Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

14. Bölüm Gelinin Ailesini Ziyaret Etmek (2)

Çevirmen: Rosanixe / Editor: lotus

Kendi avlularına döndüklerinde He Changdi doğrudan çalışma odasına gitti... Chu Lian onunla uğraşamazdı bu yüzden sadece banyoya girip yatmaya gitti.

O gece geç saatlere kadar He Sanglang yatak odasına gelmedi, yatak odasının perdelerini çektiğinde yatağın tam ortasında uyuyan pembe yanaklarıyla Chu Lian’ı gördü. Dudaklarında sessiz bir küçümseme belirdi.

Önceki hayatında olan büyük ihtimalle buydu. Bu şeytani kadın o ortalıkta yokken bir bebek gibi uyuyordu. Bundan sonra döndü ve başka bir adamın kollarına koştu. Ha! Ne kadar utanmaz!

Yarın Ying Hanesi’nde bu şeytani kadının gerçek yüzünü herkese gösterecekti!

Xiao Wujing’i sevmiyor muydu? O zaman dileklerini yerine getirecekti!

He Sanglang perdeleri tekrar aşağıya doğru bıraktı. Arkasını dönüp elleri arkasında uyumak için tekrar çalışma odasına döndü.

Sonraki gün Chu Lian’ın babasının evini ziyaret edeceği gündü.

Bütün He Ailesi yeni evli çifti çıkışa kadar geçirdi. Matriark He’nin dikkatli bakışları altında etrafına soğukluk saçan He Changdi, Chu Lian’ın yanına gitti ve arabaya binmesine yardım etti.

Sonra kendisi de atına bindi ve ailelerinin özel askerleri, hizmetçileri ve arabadaki Chu Lian’la birlikte Ying Malikanesi’ne doğru yola koyuldular.

Ying Malikanesi’ne ulaştıklarında sadece bir saat geçmişti.

Yaşlı Dük, kalabalık bir grup insanla girişte bekliyordu. He Changdi ifadesini biraz daha sıcak bir hale sokarak onlara doğru baktı, atından inerken şaşırmış gibi davrandı.

Önceki hayatında böyle yapmıştı. He Ailesi küçüktü herkes oradayken bile bir ziyafet sofrasını dolduramazlardı. Karısını ilk defa babasının evine getirdiğinde kapıda onlar karşılamak için yirmi otuz Chu Ailesi üyesi vardı. O zaman yüzünde şaşkın bir ifade vardı.

Ama ikinci seferde He Changdi hiç neşeli hissetmiyordu. Hatta yoğun bir ızdırap ve nefretle doluydu!

He Changdi arabanın perdelerini açtı ve Chu Lian’ı bizzat kendisi destekleyerek arabadan indirdi.

Chu Lian’ın elleri küçük ve yumuşaktı  ama dokunuşu rahat hissettirecek kadar nazikti. He Changdi bu ellere ilk dokunduğunda kalbinin nasıl göğsünden fırlayacakmış gibi attığını hatırladı. Bu anı nefesinin tıkanmasına sebep oldu ve Chu Lian’ın ayağı yere değdiği anda nasırlı ellerini geri çekti.

Chu Lian girişte toplanmış insanlara bakmak için döndü. Dün akşam uykuya dalmadan önce kendini rahatlatmış olsa da Ying Malikanesi’nden bu kadar insanı karşısında görünce kalbi telaşla çarpmaya başladı.

Hiçbirini tanımıyordu!

Chu Lian içinden acıyla inledi. Bazılarını okuduğu betimlemelerden biraz tahmin edebiliyordu.

 Suçlu hissederek başını eğdi. Ying Hanesi’ndeki insanlara içine kapanık, yeni evli bir gelin gibi görünüyordu.

Yaşlı Dük öne çıkarak onları şahsen karşıladı, He Changdi Chu Ailesi’nden memnun olmasa da Yaşlı Dük sarayda hala biraz güç sahibiydi, yani toplum içindeyken formalitelerden vazgeçemezdi.

Yeni evli çift bütün grup tarafından Juxian Avlusu’na yönlendirildi.

Yaşlı Dük Ying’in cömert, nazik ve arkadaş canlısı bir kişiliği vardı. Genç nesle karşı da oldukça ilgilliydi. Tek sorun Ying Hanesi’nde çok fazla çocuk vardı ve hepsiyle ilgilenemezdi.

Chu Lian ailenin ikinci dalından öz kızıydı, İkinci Efendi’nin vefat eden karısından doğmuştu. Ama kocası ikinci bir kadınla evlenmişti ve bundan altı ay sonra Chu Lian’ın annesi ölmüştü. Bu yüzden Chu Lian öz kızı ve ikinci daldan olmasına rağmen çok ilgi görmemişti.

Büyükbabasını bırak kendi öz babası bile onunla ilgilenmemişti. Yaşlı Dük’ün her gün uğraşması gereken bir yığın iş vardı.

Son zamanlarda işlerle ilgilenen kişi ailenin en büyük oğluydu. İşe yaramaz genç nesil olmasa şimdi yetmiş yaşında olan Dük çoktan emekli olurdu ama hala Ying hanesi için çalışmaya devam ediyordu. İnsanların acıyarak başlarını sallayacakları bir durumdaydı.

Jing’an Ailesi’nin genç nesli başkentteki genç erkekler içinde öne çıkmıştı. Yaşlı Dük He Sanglang’ı görünce anında ondan hoşlanmıştı ve Chu Lian’dan bile birkaç bakış almıştı.

Chu Lian doğduğu anda babasının evinden evlilikle ayrılana kadar Yaşlı Dük’le sadece iki elindeki parmakların sayısı kadar karşılaşmıştı.

Ailenin ilk dalından gelen kuzenleri -şimdi haneyi işletenler- büyükbabalarının He Sanlang’dan hoşlandığını görmüşlerdi, bu yüzden Chu Lian’a daha iyi davranmaya başlamışlardı.

Chu Lian sadece başı eğik gergin bir şekilde Ying Hanesi’ndeki bütün yaşlı kadınların ortasında duruyor zaman zaman sorularına cevap veriyordu. Şansına Xiyan ona ipuçları vermek için yanı başında duruyordu yoksa Chu Lian oracıkta ifşa olurdu.

İlk daldan en büyük eltisi Madam Rong, Chu Lian’ın bütün kadınların arasında biraz tuhaf durduğunu gördü. Bu yüzden Madam Rong gülümseyerek ona yardım etmek için çemberin ortasına yürüdü.

“Altıncı Hanım, daha yeni evlendin ve resmen parlıyorsun! Dış avlu çok kalabalık neden sohbetimize iç avluda devam etmiyoruz? Abin Rong bir kaç gün önce Yubei’den çay yaprakları getirdi. Sohbet ederken çay da içebiliriz.”

Madam Rong, Chu Lian’a kalabalıktan çıkması için yardım etti ve kısa sürede evli ve bekar birçok kadın onların peşine takıldı.

Şimdiki Chu Lian’ı bırak eski Chu Lian da aslında ana daldan büyük kuzenlerini çok iyi tanımıyordu.

Manşetlerini sıkı sıkı tutarak Chu Lian kendini cesaretlendirmeye çalıştı. Bu çağın genel kurallarına göre Kont Jing’an’ın Hanesi’ne evlilikle katıldığı için artık onların bir üyesi olarak sayılıyordu. Hareketleri artık Ying Hanesi’ni değil Jing’an Hanesi’ni ilgilendiriyordu. Bu yüzden Ying Hanesi’ne dönmüş ve Ying Yerleşkesi’nden insanların arasına karışmış olsa da burada saygıdeğer bir misafir olarak bulunuyordu, Ying Hanesi’nin bir hanımı olarak değil.

Ying Hanesi iyi zamanlarını çoktan arkada bırakmış olsa da hala asil bir evdi, dahası Yaşlı Dük He Sanglang’ı sevmiş gibi görünüyordu. Bu yüzden buradaki kadınlar ne kadar kıskanç ve mutsuz hissederse hissetsin Chu Lian’a sorun çıkartıp Jing’an Hanesi’ni gücendirmeyi göze alamazlardı.

Zaten romanın orijinalinde bu hanımlar Chu Lian için sorun olmamıştı. Sadece iki tane üzücü olay yaşanmış ve belli bir kişiyle tanışma gerçekleşmişti. Bunun dışında her şey rahat ilerlemişti.

Bunları düşündükten sonra Chu Lian’ın düşünceleri sakinleşti ve bedeni gevşedi.

Hanımlardan oluşan kalabalık, Ying Hanesi’nin iç avlusuna gürültülü bir şekilde geçiş yaptı. Çay ve şekerlemeler çiçek bahçesinin hemen yanında çoktan hazırlanmıştı.

“Altıncı Kardeşim Jing’an Hanesi’nin tatlılarına alışmış olmalısın. Şüphesiz bizim evimizin tatlıları onlarla karşılaştırılamaz.” Konuşan kişi ağzını bir yelpazeyle kapatıyordu ama bu keskin ses tonunu kapatmak için yeterli değildi. Bu kişi ana daldan Ying Ailesi’nin öz kızıydı; Ying Hanesi’nin Beşinci Hanımı Leydi Su, Chu Lian’dan sadece bir ay büyüktü ve He Sanglang’la evlenip Kont Jing’an’ın Hanesi’ne katılan o olmalıydı... Eğer yaş sıralamasına göre gidilseydi tabii...

Ne yazık ki Matriark He, yakın arkadaşı Dul İmparatoriçe’den Chu Ailesi’nden bir gelin bulmasını istediğinde Beşinci Hanım çok hastaydı.

Ona bakmak için imparatorluğun gönderdiği doktor bile Beşinci Hanım’ın kurtarılabileceğinden emin değildi. Bu yüzden nişan Altıncı Hanım ‘Chu Lian’a verildikten hemen sonra Beşinci Hanım mucizevi bir şekilde iyileşmişti.

He Sanglang başkentte oldukça ünlüydü ve onunla nişanlanmayı reddedecek çok az kadın vardı. Bu yüzden Beşinci Hanım iyileştikten sonra tabii ki kıskançlıkla yanıp tutuşuyordu.

Şimdi Chu Lian babasının evini ziyarete pasparlak ve ışık saçan bir şekilde geldiğinde Ying Hanesi’ndeki eski sefil halinden hiçbir iz kalmamıştı. Açıkça kocası tarafından sevilen güzel genç bir kadındı. Beşinci Hanım öfkesine nasıl hakim olabilirdi? Bu zengin şımartılmış hayat onun olmalıydı!

Bazen ani hastalığının Chu Lian’ın işi bile olduğundan şüpheleniyordu.

Eğer Chu Lian Beşinci Hanım’ın ne düşündüğünü bilseydi kesinlikle gözlerini devirirdi. Ne olacak? Eğer bu kadar tuhaf bir koca istiyorsan al senin olsun!

Chu Lian, Bayan Su’nun sözlerini ciddiye almadı. Onlara Jing’an Hanesi’nin tatlılarının o kadar da güzel olmadığını söylemek istese de asla inanmayacaklarını biliyordu.

Chu Lian sadece gülümsedi.

“Beşinci Kardeş bu konuda hatalısın. Jing’an Hanesi’nin tatlıları ne kadar lezzetli olursa olsun asla babamın evindekiler gibi olamazlar.”

Madam Rong, Beşinci Hanım’ın sözlerindeki kıskançlığı sezdi ve hemen ortamı toparlamaya çalıştı:

“Altıncı Kardeş haklı, Ying Yerleşkesi Altıncı Hanım’ın baba evi. Ying Hanesi’nin hanımları olarak biz de kalbimizle bağlıyız. Dışarısı ne kadar iyi olursa olsun büyüdüğümüz evle kıyaslama yapmayız.”

Yanında duran bir hanım onaylayan sesler çıkardı.

Madam Rong’un yanında duran o hanım büyük ihtimalle onun geliniydi.

Beşinci Hanım hafifçe homurdandı ve bu konuyu daha  uzatmadı.

Böylece hanımlardan oluşan grup çay içmek için yerleşti.