Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

34. Bölüm Bilim!!! - 4

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

“Kara İnfilak!”

*Ka-ponnn*

 Kahrolası çelik kafes Boxxy’nin Büyüleri’yle sarsılıyordu. Metal titredi ve sesler çıkardı ama neredeyse üstünde bir çizik bile oluşmamıştı. Entegre edildiği taştan giriş de aynı şekilde sapasağlamdı.

 “Kara İnfilak!!”

 Mimik bir daha denedi ama boşunaydı. Kafes şok dalgalarına karşı pek dayanıklı görünmüyordu ama büyünün kendisi bu yapıya ciddi bir güç uygulayamıyordu. Büyülerle ve yaratıklarla dolu bir dünyada bu kafes gibi ordunun geliştirdiği bazı yapıların büyüye dayanıklı olması gayet mantıklıydı. Bu kale zamanında büyüye karşı hazırlanmıştı ve zamanla dış duvarlardaki anti-büyü etkisi kaybolmuş olsa da, kulenin bu kısmında hala biraz etkiliydi.

 Gerçi Mimik bunu bilmiyordu.

*Krakakoom*

 “Ha?” deyiverdi Xera. Sandığın ‘düşman’ diye endişelendiği şeyin cansız bir obje olduğunu fark ettikten sonra kendine gelememişti. Kutunun ağzından çıkan sahte Xera’nın yüzündeki sinirli ifade ve nefret dolu bağırışları da bir ilkti. Bu yüzden efendisi Aşırı Güç’le dolu tehlikeli bir hamle yapınca buna tepki vermekte gecikmişti.

 “Efendim! Eğer---“

 “Kara İnfilak!!”

*KADOOOOONNN*

 Kahrolası kafesin tam ortasına nişan alan Mimik, ekstra güç kattığı Kara İnfilak ile nihayet amacına ulaştı. Kafesteki anti-büyü geliştirmesini fazlasıyla aşan Büyü ortalığı resmen yerle bir etmişti. Kulenin yan duvarları da Büyü’nün etkisi altında kalınca bir zincirleme reaksiyon gerçekleşmiş ve koca yapı Boxxy ile Xera’nın üstüne yığılarak onları moloz parçalarına boğmuştu.

 Birkaç dakika sonra canlı sandık molozların arasından çıktı. Kapağından çıkan sahte Xera’nın göğsüne metal bir plaka girmiş ve daha ufak olan bir ikinci plaka da Mimik’in ana vücuduna saplanmıştı. Görünüşe göre aşırı güçlü Büyü metal plakalardan yapılma kafesi dağıtarak onları adeta mızrak boyutlarındaki şarapnellere çevirmişti.

 “SİKTİRRR” diye küfretti, bu kez Xera’nın ağzını kullanarak. “Aptal kafes, ne cüretle beni yine öldürmeye çalışırsın!”

 “Efendim, bu tamamen sizin hatanızdı,” diye bir ses geldi.

 Gerçek Xera o esnada molozların arasından çıkmaya çalışıyordu. Görünüşe göre düşen taşlar ve mızrak vari metaller onun işini bitirmeye yetmemişti.

 “Hayır değildi,” Boxxy ısrarcıydı. “O şey gerçekten de lanet.”

 Boxxy kendi kendine zarar verdiğini kabul etmek istemiyordu. Eğer o kristallerden birini burada kullanacak olsaydı kim bilir başlarına neler gelirdi? O esnada olayın rehavetine kapılarak bunu unutmuştu.

 “Haah,” Xera iç geçirdi. Koca bir şehri katleden beyinsiz yaratığın bir kafesle mücadele etmesine dayanamıyordu. “Siz ne diyorsanız öyle olsun, Efendim. Şimdi ne yapıyoruz?”

 “...”

 Boxxy sakinleşmek için biraz durdu. Güzel bir soruydu, değil mi? Zaten buraya neden gelmişlerdi ki?

 Oh doğru ya, bölgeyi kontrol etmek! Mimik vücuduna saplanan metal plakaları çıkardı ve bir kez daha kullanışlı örümcek-sandık formuna döndü. Patlattığı geçidi birkaç kez kontrol etse de içeriye girmek mümkün değildi. Dar, kasvetli merdiven girişi moloz yığınlarıyla kaplanmıştı. Ayrıca geçidin diğer tarafı da çökmüştü. Yolu temizlemek fazla zaman alırdı, ayrıca bodrum da tamamen parçalanmış olabilirdi.

 Mimik’in büyüyle birlikte desteklediği sinir krizi bu eski harabenin sonunu getirmişti. Dolayısıyla tek bir seçenekleri vardı: Pes etmek.

 “Kollu’nun olduğu yere dönelim.”

 Yani teknik olarak bölgeyi temizlemek için Depo’yu kullanabilir ve bodrumu inceleyebilirdi ama Boxxy’nin yapması gereken daha önemli şeyler vardı. Mesela katledilen kervandaki 20+ ceset bunlardan ilkiydi. Son zamanlarda Kadavra Özümsemesi’yle şansı yaver gidiyordu ve bu şansın devam edip etmeyeceğini merak ediyordu.

 Ve böylece Boxxy ile Xera arkalarında harap olmuş bir kule bırakarak Kora’nın bulunduğu yere doğru yola çıktılar. Gökyüzü çoktan karanlığa bürünmüştü ve ağaçların dallarının arasından yıldız ışıkları sızıyordu. Orman gün boyunca pek cana yakın olmasa da, akşam vakitlerinde durum daha da kötüleşiyordu. Gece avlanan yaratıkların çoğu gündüz ortaya çıkan karşıt türlerinden daha acımasızdı. Janther bunun en iyi örneklerinden biriydi ve bu bölge de o kendine kral diyen yaratıklardan birine aitti. Söz konusu yaratık şu anda bölgesine giren kişilerin kokusunu inceliyordu.

 Yani en yazından ilk başta durum öyle görünmüştü. Basit yaratık bu yeni ‘gelenin’ kendi türünden bir canlı değil de bacaklara sahip bir kutu olduğunu görünce şaşırdı. Merakla onu izlerken ne yapacağını bilemiyordu. O ahşaptan kabuğu ve garip bacakları hiç de iştah açıcı görünmüyordu. Öte yandan bu şey başka bir erkek jantherin sidik kokusunu taşıyordu ve ulu orta geziyordu. Bu tahammül etmemesi gereken bir durumdu. Böylece janther avını uzaktan izlemeyi bırakarak ona yaklaştı ve fark edilmemek için Gizlilik Yeteneği’ni kullandı.

 Ve kutuyla arasında 10 metre kalana kadar bu Yeteneği mükemmel bir şekilde işe yaramıştı. Fakat o esnada bıyıklarında garip bir titreşim oluştu.

 “Karateş!”

 Akabinde jantherin kendi benliği bile alev aldı.

 “Ateştopu!”

 Ve suratına da bir tane Büyü yedi. Yaratık kükredi ve kör bir öfkeyle ileri atıldı ama karşısında 57. Seviye’de olan bir kutu vardı. Aradaki büyü ve Durum farklı muazzamdı. Tek taraflı bir katliam yaşandı.

Seviye atlandı!
Tebrikler, artık bir Seviye 25 Fevt Büyücüsü'sünüz! ZEK +2. BG +2. DAY +2.
Yeni bir Büyü öğrendiniz: Tekillik

Düzeltelim, 58. Seviye.

“Durum Penceresi,” dedi Boxxy.

Genel Bilgiler Özellikler Meslek Bilgileri
İsim Boxxy T. Morningwood İsim Değer İsim Değer İsim Seviye İlerleme
Tür Mimik (Büyük)  GÜÇ 126 ŞNS 58 Mimik 33 %52
Cinsiyet B/M HIZ 124 BG 115 Fevt 25 MAKS
Yaş 3 ay ÇEV 113 KAR 35      
Lonca   DAY 180          
CP 1026/1026 (+2.3/san) ZEK 182          
MP 543/910 (+1.1/san) BİL 110          

Maksimum Meslek Seviyesi’nin 25 olması şaşırtıcı değildi. Görünüşe göre bu sınır 25 ve 25’in katları olarak çıkıyordu. Fakat Durum Penceresi’nde (+) işaretinin olmamasından hoşlanmamıştı. Boxxy bunu bilgi kaynağına, sukkubus Xera’ya soramya çalıştı ama kadın bu konuda hiç de kullanışlı değildi. Onun Durum Penceresi tamamen farklı çalışıyordu. Bildiği tek şey Rütbe Atlama’ydı ve bunu da eski efendilerinden biriyle olduğu esnada tesadüf eseri öğrenmişti. Görünüşe göre Boxxy’nin bir şehre girmesi ve gerekli bilgileri bir loncadan yahut bir kütüphaneden alması gerekiyordu. Tabii bunun için Xera’yı kullanacaktı.

Şu anda yeni bir Yetenek alamıyor olsa da, sıkıntılarını giderecek bir Büyü kazanmıştı.

Tekillik
Gereklilikler: Seviye 25 Fevt Büyücüsü, 200 ZEK, 100 BG
Okul: Yıkım
Tip: Alan
Harcanma: 500 MP
Menzil: 40 Metre
Etki: Tek bir noktada 15 saniye süren bir çekim oluşturur.
Kullanmak için bir odak kristaline ihtiyacınız olacaktır.

Daha doğrusu kazanmak üzereydi. Çünkü 200 ZEK sınırına henüz ulaşmış değildi ama birkaç Seviye sonra bu sorunu çözecekti. Asıl problem ‘odak kristali’ydi. Boxxy bunu da bilmiyordu. Kelimeleri incelemek de ona bir ipucu vermemişti. Büyü’de yazılanlara göre bu şey elma boyutlarındaki bir kristaldi ve Büyü’yü tetiklemek için tüketiliyordu. Ancak daha fazlasını öğrenmek için başka bir yere gitmesi gerekecekti. Ayrıca Mimik daha bu kristalin leziz olup olmadığını bile bilmiyordu. Gerçi dürüst olalım, kulağa epey leziz geliyordu.

 “Oh, Efendim! Geri döndünüz demek!” Kora ağaçların arasından çıkan ikiliyi görünce seslendi. “Şükürler olsun! Sıkıntıdan kend—“

 “Umurumda değil. Cesetleri topladın mı?” Boxxy sordu ve kadının itirazlarını anında savuşturdu.

 “…Evet, şuradaki yığındalar.”

 Habis yoldaki derin kratere işaret etti; Xera’nın ‘kıç patlaması’nı uyguladığı yer orasıydı. Ölen bütün haydutlar ve maceraperestlerin parçalanmış vücut ile vücut parçaları oradaydı. Dışarıdan bakılınca iğrenç bir salatayı andırıyorlardı. Gerçi durumu düşününce bu gayet uygun bir tarifti. Mimik yığına giderek Kadavra Özümsemesi’ne başladı.

 “Öhh!” dedi Kora. “O… Cesetleri mi içiyor?!”

 “Evet,” Xera cevapladı. “Bunu ilk defa görüyorsun, değil mi?”

 “Hassiktir! Sürekli yapıyor mu yani? Neden!”

 “Durum Penceresi’ni geliştirmek için sık sık kullandığı bir Yetenek. Detayları bilmiyorum ama sanırım Fevt Mesleği’ni de bu Yetenek sayesinde almıştı. Epey kullanışlı görünüyor.”

 “Ne diyorsun sen! Sadece bir günde öldürdüğümüz kişi sayısını düşünürsek, bu Yetenek resmen akılalmaz!”

 “Belki de öyledir,” sukkubus omuzlarını silkti. “Bana fark etmez. Dürüst olmak gerekirse efendimin bir kutu olmasından mutsuz değilim. Aptalın teki ama eski efendilerimden daha eğlenceli olduğu kesin.”

 “Hmmm, haklısın. Yani daha ilk günümde 68 farklı şeye saldırma fırsatım oldu! Eski mesleklerimden daha iyi olduğuna şüphe yok. Gerçi bu sadece üçüncü çağrılışım; daha yeni sayılırım.”

 “Ne, ciddi misin?” Xera’nın gözleri fıldır fıldır açıldı. “Sadece üç kontrat mı? Sen 400 yaşında değil miydin?!”

  Ortalama olarak bir iblis her 80 yılda bir kez çağrılırdı; yani Kora’nın durumuna düşenlerin sayısı epey nadirdi. Özellikle Xera gibi Sukkubusların iş hacmi diğer iblislerin üç misliydi.

 “Son efendim bir cüceydi; 124 yıl boyunca beni yanında tuttu ve en kötüsü de beni yalnızca üç kez çağırdı. Üçünde de mobilyaları taşımamı istemişti!”

 “Vov, epey kötüymüş. Bu habis kontratına balıklama atlamana şaşırmamak lazım!”

 “Burada hevesten bahsedeceksek seni es geçemeyiz, değil mi?!”

 İblislerin sakin başlayan konuşması kaçınılmaz bir sona ulaşıyordu; nefret sevişmesi. Gerçekten de birbirinden uzak duramıyorlardı ve adeta balayına çıkmış yeni evlilere benziyorlardı. Sonuçta Ötekidiyar’da bu gibi zevkleri tatmak mümkün değildi; bu nedenle fiziksel diyarda buldukları her fırsatı değerlendiriyorlardı.

 Boxxy çıkan şaplak seslerini duymazdan gelerek cesetlere odaklandı. Tek parça halinde olan 13 cesedi özümsedi, birkaç vücut parçasından yoksun olan 7 cesedi tüketti. Cesetlerden 3 tanesinde de sadece gövde ve baş kısımları vardı. Fakat hiçbirinde başarılı olamamıştı. Görünüşe göre Mimik’in şanslı zamanları sona eriyordu. Geriye kalan birkaç uzuv ise onun için atıştırmalıklardan farksızdı.

 Cesetlerle işini bitiren Boxxy kraterden çıktı ve kervandaki araçları incelemeye koyuldu.

 İlk başta yiyecek arabası kulağa güzel gelmişti ama aracın içini inceledikten sonra Mimik’in fikri değişti. Araçtaki yiyeceklerle karnını doyurabilirdi ama bunların leziz olduğunu söylemek doğru olmazdı. Bilhassa meyveler ve sebzeler neredeyse hiç tat vermiyordu; tuzlu balık ise leziz olmaktan çok uzaktı. Gerçi kurutulmuş etler fena sayılmazdı. Biraz tattıktan sonra Boxxy balıkların dışında hepsini Depo’ya atmaya başladı. Yemek yemekti, leziz olmasa bile karnını doyurabilirdi.

  Ama balık yiyecek kadar düşeceğini zannetmiyordu. Bu şeyler neredeyse cesetleri özümsemek kadar iğrençti.

Ustalık seviyesi yükseldi. Depo artık Seviye 5. DAY +1. ZEK +1. BİL +2.

Boxxy uzun zamandır Depo Yeteneği’ni bu kadar kullanmadığı için Yeteneğin Seviye atlamasına şaşırmamak gerekirdi. Hatta Boxxy bunun omasını dört gözle bekliyordu. Yetenek Seviyesi arttıkça cep düzleminin kapasitesi de artıyordu. 4. Seviye’deyken yanında taşımak istediği malların hepsini içeri koyamamıştı ama 5. Seviye ona biraz daha yer sağlıyordu. Neredeyse ağzına kadar dolu olsa da, artık içeride birkaç metreküplük yer açılmıştı.

 İkinci araçta genel tüccar dükkanlarında satılan malzemeler vardı. İlk başlarda biraz heyecanlanmıştı. Sonuçta Mimik bu eşyaların bazılarını hayatında ilk defa görüyordu. Mutfak gereçleri, ahşap plakalar, yaygın kıyafetler, ip, çekiç, tırnak, boya, tarım malzemeleri vb… Fakat bunlara karşı meraktan başka bir şey hissetmemişti. Leziz ya da parlak olup olmadıklarına göre ayrıldıktan sonra değerlerini yitirdiler. Yine de canlı sandık şişeye koyulmuş bilyeleri ve bir de maden kazmasını yanına aldı. Bilyeler keyifli görünüyordu ve kazma da bir şeyleri parçalamak konusunda iyiydi. Sert zeminlere kılıç ya da hançer saplamaktan daha iyi olacağı kesindi.

 Tatmin olan Boxxy ana araca odaklandı. Görünüşe göre Kollu işini tam anlamıyla yapmamıştı, çünkü araçta hala bir ceset vardı. Gerçi Mimik ona sadece ‘kızıl başlıları ve maceraperestleri’ topla demişti. En önde duran ve paramparça olmuş araçtan kanlı bir el çıktığını görmemiş olmalıydı. Mimik bir delik açarak solungaçlarını uzattı ve içeride sadece bir değil, üç adet ceset buldu.

 Cesetlerden ilki yetişkin bir insana aitti. Haydutların Büyüleri’nden birine hedef olan adamın başının yarısı yok olmuştu. Mimik onu Biokütlesi’ne eklemek için oracıkta tüketti. Oh doğru ya, Biokütle Yeteneği sadece et yediği zamanlarda yükseliyordu. Kadavra Özümsemesi’ne çok yüklenmek bu Yeteneğin gelişimini engellerdi. Kazandığı ekstra CP olmasaydı, Etbakiresi’yle yaptığı o mücadeleden sağ çıkamazdı. Yitirdiği vücut parçalarını da yeterince Biokütle olmadan yenileyemiyordu.

 Yaratık öldürdüğü jantheri yemediği için pişmandı. Yüzlerce kilogramlık eti tüketerek Biokütle’yi 4. Seviye’ye yaklaştırabilirdi. Bunun yerine Kadavra Özümsemesi’ni kullanarak eti resmen israf etmişti. Belki de gelecekte buna benzer büyük ve zayıf yaratıkları tüketmek daha iyi bir fikir olurdu. Küçükleri de Yeteneği geliştirmek için özümseyebilirdi; sonuçta bu Yeteneğin vücut boyutlarıyla pek alakası yoktu.

 Bu arada, ikinci ve üçüncü cesetler gerçekten de küçüktü. Cücelerin kuzeni olarak görülen gnome ırkına aitlerdi. Ortalama boyları 120 santim olup hafif tombul vücutlara ve biraz büyük başlara sahiplerdi. İlk bakışta onları 10 yaşındaki insan çocuklarıyla karıştırmak işten bile değildi. Bir daha baktığınızda ise sadece yetişkinlerin sahip olduğu ve iyi bakılmış sakallarını görerek durumu anlıyordunuz.

 Boxxy ilk defa bu türün üyeleriyle karşılaşıyordu. Anatomilerini görür görmez bunların insan olmadığını anladığı için tatlarını merak etmeye başlamıştı. Dilini birinin beline doladı ve onu adeta bir şeker parçasıymış gibi yuttu. O kadar küçüklerdi ki muhtemelen aynı anda 3-4 tanesini ağzı boşluğuna sığdırabilirdi. Ama tatlarında özel bir taraf yoktu. Neredeyse birebir insanlara benziyorlardı. Nedense karşılaştığı diğer medeni türlerin çoğunda bu durum söz konusuydu. Bunları yemek Mimik gibi aç bir canlı için işlevsizdi, bu nedenle canlı sandık onları özümsemeyi tercih ediyordu. Son cesedi de özümsemeye koyuldu ama Yetenek yine başarısızlıkla sonuçlandı. Yine de Mimik bunu umursamıyordu. Sonuçta oynadığı bu kumarda sadece MP kaybediyordu ve hayal kırıklığına uğramaya gerek yoktu.

Buradan yola çıkarak amaçsız yolculuğuna devam edeceği sırada aracın hemen yanında duraksadı. Mucizevi bir şekilde hala sağlam duran tekerlek dikkat çekiyordu. Boxxy’nin aracın içindeki hareketleri onu titretmiş ve ahşap parçasından sarkan tekerlek dönmeye başlamıştı.

 Yemek daha önceki öncülüğünde birkaç araç gördüğünü söyleyince, bunu Boxxy’e ‘insanların eşyalarını bir yerden başka bir yere götürmelerine imkan veren büyük kutular’ olarak anlatmıştı. Mimik onları hareket halinde görmediği için atların sadece kutuları çektiğini düşünüyordu. Sonuçta araçların yuvarlak ‘Bacakları’nda ayak, diz ya da buna benzer bir eklem yoktu. Çünkü onlar zaten bacak değil, tekerlekti. Aşağı yukarı hareket etmek yerine dönüyor, aracın düz yolda ilerlemesini sağlıyorlardı.

 Boxxy yolda yuvarlanarak ilerlemenin yürümekten daha etkili olduğunu anlayabiliyordu. Devasa zindan çekirdeğiyle başa çıktıkları esnada bunu fark etmişti. Evet ağırdı ve yüksek hızlarda kontrolden çıkıyordu ama normal yollara kıyasla çok ama çok daha hızlı hareket ediyordu. Bu araçların da hız konusunda nasıl olduğunu merak eden Boxxy, geri çekildi ve boşalan yiyecek aracına yandan vurdu. Araç şiddetle sarsılsa da yerinden oynamadı. Hatasını fark eden Mimik yeniden denedi, bu kez aracın tam arkasına geçmişti.

*Kotororor*

Hareket ediyordu! Mucizeviydi! Boxxy birkaç kez daha aracı itti ve büyüsel algısıyla tekerleklerin ve aksların hareketini inceledi. Bunun sebebi basitti.

 Mimik dediğiniz canlılar mimik yapar, yani taklit ederdi.

 Eğer devasa bir kutunun tekerlekleri ve aksları olabiliyorsa, o halde küçük olanların ne eksiği vardı? Yaratık o esnada aptalca bir oyun oynamıyor, aracın nasıl ilerlediğini inceliyordu. Yaklaşık 10 dakika süren incelemenin ardından yeterince şey gördüğüne karar veren Mimik duraksadı ve yere oturdu. Örümcek bacaklarının yarısını vücuduna çekti ve geriye kalan dördü de kısa, kalın ve düz bir hale büründü.

 Şimdi sıra işin zor kısmındaydı. Mimik’in gerçek tekerlekler oluşturması gerekiyordu. Biokütle’sini şişirerek o cılız bacaklarına odaklandı. Hepsinden sekiz adet uzun, etten yapılma çubuk çıktı ve 60 santime ulaşana kadar uzadılar. Ardından bu organik çubukların ortaları iki yana ayrıldı ve T şekli oluşturan çubuklar birleşerek mükemmel bir tekere dönüştü.

Ustalık seviyesi yükseldi. Şekildeğiştirme artık Seviye 7. ÇEV +1. HIZ +1. DAY +2.

Mimik dört adet sahte-ahşap tekerlek yaratmak için iki dakika uğraşmıştı. Tekerleklerin yarıçapı 30 santimdi. Ahşap gibi görünen bu şeyler aslında sertleşmiş vücut yapısıydı – organik, plastik benzeri yapı titreşimlere ve darbelere karşı dayanıklıydı. Tekerlekler sandığı yan-yan ilerlemek zorunda bırakacak şekilde pozisyon almıştı. Dışarıdan bakıldığında dişlere ve öldürme isteğine sahip bir vagon gibi görünüyordu.

Boxxy tereddütle yeni ‘ayaklarını’ oynatmaya başladı. Şekilleri biraz uygunsuzdu ama buna yapacak bir şey yoktu. Sonuçta kopyaladığı vagon ondan daha genişti ve Mimik en azından ilk başlarda ona benzer bir yapıya bürünmek zorundaydı. Birkaç deneme ve yanılmayla birlikte maksimum dengeyi sağlayacak değişiklikler yapabileceğine inanıyordu. O çok sevdiği örümcek bacaklarda da bu süreci yaşamıştı.

 Fakat birkaç saniye sonra bu süreci yaşamasına gerek olmadığını fark etti. Sonuçta vagonlar ve araçlar, örümceklerin aksine kutu şeklindeki yapılardı. Yetenekli zanaatkarların işini kopyalayan Boxxy, yapması gereken sadece birkaç ufak değişiklik olduğunu görünce şaşırmıştı. Hatta bu imitasyonun orijinalini geride bıraktığı bile söylenebilirdi. Yaratığın yanlarından çıkan tekerlekler istediği takdirde bükebileceği ve yön değiştirebileceği canlı dokudan yapılmaydı. İyice gururlanan Boxxy biraz hareket etmeye karar verdi. Aks şeklindeki bacaklarını esnettikten sonra güç uygulayarak tekerleklerin dönmesini sağladı.

 İşte ilk büyük hatasını da o anda fark etmişti. Güç idaresini doğru düzgün beceremiyordu. Heyecandan hemen yola koyulan canlı sandık tekerlere fazla güç uyguladığı için aniden yana fırlamış ve kaşla göz arasında birkaç metre katettikten sonra bir büyük hatayı daha fark etmişti.

Kaslarınız koptu. CP -87
Uzuvlarınızı yitirdiniz. CP -154 

Harekete geçmesini sağlayan kaslar çöküyordu. Esnek ve dayanıklı olsalar da, bir aksın etrafında kopmadan dönmeleri pek mümkün değildi. Onları sabit tutan dokuya bir şey olmamıştı ama yeni çıkardığı akslar ve tekerlekler vücudundan koparak mesafeye doğru fırlamıştı. Havaya uçtukları esnada dört bir yana sarı kanlar saçıyorlardı. Sahipleri ise ansızın gelen acıya küfrederken yere çakılmış ve biraz kaymıştı.

 “Ne yapmaya çalışıyor?!” Kora şaşkındı.

 “Hyeehn, heeeh, aaauu…” Dilini çıkaran ve gözleri fıldır fıldır açık olan Xera inledi.

 “Evet, doğru diyorsun.”

 Ardından habis aptal kutuyu boşvererek sukkubusun kıçına odaklandı.

…….

Genel Bilgiler Özellikler Meslek Bilgileri
İsim Boxxy T. Morningwood İsim Değer İsim Değer İsim Seviye İlerleme
Tür Mimik (Büyük)  GÜÇ 126 ŞNS 58 Mimik 33 %52
Cinsiyet B/M HIZ 125 BG 115 Fevt 25 MAKS
Yaş 3 ay ÇEV 114 KAR 35      
Lonca   DAY 183          
CP 802/1041 (+2.3/san) ZEK 183          
MP 915/915 (+1.1/san) BİL 112          
Büyü Listesi
Yıkım Hakimiyet
Gölgesürgü Toplu Panik
Karateş Hezeyan
Buzısırığı Kara Telkin
Kara İnfilak Zihin Patlaması
Gölgebağı  
Tekillik  
Yetenek Listesi
İsim Seviye İlerleme İsim Seviye İlerleme
Suikast 6 8% Şekildeğiştirme 7 9%
Depo 5 10% Gizlilik 5 21%
Kadavra Özümsemesi 5 42% Kılıç Ustalığı 6 39%
Biokütle 3 74% Fırlatma Ustalığı 2 44%
Doğal Zırh 2 45% Hançer Ustalığı 4 53%
Varlık Celbi 7 6% Yıkım Ustalığı 6 72%
Aşırı Güç 4 72% Hakimiyet Ustalığı 3 86%
İblisoloji 3 19%      
Kristal Büyüsü 3 31%