Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

38. Bölüm Bilim!!! - 8

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

*Ring-ring*

 Görünüşe göre Mimik’in ritüel sırasında kullandığı 1000 MP ona bu fiziksel formu sadece iki dakika boyunca kullanma imkanı veriyordu. Bu süre dolduğunda parçalanacak ve kaybolacaktı.

 Bu ritüelin olayı buydu; Ötekidiyar’dan çağrılan iblis inanılmaz bir güce sahip oluyordu ama kısa bir süre sonra kayboluyordu. Diğer iki Adak-türü ritüeller de muhtemelen buna benzerdi.

 ‘Ring-ring*’

 Yine de, geçici bir güç kazanıyor olsa da, üst düzey bir iblisin hizmetkarlığı muazzam bir şeydi. Ayrıca ritüeli yerine getirmek bile İblisoloji Ustalığı’nı artırmıştı. Geriye kalan troll kanı yeterince fazla olduğu için Boxxy ritüeli üç kez tekrar etti.

*Ring-ring*

 Xera her seferinde itiraz etmek istiyor, Kora da nedense efendisini durdurmaya çalışıyordu. Nagnamor ise sinirden köpürmek üzereydi ve her seferinde isyan ediyordu. Fakat inatçı kutu üçünü de görmezden geliyordu.

 *Ring-ring*

 Fakat Mimik’in zihnindeki bu ‘ring-ring’ sesi bir türlü geçmiyordu. Son bir saattir devam eden yankı, Nagnamor’un fiziksel vücudu ilk defa toza dönüşürken başlamıştı. Nagnamor da dahil hizmetkarlarını anında susturabiliyordu ama görünüşe göre bu kez durum farklıydı.

 *Ring-ring*

 Bu basit bir ses değildi. Adeta bir şeyler Mimik’in beynine dokunuyor, onun dikkatini çekmeye çalışıyordu.

*Ring-ring*

 Kendi başına dinmeyecek gibi görünüyordu ve Mimik’in neredeyse sonsuz olan sabrı bile bu kahrolası sese dayanamamaya başlamıştı. Cevap vermek zorundaydı.

 *Ring-ring*

 *Çıtırt*

 “Efendim?”

 “Oh, sonunda açtın!” Ötekidiyar’dan ince bir ses geldi. “Selam dostum. Ben İblisler ‘BİZİM’ İşimiz’den Carl.”

 İblisler ‘BİZİM’ İşimiz ilk defa Mimik ile direkt olarak iletişim kuruyordu. Mimik daha önce onlarla sadece iki kez konuşmuştu ama şimdilik konumuz bu değildi.

 “Selam Carl.”

 “Dinle bakalım, Hükümdar Nagnamor olayı yüzünden arıyorum. Birkaç şikayet aldık ve olayı senin açından da öğrenmek istedim. Sana birkaç soru sorabilir miyim?”

 “Meşgulüm.”

 “Bu arada, sorulara cevap verene kadar aklındaki o zil sesi susmayacak.”

 “… Tamam, dinliyorum.”

 “Hükümdarı fiziksel dünyaya nasıl çağırdın?”

 “Ritüeli uygulayarak.”

 “Hangi ritüel?”

 “Büyülü sözleri, bıçaklaması falan olan.”

 “Biraz daha detaya inmen gerekecek.”

 Zaten bütün iblis ritüellerinde bunlar vardı.

 “Adak adadım.”

 “Demek Nagnamor’a Adak?”

 “Evet, o.”

*Taktaktak takataktakatak*

 “Peki ‘Saf bakirenin kalbi parçalanır’ kısmını nasıl hallettin?” Carl sordu.

 “Yemek’ten yardım istedim.”

 “Üzgünüm ama Yemek mi?”

 “Evet.”

 “O kim?”

 “Hizmetkarım.”

 “Şey, hangisi?”

 “Saçları ve bacakları olan.”

 “Haaahh… Mavi olan mı kırmızı olan mı?”

 “Mavi.”

*Tak tak tatatak takatak*

 “Tamam, peki ya bir sukkubusun ‘saf bakire’ rolünü üstlenebileceğini nereden çıkardın?”

 “O bir kadın ve herhangi bir hastalığı yoktu. Ayrıca gayet temizdi. Tabii kan sürünce yüzü biraz kirlendi.”

 “Oh vov… Tamam, olaylar şimdi anlam kazanmaya başladı.”

 Büyü insanın ya da kişinin zihnine büyük ölçüde bağlıydı. Spesifik formülleri vardı, bu yüzden büyüyü yapan kişiler farklı olsa da ortaya çıkan sonuç aynıydı. Fakat ritüeller ve buna benzer diğer şeyler farklıydı. Bu kavramlarda kişi daha özgürdü ve düşünceler, varsayımlar büyük rol oynuyordu. Diğer bir deyişle, bütün samimiyetiyle Xera’nın ‘saf’ olduğunu düşünen Mimik, onun ‘saf’ olduğuna da emindi. En azından ritüeli tamamlamak için onu kullanabileceğini düşünüyordu.

 “Böyle aptalca bir açıklık bırakan gerzeklere söyleyin,” diye mırıldandı Carl.

 “Hm?”

 “Ah, pardon. Peki ya kalp kısmı?”

 “Yemek’e bir tane kalp yapmasını söyledim.”

*Taktak tak ta-*

 “Ha? Ama sukkubuslar iç organlarını değiştiremez!”

 “Evet. Bu yüzden ona nasıl yapılacağını gösterdim ve vücudunun dışında bir kalp oluşturdu. Aptal bir iblis işte, ne yaparsın…”

 “D-d-dur bir saniye, hizmetkarına… Vücudunun dışında bir kalp yaratmasını mı emrettin?”

 “Evet.”

 “Hassiktir! Etkilenmedim desem yalan olur! Aklıma bile gelmemişti!”

*Taktak tak tak tatatatak tak*

“Tamam,” diye ekledi Carl, “peki ya Nagnamor’u neden çağırdın?”

 “İblisoloji Yeteneği’ni geliştirmek istiyordum.”

 “Dur bir saniye, sadece bu yüzden mi?”

 “Evet.”

“Yok etmek istediğin bir krallık ya da bastırmaya çalıştığın korkunç ve antik bir varlık falan yok muydu?”

 “Yoktu.”

 “… Biraz bekleteceğim.”

*Boop*

Mimik’in zihninde garip bir ses oynamaya başladı. Yaratık daha önce böyle bir şey duymamıştı ama kulağa hiç de fena gelmiyordu. Ah, bu daha önce duyduğu ‘Müzik’ denen şey olmalıydı! Kim bir sesin bu kadar leziz olabileceğini düşünebilirdi ki?! Boxxy oturdu ve 5 dakika boyunca müziğin keyfini çıkardı.

*Boop*

“Üzgünüm, geldim. Şey, bana Durum Penceresi’ni gönderebilir misin lütfen?”

 “Tamam, yolluyorum.”

 “Ah, bir isim--- Boxxy. T. Morningwood?! Pfft! Biraz bekle lütfen! Kuhahaha---“

*Boop*

 Carl normalde hiç böyle yapmazdı. Genelde bu iblis hızlcıa davranır ve sadece iş konuşurdu. Gerçi Boxxy’nin aceleci yoktu, şu anda bir sonraki ritüel için mana topluyordu ve müzik de gayet lezizdi.

*Boop*

“Fuuu, tekrar üzgünüm bay Mornig--- *Öhöm* Morningwood.”

 “Boxxy demen yeterli.”

 Mimik ‘Bay Morningwood’ denmekten şikayetçi değildi ama nedense Carl her seferinde gülüyordu. İsmi doğru düzgün söylemeyecekse hiç söylememeliydi.

 “Tamam o halde. Bak Boxxy, sana dürüst olacağım. Artık Hükümdar Nagnamor’u çağıramazsın.”

 “Neden?”

 “Çünkü kontrata uygun değil. Hani şu hizmetkarın ölümsüz ruhuna zarar gelmemesini sağlayacağın kısım.”

 Şimdi düşününce… Xera da egosunun Nagnamor ya da öyle bir şey tarafından özümsendiğini söylemişti. Mimik bunda ne gibi bir sorun olduğunu bilmediği için durmamıştı.

 “Muhtemelen anlamadın,” diye ekledi Carl, “bu yüzden açıklayacağım. İki iblisi aynı fiziksel vücuda soktuğunda taraflardan ikisi de zarar görür. Sen bunu istemiyorsun, değil mi?”

 “Hayır, istemiyorum.”

 “Güzel, çünkü istesen sorun olurdu.”

 “Ne kadar büyük bir sorun?”

 “Seni öldürmek zorunda kalırdık.”

 “Kötüymüş.”

 “Aynen.”

 “Anladım. O zaman Yemek’i kullanarak Yumruklu’yu çağırmayı keseceğim.”

 “Yumruklu mu?”

 “Evet. Hani şu büyük kafası ve kolları olan. Kendine iyi yumruk atıyor,” Boxxy takdir ediyordu.

 “Ahah. Dinle bakalım, sana söylemem gereken bir şey daha var. Orada Hükümdar’a ne yaptırdığını bilmiyorum ve karışmak gibi bir niyetim de yok, ancak kendisi bana şunu söyledi: ‘Eğer o kahrolası kutunun kokusunu bile duyarsam İblis Kralı’nın ordusundan ayrılırım.’ Böyle olmasını istemediğimiz için sana bir teklif sunacağız.”

 “Teklif mi?”

 “Evet. Sen bir daha Nagnamor’a Adak’ı kullanmayacaksın ve biz de senin İblisoloji Yeteneği’ni 5. Seviye’ye çıkaracağız. Bu tek seferlik bir anlaşma olacak.”

 “Tamam, kabul ediyorum.”

 “Güzel, biraz bekle lütfen.”

 Tabii kabul edecekti! Zaten bu ritüelleri de İblisoloji Seviyesi kasmak için uyguluyordu. Az iş yaparak çok şey kazanmaya hayır demezdi. Ayrıca Yumruklu’yu çağırmak uzun sürüyor ve sadece birkaç dakikada yaratık kayboluyordu. Performansı muazzam olsa da davranışları hiç hoş değildi.

 “Hallettik. Anlaşmamızı kontrata da ekledik. Birazdan Seviye artışı yaşanacaktır.”

Ustalık seviyesi yükseldi. İblisoloji artık Seviye 5. BİL +4. BG +4.

“Geldi.”

 “Güzel, süper. Fuuu. Hey, bu arada kabul ettiğin için teşekkürler. Söylemeden edemeyeceğim; seninle çalışmak diğer müşterilere kıyasla daha kolay.”

 “Öyle mi?”

 “Öyle tabii. Sen karmaşadan uzak duran, direkt birisin. O artist aptallara kıyasla resmen taptaze bir nefes gibisin! Diğerlerinden sürekli ‘Buradan geçemeyeceksin’ ya da ‘Burada ateşlerin işe yaramaz’ ya da ‘Kaçın sizi aptallar!’ gibi şeyler dinlemek zorunda kalıyorum. Yahu bunlar kontratı hiç mi okumuyor?”

 Carl diğer Fevt Büyücüleri’nden şikayet ederek 5 dakika boyunca susmadı. Boxxy buna karşı değildi, çünkü onu dinlemek ilginç sayılırdı.

 “Yani demeye çalıştığım şey şu, senin gibi biriyle çalışmak yepyeni ve rahatlatıcı bir tecrübe. İblis Kralı tepeme dikilmeseydi bütün meseleye gülüp geçebilirdik. Ah, pardon, bu aralar epey baskı altındayım da. Çenem düştü biraz.”

 “Sorun yok.”

 “Fuuuu. O zaman anlaştık, değil mi? O ritüeli bir daha kullanmayacaksın.”

 “Anlaştık.”

 “Ve hizmetkarlarını da adak olarak kullanmaktan vazgeç! Buradaki asıl önemli şey o! Orada geberip gitmen umurumuzda değil ama bir iblis senin yüzünden büyük bir iblise yem olursa seni 100.000 kere öldürmek bile onu geri getirmez! Anladın mı?!”

 İblis çağırma kontratının bir kölelik anlaşmasından çok bir ortaklık olduğunu anlamak gerekiyordu. Genelde bir iblisin fiziksel vücuduna neler olduğu önemli değildi, sonuçta onlar Ölümsüz canlılardı ama ruhlarına bir şey olursa işler değişiyordu. Bir Ölümsüzün ruhuyla herhangi bir koşulda uğraşmak büyük suçtu. Eğer kontratın bu kısmı çiğnenirse Fevt Büyücüsü direkt öldürülürdü. Ardından da… Neyse, ardından neler olduğunu öğrenmek istemezdiniz.

 “Durumu erkenden fark ettiğimiz için şanslısın!” diye ekledi Carl. “On - on beş kez daha yapsaydın Xera geri dönüşü olmayan hasarlar alabilirdi!”

 “… Carl, kontratım tehlikede mi?”

 “Yok canım, gayet iyi durumda. Hem zaten bilerek yapmıyordun ki! Ayrıca hareketlerin uygun ve hizmetkarların da buna onay, yani şey, karakterini onayladı. Dolayısıyla yetkililer sana sadece bir uyarı yapmanın yeterli olacağına karar verdi.”

 Görünüşe göre İblisler ‘Bizim’ İşimiz Boxxy’nin hareketlerini bir yanlış anlaşılma olarak görüyordu.

 “Anladım. Teşekkürler Carl.”

 “Ne demek, sadece bir sonraki sefere patronumu kızdırmamaya çalış, tamam mı? Yoksa işini bitirebilir.”

 “Nasıl yani?”

 “Ah, yapman gereken şey basit. Sen sen olmaya devam et, sadece demin konuştuğumuz şeyleri yapma! Bak ciddi diyorum, sakın yapma onları ve seni aradığımızda cevap vermen bu kadar uzun sürmesin, tamam mı?”

 “Tamamdır.”

 “Güzel, güzel. Haah. ‘Hadi bayy!”

*Click*

 Evet, öğretici ve eğitici bir konuşmaydı. Boxxy cahilliği yüzünden neredeyse kendi sonuna koşuyordu ama az çok meseleyi çözmüşlerdi.

 “Tamam Yemek, artık inebilirsin. Kollu, çöz şunu.”

 “Oh, sonunda!” dedi Xera. “O aşağılık şerefsizle daha ne kadar uğraşabilirdim bilmiyorum!”

 “Hey, hadi ama,” Kora sukkubusu çözerken sitem etti. “Naggy Amca o kadar da kötü değildir.”

 “Kötü mü, dalga mı geçiyorsun?! ‘Saf bakire’ istemelerinin asıl seb--- Dur bir saniye, amca mı dedin? Akraban mı?!”

 “Evet. Babamın 49 kardeşinden en büyüğü o. Gerçi bugüne kadar sadece bir-iki kez görüştük.”

 “Vov, bu işleri daha da kötü yapıyor.”

 “Ne demek istiyorsun?”

 “Seni görür görmez aklına gelen ilk şey, bu arada onun aklında gelen şeyden bahsediyorum, o güzelim kıça nasıl sokulacağıydı.”

 “Oh! Başhabis’ten gelen bir övgüye layık değilim!”

 “Övgü mü?”

 “Övgü tabii!”

 “...”

 “Hey! Bana öyle iğrenmiş gibi bakma! Bu habislerin arasındaki bir mesele, tamam mı?”

 “Yola çıkıyoruz,” dedi Boxxy ve aralarındaki tartışmayı sonlandırdı. “Almam gereken bazı şeyler var.”

 Ellerinde fazladan troll kanı vardı ama Mimik artık bu ritüeli yapamayacaktı. Başka malzemeler bularak başka ritüeller yapmak zorundaydı. ‘Aykırı Servet’ adını taşıyan ritüel ise epey çekici görünüyordu. Fakat bunun için hazırlanmaları şarttı. Ayrıca Mimik zaten Fevt Mesleği’ni henüz tam olarka çözebilmiş değildi.

 Görünüşe göre artık bir şehre girmenin zamanı gelmişti.

Çevirmen notu
Morningwood= Şafakodunu diye çevrilsin mi? Evet ya da hayır yazalım yorumlara...