Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

15. Bölüm Hayat Hakkında (2)

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

 

Yerliler Derek’i gördükten sonra kaçtılar. Herkes Derek’i, kötü üne sahip Anail’in arka sokaklarını domine eden tefeciyi, tanırdı.

 

Ian etrafına baktı. Herhangi bir kaçış yolu göremiyordu. Derek’in adamları etrafında bir daire oluşturmuş, kaçış yollarını kapatmıştı.

 

Ne yapmalıydı? Ian’ın umudu söndü.

 

Derek ve beş adamı, sadece o kadar da değil, Derek diğer adamlardan çok daha güçlüydü. Savaşmamak en iyisiydi.

 

“Derek, senin için en iyisi benimle savaşmamak.”

 

“Neden böyle düşünüyorsun?”

 

“Hoyt’un sinirini durdurabileceğine güveniyor musun?”

 

Hoyt’tan bahsetti Ian. Derek’in Thompson’un ailesine zarar verememesinin tek nedeni Hoyt’tu. Yine de, Ian’ın beklentilerinin dışında, Derek gülümsedi.

 

Ian gitgide rahatsız oluyordu durumdan. Derek’in gülümsemesi ve kendinden emin duruşu, hayal ettiğinin tam tersiydi. Ian onun adi bir tefeci olduğunu zannetmişti ama Derek bundan çok daha fazlasıydı. Gücü bir savaşçınınki gibiydi, etrafındaki keskin atmosfer, Ian’ın daha önce hissettiklerine benzemiyordu.

 

Ian durumun kontrolünden çıktığını fark etti. Şimdi kumar oynama zamanıydı.

 

Derek kılıcını kaldırdı.

 

“Tek başına gitmeyeceksin, o yüzden endişelenme.”

 

Güldü ve Ian’ın sözlerini taklit etti.

 

“Genç Adam, senin için en iyisi bana karşılık vermemen.”

 

Ian, Ray’in ellerinin titrediğini hissedebiliyordu. Ian, Anail’de tanıştığı Stealla’dan yardım istemeye çalıştı ama kız oyunda değildi.

 

Çıkmazdaydı. Ian da büyük kılıcını kaldırdı. Burada önemli olan sadece Ray’di. Onun hayatta kalması için Ian’ın geri çekilmesi gerekiyordu.

 

Ian, Ray’e fısıldadı. “Boynuma sıkıca tutun.”

 

“Huh…?”

 

Ian, Ray’i kaldırdı ve sırtına yerleştirdi. Aniden geriye doğru koşmaya başladığında, Ray ani bir refleksle Ian’ın boynunu kavradı. Derek’in bulunduğu tarafın tam tersine doğru. Derek’in adamları kaçış yolunda toplanıyorlardı. Önündeki adamı diğerleri de başına üşüşmeden halletmesi gerekiyordu.

 

Ancak, Derek’in adamları, daha önce ezip geçmiş olduğu kullanıcı avcılarından farklıydılar. Karşısındaki adam sakince kılıcını savurdu ve Ian’ı yavaşlattı. Ian durduğu gibi diğer adamlar yetiştiler, bir kez daha etrafı sarılı bir haldeydi ve çember biraz daha dardı bu sefer.

 

Onlardan ötede Derek yaklaşıyordu. “Debelensen bile, sonuç aynı olacak.”

 

“.....”

 

Ian biraz zaman kazanmaya karar verdi.

 

“Ne kadar ahlaksız bir tefeci olursan ol, insafsızca davranmamalısın.”

 

“İnsafsızca…?”

 

“Evet, Derek. Hadi 1e1 eşit bir dövüş yapalım.” Ian önerdi.

 

Derek’in adamları kahkahalara boğuldu.

 

“Puhahaha. Ne diyorsun, Ork?”

 

“Derek tamamen pratik bir insan. Karşısında saçmalayacağımı mı düşünüyorsun?”

 

“1'e 1'i cennette arkadaşlarınla yap. Kilkil.”

 

Derek çenesini kaşıdı.

 

“... Hrmm.”

 

Ian adamları umursamadan Derek’le konuştu.

 

“Gerçekten 1'e 1'den korkmuyorsun değil mi?”

 

“Ne kadar ilginç bir arkadaş.”

 

Ian, onun provokasyon olduğu bes belli olan çabasını kabul edeceğini sanmıyordu ama Derek ansızın onayladı.

 

“Tamam.”

 

Adamların gözleri genişledi.

 

“Patron…?”

 

“Neden, kendine güvenin yok mu?”

 

“Benim?”

 

“Evet.”

 

Derek bir bıçağı o konuşan adamın boynuna dayadıktan sonra konuştu, “Eminim, benim adamlarım bir orktan korkmuyorlardır…?”

 

“Ah. Tabii ki hayır!”

 

“O zaman onunla dövüş. Tek başına.”

 

“Evet. Tabi!”

 

Derek’in adamı kuvvetlice başını sallıyordu ve kılıcını çekerek öne doğru adım attı. Ian, Ray’i yere bıraktı ve zihninin bir köşesindeki uğursuz hissi görmezden gelmeye çalıştı.

 

“Ray, uzak dur, eğer bir açık bulursan kaç git.”

 

“Bayım…”

 

“Endişelenme. Bir ork savaşçısına güvenmiyor musun?”

 

Ian güldü. Ray’in yüzü göz yaşlarıyla ıslanmıştı. Bu sahne Ray için çok tanıdıktı.

 

‘Ray, babana güvenmiyor musun?’

 

Babası Thompson, Ian’ın kurduğu aynı cümleden sonra gitmişti. Ve hala geri dönmemişti. Ray, Ian’ı hiç bırakmamak istiyordu ama Ian halihazırda ileri doğru gidiyordu ve kılıcını o adama doğrultmuştu.

 

“Bayım…”

 

Mücadele başladı. İlk hamle Ian’dan geldi. Adamın yan tarafına doğru yanaşmak istemişti ama adam bir adım geri çekildi, çünkü adam ‘Orkların İnsanüstü Gücü’nün inanılmaz atmosferini hissetmişti.

 

Bu şans değil de neydi? Zaten Ian sadece biraz zaman kazanmak istiyordu. Eninde sonunda Hoyt burada olanları duyup yardımına gelecekti. Ian ileri doğru hamle yaparak saldırmaya devam etti, saldırılarında herhangi bir amaç olmadan, adamsa Ian’ın saldırılarından kaçınmaya devam ediyordu. Derek’in ifadesi o ikisini seyrettikçe sertleşti.

 

“Ne kadar sıkıcı.” Derek homurdandı.

 

Sonrasında Derek’in adamının surat ifadesi değişti.

 

“Uhh… Uaaaah!”

 

Rakibi, gelen saldırıdan kaçınmak için geri doğru adım atan Ian’a doğru atıldı. Saldıran ve savunan yer değiştirmişti ama görüntü az öncekinin tekrarı gibiydi.

 

Derek kahkahayı bastı.

 

“Genç ork.”

 

“.....”

 

“Yapmaya çalıştığın şeyi anlıyorum, ama aynı zamanda bana da dikkat etmen gerekiyor.”

 

Derek çenesiyle işaret etti ve adamları bir kez daha silahlarını kaldırdılar.

 

“Eğer beni düzgünce eğlendirmezsen, o zaman izlememin bir manası kalmaz.”

 

Ian derin bir nefes aldı. Seçenekleri tükenmişti. Artık geriye tek bir yol kalmıştı. Artık o yol için son bir gösteri yapmaktan başka bir seçeneği kalmamıştı.

 

Ian’ın kasları şişti.

 

“Bul’tar------------------------!”

 

Ian rakibine doğru hücum etti. Ian’ın büyük kılıcı, sakınmak için vücudunu eğmiş olan rakibinin silahına doğru büyük bir kuvvetle indi. Adama takibi sürdürdü ve bir kesik vuruş yaptı.

 

“Kuok!”

 

Rakibi blokladı. İki kılıç birbiriyle çarpıştı ve bir güç gösterisi ortaya çıktı. Ian rakibine baskı uygularken diğer adam Ian’ın karnını tekmeledi.

 

“Huuk!”

 

“Öl, soysuz ork!”

 

Adamlardan biri Ian’ın boynuna doğru saplama hareketi yaptı, Ian darbeden kaçınmak için hızlıca eğilip yerde yuvarlandı. Kılıç ıskaladı, ama hemen ardından hala yerde olan Ian’a doğru bir başka kılıç inişe geçti. Ian ucu ucuna bir sağa bir sola yuvarlanarak gelen darbelerden sakındı.

 

Dişlerini sıktı Ian.

 

“Horyaaaaaah!”

 

Ayağa zıpladı ve tekrar hücum etti. Rakibinin kılıcı onu hedef almıştı ama umursamadı bile. İleri doğru itmeye devam etti, rakibinin kılıcı ona doğru geliyor olmasına rağmen kılıcıyla kesti. Rakibi yere düştü.

 

Ian adamın üstüne çıktı ama hala aralarında adamın kılıcı vardı. Ian bir anlığına duraksadı. Ruhunu teslim etmeden önce yumruğunu kullandı.

 

“Waaah!”

 

Orkun yumruğu adamın yüzüne indi.

 

Peeok! Peeok! Peeok!

 

Ian’ın yumrukları adamın yüzünü pirinç kekine çevirdi. Ian kendini toplamaya çalışırken, yumruk atmayı kesti.

 

Ian’ın boynuna bir kılıç dayanmıştı. Derek’in diğer bir adamının kılıcı.

 

“Dur. Adamlarımdan birini öldüremezsin.”

 

Ian çekinerek ayağa kalktı.

 

“Yaşıyor mu?”

 

“Evet, hala nefes alıyor.”

 

“Ahmak adam.”

 

Derek yerdeki adamın suratına bastı.

 

“Tecrübesiz bir orka kaybetmek…”

 

Ian geri çekilerek kılıcını eline aldı. Hala Derek hariç dört adam daha vardı. Yüzünde bir sırıtışla sordu.

 

“Sıradaki kim?”

 

******

 

Nefes verdi. Vücudu enkaz gibiydi.

 

[Orkun Yaşam Gücü (Nadir), kullanıldı.]

 

[Kanama ciddi, lütfen medikal destek alın.]

 

[Sağ kolun hareket etmiyor. Hareketlerin kısıtlandı.]

 

Üçüncü adamda deşilmiş bir karınla yerde yatıyordu. Şimdi sadece geriye iki tane kalmıştı. Derek hariç.

 

Ian’ın başı iradesi dışında düşüyordu. Yere yığılmak istiyordu. Dinlenmek istiyordu. Eğer ölseydi rahat edebilirdi. En nihayetinde bu bir oyundu. Yine de, Ray’i korumak zorundaydı.

 

Onun için bir oyun olabilirdi ama bu Ray için gerçeklikti, yapay zekası olan bir NPC. Şimdi, bir NPCnin hayatı ona bağlıydı.

 

Ian güldü. Lenox’un sözleri kulaklarında yankılandı.

 

‘Kafanı kaldır. Her şey zor! Rahatlamak yok! Zor mu geldi! Ne olmuş? Kimse umursamaz!’

 

Bu sözler. Düşmanı içinde bulunduğu durumu umursamazdı. Düşmanı gözlerini kapatıp yere çökmek istemesini umursamazdı. Hayır, onlar Ian’ın umutsuzluğundan güç alır ve üzerine basmayı denerlerdi.

 

“Sıradaki kim?” Ian bağırdı.

 

Yerliler halihazırda pencerelerin köşelerinden ve buldukları açıklıklardan savaşı izliyorlardı. Bir ork kötü üne sahip Derek ve adamlarına karşı mücadele ediyordu. Orkun vücudunun neredeyse her yerinden kan akıyordu ama yine de vaz geçmemişti.

 

“Gel! Senin de icabına bakacağım!”

 

“Etkileyici.”

 

Derek başıyla onayladı.

 

“Evet, sen… sen kesinlikle Hoyt’un arkadaşısın. Buna inandım.”

 

“Derek, öne çıkacak mısın?”

 

“Eğlence sonra erdi, Genç Adam.”

 

“Ne demek istiyorsun?”

 

“Keyif aldım, ama şimdi çalışma zamanı.”

 

Derek çenesi ile işaret etti. Ian’ın arkasında duran adamı Ray’i yakaladı. Ray çaresizce debelendi ama bir yetişkinin gücüne karşı koyamadı. Ian öne doğru hamle yapmak istedi ama Derek yaklaşıp karnına bir yumruk attı.

 

“Öhöööö…..!”

 

Derek güçlüydü. O darbe gözlerinin kararmasına neden oldu.

 

Ian yere oturdu. Derek başında dururken gülerek konuştu.

 

“Zamanı geliyor.”

 

Derek Ian’ın saçını kavradı. O arada birisi Ian’ın dikkatini çekti.

 

Bir ork savaşçısı koşarak yaklaşıyordu. Tek göz, yaralar ve dövmelerle dolu korkutucu bir yüz. O Hoyt’tu.