Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

23. Bölüm Yeteneklerle Popüler Olmak

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Güz

Ka Di Yun acı hissettiği an, Jian Chen’in kollarını bir eliyle engellemeye, diğer eliyle de Jian Chen’in kasıklarından tutup sol bacağı ile fırlatmaya çalıştı.

Kollarından biri tam olarak işine yaramasa da, Ka Di Yun en azından onu kaldırabilirdi.

Karşı saldırı yaptı. Bu çirkin sahnede bile, Ka Di Yun’un kullanabileceği bazı savaş tecrübeleri vardı ve olası bir durumdan kaçınmaya çalışıyordu.

Rakibinin hareket eden kollarını gören Jian Chen, sürekli olarak saldıramayacağını biliyordu. Çaresizce Ka Di Yun’un kolunu bıraktı ve geri çekilmek için hızlı adımlarını kullandı. Ka Di Yun’un sırtına yapacağı saldırıyı güçlendirmek için Azizlik Gücü’nü kullanmadan önce, Ka Di Yun’un saldırısını engellemeyi ve arkasından dolaşmayı denedi.

Sırtında hafif bir rüzgar hisseden Ka Di Yun, tereddüt etmedi ve Jian Chen'i diğer tarafa çekilerek boşa çıkarmaya çalıştı. Ancak kaçarken bile, Ka Di Yun şaşkınlığını gizleyemedi. Hangi tarafa çekildiğinin bir önemi yoktu, sürekli sırtında o rüzgarı hissediyordu. Jian Chen’in hamlelerine ayak uyduramıyordu.

“Peng!”

Ka Di Yun, her iki eliyle de sırtından yakalayan Jian Chen’e ayak uyduramadı ve şiddetli bir saldırı sonucu kemik çatlama sesi duyuldu. Bu, Ka Di Yun'un iki adım ileri gitmesine neden oldu, ancak güçlü bir aziz olduğu için, hemen kendini toparlamıştı. Yüzünü buruştursa da, Jian Chen'in yumruklarının aynı yere iki kere vurmasına engel olamadı. Jian Chen’in gücü 9. dereceye yakındı ve Ka Di Yun ondan daha güçlü olmasına rağmen, daha çok yara almıştı. O anda vücudunda cereyan eden Qi ve kan akışını hissetti, organları ağrıyordu.

Ka Di Yun harekete geçti, Jian Chen bir kez daha arkasındaydı ve bir kez daha eliyle sırtına vurmuştu. Her ne kadar bu yumruğu tüy kadar hafif gibi hareket ediyormuş gibi gözükse de, etkisi çok farklıydı. Daha önce Jian Chen ile karşılaşan herkes, Jian Chen’in gücünün göründüğünden daha olağanüstü olduğunu kabul ederdi.

Ka Di Yun aniden arkasını döndü ve gözleri öfkeyle parladı. Onun gibi güçlü bir insan kendinden daha düşük biri tarafından dövülüyor olamazdı. Jian Chen'i küçük düşürmek için yaptığı basit plan, sandığından daha zor çıkmıştı.

“Ha!” Ka Di Yun, el hareketleri ile onun saldırılarını engellemeye çalışırken daha da öfkeye kapıldı. Jian Chen’in göğsüne doğru vurmaya çalışırken, Azizlik Gücü’nü son safhaya çıkardı. Jian Chen’in hafif gibi görünen yumruklarına karşı, kendi saldırısını uygulamak üzere yaklaşmaya karar verdi.

İkisinin saldırıları birbiriyle çarpışırken durum giderek kritik bir hal alıyordu. Jian Chen’in, Ka Di Yun’un göğsüne attığı yumruklar durmak bilmiyordu. O sırada, Ka Di Yun’un yumrukları da boş durmayıp Jian Chen’in bedenine iniyordu. Üniformasında bir delik açılan Ka Di Yun’un beyaz tenini gören kızlar ilk başta buna imrense de, göz açıp kapayana kadar o beyaz teni morluklarla kaplanmıştı.

“Deng!” “Deng!” “Deng!”

Ka Di Yun’dan bir darbe alan Jian Chen’in yüzü acı içinde buruştu, yüzü solmuştu. Darbenin kuvveti oldukça fazla olsa da, bacaklarını birkaç santim kenara kaydırıp bir sonraki saldırıdan kaçmasına engel olacak kadar zorlu değildi. O anda Jing Chen, Ka Di Yun'un saldırılarını Azizlik Gücü ile savurmaya çalışıyordu.

Jian Chen daha 8. derecedeydi, kendini bildi bileli vücudunu devamlı eğitiyordu ve Azulet Kılıç Yasası’nı kullandığından tüm organları belli bir düzeye kadar güçlüydü. Jian Chen’in bedeni dışarıdan zayıf gibi dursa bile, direnç konusunda gayet başarılı olduğu söylenebilirdi. Her ne kadar Ka Di Yun bir Aziz olsa da, azizlik silahını kullanmadan Jian Chen’e zarar veremezdi. En fazla, ufak tefek morluklara yol açardı.

Öte yandan, Ka Di Yun’un bedeni olduğu yerde titremeye başlamış, yüzünde büyük acılar çektiğine dair kanıtlar oluşmuştu.

Daha önce, Jian Chen’in yumruğu tüy gibi hafif gelmişti ama midesi bundan fena etkilenmiş ve şimdi acı içinde kıvranmasına yol açmıştı. Yumruktan aktarılan güç tüm vücudunu sarmış, içinde çılgınca bir şoka neden olup onu acı içinde bırakmıştı.

Ka Di Yun’un yüzü son derece kararmıştı, çünkü Azizlik Gücü’nü yoğun bir şekilde kullandığı için bedeni tepki veriyordu. Azizlik Gücü Jian Chen’inkinden daha güçlüydü, ama bu gücü kullanırken hasar da almıştı. Bu noktada Ka Di Yun, içsel zararlardan muzdaripti. Hasarlar çok ciddi değildi, ancak böyle devam ederse daha da kötüsü olacak ve dövüşün gidişatını etkileyecekti.

Ka Di Yun, Jian Chen'a şaşkınlık dolu bir ifadeyle baktı. Kendisinden daha düşük birine karşı savaşırken bu denli zorlanacağını tahmin etmemişti. Her ne kadar azizlik silahını kullanmasa da, 8. derecedeki Jian Chen, 10. derecedeki Ka Di Yun’dan daha güçlü çıkmıştı.

Sonunda Ka Di Yun, Jian Chen ile uğraşmanın ne kadar zor olduğunu anladı ama durmak için çok geçti. Artık, azizlik silahı kullanmadan Jian Chen'i yenmenin zor olacağını ve hatta kendisine zarar verebileceğini anlamıştı. azizlik silahı ile kesinlikle onu yenerdi ama bu parlak bir durum olmazdı. Ayrıca, Jian Chen'e karşı azizlik silahını kullanmayacağını açıkça söylemişti. Şimdi bu sözünden geri dönemezdi. Kazansa bile insanların gözünde dibe vururdu. Sonuçta, bu maçı izleyen her yaştan bir sürü genç vardı. Bunun yanında, Ka Di Yun Gesun Krallığı'ndaki Ka Di Klanı'nın seçkin, büyük oğluydu; şimdi yüzünü eğecek bir şey yapamazdı.

Ka Di Yun eyleme geçmeye karar verdi, ama o sırada Jian Chen iki kolunu öne uzatmıştı. Hızla yaklaşan Jian Chen’in hareketleri sürat nedeniyle görünmez olmuştu ve tuhaf bir teknik ile ona doğru yaklaşıyordu. Ka Di Yun’un açısından, Jian Chen takip edilemez birine dönüşmüştü.

Ka Di Yun, Jian Chen’in saldırısını kıl payı engellemişti. Sağ kolu yerinden çıkmıştı ve geri yerine takacak zamanı yoktu. Bu yüzden Jian Chen’in saldırılarına karşı yalnızca sol elini kullanacaktı. Bundan dolayı, Jian Chen’in Azizlik Gücü karşısında Ka Di Yun zor duruma düştü. Tüm ciddiyetini toplayıp savaşmak zorundaydı. Artık Jian Chen'i küçümsemeyip kendisiyle aynı derecede bir rakip olarak görmeye başlamıştı.

İki kişi tempolu bir şekilde savaşmaya devam etti; gidişat bir anda şiddetlenmişti. Jian Chen, Ka Di Yun’un kendinden daha yüksek seviyede olmasından ve her ihtimale karşı önlem aldığından, rahatlayıp gardını indiremiyordu. Her ikisi de bir çıkmaza girmişti ve birbirlerine karşı savunma yapıp duruyorlardı.

Jian Chen’in atakları giderek kuvvetlenmeye başladıkça Ka Di Yun buna karşı koyma konusunda daha da zorlanıyordu. Ka Di Yun’un tam önüne Jian Chen’in elleri çıktı. Jian Chen'in nerede olduğunu yakalamaya çalışan Ka Di Yun artık yorulmaya başlamıştı. Jian Chen'in ne zaman ve nerede saldıracağını tahmin etmek için kulaklarına güvendi.

Sonunda, Ka Di Yun’un yaptığı dikkatsiz bir hamle yüzünden, Jian Chen sol koluna iyi bir darbe indirmişti. Ka Di Yun darbenin etkisinde kaldığından tepki veremedi. Jian Chen durmadan ona saldırıyordu. Ka Di Yun'un her yönden hasar aldığı bir şiddet fırtınası çıkmıştı adeta.

“Peng!” “Peng!” “Peng!”

Jian Chen, defalarca Ka Di Yun'u vahşi saldırılarına maruz bıraktı ve Ka Di Yun'un Azizlik Gücü bile buna dayanamadı. Sürekli olarak darbelerden kaçmaya çalışıyordu ve sonunda Ka Di Yun’un ağzından kan geldi.

Ka Di Yun'un sahadan dışarı yöneldiğini gören Jian Chen’in gözleri şiddetle parladı. Hemen, Azizlik Gücü’nü elinde topladı aldı ve Ka Di Yun'un göğsüne vurdu. Bu yumruk, bir öncekinden çok daha kuvvetli çıkmıştı. Yumruk tam hedefe isabet edince, Ka Di Yun sahadan aşağı düştü.

Jian Chen ağır ağır nefes alırken, olduğu yerde yatıyordu. Gücünü hiç durmadan kullandığı için, Azizlik Gücü vücudunun neredeyse hiçbir yerini hareket ettiremeyecek şekilde tükenmişti. Eğer Ka Di Yun burada yenildiğini kabullenmezse, Jian Chen daha fazla dayanamazdı.

Herkes sahada tek başına duran gölgeye bakıp sessizce oturuyordu. İnsanların yüzlerinde anlaşılmaz ifadeler vardı. Bu, en çılgın tahminleri bile aşan bir durumdu ve hiç kimse Jian Chen'in bir Aziz'e karşı kazanacağını düşünmemişti. En önemlisi, neredeyse hiç zarar görmeden bir Aziz'i yenmişti. Aziz Ka Di Yun, azizlik silahını kullanmamış olsa da, mevcut sonuç öngörülmez ve şaşırtıcıydı.

Etraftan çıt çıkmıyordu. O kadar sessizdi ki bir iğne düşse duyulurdu. Sahaya gelen 200’den fazla kişi vardı, ama biri bile ses çıkarmaya cesaret edemedi.

"Abi…"

Ka Di kardeşler Ka Di Yun'un yerde yattığını görünce onun yanına koştular. Nihayet arenadaki sessizlik bozulmuştu. Uykudan uyanmış gibi, fısıldaşmalar da yeniden başlamıştı. Sahanın her yerinde, insanların heyecanlı ve şaşkınlık dolu konuşmaları çınlıyordu.

“Tanrım, hayal bile edemezdim, 8. derece öğrenci, Aziz'i yenmeyi başardı. Bu akademi tarihinde eşi görülmemiş bir olay…”

“Bu Changyang Xiang Tian gerçekten 8. derecede mi? 10. derecenin zirvesindeki birini yendi. Azizlik silahını kullanmayan bir Aziz’i yendi…”

Changyang Xiang Tian’nın gücü sadece 8. derece olamaz. Kim bilir, belki de yoğun bir azizlik silahı kullanmıştır. Aksi takdirde, bir başkası Aziz Ka Di Yun gibi bir öğrenciyi nasıl yenebilir?”

“Belki de Changyang Xiang Tian, kazanmak için bir çeşit hileli yöntem kullandı…”

Jian Chen, hiçbir yorumu cevaplamadı ve abisi Changyang Hu'nun olduğu yere düşünmeden ilerledi. Abisinin şaşkınlık dolu yüzünü görünce güldü, “Abi, seni hayal kırıklığına uğratmadım. Ben kazandım."

Changyang Hu bunu duyduktan sonra duygusallaştı ve kollarıyla Jian Chen'i kucakladı. “Dördüncü kardeş, gerçekten harikasın! Bir Aziz olan Ka Di Yun'u yendin. Abini kendine hayran bıraktın!” Dedi ve Jian Chen'i kocaman bir ayı gibi sarmaladı.

Jian Chen mutluluktan gülümsüyordu. Yavaş yavaş kendini abisinin kollarından uzaklaştırdı. “Abi, burada konuşamıyoruz. Çok kalabalık. Şimdilik, burayı terk edelim.”