Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

39. Bölüm Onursal Vatandaş

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Gecenin karanlığının örtüsü altında, Crockta duvardan sessizce atladı. Vali Elsanad’ın Konağı sessizdi. Bahçeyi geçerek ön kapıya vardı, kapının kolunu çevirdi, kapı açıldığında içerinin derin karanlığı karşıladı onu.

 

Crockta dikkatlice ilerledikçe ayak sesleri sessizlikte yankılanıyorken, gözleriyse karanlığı tarıyordu. Güneş ışığı altında muhteşem güzel görünen bu konak karanlıkta tüyler ürperticiydi.

 

Chobeok. Chobeok.

 

Odaları kontrol ederek koridordan ilerledi, hiç bir oda kilitli değildi, içi boş olan odaları hızlıca geçti. Sonra aniden, karanlıkta ona bakan bir şekil fark etti.

 

“.....!”

 

Bir heykel. Camdan giren zayıf ay ışığı ona karşısındaki şeyin dış hatlarını seçebilme şansı tanıdı. Gözlerini havaya doğru çevirmiş bir elf heykeliydi.

 

Heykel fiziksel olarak gerçek gibi görünüyordu ve karanlıkta sanki hareket ediyormuş gibiydi.

 

Crockta bakışlarını heykelin arkasına çevirdi, elf heykeli bir şeyi koruyordu. Önünde durduğu kapı sıkıca kapalıydı. Kulbu kavradı ama kapı açılmadı. Elsanad’ın konağında kapısı kilitli olan ilk odaydı burası.

 

Etrafına bakındı, karanlığa alışmış gözleri etraftaki her şeyin şekillerini ayırt edebiliyordu. Hiçbir şey hareket etmiyordu gözlerinin önünde. Hiç yaşam belirtisi izi yoktu ve bu çok esrarengizdi. Crockta kapının koluna güç uyguladı, sonunda zayıf bir kırılma sesiyle kilit kırılana kadar zorlamaya devam etti. Kilidin parçaları yere düştü.

 

Kapı açılmıştı ve Crockta kapıdan girdi. Büyük bir odanın içerisinde bir çok heykel vardı, ilk girdiğinde ürkmeden edememişti. Hatta heykeller, onlara az daha büyük kılıcını savuracak kadar gerçek görünüyorlardı.

 

Crockta odanın içini keşfe çıktı, odadaki heykeller dışında, duvara asılı resimlerde vardı. Odanın dışında gördüğü resimlere göre kaba saba kalıyorlardı ancak hepsinin altında tek bir imza vardı ve imzayı gören Crockta bir anlığına duraksadı.

 

Elwina. Elsanad’ın kızı.

 

Acemice yapılmış bir elfle bir insanın yan yana durduğu bir resimdi bu. Elwina her detayı çizmeye çalışmıştı ama bu sadece insan vücuduna yakın ilgi gösteren kaba bir çalışma gibi durmuştu.

 

Crockta, resmi duvardan indirmeden önce bir süre daha baktı. Bulmuştu. Duvarda, resmin asılı olduğu yerde, içinde düğme olan bir girinti vardı.

 

Crockta düğmeye bastı, zemin hafifçe titredi, sesin geldiği tarafa kafasını çevirdiğinde zeminde bir bölgenin yavaşça açıldığını gördü. Yavaşça aşağıya doğru devam eden merdivenler ortaya çıktılar. Muhtemelen bodruma çıkıyordu bu merdivenler.

 

Alsein’in ona bodruma bakmasını söyleyen sesini zihninde o an tekrar duydu.

 

İşte karşısındaydı, Crockta geçide ilk adımını attı, onun için biraz küçük kalıyordu. Dikkatlice ilerlemeye devam etti, adımları dar geçitte yankılanıyordu.

 

“.....!”

 

Omurgasından bir ürperti geçti. Onlarca insanın karanlıktaki silüetleri Crockta’ya bakıyorlardı.

 

Büyük kılıcının kabzasına uzanmış elini indirdi, eli titriyordu. Karşısındaki insanlar hareket etmiyorlardı.

 

Bodrumdaki insanlar boş gözlerle bir yerlere bakıyorlardı, Crockta’ya değil. Yaklaşıp yüzlerini iyice gördüğünde Crockta’nın kanı çekildi.

 

Arnin’in kapısında ziyaretçileri karşılayan Elwina’nın yüzü belirdi bir anda zihninde, daha sonra onun valinin kızı olduğunu öğrenmişti. Başta onun şımartılmış biri olduğunu düşünmüştü ama durum öyle değildi.

 

Aslında kızın kimseye bahsedemeyeceği başka bir dünyası vardı. Asla tolere edilmemesi gereken bir dünya.

 

En yakındaki elfe uzandı ve dokundu. Yumuşak tenini hissedebiliyordu ama teni soğuktu ve yaşamıyordu.

 

‘Bu yüzden mi bir kapı muhafızı olarak çalışmaya takmıştı?’

 

Alsein böyle bir şey söylemişti ve Crockta manasını şimdi anlıyordu. Eğer ölürlerse kimsenin umursamayacağı kurbanlar seçiyordu kendine. Kimse nerede olduklarını ve nasıl kaybolduklarını bilmeyecekti. Ziyaretçiler, Arnin’e geldikten sonra sürüler halinde kayboldular.

 

Elwina’nın hedefi o ziyaretçilerdi. Crockta’da bir istisna değildi.

 

“Bir trajedi.”

 

Crockta mırıldandı. Karşısında acı çekmiş onlarca insanı gördüğü için bütün keyfi kaçmıştı.

 

Hepsi çok güzellerdi, yüzlerinin şekli hoştu. Koyu mavi gözler, alışılmadık saç renkleri yada pembemsi kırmızımsı dudakları, düzgün bacakları, zarif omuzları, narin boyunları onları kurban yapmıştı.

 

Elwina onlara bu güzelliklerini sonsuza dek koruyabilmeleri ve onları kendi koleksiyonuna katabilmesi için acı çektirmişti. Dehşet verici bir trajediydi bu.

 

Çevresindekilerin günahları onun üzerine yük olmuştu. Arnin güzel bir şehirdi, ama içince insan yüzünün arkasına saklanmış canavarlar saklıyordu.

 

Elfleri para ve güç karşılığı satmış bir şeytan, gülümsemesiyle kurbanlarını kandırıyordu. Başka bir şeytansa annesinin koruması altında, şehre gelen ziyaretçileri doldurulmuş hayvanlar gibi, kendine koleksiyon yapıyordu.

 

Vatandaşlarsa onlara inanıp takip ediyorlardı. Rezil bir aldatmaca karmaşası ve kötülükle doluydu burası, doğru hiç bir tarafta yoktu.

 

Crockta’nın eli yumruk haline geldi, vücudu kontrolsüz bir şekilde titriyordu. İçine sıçılmış olan gerçek Crockta’nın gözlerinin önündeydi. Gözlerini başka bir tarafa çevirdi ve bir elf çocukla karşılaştı. Çocuk gülümsüyordu, o gülümseme sonsuza kadar o şekilde durdurulmuştu.

 

İç çekti.

 

Lenox. Yüzü zihninde belirdi bir anda.

 

‘Ne yapmalı?’

 

Bu trajedi için bir cevabın olur muydu?

 

Lenox ona baktı ve gülümsedi, ağzını yavaşça açtı, sesi yankılandı zihninde bir süre daha. Crockta’ya tek bir kelime söylemişti ama bu yeterliydi.

 

Her zaman sadece tek bir cevap vardı.

 

Crockta onayladı.

 

Bul’tar.

 

*** ***

 

Güneş gökyüzünde parlıyordu.

 

Ilya ve Vali Elsanad halihazırda ortadaki sorunu çözmek ve bir sonraki valinin kim olacağına karar vermek için meydanda buluşmuştu. İki vali adayı, Elsanad ve Ilya. Bu çekişmenin sonucuna bağlı olarak, Arnin’in geleceği belli olacaktı.

 

“Elsanad konuyu değiştirmen anlamsız. Sen iş birlikçisin. Bu kitap buna açık bir kanıttır ama sen günahlarını sadece sonuna kadar inkar mı edeceksin?”

 

“Söyleyecek bir şey yok, bu sahte bir kitap, herkes bunu yapabilir. Bende buna benzer bir kitap yaratıp bu şeylerin arkasında senin olduğunu idda edebilirim.”

 

“Bu tarz şeyleri kirli yollarla hallettiğini kabul mu ediyorsun? Şehri de böyle mi yönetiyorsun? Bir şeyler yaratarak ve hilekarlıkla.”

 

“Anlamları kendine göre çekiyorsun. Konuyu değiştirme. Şu anda, insanları kandıran sensin.”

 

Bu konuşma bir sonuca varacak gibi değildi. Elsanad sakince cevap veriyordu ama Ilya vatandaşların aklına nifak tohumları ekmek konusunda çok iyiydi. Kalabalık destekledikleri politikacılara tezahürat yapacak şekilde ikiye ayrılmıştı. Arnin’in muhafızları acil bir durum olma ihtimaline karşı sahnenin önünde hazır bekliyorlardı.

 

Ilya ve Elsanad sahnede çekişmeye devam ettiler.

 

Kimse kurbanlar hakkında endişelenmiyordu. Elf ticareti muhabbeti unutulmuştu ve kurbanların sesleri Arnin’de kimse bunu önemsemiyormuş gibi arkasında iz bırakmadan kaybolmuştu.

 

Bir ork meydana koşarak girdi.

 

“N-Ne?”

 

Orkun çarpmış olduğu bir adam konuşacakken orkun korkunç bakışlarıyla karşılaştı. Korkunç bakışların yanında yüzünde kararlı bir ifade vardı. Sırtında büyük kılıcıyla Elsanad ve Ilya’ya doğru ilerledi.

 

“Giriş yasak.”

 

Sahnenin etrafındaki muhafızlar geçişine müsaade etmediler. Orkta daha ileriye gitmedi. Orada durdu ve sahnedeki iki politikacıya baktı. Ilya orkun varlığını fark edince bakışlarını ona çevirdi. Ancak, ork umrunda bile değildi, Elsanad’ı eleştirmeye devam etti. Elsanad’ın gözleri karardı.

 

Onlarda aslında bir suç yoktu. Bu gerçeği kabul ettiğinde yüzünü vatandaşlara çevirdi. Kalabalıktakilerin yüzlerine baktı. İlgi, merak, gergin bir heyecan vb… Her çeşit duygu vardı neredeyse.

 

Gel gör ki, en çok olması gereken, o duygu yoktu. Kızgınlık. Kimse gerçekten kızgın değildi.

 

O an ork kızgınlığın onu ele geçirdiğini hissetti ve bağırdı.

 

“Herkes--------------------!”

 

Ork’un sesi meydanı doldurdu.

 

“Sessiz olsun-------------------!”

 

Şiddetli bağırış dinleyenlerin kulak zarlarını sarstı. Arnin’de uzun süredir duyulmamış bir ses, bir ork savaşçısının bağırış sesi, Arnin Meydanını sarstı.

 

“.....!”

 

Kendine getiren bir ses! Meydan bir anda sessizleşti. Herkes sesin geldiği yerdeki orka bakıyordu. Muhafızlar ne yapacaklarını bilemeden sadece izlediler. Sahnede iddalarına devam eden Ilya ve Elsanad’da sessizleştiler.

 

Bütün gözler ve kulaklar ork a odaklanmıştı. Ork bir şeyi havaya kaldırdı. Kristal bir küre onun kaba ellerinin arasındaydı.

 

Ilya’nın yüzü bem beyaz kesildi.

 

“Şimdi.”

 

Crockta ilan etti ve bir insan büyücü öne çıktı.

 

O büyücü Puri’ydi. Gilliam’la birlikte ovalardayken onlara yardım etmiş olan Crockta’ya iyiliğinin karşılığını veriyordu. Puri ellerini havaya kaldırdı, büyü gücü kristal küreyi sardı.

 

Kristal küre parlamaya başladı. Havada büyük bir görüntü belirdi. O, kullanıcıların anılarını kristal küre aracılığıyla bir video şeklinde oynatabilen, hafıza yansıtma büyüsüydü. Kristal küre pahalı bir eşyaydı ve aktif etmek için kullanılan büyü de zor bir büyüydü. Meydandaki vatandaşlar dikkat kesildiler.

 

Ortaya çıkarılan görüntü sabitlendi ve birinin yüzü belirdi ekranda. O yüz Ilya’nındı. Kristal küreden çıkan görüntüyle havada süzülüyor gibiydi, Kristal kürenin içinde ve üzerinde oluşan görüntüde Crcokta’nın anıları yeniden canlanmış gibiydi.

 

-... Evet, sana her şeyi söyleyeceğim. Eriyen Balhae’dekilerle birlikte o elfleri ben sattım ve onlarla bir anlaşmam vardı.

 

Ilya yerinden fırladı.

 

-...Ama onlardan sıkıldım. Onlardan alabileceğim kadarını aldım. O lanetliler, gerçekten benim onlarla sonsuza kadar iş yapacağımı mı düşündüler? Yardımın için teşekkürler.

 

Vatandaşlar kendi aralarında mırıldanmaya başladılar. Üzerine tartıştıkları şeydeki gerçek sonunda ortaya çıkmıştı. Ilya’nın çirkin ifadesi konuşmaya devam etti.

 

-...Herneyse. Arnin’in bir sonraki valisi ben olacağım. Bu kadar. Artık sessizce gidebilirsin.

 

Vatandaşların izledikleri şeyden rahatsız olmuş gözleri Ilya’ya döndüler. Onun ifadesi çarpılmışken Elsanad aydınlanmıştı. Kadın orkun kim olduğunu bilmiyordu ama onun masum olduğuna dair kanıtı sunmuştu. Bu olayın yarattığı ivmeyi kullandı.

 

“Vatandaşlarım! Her şeyi gördünüz mü? Bu adam sizi aptal yerine koyarak beni karalamaya çalıştı.” Yumruğunu havaya kaldırdı. “Arnin’in bir vatandaşı ve valisi olarak. Bu korkak Ilya için resmi bir suçlama yapacağım.”

 

Sonra Arnin muhafızlarından birine seslendi.

 

“Muhafız, bu adamı hapse atın, hemen!”

 

Vatandaşlar Ilya, Elsanad ve ork arasında gezdiriyorlardı bakışlarını. Ani durum karşısında şaşırmışlardı. Ama kısa sürede Elsanad’ın sözlerine karşılık vermeye başladılar.

 

“O adam!”

 

“İş birlikçi Ilya’ymış!”

 

“Vali suçsuz!”

 

Ama yansıtılan video daha sona ermemişti. Görüntü zamanda ileriye giderek beyaz bir konağın gece görüntüsene geldi.

 

Arnin’deki her vatandaşın bildiği bir yerdi burası. Arnin’in en güzel binalarından bir tanesiydi. Elsanad’ın evi.

 

Vatandaşlar bir kez daha sessizleştiler.

 

“.....?”

 

Video ilerledikçe meydandakiler de izlemeye devam ettiler.

 

Duvarın üzerinde, evin içinde, resimler ve heykellerle dolu bir odada. Elsanad’ın konağı gösterilmeye devam etti. Vatandaşlar ne izledikleri hakkında şüpheleri, yüz ifadelerine yansımış vaziyette, izlemeye devam ettiler.

 

Elsanad’ın yüz ifadesi görükleri karşısında gerildi.

 

“Hemen durdur şunu!”

 

Sahneden inip engellemeye çalıştı ama Ilya, Elsanad’ın bileğini yakaladı. Onun tepkisinde bir şey fark etmişti.

 

Videoda gizli bir bodrumun kapısı açıldı. Görüntü bodruma doğru devam etti.

 

Elsanad bağırdı, “Muhafızlar! O orku durdurun! Durdurun onu!”

 

Ama video akmaya devam etti.

 

“.....!”

 

Dehşet verici gerçek ortaya serildi. Vatandaşlar odanın içindeki insanları, elfleri gördüklerinde şaşırdılar ve ne manaya geldiklerini fark ettiklerinde şok oldular. Asla hayal edemeyecekleri korkunç görüntü gözlerinin önündeydi.

 

Videonun sahibi, doldurulmuş hayvanlar gibi olan elflere, insanlara bir süre baktı. Ekranda, insanların, elflerin ve gülümseyen bir elf çocuğun yüzleri görülebiliyordu. Gözlerin odada gezinmesiyle ekran da hareket ediyordu, daha ilk bakışta 20den fazla kişi olduğu belliydi. Herkes canlı gibi görünüyordu ve hareketsizdi. Sanki hala nefes alıyorlar gibi.

 

Gerçek, kabul edilemeyecek kadar ağırdı. Orada sahnenin şok edici etkisi karşısında sendeleyen insanlar bile vardı. O şeytan, seri katil olan kişi, şehirlerinin lideriydi. Videoyu kaydeden kişinin gözleri yere doğru baktı. Odanın zemini görünüyordu ve bir mırıldanma duyuldu.

 

-Bir trajedi.

 

Sakin bir sesti. Zemini gösteren yayın bir anda kesildi. İşini tamamlamış olan kristal küre bir anda parçalara ayrıldı. Ork’un anılarını gösteren ekran kaybolmuş video sona ermişti ama kimse kımıldamadı. Sessizlik. Meydandaki kimseden çıt çıkmıyordu, bu hareketsizliğin içinde sadece ork hareket etti.

 

Arkasını döndü ve bakışlarını iki şeytanın, Ilya ve Elsanad’ın üzerinde gezdirdi.

 

“Ilya ve Elsanad.”

 

Hiç kıpırdamadılar.

 

“Az önce sunduğum kanıtlarla, sizleri suçlu buluyorum.”

 

Sersemlemiş muhafızlar ruhlarını geri kazanmış gibi orkun konuşmasından sonra birbirlerine baktılar ve Ilya’yla Elsanad’a doğru harekete geçtiler. Artık onlar korkunç suçlulardı.

 

Elsanad haykırdı, “Güldürme beni! Bunların hepsi uydurma! Arnin’e giriş hakkını elde etmiş olabilirsin ama sen bir vatandaş değilsin! Vatandaş bile olamamış uyduruk bir ork beni suçlamaya cüret mi ediyor? İmkansız!”

 

Kadının son çırpınışlarıydı bunlar.

 

“Söz konusu kişi bir ork! Kimi dinlediğinizi sanıyorsunuz siz? Muhafızlar, valiniz yerine bir orka mı inanacaksınız? Bir vatandaş bile olmayan bir orka?”

 

Düşüşünü geciktirmek için Elsanad’ın oynadığı son kozlardı bunlar. Ilya bile Elsanad’a gözlerinde tiksinmiş bir ifadeyle bakıyordu. Feryadını duyan muhafızlar hareket etmeyi kestiler ve onu suçlayan orka bakmaya başladılar.

 

Bir kez daha bütün gözler orkun üzerindeydi ama onun yüzünde sadece soğuk bir ifade vardı.

 

Ork tekrardan konuştu, “Dinle bakalım, Elsanad.”

 

Ork olabileceği kadar kalın ama kısık bir sesle konuştu. “Ben, Arnin’in vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olan biriyim.”

 

Sesi meydanın her köşesinden duyulmuştu.

 

“Vatandaşların Arnin’de sahip olduğu her haktan bende faydalanabiliyorum. Bu benim, Arnin’e katkıda bulunduğum bağışlar ve hizmetlerden dolayı hakkıyla kazandığım, Arnin’in adaleti önünde beni suçlu bulduracak bir şey yapmadığım sürece kimsenin benden geri alamayacağı bir onur.”

 

Cebinden bir şeyi çıkarttı. Elindeki kanıt gün ışığı altında parladı. Herkesin gözü orkun söylediği şeylerin kanıtı olan eşyanın üzerindeydi.

 

Ork ilan etti, “Ben, ovaların yöneticisi Enyanis tarafından onursal vatandaşlık verilen ork Crockta.”