Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

1. Bölüm Bay Doğru İle Evlenmek(1)

Çevirmen: Rosanixe / Editor: lotus

Gözlerinin önünde görüş alanını kapatan kırmızı bir duvak vardı. Kumaşın arkasındaki dikişleri görebiliyordu; aşkın ve bağlılığın sembolü olan bir çift  mandarin ördeği. Duvağın püsküllerindeki inciler her hareketiyle süzülüyor ve zarif şekiller çiziyordu.

Havadaki nazik ve nemli koku odada sakinleştirici bir atmosfer yaratıyordu.

Chu Lian duvağı hafifçe kaldırıp gelin odasına göz attı.

Masada bir çocuğun kolları kadar kalın bir çift düğün mumu yanıyordu. Önlerinde bir sepet kırmızı yumurta vardı. Masanın yanında öd ağacından yapılmış dört mevsimin oymasıyla süslenmiş dekoratif bir paravan duruyordu. Paravanın üzerinde aynı boyutta kare şeklinde beyaz yeşim taşları bile vardı.

Bu sahne romanda bahsedilenle birebir aynıydı!

Chu Lian’ın kalbinde bir mutluluk dalgası yükseldi. Gerçekten okuduğu romanın içine girmişti ve kadın ana karakterin yerini almıştı!

Şu anda yaşadıkları romanın başlangıcıydı.

Chu Lian beklentiyle doluydu. Şimdi kadın ana karakter o olduğu için romanda betimlenen mükemmel adamla evlenebilirdi!

Romanın ana kadın karakteri Chu Lian gibi evlilik yeminini bozmayacaktı. Erdemli bir eş olacak, kocasıyla sıkıntıdan uzak güzel günler geçirecek ve gerçek dünyadaki pişmanlıklarından kurtulmak için bu sefer eviyle doğru düzgün ilgilenecekti.

Romana göçmeden önce kitabın sadece yarısını okuyabilmiş olması üzücüydü.

Düşüncelerinde kaybolmuşken odanın dışından ayak sesleri ve konuşmalar duyuldu. Chu Lian aceleyle duvağını indirdi ve duruşunu düzeltti.

Heyecanlı bir hizmetçi olan Fuyan içeri girip hatırlatmada bulundu.

“Altıncı Hanım, düğün görevlileri ve Genç Efendi burada.”

Başka bir hizmetçi olan Xiyan, hızla Chu Lian’ın gelinliğini düzelttikten sonra Fuyan’ın yanına geçti.

Chu Lian anladığına dair bir ses çıkardı. Kalbi göğsünde hızla çarpıyordu, oldukça endişeliydi. Kalbi boğazından fırlayacakmış gibi hissediyordu.

Düğün görevlilerinin tebrikleriyle birlikte birkaç adamın şakalaşan sesleri duyuluyordu. Odadaki huzur bir anda dışarıdaki gürültüyle bozulmuştu, atmosfer şen şakrak ve neşeli bir hal almıştı.

“Sanglang, hadi duvağı kaldır ve yeni yengemizin nasıl bir güzellik olduğunu göster!”

“Hadi He Sanglang, daha fazla bekleyemeyeceğiz!”

Düğün görevlilerinden biri şakalara gülerek neşeli bir şekilde hizmetçinin tepsisinden altın tacı aldı ve He Ailesi’nin üçüncü oğluna uzattı.

“Üçüncü Genç Efendi, lütfen duvağı kaldırın. Bütün hayalleriniz gerçek olsun!”

Bakışlar yatakta dimdik oturan geline döndü. Herkes He Ailesi’nin yeni gelininin nasıl göründüğünü görmek istiyordu.

Bu yüzdendir ki kimse damadın yüzündeki alaycı ifadeyi fark etmedi.

Duvağın arkasından Chu Lian sadece önünde duran bir çift siyah ve kırmızı  düğün ayakkabısını görüyordu. Bulutlardan oluşan karmaşık bir desenle süslenmişlerdi ve oldukça güzellerdi.

Altın taç duvağının altında belirdi ve gördüğü ilk şey; görüşünü kapatan kırmızılık, parlak bir dünyaya dönüştü. Aniden gelen ışık rahatsız ediciydi, Chu Lian gözlerini kısmaktan kendini alamadı.

Duvak kalkınca gelinin güzel yüz hatları ortaya çıktı: Kıvrık kirpikler, badem gözler ve kıpkırmızı yanaklar. Yeni açmış bir nilüfer gibi çekingen ve sevimli görünüyordu.

Chu Lian başını kaldırdı ve müstakbel kocası He Changdi’ye baktıktan sonra  hemen başını eğdi. Zaten sonra tekrar kaldırmaya cesaret edemedi.

Önlerindeki güzel geline renk katan şey gelinin çekingenliği olsa da He Changdi’nin ‘yakın’ arkadaşlarından biri şakalaşmaya başladı.

“Sanglang, seni şanslı velet!”

İkinci Genç Efendi bile küçük kardeşinin geniş ve sağlam omuzlarına tatmin olmuş şekilde vurarak yeni gelini onayladığını gösterdi.

He Changdi arkadaşları tarafından içmek için hızla dışarı sürüklendi. Düğün görevlileri önce bazı yönergeler verip ayrılarak gelin odasını eski sakinliğine bıraktılar. Chu Lian’ın kalbi hala deli gibi çarpıyordu. O kısa bakışı düşündüğünde hala bu kadar yakışıklı ve mükemmel bir adamın yakında onun kocası olacağına inanamıyordu!

Neşesinin içinde kaybolan Chu Lian’ın bakışları yeni kocasının bakışlarıyla karşılaştığında onun yüzündeki ifadeyi fark etmemişti bile.

Ama Kıdemli Hizmetçi Gui eşyalarını kaldırırken kaşlarını çatıyordu. Çoktan otuz yaşını aşmıştı ve sayısız insan görmüştü. Demin herkes gelinin yüzüne odaklanırken o genç efendinin ifadesine bakıyordu.

Bir adamın yüzündeki ifadeden gelininden hoşlanıp hoşlanmadığını anlayabilirdiniz.

Kıdemli Hizmetçi Gui, Chu Lian’ın görünüşüne güveniyordu ama bu kadar güzel bir kızı gördükten sonra genç efendi hiç etkilenmemiş gibi görünüyordu. Hatta bakışları derin bir göl veya eski bir kuyu gibi sakin ve durgundu, bir tek dalgalanma bile yoktu.

Bu düşünce Kıdemli Hizmetçi Gui’nin içini, yatakta dudakları hala yukarı kıvrılmış şekilde oturan Altıncı Hanım’a dönüp bakmaktan kendini alamayacak kadar çok sıkmıştı. İçinde ağır bir endişe vardı ve tek umudu yaşlı gözlerinin yanlış görmüş olmasıydı.

Eğer kalbi taştan değilse bir adam nasıl bu kadar güzel bir çiçeğe değer vermezdi.

Not: ilk bölümde He Changdi’ye bazen He Sanlang olarak seslenilmesinin sebebi ilerleyen bölümlerde açıklanıyor ancak konu benim kafamı karıştırdığı için bir not eklemek istedim. He Sanglang üçüncü oğul anlamında kullanıldığı için seslenirken He Sanglang olarak hitap ediliyor ama düşüncelerini açıklarken He Changdi’yi kullanıyorlar.