Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

9. Bölüm Ye ve Büyü - Parça 2

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

 

"Hnnnngg,” diye mırıldandı Mimik. Gitgide sinirleniyordu. Şu anda Yetenek listesini açmak için doğru sözleri söylemeye çalışıyordu. “Ahh, yhtneklrhrr!” diye bağırdı ve hiçbir şey olmadı. Şimdiye kadar ne yaparsa yapsın bir türlü başaramamıştı. “Dmmrnhm!” yine cevap alamadı. Durum Penceresi’ni bir kez daha kontrol edebilmek için ona bugüne kadar hiç ihanet etmeyen Seviye Atladınız penceresini kapatmıştı. Ve şimdiyse, o pencereyi kapattığına çok pişmandı. Artık orada gördüğü tanıdık kelimeleri inceleyemiyordu.

 Mimik daha demin Gölgesürgü Büyüsü’nü öğrenmişti. Bu yetenek o siyah-saçlı adamın mücadele esnasında ona saldırırken kullandığı karanlıklarla kaplı büyü olmalıydı. Keşke o zaman adamın hareketlerine biraz daha dikkat etseydi. Fakat her şey için çok geçti – artık küllere dönüşmüş bir halde olan adamdan fazla cevap alamazdı. Gerçi herifin cesedinden Fevt Mesleği’ni özümsemeyi başarmıştı ve Büyü’yü öğrendiği için onun sözlerini ve aktif etmek için gereken hareketleri de biliyordu.

 Ancak Yeteneği kullanmaya çalıştığında hiçbir şey olmamıştı. Bu yüzden geçen seferde olduğu gibi bu kez de neler yaşandığını anlamaya çalışıyordu. Ancak daha önce açtığı ve bildiği pencerelerin hiçbirinde Gölgesürgü Yeteneği görünmüyordu; Mimik öylece kalakalmıştı. Fakat bu Büyü’nün listelerden birinde olması gerekiyordu. Sonuçta bir Yetenek Listesi ve bir Meslek Listesi olduğuna göre, bir tane de Büyü Listesi olmalıydı, değil mi?

 “… Büyhhü Lshsteisi?”

Yetenek Listesi
Gölgesürgü

“Yaşşhhahha!!” Diye keyif içinde bağırdı. Örümcek-vari bacaklarıyla birkaç dakika boyunca dans ederek kutlamasını yaptı. Eğer gerçek bir dudağa sahip olsaydı, şu anda gülümsemesine kesinlikle engel olamazdı.

Gölgesürgü(sü)
Gereklilikler: Seviye 1 Fevt Büyücüsü, ZEK 10
Okul: Yıkım
Tip: Fırlatılan
Harcanma: 40 MP
Menzil: 25 Metre
Etki: Sürgü şeklinde bir karanlık topluluğunu belli bir noktaya gönderir.
Büyü'nün gücü çarptığı ilk katı maddeyi çeker ve ardından kaybolur.
Karanlık bölgelerde ve gece vakti güçlenir, bu güç artışı %50'ye kadar çıkabilir.

Yeni bir bilginin olmadığını görünce pek şaşırmadı. Bu pencerede yazan şeyler zaten Mimik’in zihnine ve hafızasına kazınmıştı. Eğer diğerleriyle konuşabilecek kapasitede olsaydı, bu büyünün Yıkım adlı büyü okulundaki Fırlatılan büyülerden biri olduğunu öğrenebilirdi. Karanlık ortamlarda büyünün gücü de artıyordu. Tabii böyle bir konuşma sonrasında Mimik’in aklına takılacak olan soru işareti de gayet belliydi:

 Yıkım mı? O da neyin nesi ki?!

Yıkım
Genel olarak Kara Büyü diye bilinen ve var olan en heybetli yıkım gücüne sahip, saldırı-odaklı bir büyü türüdür.
Yıkım büyüleri dengesizdir ve güçlüdür, bu nedenle diğer Büyülere kıyasla daha çok MP harcarlar.

İşte! Artık Yıkım Büyüleri’nin çok can yaktığını ama fazla MP harcadığını biliyordu. Gerçi bu kadarı pek fazla sayılmazdı, değil mi? 150 MP gibi devasa bir miktar gerektiren Kadavra Özümsemesi’ne kıyasla 40 MP fazla görünmüyordu. Buradaki asıl soru şuydu, ‘En heybetli yıkım gücü’ tam olarak ne kadar güçlüydü? Mimik sahip olduğu MP’siyle bu Büyü’yü sadece 3 kez yapabilirdi. Yoksa 4 müydü? Dur biraz, kaç MP’si vardı ki? Kontrol etmek için Durum Penceresi’ni açtı.

 Şu anda 52/195 MP’si vardı, yani MP’si tamamen dolduğunda bu Büyü’yü 2, hayır 3, dur biraz 4 kez kullanabilirdi. Eğer MP’si biraz daha artarsa Büyü’yü 5 kez art arda kullanabilirdi.

 Oh.

 Yine kontrol etti. 53/195 MP (+0.4/saniye). Mimik duruma tekrar baktığında bir şeyin farkına vardı; Fevt Mesleği’ni aldığı esnada yaklaşık 20 civarı MP’si yok muydu? Ayrıca Gölgesürgü Büyüsü’nü de o zaman kullanmaya çalışmamış mıydı? Büyü için 40 MP’ye ihtiyaç olduğunu biliyordu ama o esnada MP’sinin kaç olduğuna bakmamıştı. Yeni ve uzun menzilli bir saldırı kazandığı için çok heyecanlıydı. Birkaç kez denedikten sonra bırakmış ve menüleri incelemeye koyulmuştu. O esnada Büyü’yü kullanabilecek kadar MP’sinin olmadığını fark edememişti.

 Yani o halde… Şimdi Büyü’yü kullanabilirdi, değil mi? Yaratık hemen kendine geldi ve odaklandı. Garip ve ilginç bir ses çıkardı; aslında çıkardığı sesler Mimikçe’de Gölgesürgü’nün büyülü sözlerini ifade ediyordu. Bunu yaptığı esnada etrafında gölgelerin toplandığını hayal etti. Hemen önünde 15 santim genişliğinde bir karanlık topluluğu oluşuyordu. Kalın gazlar dört bir yana dağılmaktaydı. Sisi andıran karanlık yapı bir anlığına ortaya çıktıktan hemen sonra kayboldu.

 Mimik bir saniye bekledikten sonra bağırdı. “Ghölgghürgü!” Bunu yaparken karanlık topluluğu yeniden belirerek bir yöne odakladı. Ve gerçekten de işe yaramıştı! Gölgesürgü hafifçe tıslayarak düz bir çizgi şeklinde uçtu. Maksimum Menzili olan 25 metreye ulaşması bir saniye bile sürmemişti. Ardından fos diye kayboldu.

 Mimik hayatında ilk defa gerçek bir Büyü kullanıyordu. Bir zafer dansı daha yaptı. Bu Yetenek sayesinde hem uzaktan savaşabilir hem de Fevt Büyücüsü Mesleği’nin Seviyesi’ni artırabilirdi.

 Canlı varlıkları öldürerek kazandığı Tecrübe Puanları (TP) yaratığın Ana Mesleği olan Mimik’liğe gidecekti. Yan Mesleği’ni geliştirmek için ise Fevt-tipi saldırılar kullanmak zorundaydı. Örneğin, avını öldürmek için bu karanlık Büyü’yü kullanabilirdi. Eğer hayatı boyunca bir şeyleri ısırır ya da kılıç kullanırsa, yaratığın yeni ve afilli Mesleği bir süs olarak sonsuza dek Seviye 1’de kalırdı.

 Mimik Gölgesürgü Büyüsü’nü neden kullanamadığını anlamak için girdiği bu soru işaretleri silsilesinden ciddi bir bilgi öğrenmişti. Bu bilgilerin çoğu Mesleğin içeriğini inceledikten sonra ona verilmişti. Ayrıca Mimik gelecekte kazandığı TP’yi Mimik ve Fevt Büyücüsü Meslekleri arasında dağıtmak durumunda kalacağını da biliyordu. Fakat bu kötü bir şey sayılmazdı. Hızlı Seviye Atlamanın da kendine has bir keyfi vardı. Ayrıca, bir şekildeğiştiren olduğu için kendini farklı farklı alanlarda geliştirmesi gerektiğini biliyordu; yani uzun menzilli bir saldırıya sahip olmak çok işine yarayacaktı.

 Gerçi tam o esnada bir şeyin farkına vardı. Aslında bir şekilde, Şekildeğiştirme Yeteneği yaratığın ana silahıydı. Bacakları, solungaç-vari dilleri ve hatta çıkardığı tek göz bile bu Yetenek sayesindeydi. Ancak aynı zamanda, nedense Mimik bu Yeteneği kullanmayı sürekli ihmal ediyordu. Şimdiye kadar daima aynı yerde duran ve avını bekleyen bir sandık rolüne büründüğü için görünüşünü değiştirememişti. Sonuçta aklı başında olan hiç kimse hareket eden bir sandığın normal bir sandık olduğunu düşünmezdi.

 Fakat artık durum Mimik için farklıydı. Bugünden itibaren daha aktif bir rol oynayacaktı ve bu rol daha önce sahip olduğu hislere tersti.

 Hatta, zindandayken sahip olduğu içgüdüleri daha zindanla arasındaki bağlantı kesilmeden önce bile yavaş yavaş sessizleşmeye başlamıştı. İlk başlarda sürekli çığlık attıklarını söyleyecek olursak, o halde şu anda sadece mırıldanıyorlardı. Mimik bu güdülerin kölesi değildi, onlara boyun eğmek zorunda da değildi! Bu basit gerçeğin farkına varması bu kadar uzun sürdüğü için şaşırdı. Muhtemelen bahsi geçen şey de zindanla bir şekilde bağlantılıydı. Şimdilik buna kafa yormanın bir manası yoktu. Ayrıca, doğal güdüleri o henüz düşük Seviyeler’deyken söz alabiliyordu, şimdiyse artık karar aşaması Mimik’in kontrolündeydi.

 Demin verdiği karar da bunu kanıtlıyordu. Daha önce hiç zindanın dışına çıkmamıştı ve her ihtimale karşı hazırlıklı olmalıydı. Bu yüzden, hazırlıklarını artırmak adına Şekildeğiştirme Yeteneği’ni geliştirmesi şarttı. Sonuçta Yeteneğin Seviyesi arttıkça, dönüşümlerin hızı ve boyutu da gelişiyordu.

  Örneğin, artık bir göze sahip olduğu için daha çok şey görebiliyordu. Tabii bu göz büyüsel algı kadar keskin bir görüşe sahip değildi ama yine de uzaktan gelen saldırılara karşı daha dikkatli olmasını sağlıyordu. Gözleriyle sadece önlerini görebilen o insanlar gerçekten de aptaldı. Eğer başlarını çevirmeden arkalarını ve yanlarını görebiliyor olsalardı, bu kadar kolay geberip gitmeyebilirlerdi. Zavallı yaratıklar…

 Mimik birkaç saniye boyunca odaklandı ve yaratığın ahşap-benzeri kabuğundan 20 adet kapalı göz yükseldi. Mimik, aklına gelen her yeri görmek istiyordu. Ayrıca birkaç tane fazladan gözden zarar gelmezdi. Göz kapaklarını da hallettikten sonra alt kısımda kalan göz bebeklerine geçti. Zaten göz yapmayı iyi bildiği için bu işlem onu hiç zorlamamıştı.

Ustalık seviyesi yükseldi. Şekildeğiştirme artık Seviye 4. ÇEV +1. HIZ +1. DAY +2.

 Beklendiği gibi Şekildeğiştirme yükselmişti. Görünüşe göre ufak, ince değişikliklerden ziyade büyük değişiklikler bu Yeteneği daha hızlı geliştiriyordu. Mimik yeni bacaklarını ayarlarken de epey Ustalık kazanmıştı. Sonuçta, Örümcek-bacakları çıkarmak için sahip olduğu ‘vücuduna’ yepyeni eklemeler yapmak zorunda kalmıştı. Ve şimdiyse yeni gözler çıkarıyordu.

 Yine de Ustalık seviyesi ilk gözü yarattığı seferki kadar hızlı yükselmemişti. Bacak ve dil değişimleri ise artık Ustalığı’nı hiç artırmıyordu. Nihayetinde Mimik, daha yeni ve daha özel şeyler yaratmak zorunda kalacaktı. Tabii bunun için henüz erkendi.

 Yeni gözlerini tamamlayan Mimik, hepsini aynı anda açtı.

Fazla bilgiden ötürü zihniniz baskı altında. CP -10.
5 Saniyeliğine Sersemlediniz.

 Ve gözlerini açar açmaz yere yığıldı. Örümcek bacakları sanki onları birileri ezmiş gibi bükülmüştü. Göz kapakları çöküyor, büyüsel algısı kayboluyordu. Artık karanlık bir dünyadaydı. Bilincini yitirmişti.

 Basitçe açıklamak gerekirse, Mimik’in ufacık beyni aynı anda gelen muazzam bilgi akışına hazırlıksız yakalanmıştı. 21 göz ve yaratığın büyüsel algısı beyin kapasitesini fazlasıyla aşıyordu. Durum öyle kritikti ki, Mimik fiziksel bir acı bile yaşadığı için CP kaybetmişti.

Sersemleme etkisi geçti.

Kendine geldikten sonra refleks olarak gözlerini yine açtı. Akıllıca bir seçim değildi…

Fazla bilgiden ötürü zihniniz baskı altında. CP -5.
5 Saniyeliğine Sersemlediniz.
Özel bir hareket yaptınız. BG +1

O kadar yoğun bir acı çekiyordu ki vücudu, dışarıdan gelen bir zihinsel saldırıya karşı olduğunu zannediyordu. Ve BG Özelliği hala düşük olduğu için her seferinde Sersemliyordu. Eğer Bilinç Gücü yeterince yüksek olursa, en azından Sersemlemek’ten kurtulur ve sadece başı biraz dönerdi. Gerçi 21 gözün topladığı bilgileri başı dönerken nasıl işleyeceği de bir soru işaretiydi. Onları nasıl kapatacağını da düşünmesi gerekiyordu. Ya gözler sürekli açılırsa? Ya bu refleksten hiç kurtulamazsa? Zaten büyüsel algısını kapatamazdı. Gözleri de kapatamazsa beyni bu kadar bilgiye dayanamayarak muhtemelen eriyip giderdi.

Sersemleme etkisi geçti.

Ve bir kez daha, kendine gelir gelmez gözlerini refleks olarak açtı. Bilinciyle onları durdurmakta geç kalmıştı.

Fazla bilgiden ötürü zihniniz baskı altında. CP -10.
5 Saniyeliğine Sersemlediniz.

Bu döngü birkaç kez kendini tekrar ettikten ve Mimik bir BG puanı daha kazandıktan sonra nihayet gözlerini kapalı tutmayı başardı. Bir-yerleri ağrıyordu ve vakit kaybetmeden çıkardığı gözleri vücuduna geri soktu. Artık eskisi gibi vücudunun ön kısmında sadece tek bir göz vardı. Eğer gerçek bir sandık olsaydı, bu gözü ‘kilit’ kısmının olacağı yere denk gelirdi.

  Şekildeğiştirmeyi abartmak hiç de iyi bir fikir değildi. Mimik bir anda gaza gelmiş ve kendi aptallığının cezasını çekmişti. Bir yaratık ne kadar salak olursa olsun, böyle acı verici bir tecrübe ona bazı şeyleri hemen öğretebilirdi. Sonuçta acı verici şeyler acı verirdi…

 Mimik şimdilik işleri ağırdan alacaktı. Daha basit, daha hafif bir değişikliğe gidecekti. İyi de Şekildeğiştirme Yeteneği’ni geliştirmek için tam olarak nasıl bir değişikliğe gitmesi gerekiyordu? ‘Şekildeğiştirme’ ile ‘vücudunu hareket ettirmek’ arasındaki farkı bile bildiği söylenemezdi. Neyse, en iyisi deneyip görmekti.

 Ve böylece, Mimik seçeneklerini gözden geçirdikten sonra harekete geçti. Hazine sandığı örümcek-vari bacaklarıyla sanki dünyadaki en doğal şeyi yapıyormuş gibi ayağa kalktı. Sahte-odundan kabuğu titremeye ve sarsılmaya başladı; adeta sert bir rüzgarın eserek dalgalandırdığı su birikintisine benziyordu. Mimik spesifik bir değişiklik yapmıyordu, sadece etini biraz oynatıyordu o kadar. Gözünü Durum Penceresi’ne odakladığı esnada Yetenek Ustalığı’nın %1 arttığını görünce tatmin oldu. Bu hareket sayesinde Şekildeğiştirme Yeteneği’ni sürekli geliştirebilirdi, değil mi? Evet, öyle görünüyordu. Ardından, titremeye devam ettiği esnada bir adım öne attı, geleceğe doğru gidiyordu.

Hafif bir travma geçirdiniz. CP -2.

 Ve görünüşe göre gelecekte onu taştan bir zemin bekliyordu. Yalpaladı ve yüz üstü yere çakıldı.

 Şekildeğiştirme odak gerektiren bir yetenekti. ‘Rastgele etini titretmek’ ve bunu devam ettirmek basit bir iş değildi. Sonuçta, vücudunu yapılandırmak için zinihsel bazda bir efor harcaması gerekiyordu. Ayrıca bu titreşim nedeniyle vücudunun ağırlık merkezi de değişiği için hareket ederken dengesini korumakta zorlanacaktı. Bir şekilde yürümeyi başarsa bile, bunu uzun süre sürdürebilmesi pek mümkün değildi.

 Sonuçta, bu yaratık daha yeni yeni örümcek-bacaklarına alışıyordu. Bu bacaklarla koşabilimesi ve savaşabilmesi bile başlı başına etkileyici bir olaydı. Gerçek bir örümceğin hareketlerini taklit etmeseydi, bunları başaramazdı. Fakat nihayetinde Mimik’in yaptığı şey taklit etmekti. Henüz bu hareketlerde ustalık kazanmamıştı. Dolayısıyla konsantrasyonu bozuldu ve dengesini yitirerek yere çakıldı.

 Evet… Burada duracak ve çalışacak mıydı, yoksa gidecek miydi? Dürüst olmak gerekirse burada durmayı hiç istemiyordu. Kendi ebeveyni tarafından kovulmuş gibi hissettiği için durumdan hoşnut değildi. Tabii artık buradaki kurbanları yiyerek Meslek Seviyesi’ni artırmakta zorlanıyordu. Ayrıca öldürdüğü ve kıyafetleri birbirine benzeyen o beş insan hakkında da endişeliydi. Diğer öldürdüğü kurbanların hepsi birbirine benziyor olsa da, bunlar bir şekilde farklıydı. O beşli daha büyük bir şeyin parçası gibiydiler.

 Gariptir ki o adamlar Mimik’e zindandaki büyük yarasaları anımsatıyordu. Büyük yarasalar gruplar halinde gezerdi ve eğer fazla yarasa öldürürseniz, hayatta kalanları kaçmaya çalışırdı. Ancak bu çaresiz bir kaçış değil, daha çok taktiksel bir geri çekilmeydi. Onlara saldıranları asla unutmaz ve elbet günün birinde intikam alırlardı.

 Mimik daha önce önünden geçen ve düzinelerce uçan yaratık tarafından kovalanan maceraperestleri gördüğü için bunları biliyordu. Dört nala kaçtıkları için ne yazık ki Mimik onları yakalayamamıştı. Bütün güçleriyle koşan insanlara yetişemiyordu. Onlara gizlice yaklaşamazsa ya da insanları kendine çekemezse, kurbanlarını asla avlayamazdı. Ve tabii paniğe kapılan insanlar onun en sevdiği kurban çeşidiydi. Her neyse, yarasa meselesine dönelim…

  O parlak zırhlı insanlar da bir şekilde yarasalara benziyordu. Aralarından biri bile kaçamamıştı ama muhtemelen başkaları onları aramaya gelecekti. Dolayısıyla Mimik tehlike altında kalmadan önce buradan kaçmalıydı. Tek gözüyle etrafını süzdüğü esnada ayağa kalktı. Öldürdüğü dört çömezin geldiği yönde bir açıklığın olduğunu gördü ve oraya ilerledi. Çıkışa yaklaştıkça demin hissettikleri daha da yoğunlaşıyordu.

Litigar Zindan Kompleksi'ni terk ettiniz.

 Yolun bir kısmında bir kez daha zindanı terk ettiğini söyleyen bir pencere açıldı. Gerçi Mimik artık onu umursamıyordu. Mesajı görmezden gelerek dar deliğe yaklaştı. 2 metre uzunluğa ve 3 metre genişliğe sahip olan delikten gümüşi bir ışık geliyordu. Mimik cesaretine sarıldı ve sınırı geçerek ilk defa geniş dünyaya adımını attı.

 Ve çok sayıda garip şey gördü.

 İlk gördüğü şey çimenlerdi. Tel tel yeşil çimenler esintiyle birlikte naifçe sallanıyordu. Sabah çiyiyle ıslanan ve havayla okşanan çimenlerin yarattığı manzara muazzamdı. Yumuşak görünüyorlardı ve üstlerine oturmak nedense Mimik’e iyi gelecekmiş gibi hissettiriyordu.

 Ardından ağaçları gördü. Bir şekilde onların odundan yapılma olduğunu anlayabilmişti. Sonuçta, taklit ettiği ana madde odundu. Bugüne kadar çok sayıda ahşap yay ve asa yediğini de unutmamak lazımdı. Çeliğin aksine odun, dişlerini zorlayabilecek kadar sert değildi. Gerçi fazla lezzetli ve besleyici olduğu da söylenemezdi. Mimik bulduğu ahşap yayları ve asaları sadece ortadan kaldırmak için yemişti. Dolayısıyla gördüğü ağaçları yemek gibi bir niyeti yoktu. Tabii ağaçların üstündeki renkli şeyler başkaydı. Oldukça lezzetli görünüyorlardı!

 Ve ağaçları gören gözü yavaşça akşam semasına odaklandı. Sonsuzluğa uzanıyormuş gibi görünen kara boşluğa afallamış bir şekilde baktı. Sayısız yıldız parlıyordu. Yıldızlarla dolu akşam seması romantikti, neredeyse kutsaldı. Bu dünyanın yerlileri nedense zamanlarını bu doğal güzelliği takdir etmeye pek ayırmıyorlardı. Bugün ise daha da ender bir gündü, çünkü bütün aylar görülebiliyordu. Birbirini geçen ve uzayda süzülen üç kutsal vücuda diyecek yoktu. Birleşerek yarattıkları gümüşi parıltı tek kelimeyle mükemmeldi.

 Evrenin gizemleri Mimik’e ve onun tek gözüne kadar alçalıyordu. Ve yaratığın aklında sadece tek bir düşünce vardı: Bulduğu bu yeni mağarada hava nasıl bu kadar aydınlık olabiliyordu?

………

Genel Bilgiler Özellikler Meslek Bilgileri
İsim   İsim Değer İsim Değer İsim Seviye İlerleme
Tür Mimik (Küçük) GÜÇ 45 ŞNS 6 Mimik 15 %33
Cinsiyet B/M HIZ 50 BG 5 Fevt 1 %0
Yaş 2 ay ÇEV 39          
Lonca   DAY 49          
CP 258/290 (+0.4/san) ZEK 39          
MP 45/195 (+0.4/san) BİL 40          
Yetenek Listesi
İsim Seviye İlerleme
Suikast 4 %29
Gizlilik 3 %11
Depo 2 %54
Şekildeğiştirme 4 %16
Kadavra Özümseme 2 %20
Kılıç Ustalığı 5 %6