Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

32. Bölüm Ova Kurtarma (3)

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

 

Gilliam ve Puri triterleri avlamaya başladılar.

 

Dün gece, rüzgar tarafından taşınan alkol kokusu dolayısıyla sarhoş olup bir sürelik yanlış anlaşılmaya mahal vermişlerdi. Elf ve ork normal insanlardı. Gilliam ve Puri onlarla bütün gece boyunca alkol ve triter eti paylaşmışlardı.

 

Psikopat bir katil zannettikleri elf, bir görevde olan normal bir kullanıcıydı, konuşamayan orksa Arnin’e girebilmek için triterleri avlayan bir NPCydi. Arnin’e girmek için itibar kasan bir ork duyulmuş şey değildi ve aynı zamanda tehlikeli görünüyordu. Korkutucu görüntüsünün aksine aslında ork gayet kibardı.

 

“Ack!”

 

Triterler aslında zorlu yaratıklardı ve bu yüzden bir çok kez tehlikeli durumlar oluştu. Her seferinde ork kurtardı onları. Dövmelerle kaplı ork savaşçı heyecanlı ve dinamik görünüyordu, triterleri avlarken bile.

 

“Ork, teşekkür ederim.”

 

Ork gülümsedi ve elini yumruk yapıp baş parmağını kaldırdı. Orkun karakteristiği sesi yerine elinin baş parmağını kullanarak belli oluyordu. İyi olduğu zaman baş parmağını yukarı doğru işaret ediyordu, triterler yüzünden sinirli yada kızgın olduğundaysa bunu baş parmağını aşağı doğru işaret ederek gösteriyordu.

 

Gilliam da baş parmağını kaldırdı.

 

“Ben de baş parmak işareti yapacağım.”

 

Gündüz vakti diğer kullanıcılar ve NPCler de ovada görünmeye başladılar. Arnin’e itibar kazandıran görev gayet iyi biliniyordu, bazen yeni oyuncular bile gelip şanslarını deniyorlardı.

 

“Cüce, bu orkta ne?” Bölgede triter avlayan bir cin cüce kullanıcı sordu.

 

Cin cüceler de cücelere benziyorlardı ama onlardaki kullanıcı sayısı orklardaki gibi azdı. Büyü güçleri ve çeviklikleri çok iyiydi. Normalde orklar oynanamaz bir tür olarak görüldüğü için, cin cüceler için söylenebilecek şey ise kullanıcıların en az o türü seçtiğiydi.

 

“O…”

 

Nasıl açıklamalıydı ki? Gilliam cevaplamadan önce endişeli göründü, “İyi bir ork.”

 

“Huh? En iyi ork ölü ork değil midir?”

 

“Ne demek istiyorsun? Lütfen söylediklerine dikkat et.”

 

“Huh?”

 

Orklar hakkında, büyük bir yanlış yargılama vardı. Bir çok insan orkların sert ve umursamaz yaratıklar olduğunu düşünüyorlardı. Öldürüldüklerinde güzel ödüller veren dişli rakiplerdi.

 

Gilliam da aynı şekilde düşünenlerdendi. Ama bu ork farklıydı. Güneş doğduktan sonra, ork baş parmağını kaldırıp durmuştu. Neredeyse hiç dinlenmemişti durmamıştı bile, bunun anlamıysa diğerlerine tereddütsüz yardım etmesiydi. Hangi tür olduklarına bakmaksızın.

 

“Yakında ne demek istediğimi anlayacaksın.”

 

“.....?”

 

Enyanis, Arnin Ovaları'nın yöneticisi, bütün olanları gördü.

 

“Hoh, şu ork, o baya iyi.”

 

Enyanis’in görevi triterlerin çoğalmasını kontrol altında tutarak ormanın yok olmasını engellemekti. İtibar elfler arasında farkındalık manasına geliyordu ve Enyani’nin itibarı da ovadaki işlerin iyi gittiğini bildirdikçe artıyordu.

 

Yönetici olarak Enyanis, ovadaki her savaşı izliyordu. Triterler güçlü yaratıklardı, bu da ovadakilerin her zaman risk altında olması demekti. Ama bu orkun ortaya çıkışından bu yana kayıpların sayısı ciddi manada düşmüştü.

 

“İzlemem gerekiyor.”

 

Ancak, ork Crockta yapmakta olduğu öldürme işini, etraftakilerin ilgisi gittikçe artarken, sadece yapmaya devam etti. Sıkıcı bir işti, bir triteri öldürmek zaman alıyordu, ayrıca eğer bir kullanıcının başı derde girerse, hızlıca ona yardım etmek için atılıyordu, itibar falan umursamadan.

 

Savaşçının yeminini görmezden gelemezdi. Bir savaşçı güçsüz olanı korur!

 

Crockta başka bir kullanıcının hayatını kurtardı. Bir cin cüceyi ezip geçerek suyunu çıkarmak üzere olan bir tritere uçan kafa attı.

 

“.....!”

 

Cin cüce gözleri neredeyse yuvalarından fırlayacak şekilde şaşkınlıkla baktı orka. Crockta bağırmak istemişti ama Elwina’nın Sessizlik büyüsü hala engelliyordu onu. O kötü kadın…

 

“Huu.”

 

Konuşamamak çok can sıkıcı bir şeydi. 100 kelime konuşmak yerine Crockta sadece baş parmağını kaldırıyordu.

 

“.....!”

 

Cin cücenin gözleri bir anda farklı bakmaya başladılar. O da sanki bir büyüyle bağlanmış gibi baş parmağını kaldırdı.

 

Crockta triterin işini bitirdikten sonra derin bir nefes aldı ve etrafına baktı. Bir grup insan ovaya giriyorlardı. Lider hariç diğerleri yeni başlayanlar gibi görünüyorlardı, liderse pahalı metal bir zırh takımının içindeydi. Yüksek seviyeli bir kullanıcı ekipmanıydı o zırh.

 

İtibar kasmaları için arkadaşlarına yardım ediyor gibi görünüyordu. Ancak yüzünde şaşalı bir ifade vardı.

 

“Hey, burası ne kadar kalabalık böyle. Siz bilmezsiniz kendim itibar kazanmaya çalışırken ne kadar uğraştığımı şimdi her şey internet sitesinde yazıyor. Böylesi daha iyi ya neyse, rahatça bekleyin siz.”

 

Sonrasında kılıcının gücünü bir yetenek kullanarak gösterdi, aktif bir yetenek. Keskin bir güç kılıcından tritere doğru ilerledi. Triter yere çöktü ve vücudundan kanlar etrafa saçıldı. Sonunda adam yaklaşarak işini bitirdi triterin.

 

“Kardeşim, iyiydi.”

 

“En iyisi.”

 

Gruptaki diğerleri adamı övdüler. Adamın omuzları dikleşti ve ovadaki manzaraya sanki onun için hiçbir şey ifade etmiyormuş gibi baktı, o anda gözlerinde bir şüphe belirdi, orku fark etmişti.

 

“... Bir ork?”

 

Gözlerine inanamayarak tekrar baktı ve orku gördü. Bir anda ifadesi değişti, ovada bir sürü triter ve bir ork vardı. Eğer grup halde değillerse kolayca halledilebiliyorlardı. Burada bir orkun ne işi olduğunu bilmiyordu ama onu hedef olarak belirlemişti.

 

Bir triterdense, onu kendini vermeye daha fazla ikna eden bir hedefti ork. Adam partideki güzel bir kadın kullanıcıya baktı ve konuştu.

 

“Bekle ve izle. Hızlıca halledeceğim.”

 

Anında orka yaklaşmaya başladı. Crockta onun varlığını hissetmişti ama insan olduğu için dikkatini ona vermemişti. Başka bir triter bulmak üzere yürüyordu. Aniden arkasından soğuk bir his yayıldı. Sanki vücudundaki bütün tüyler dikleşmişti.

 

Crockta iç güdüsel olarak yere eğildi. Bir kılıç üzerinden havayı yararak geçti.

 

Arkasını döndü, elinde kılıç olan yüksek seviye bir kullanıcı yaklaşıyordu. Crockta bağırıp ona ne yaptığını sormak istedi ama Elwina’nın büyüsü hala etkiliydi. Sanki hüsrandan ölebilirmiş gibi hissetti.

 

Crockta kollarını önüne uzatarak protesto eden bir işaret yaptı.

 

“Orada ne yaptığını sanıyorsun?” Başka bir kullanıcı sordu Crockta yerine.

 

Adam omuz silkti. “Ork avlıyorum.”

 

“O ork itibar kasmaya çalışıyor, yani onu yalnız bırak. O iyi bir ork.”

 

“İyi bir ork?”

 

Adam gülmekten yarıldı. “Garip şeyler söyleme. Ben onun icabına bakarım. Ayak takımından birini öldürürken senin iznine ihtiyacım yok?”

 

“O ork ayak takımından biri değil…”

 

“Her neyse. Eğer karışırsan, zarar görürsün.”

 

Adam Crockta’ya yeniden saldırdı.

 

“Eh? Bu ne şimdi?”

 

“Bu, bu!”

 

“Uhuh…!”

 

Ovadaki diğer kullanıcılar durumdan dolayı sızlandılar.

 

“Uvah (Bul’tar)!”

 

Crockta da büyük kılıcını kaldırdı ve karşılık verdi. O adam diğer kullanıcılardan farklıydı. Küstah bir ifadesi vardı, ama kesinlikle iyi savaşmayı biliyordu. Hızlı ve güçlü. Seviyesi yüksekti… Crockta kılıcı karşıladı ve geriye doğru bir adım attı.

 

Adam güldü ve düzenli bir şekilde Crockta’ya saldırmaya devam etti. Orkların gücünden etkilenmeyen bir rakipti bu. Her saldırısı güçlüydü.

 

“Bu orkun sonu geldi.”

 

Crockta’ya karşı baskı kurmaya devam etti. Crockta geri itiliyordu.

 

“Sadece kaba kuvvetin var. Senden daha güçlü birine karşı hiçbir şey yapamazsın!”

 

Crockta’ya doğru sıçradı, büyük kılıcıyla aceleyle karşıladı darbeyi Crockta, ama güçlü bir darbeydi ve savaştaki bütün insiyatifi kaybetmişti.

 

Saldırgan davranmaya devam etti adam. Crockta karşıladığı her darbeyle birlikte biraz daha geri itiliyordu. Duruşunu düzelttiğinde başka bir saldırı gelecekti, Crockta’yı defansta kalmaya zorlayan, ritmi değiştirmek zorundaydı ama hiç açıklık bulamıyordu.

 

Geri çekilirken ayağı bir triterin cesedine takıldı, bir anlığına ayağı cesede dolandı bu arada adam o fırsatı değerlendirdi ve Crockta’ya doğru atıldı. Aktif bir yetenek kullanmıştı. Yere düşmüş olan orka bakarken yüzünde gülümseme vardı.

 

O an bir ok havayı yararak geldi.

 

Kvang!

 

İçinde büyü gücü barındıran ok adamın plaka zırhına çarpıp patladı ve adamı geriye doğru uçurdu. Yerde yuvarlanıp ayağa kalktı.

 

Sinirli bir şekilde bağırdı. “Bu ne lan?”

 

“Ne yapıyorsun sen?” Elf Yurin sordu. “Neden ona saldırdın?”

 

“Ayak takımından birini öldürüyorum, neden herkes müdahil oluyor?”

 

“O ayak takımından biri değil.”

 

“Eğer değilse, ne o?”

 

“Bir NPC? Sence bütün NPCler ayak takımı mı?”

 

“Bir orksa ayak takımıdır. Aish, buradaki bütün insanlar delirmiş olmalı.”

 

“Ha. Bütün söyleyeceğin bu mu? Bu amcan, seni durduracak.”

 

“Bunu söyleyen ben olmalıydım, yaşlı bayan.”

 

“Cidden mi?”

 

Bu ikisi birlikteydiler.

 

“Durum her ne olursa olsun, eğer ben saldırmaya başlarsam o zaman orkla baş edemezsin.”

 

Yurin okuyla adamı hedef almıştı. Adam güldü, elf yüksek seviye değildi; ona rakip olamazdı ama eğer orkla birlikte saldırırlarsa onu zorlarlardı, yine de kazanacağı konusunda kendine güveni tamdı.

 

O anda Crockta öne çıktı.

 

Elini Yurin’e doğru ‘dur’ diyorcasına kaldırmıştı. Yurin, onunla birlikte savaşıp, yiyip içtikten sonra ne demek istediğini anlayabiliyordu. Ona karışmamasını söylüyordu ork.

 

Crockta’nın sert bakışları tekrardan alevlenerek adama döndü. Dik dik bakarken büyük kılıcını tekrar kaldırdı.

 

Hadi bunu sona erdirelim.

 

Crockta büyük kılıcını omuzuna yasladı ve diğer elini adama doğru kaldırdı.

 

Gel.

 

Kimse bunun anlamını yanlış anlayamazdı… Adam dişlerini sıktı ve kılıcını kaldırdı.

 

“Küstah ork.”

 

Crockta daha dikkatli bir duruş aldı. Adam kendini beğenmişin tekiydi. Vücuduyla savaş pozisyonu aldı ve gözleri adamın en ufak hareketini kaçırmıyordu. İçindeki gücün arttığını hissedebiliyordu.

 

[Boyun Eğmez Savaşçının Ruhu (Ender) kullanıldı.]

 

[Onurun Dövmeleri (Ender) kullanıldı.]

 

Gulyabani Katili elinde feryat ediyor gibiydi. Kavrayışı eline tam oturmuş gibi hissettiriyordu, tenine değip geçen rüzgar bile ona, doğru hissettiriyordu. Rakibi güçlüydü ama bunda bir sıkıntı yoktu. İçindeki bu güç rakibini alt etmeye yeterdi.

 

Ork Crockta’nın taktiği rakibini gücüyle ezip geçmekten ibaretti, ama Kuzgun’un taktiği ise az güç sarf ederek güçlü düşmanları dize getirmekti.

 

“Eğer ölümü arzuluyorsan, o zaman seni öldüreceğim!”

 

Adam atıldı. Arkasında getirdiği parti ona tezahürat yapıyordu.

 

“Kardeşim, kazanabilirsin!”

 

“Kardeşim, dövüşş!”

 

Adam yine aktif bir yetenek kullandı cevap olarak. Kılıcından çıkarak orka doğru giden bir güç dalgası. Crockta yerde yuvarlanıp darbeden kaçındı.

 

Takır, tukur!

 

Crockta’nın arkasındaki büyük kaya parçalara ayrıldı. O teknik, bir kaya üzerinde iz bırakacak kadar güçlüydü. Ancak aktif yeteneklerin bir soğuma süresi vardı yeniden kullanılmadan önce. Geçici olarak Crockta’nın o yetenek üzerine düşünmesi gerekmiyordu.

 

“Klas!”

 

Arkasındaki kadın kullanıcının sesini duyduğunda adam gülümsedi. Adam tam olarak dövüşe vermemişti kendini. Aslında her zaman gözlerini rakibinin üzerinde tutması gerekiyordu.

 

Crockta adamla yüzleşti. Başka bir tarafa baktığı anı yakaladı.

 

Aniden önündeki toprağı tekmeledi Crockta, toprak ve kum adamın görüşünü engelledi bir an için, o arada adamın arkasına geçti.

 

“Öhöö, tü tüüü!”

 

Büyük kılıç tozun arasından kendine yol açarak ilerledi. Adam aceleyle blokladı. Başı neredeyse uçup gidiyordu…

 

Adamın duruşu stabil değildi ve açıktan faydalanıp karnına bir tekme attı Crockta. Zırhından ötürü çok bir hasar almasa da geri doğru itildi. Yüzündeki kum tanelerini sildi adam.

 

“Sikti…”

 

Adam öne doğru atılıp küfrederken, Crockta yeniden toprağı tekmeledi.

 

“Seni göt veren!”

 

Adam başını salladı ve geri çekildi. Her tarafa bakıyordu. Biraz önce başına gelmek üzere olan şey yüzünden tetikteydi. Ama kum fırtınası içinde rakibi ortadan kaybolmuştu.

 

Rakibinin zayıflığını tamamen kullanıyordu.

 

Crockta ileri doğru koştu, adam rakibinin yaklaştığını anladığı anda geldiği tarafa doğru duruşunu ayarladı, saldırıdan ucu ucuna kaçındı. Crockta arkasını döndü ve adamla tekrar yüzleşti, ayağıyla bir kez daha toprağa tekme attı.

 

Adam geri çekilmeden edemedi. Crockta o anı kaçırmadı ve büyük kılıcını savurdu. Adamın tepki süresi biraz gecikmiş gibi görünüyordu. Darbeyi engellemeyi denedi ama Crockta’nın büyük kılıcı kolunun dış kısmını yardı.

 

Zırh büküldü ve kılıç adamın koluna sıkışıp kaldı.

 

“Öhööö!”

 

Adam diğer elindeki kılıcı saplamayı denedi ama Crockta geri çekilmeye başlamıştı bile. Adama toparlanması için zaman tanıyamazdı. Toprağı tekmeledi, yaralanmış adama doğru bir kez daha toz ve toprak uçuşmaya başladı. Adam nefretle açtı ağzını.

 

“Siktir, seni aşağılık piç kurusu!”

 

Aceleyle geri çekildi, Crockta bastırdı. Adam çaresizce gözlerini açmaya çalışıyordu ama gözlerinin içine toz kaçmıştı. Korneasını çiziyordu kum taneleri. Refleksif olarak aralıksızca gözlerini kırptı, gözleri yaşarmaya başlamıştı.

 

Görüşü bulanıklaştı, orkun büyük kılıcını belli belirsiz görebildi. Kılıcını kaldırdı ama yaralı kolu yavaşlamıştı. Crockta’nın büyük kılıcı zırhını yararak karnına girdi.

 

Adam dizlerinin üzerine çöktü.

 

“Kuheooh…!”

 

Ağzından ve yarasından kan sızıyordu. Artık savaşamayacak durumdaydı ve kazanan belirlenmişti. Bütün izleyenlerin gözleri şaşkınlıktan sonuna kadar açıldılar.

 

Crockta büyük kılıcını kaldırdı, adamın boynuna doğru inişe geçmişti.

 

“D-Dur…”

 

Adam Crockta’ya bakarken titriyordu.

 

“Öldürme…”

 

İki elini de kaldırdı ve elinden kılıcını attı. Üzerindeki ekipmanlar, özellikle zırhı oldukça pahalıydı. Ölümden sonraki etkileri atabilirdi üzerinden ama zırhı almak için girdiği borçtan kurtulamazdı.

 

Bu ork kullanıcının onlara sahip olmasına izin veremezdi.

 

Artık arkasında onu izleyen partisi hakkında endişelenmiyordu. Daha borcunu bile tam ödememişti. Üzerindeki bu ekipmanlarla daha güçlenecek ve Elder Lord’u bir iş haline getirecekti.

 

Büyük zorluklarla satın aldığı bu ‘Öz’ seviye zırhı kaybederse onun için telafisi mümkün olmayan bir kayıp olurdu.

 

“Lütfen…”

 

Adam yalvardı.. Crockta’ysa ona sessizce bakıyordu.

 

Sonra biri konuştu. “Öldür onu.”

 

Konuşan Yurin’di.

 

Kısa süre içerisinde olayı izleyen kullanıcılar konuşmaya başladılar.

 

“Ork, öldür onu!”

 

“Bunun yaşamasına izin verme!”

 

“Öldür!”

 

Onlar Crockta’nın yardım etmiş olduğu kullanıcılardı. Seslerin sayısı gittikçe artıyordu. Sanki kolezyumdaki izleyici kitlesiydi onlar ve kaybedenin ölümü için tempo tutuyorlardı. Crockta gözlerini onların üzerine gezdirdikten sonra affedilmek için yalvaran adama baktı.

 

Gözlerinin içindeki korku ve dehşet belli oluyordu.

 

“.....”

 

Crockta büyük kılıcını indirdi.

 

Bunu gören Yurin konuştu, “Önce o seni öldürmeye çalıştı. Ne söylediğini duydun, eğer bu herif kazansaydı kesinlikle seni bağışlamayacaktı. Ona karşılığını ödetmelisin.!”

 

Bütün izleyiciler, kullanıcılar da dahil olmak üzere, Yurin’in sözlerini başlarıyla onayladılar.

 

“O bir kullanıcı, yıldızlar tarafından lanetlenmiş biri. Ölse bile tekrar dirilecektir!”

 

“Öldürülse bile ufak bir ceza çekecek!”

 

“İlk saldıran o olursa, cezasını çekip ölebileceğini öğrenmesi gerekiyor.”

 

“Öldür onu!”

 

Ancak, Crockta olumsuz manada salladı başını. Bu o adamı öldürmeyeceğini gösteriyordu.

 

“Neden?”

 

Yurin sanki bu yaptığı saçmaymışcasına sordu. Bu karşısındaki ork savaşçısı kibardı ama iradesiz değildi. Kadın anlayamıyordu.

 

“.....”

 

Crockta konuşmak istedi, ama Elwina’nın Susturma büyüsü hala konuşmasına engel oluyordu.

 

Böylece konuşmak yerine arkasını döndü, Crockta ilerlerken etrafındaki kalabalık da ona yol açtılar. Büyük bir kayaya doğru gidiyordu, adamın aktif yeteneğinin isabet ettiği kayaydı o.

 

Crockta büyük kılıcını kaldırdı ve gücünü topladı. Büyük kılıç tekniği Leyteno’nun Büyük Kılıç Tekniği’ne geliştikten sonra onunla arkasında kayalara bile izler bırakabilecek güce ulaşmıştı. Crockta kılıcını kayaya yerleştirdi ve bir şeyler kazımaya başladı.

 

İzleyiciler nefeslerini tuttular ve izlediler. Gözlerinin önünde kelimeler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.

 

[Savaşçı.]

 

Herkesin kafası karışmıştı ama orkun yazdıkları yavaş yavaş ortaya çıktıkça şaşkınlıktan ağızları açık kaldı.

 

[Dövüşçü silahını zaten bırakmıştı.]

 

Crockta başka bir cümleyle yazdıklarını bitirdi.

 

[Savaşçı silahsızlara saldırmaz.]

 

Büyük kılıcını kınına geri yerleştirdi. Crockta arkasındaki kalabalığa doğru dönerken, oradaki insanların gözleri kayanın üzerine yazdıklarındaydı.

 

Savaşçı silahsızlara saldırmaz!

 

“.....!”

 

Hiçbirinin ağzından tek bir kelime bile çıkmıyordu. Eğer düşmanı karşılık vermiyorsa, o zaman öldürmüyordu. Onlar insanların medeni, orkların vahşi olduğunu düşünüyorlardı. Ancak, masum orka ilk başta saldıran bir insandı ve insanlardı orkun onu öldürmesi için bağıranlar. Anlam veremedikleri duygular hissediyorlardı içlerinde.

 

Bu ork kimdi? Bir ork savaşçısı mıydı?

 

O ork, o kayanın önünde dururken izleyenlerin gözlerine kocaman göründü.

 

Alkış. Alkış. Alkış.

 

Birisi alkışlayarak yürüyordu, Arnin Ovası'nın yöneticisiydi o kişi. Crockta’nın önünde durdu ve alkışladı, gözleri yaşlardan dolayı ıslanmıştı.

 

“Sen… gerçek bir savaşçısın. Arnin’in uzun zamandır ihtiyacı olan yeteneğe sahip biri, bir ork! Seni şehrimize davet etmek istiyorum.”

 

Crokta’nın itibar kazanma işi bitmiş miydi yani? İzleyen kalabalık coşkuyla destek oldular. Crockta’ysa sessizce başıyla onayladı.

 

“Ama bir anda ortadan kaybolursan buradakiler için zor olur, o yüzden sana bir vazife veriyorum.”

 

Crokta şaşkındı. Ne vazifesi?

 

“Seni Arnin Ovası Kurtarma Takımının kaptanı olarak atıyorum. Artık triter öldürmene gerek yok. Önümüzdeki üç gün boyunca, daha önce yaptığın gibi buradakileri kurtar. Ondan sonra Arnin’e girişine olanak tanıyacağım.”

 

Enyanis’in ‘Arnin Ovası Kurtarma Takımı’ teklifi.

 

Crockta herhangi bir endişesi olmadan kabul etti. Olayı izleyenlerse tezahürat yaptılar. Crockta ve Enyanis el sıkıştıklarında ova alkış sesleriyle çınlıyordu.

 

Arnin Ovası Kurtarma Takımı, Arnin’in uzun süredir uygulanamayan geleneği. Ne bir insan ne de bir elf sayesinde değil, tanınmayan bir ork savaşçı sayesinde tekrardan başlamıştı.