Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

36. Bölüm Tezat (3)

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

 

“Neden muhafız olmaya bu kadar takıntılı olduğunu biliyorum.” Elsanad konuştu.

 

Aynada kulağındaki küpelerin görüntüsüne bakıyordu. Transparan küpeler her dokunuşuyla hareket ederek çeşitli açılarda ışığı yansıtıyordu. Elsanad küpelerinin parlaklığından memnun vaziyette gülümsedi.

 

Elwina’nın aynadaki yansıması üzgün ifadesini gösteriyordu.

 

“Ama ne kadar süre bu şekilde devam edebilirsin ki?”

 

“Ne kadar istersem o kadar.”

 

“Dünyada iyi de var Elwina, ama aynı zamanda zehirlide.”

 

Elsanad oturduğu yerden kalktı.

 

Arnin’in saygıdeğer valisi olarak zamanının çoğunu çalışarak geçiriyordu. Kendine ayırabildiği kişisel zamanı sadece sabahları belediye binasına gitmeden önce hazırlandığı zamandı. Bir elf olarak, o da kendi görünüşü söz konusu olduğunda hassastı ve titizlikle hazırlanıyordu.

 

Ona kan bağıyla bağlı biri olarak Elwina’da Elsanad’dan farklı değildi. Bereket versin, ikisi de elfler arasında bile önde gelen güzellikler arasındaydılar ve hiçbir zaman görünüşleri konusunda hoşnutsuz olmamışlardı. Ancak onların hayata estetik bakışlarının farklı olmasından ötürü hobileri birbirlerinden farklıydı.

 

Elwina için, bunlar oyuncak bebeklerdi.

 

“Senin koleksiyonun için artık daha fazla yer kalmadı.”

 

Bebekleri direk olarak kendisi yapıyordu. Yaptıkları dünya üzerinde tek olduğu için her birinin eşsiz bir çekiciliği vardı.

 

“Zarif elflerden yoruldum artık. Yeni materyallere ihtiyacım var.”

 

Bir muhafız olarak, Arnin’e yolculuk yapan bir çok grubu görebiliyordu. Yabancılar ve diğer türlerin üyeleri ona elflerinkinden farklı bir ilham veriyorlardı.

 

“Bu garip çünkü sen sadece elfleri severdin. Ne yani şimdi bir ork bebeği yapmayı mı planlıyorsun?”

 

“.....”

 

Elwina cevap vermedi, durum böyle olunca Elsanad ona doğru döndü. Kızının suratında kafasının karışık olduğunu gösteren bir ifade vardı. Elsanad kendini tutamayıp güldü.

 

“Elwina, diğer türlere karşı ön yargılı olmamana seviniyorum ama bir anda bu şekilde yüzünün kızarması konusunda endişelerim var. Bir orkla mı tanıştın?”

 

“Evet tanıştım.”

 

“Arnin’e bir ork gelmesinin üzerinden gerçekten uzun zaman geçti. Belki bu Arnin için iyi bir şeydir.”

 

Zarif elbisesi, güzel küpeleri ve kolyesiyle Elsanad bir sanat şaheserindeki tanrıçalar gibiydi. Onların konuşmalarını izleyen sekreteri, kapıyı açtı.

 

“Vali, gitme zamanı.”

 

“Anlaşıldı.”

 

Odadan çıkmadan hemen önce, tapılası kızı Elwina’ya bir kez daha baktı. “Kızım, biliyorum çocukluğundan beri seni ihmal ediyorum. Bu yüzden hep kendimi kötü hissettim.”

 

“Önemli değil.”

 

“Gel buraya.”

 

Elsanad kollarını uzattı ve Elwina’yı kollarının arasına aldı, sırtını sıvazladı. Bu şekilde kucaklanmaktan dolayı biraz utanmış olan Elwina, annesinin sekreterine baktı ama biraz sonra annesinin sarılışına o da sarılarak karşılık verdi.

 

“Ben senin annenim ama aynı zamanda Arnin’in bütün vatandaşlarının da annesiyim.”

 

“Bunun farkındayım. Endişelenmene gerek yok. Bunu küçüklüğümden beri söyleyip duruyorsun.”

 

“Anlayışını taktir ediyorum. Eğer Arnin’de daha güzel ve daha mutlu bir şekilde yaşayabilseydin, buna değmez miydi?”

 

Elsanad sarılmayı bıraktı.

 

“İlk başta düşündüğüm bir çok plan şu anda yürürlükte. Seçimlerden sonra bir kez daha vali olduktan sonra, Arnin için yapabileceğim herşeyi yapacağım.”

 

“Evet…”

 

“Ondan sonra, emekli olmak ve seninle daha çok zaman geçirmek istiyorum.”

 

Elwina başıyla onayladı.

 

“Bir dahaki sefere, bana bebeklerini tekrar göster. Onlar çok güzeller.”

 

“...Tabi ki.”

 

Elwina gülümsedi, Elsanad kızının yanağını okşadı. Kızı inatçıydı ama gülümsediğinde bir melek gibi görünüyordu. Ona ölmüş kocasını hatırlatıyordu.

 

“O zaman, ben gidiyorum.”

 

“Hoşçakal.”

 

Elsanad kızını yanağından öptü ve odadan çıktı. Sekreteri onu takip etti. Evden çıkar çıkmaz, konuyu direk işlere çevirdi, “Onlar nasıllar? Kenar mahallede işler iyi gidiyor mu?”

 

“Tabi ki.”

 

“İyi öyleyse. O benim uzun zamandır yaşattığım bir dileğim, eğer herhangi bir sıkıntı olursa üzülürüm.”

 

Onları götürmek için bekleyen at arabasına binip hareket etmeye başladılar. Araba Arnin sokaklarında ilerledikçe, vatandaşlar valiye el sallayıp selamladılar. Elsanad’da onlara arabanın penceresinden gülümseyerek karşılık verdi.

 

“Zannedersem herkes mutlu.”

 

“Hepsi sizin sayenizde.”

 

“Güzel olmayan eski Arnin, bakmak bile beni hasta ediyordu.”

 

Elsanad’ın sekreteri Alsein omuz silkti.

 

Sıkı sıkıya patronuna bağlıydı. Ancak onun tutkusu ve coşkusu sadece kendi sıkı güzellik standartlarına bağlıydı. Sık sık idealler ve gerçeklik arasında büyük bir açıklık bulunurdu, onun buradaki rolü o açıklıkları göstermekti.

 

“Kenar mahalledeki vatandaşlarda bu şekilde gülümsüyorlar.” Elsanad konuştu.

 

“Evet öyle.”

 

“Huhuhut.”

 

“Sadece…”

 

“Sadece?”

 

“Yeni inşa edilen binanın giderleri fazla olmaya başladı gibi görünüyor. İnşa ederken sadece güzel yapmaya çalışmamalısın. Senin güzelliğe olan hassasiyetini biliyorum ama, bazen ödün vermelisin. Özellikle kenar mahalledeki iyilik heykeli biraz…”

 

“...tamam değil mi?”

 

“İşe yaramıyor. Para israfı.”

 

“...Gerçekten mi?”

 

“Evet. Kesinlikle karşı çıkıyorum.”

 

Elsanad’ın kulakları düştü. Alsein’in içi huzursuz oldu ama, söylediği şeyden geri adım atamazdı. “Hiç bir amaca hizmet etmiyor.”

 

“Teşekkür ederim.”

 

Elsanad kenar mahallede, İyilik Tanrıçasının heykelini yaptırmak istiyordu. İyi görünecekti ama masrafı esas problemdi. Düş kırıklığına uğramıştı, ama Alsein farkında değilmiş gibi davranıyordu. Pencereden dışarıya baktı ve aniden güldü.

 

“Alsein, bak. Bir koyun bulut.”

 

Alsain bakışlarını çevirdi, gökyüzündeki bir bulut koyun şeklinde görünüyordu. Güzel ve nadir bir manzaraydı. Elsanad’ın gözleri güzel şeyler görmekten hoşlanan küçük kızlar gibi alevlendi.

 

“Güzel.”

 

Elsanad Alsein’in omzunu kavradı ve manzaranın tadını çıkardı. Alsien’de gülümsedi.

 

*** ***

 

Crockta Arnin’de kötülükler yapan Eriyen Balhae Klanı üyelerini temizlemişti. Bir çok üyesi artık oyunu oynayamayacaklardı, Lenox’un intikamının bir parçasını almıştı Crockta. Ama Eriyen Balhae sadece Arnin’de faaliyet göstermiyordu.

 

Arnin sadece bir başlangıçtı. Birkaç diğer şehre daha gidip temizlemesi gerekiyordu. Ancak Derek’in sözleşmesi hala devam ediyordu ve daha Arnin’de işi bitmemişti, bazı koşullar hala sağlanmalıydı.

 

Elsanad’ı öldür yada seçimi kazanarak Ilya’nın vali olmasını sağla.

 

Sözleşmeye göre, bu suça karışanları öldürebilirdi. Derek’in hedefi iş ortağı Ilya’yı Arnin’de gücü elinde bulunduran kişi yapmaktı. Eğer Vali Elsanad öldürülürse ve onun habis işleri ortaya çıkarılırsa, bazı şeyler çok kolaylaşırdı.

 

Ama Crockta bir süre daha izlemeye karar verdi. Ilya’nın vali olabilmek için yeterli olup olmadığı muallaktaydı.

 

Ayrıca Ilya şüphe uyandırıcıydı.

 

Onun hakkında bir sürü kuşku uyandıran ve bilinmeyen şeyler vardı. Ne kadar süredir hazırlandığı önemsizdi, Crockta’ya Eriyen Balhae Klanı hakkında sağlanan bütün bilgilerin kaynağı gizliydi. Her şeyden önemlisi Eriyen Balhae’nin Arnin’de lideri olarak görünen adam Ilya’nın yüzünü gördüğünde şaşırmıştı.

 

Sonrasında Ilya adamın çenesini onu öldürerek kapatmıştı.

 

Crockta, Jung Ian, bir asker olarak her türlü şeyin üstesinden gelmişti. Her zaman doğru tarafta değildi. Sık sık bu gün mücadelelerinde insanlar doğruyu saptırarak ya da saklayarak insanları kendi istedikleri gibi yönlendirirlerdi.

 

Ona göre, kendi işini bitirmişti ve ortalıkla boş boş dolanabilirdi. Bu yüzden, daha fazla dahil olmadı ve Ilya’yı izlemeye koyuldu.

 

“Arnin’in vatandaşları! Size söylemem gereken bir şey var. Alçak ve çirkin gerçek.”

 

Ilya bir meydanda dikilmiş insanlara bağırıyordu.

 

Arnin’de seçim dönemiydi. Elsanad’a olan destek su götürmez şekilde eziciydi, neredeyse oylama sadece formaliteden yapılıyordu. Bir müsabaka düzenleyebilirlerdi ama her zaman kazanan Elsanad oluyordu.

 

Ama bu sefer işler değişebilirdi.

 

“Elsanad nasıl bir insandı? Temiz biri mi? Arnin için fedakarlıklarda bulunmuş bir vali mi? Eğer öyle düşünüyorsanız kandırıldınız. O kadın öyle biri değil.”

 

Ilya bağırmaya devam etti. Büyü sayesinde güçlendirilmiş sesi meydanın her köşesine ulaşıyordu. Oradan geçen vatandaşlar duraksadılar. Onların güzel valileri hakkında böyle şeyler duymak rahatsız ediciydi. Vatandaşlar Ilya’nın söyledikleriyle ilgilenmeye başladılar.

 

“Hepinizin bildiği gibi Arnin’de her yer güzel değil. Kenar mahalleler var. Görmek yada kabul etmek istemeseniz de, Arnin sadece sizin gibi zengin elfleri barındırmıyor. Fakir ve ayrılmış insanlar da var. Ve Elsanad’da!”

 

Elsanad’ın yıldızların lanetine sahip kişilerle nasıl bir olup elf ticaretine karıştığını onları nasıl köleleştirdiğini anlattı Ilya.

 

Doğal olarak vatandaşlar inanmadılar, Elsanad kesinlikle öyle biri değildi.

 

Ama Ilya elindeki somut kanıtı havaya kaldırdı.

 

“Bu kitaba bir göz atın! Elsanad’la yapılmış bütün para transferleri buraya kayıt edilmiş!”

 

Ilya izleyenlerin gözlerinin önünde kitabı açtı ve içendekileri gösterdi. Bu kalabalığı ajite etmişti ama Ilya durmadı. Güçlü sesi meydanda yankılanmaya devam etti. İnsanlar yavaş yavaş söylediklerine inanmaya başladılar.

 

Ilya’nın takipçileri kalabalığın arasından ortamı gaza getiriyorlardı.

 

Crockta sessizce izlemeye devam etti, Ilya’ya karşı kuşkuları olabilirdi ama elinde kanıt yoktu. Ayrıca doğru yada yanlış onun problemi değildi. Crockta sadece Lenox’un intikamını almak istiyordu. Bu adaletle aynı şey demek değildi ve kendi paylarına düşeni almak onlara kalmış bir şeydi.

 

O anda…

 

Meydanın bir köşesinde bir karışıklık oldu. Vali Elsanad’ı taşıyan at arabası görünmüştü. Belediye Binası bu meydanın ilerisindeydi ve Elsanad, Ilya’yla işe giderken karşılaşmıştı. Etraftaki vatandaşların yüzlerinden, olayla ilgilendikleri belli oluyordu.

 

Elsanad ne olduğundan habersiz bir şekilde meydandan, ilerlemeye devam ediyordu. Ama Ilya onun faytonunun önünü kesti. Sürücü yoldan çekilmesini istedi ama Ilya kımıldamadı.

 

“Elsanad! Gerçeği ortaya çıkar! Artık bizi daha fazla kandıramazsın!”

 

Sürücü vagonun içindekilerle konuştu, sonra vagonun kapısı açıldı ve Elsanad’ın yüzü göründü. Onun güzel yüzünü gören vatandaşlar tezahürat yaptılar.

 

“...Ilya?”

 

Elsanad’ın gözleri genişledi ama Ilya’nın ifadesi değişmemişti, kadına yaklaştı ve bağırdı.

 

“Elsanad işlediğin bütün suçlar buraya kaydedilmiş! Bilmiyormuş gibi mi davranıyorsun? Sen, kendi kişisel çıkarların için elfleri lanetlenmişlere satan yozlaşmış bir valisin!”

 

“Ilya, bu…”

 

O anda, Alsein sürücüyle konuştu, Ilya’nın ne yapmaya çalıştığını fark etmiş gibiydi. “Adamın etrafından dolan, gidiyoruz.”

 

“Alsein?”

 

“Gidelim. Vali, lütfen dikkate almayın. Bu kişi sadece vatandaşları kışkırtmaya çalışıyor. Bununla ilgilenmenize gerek yok.”

 

“Ama…”

 

“Onun isteklerine göre davranmanıza gerek yok. Gidin şimdi.”

 

Sürücü atları harekete geçirdi. Fayton Ilya’nın etrafından dolanarak yoluna devam etti ve meydandan ayrıldı. Ilya arkalarından baktı ve daha yüksek bir sesle bağırmaya başladı.

 

“Şuna bir bakın! Elsanad gerçeği saklamaya çalışarak kaçıyor.”

 

Kalabalık mırıldanmaya başladı. O arada Ilya’nın yüzünde bir gülümseme ortaya çıktı. Bir kez daha sesini yükseltti.

 

“Hadi vatandaşlarına yalan söylemiş olan Elsanad’ın arkasındaki gerçeği ortaya çıkaralım!”