnada asasını habisin yüzüne doğrultmaktaydı.

 Teknik manada düello bitmiş sayılmazdı.

 “Ateştopu!”

 Surata hedef alınan ateş topu Kora’nın başına saplandı ve onu geriye itti. Kadın öfkeyle ve acıyla bağırsa da seksten ötürü zayıflayan vücudunu kontrol edemiyordu. Saniyeler sonra bir Ateştopu daha gelerek son CP’nı götürdü ve penisi hala daha sukkubusun içinde olan Kora oracıkta can verdi.

 Sonunda Xera nefes alabilirdi. CP dolmuş olsa da dayanıklılığı farklı bir durumdaydı. Karışan sıvıların arasından çıkmak için biraz uğraştı ve ağrıyan vücudunu esnetti. Habisin kaybolan vücuduyla birlikte taşan sperm de buhara dönüşmüştü ama Xera bir duşa hayır demezdi. Akabinde o fetişist kıyafetlerine büründü ve Mimik’in yanına gitti.

 “Efendim, düello sona erdi,” dedi.

 Canlı sandık garip erişte-benzeri bacaklarını çıkararak ayağa kalktı. Sıkıcı mücadeleden sebep farkına bile varmadan uyuya kalmıştı. Sonuçta karnını doyuran ve güneş ışıklarının sıcaklığıyla kutsanan Mimik, çayırın üstünde kendini bir anda kaybetmişti. Hatta hizmetkarlarından gelen garip ve ritmik şaplak sesleri onun için rahatlatıcı bile sayılırdı.

 Görünüşe göre Boxxy henüz ‘uyku’ denilen şey üzerinde mutlak bir kontrole sahip değildi.

 Yine de dinlendiği için yola koyulmak istiyordu. Ayağa kalktı ve Kora’yı geri çağırdı. Aralarındaki mücadelenin sona erdiğini onayladıktan sonra yola koyuldu.

“Argh!” Yürümeye başladıktan sonra Kora hırladı. “Sana kaybettiğime inanamıyorum!”

 “Ş-şey,” diye mırıldandı Xera. “Dürüst olmak gerekirse, bana daha çok berabere kalmış gibi geliyor.”

 “Ha?! Ne diyorsun sen? Beni öldürdün ya!”

 “Evet, öldürdüm. Bir iblis olarak seni yenmiş olabilirim ama bir kadın olarak sana tamamen kaybettim.”

 Kora ilk defa bir sukkubusla seviştiği gibi, Xera da ilk defa bir habisle sevişmişti. Daha önce böyle bir tecrübe yaşamayan kadının aldığı zevk muazzamdı. O kahrolası sandık Xera’ya bazı ‘garip’ özelliklerini fark ettirmiş olabilirdi ama bunları kabullenmesini sağlayan asıl kişi Kora’ydı.

 Dolayısıyla, Kora’nın onu her açıdan tatmin ettiğini söylemeden edemiyordu. Sperm miktarı muazzam ve lezizdi, üstelik seks bile gerçek olamayacak kadar zevkliydi. Sonuçta, Xera bu dünyaya eğlenmek için gelmişti. Bu tarz bir zevkten mahrum kalarak daha ne kadar yaşayabilirdi ki? Gurur mu? Oda neydi? Leziz miydi? Bunlar sadece kişiye engel olan basit şeylerdi.

“Anlamıyorum,” Kora kollarını birleştirirken konuştu. “Bir kadın olarak nasıl kaybettin ki?”

 Xera iç geçirdi. Bir saniyeliğine bu habisin ne kadar aptal olduğunu unutmuştu. Böyle dolaylı yoldan söylemeye çalışırsa Kora hiçbir şey anlamazdı. O kalın kafatasına bilgi sokmak için daha net konuşmak gerekiyordu.

 “Beni, aklımı başımdan alacak kadar s*ktiğin için kaybettim.”

 “Aferin sana, Sürtüklü Kaltaksurat. Ben de biraz eğlendim.”

 “O halde başka zaman da yapar mıyız?”

 “… Biliyor musun, ben de aynı şeyi düşünüyordum. Hayatımda hiç o kadar boşalmamıştım, acayipti. Manyağın tekisin ama dur demek bilmeyen bir azgınlığın var.”

 “Aynı şey senin salak beynin için de geçerli. Ayrıca iğrenç kokan nefesinden ve sarhoş bir hipopotam gibi yaptığın hareketlerden bahsetmiyorum bile. Aslında penisin dışında vücudunda işe yarar başka hiçbir şey yok. Ah, keşke kaybolsan da geriye sadece aletin kalsa.”

 Kora’nın alnındaki damarlar şişiyordu. Onu yürüyemeyecek hale getirene kadar dövmemi istiyor herhalde!

 “Efendim! Sürtüğe yumruk atmak ve ona tecavüz etmek için izin istiyorum! Emir vermenize gerek yok!”

 Bir insanın hangi vücut parçasının daha lezzetli olduğunu düşünen Boxxy olmayan omuzlarını silkti.

 “Bunu yürürken yapabiliyorsanız sorun yok.”

 “Oh, güzel.” Dedi Kora. Yumruklarını sıktı ve Xera’nın klasik sırıtışına baktı. “Bir yolunu bulabileceğime eminim.”

…….