Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

43. Bölüm Kişisel Birikimler (2)

Çevirmen: Rosanixe / Editor: lotus

Bu sırada Jing’an Hanesi’nin Songtao Avlusu’nda, Chu Lian olup bitenden habersiz huzurla uyuyordu. Hizmetçilerle tatlıları yedikten sonra Chu Lian yatak odasına çekilmişti.

Yatak odasının yanında He Sanglang’la paylaştığı küçük bir çalışma odası vardı ve Chu Lian’ın kullanması amaçlanarak yapılmıştı. Çok büyük değildi ama tam yatak odasının yanında olduğu için oldukça uygundu.

Chu Lian tüm öğleden sonrasını çalışma odasında geçirdi. Ying Hanesi’nden getirdiği kitaplar ve Jing’an Hanesi’nin eklediği kitaplar buradaki raflardaydı. Çok fazla yoktu. En alt rafta, şeftali ağacından yapılmış kutularda bazı ünlü kaligrafi ustalarının işleri vardı.

Orijinal hikayede ‘Chu Lian’ kaligrafide çok özel olmasa da el yazısı düzgün, narin ve güzeldi. Chu Lian’ın çok büyük hayalleri yoktu ama yine de kaligrafi yeteneğinin çok iyi olmadığını anlıyordu. Okuduğu geleneksel Çince karakterlerden oluşan komedi kitabındaki bütün karakterleri anlayamıyordu... Genelde sadece tahmin ediyordu.

Bu yüzden Chu Lian öğlen olunca hizmetçileri gönderdi ve Xiyan’ı da kapıda nöbetçi bıraktı. Sonra çalışma odasının güvenli ortamında gizlice yazısına çalıştı ve önceden bulduğu boş bir kitabı değerlendirdi.

İki saat boyunca çalıştıktan sonra Chu Lian önceden boş olan kitabı kömürlerin arasına fırlattı ve yaktı. İyi bir hafızası vardı yani iki saat boyunca çalışmak yüz civarında karakteri öğrenmek için yeterliydi. Chu Lian ilerlemesinden oldukça memnundu.

Kaligrafi çalışmasından sonra Chu Lian, Xiyan’a parasını ve takılarını sakladığı kutuyu getirmesini söyledi. Tam olarak ne kadar parası olduğunu görmek istiyordu.

Kıdemli Hizmetçi Gui kenardan izledi.

Önce Chu Lian avlunun giderlerinin yazılı olduğu ortak hesap defterlerine baktı. Her ay Jing’an Hanesi tarafından bir miktar para verilirdi.Tabii ki avludaki bütün hizmetçilerin maaşı da bu paradan karşılanırdı.

Ortak hesapta neredeyse seksen gümüş tael vardı. Bunlar He Changdi’nin bu avluda tek efendi olarak kalırken ve etrafta daha az hizmetçi varken biriken paraydı.

Yoksa çoğu durumda bu gelir aylık masraflara yeterli gelmezdi ve kendi kişisel hesaplarından harcamak zorunda kalırlardı.

Chu Lian hesap defterlerini bıraktı ve Xiyan’a günlük harcamalar için olan gümüşü sakladıkları sandığı açmasını söyledi. Birkaç kattan oluşan büyük bir sandıktı ama sadece ilk katında bir şeyler vardı; biraz gümüş külçesi, birkaç dağınık gümüş parçası ve birkaç dizi bronz para.

Toplamda elli tael vardı.

Düğün gününde aldığı gümüş ve Kıdemli Hizmetçi Gui’ye verdiği yüz taeli çıkarınca geriye sadece dört yüz taeli kalıyordu.

Hala Ying Yerleşkesi’nde yaşarken çok fazla biriktirememişti. Ayrıca annesi o daha küçükken ölmüştü yani etrafta onun için ayrılmış gümüş falan da yoktu.

Chu Lian’ın ifadesi hiç değişmemiş olsa da Kıdemli Hizmetçi Gui ve Xiyan duygularını saklıyormuş gibi görünüyordu. Hanımları annesini çok genç bir yaşta kaybetmişti ve Ying Hanesi’nde çok değer gören birisi değildi. Chu Lian’ın üvey annesi Üçüncü Madam, Üçüncü Genç Madam’ın çeyizini pençelerinde tutmuştu. Üçüncü Efendi de onun tarafında olmamıştı. Bütün Ying Hanesi, Altıncı Hanım’ın Jing’an Hanesi’ne evlenerek gitmesinin devasa bir şans olduğunu ve orada para içinde yuvarlanacağını düşünmüşlerdi. İkinci daldan bütün hanımlar onu kıskanmıştı, ama tabii ki hiçbiri Altıncı Genç Hanım’ın çeyizine katkıda bulunmamıştı.

Çeyize biraz eklemede bulunan Jing’an Hanesi olmasa bu acınası miktar herkes için bir alay konusu olurdu.

Ailenin meşru kızı olmasına rağmen, çeyizi sevilen gayrimeşru bir kızın çeyiziyle karşılaştırılamazdı bile.

He Ailesi’ne katılmasından sonra Altıncı Hanım bir de Üçüncü Genç Efendi tarafından kötü bir muameleye maruz kamıştı...

Altıncı Hanım’ın evliliği konusunda üzülmemesi büyük bir şanstı yoksa büyük ihtimalle öfkeden ve üzüntüden kudururdu.

Chu Lian yanındaki hizmetçilerin ne düşünüyor olabileceğini umursamıyordu.

Son kutuyu aldı. Bu küçüklüğünden beri sahip olduğu aksesuar kutusuydu. Kutuya bakınca Chu Lian bu bedenin asıl sahibi için sempati hissetti.

En azından dükün hanesinin meşru bir kızı olmasına rağmen kıyafetleri ve takıları konumuna göre çok zayıftı. Kişiliğinin bu şekilde gelişmesine şaşmamak gerekirdi. Böyle bir ortamda büyüyen herkesin kişiliği değişirdi.

Chu Lian üzerinde taşıdığı anahtarı çıkardı ve kutuyu açtı.

Kutunun işçiliği olağanüstüydü. Toplamda on kat vardı ve her kat bronzla kaplanmıştı. Üzerine işlenmiş karmaşık desenler bile vardı. Kutunun en alt katında doğduğunda verilen aksesuarlar yer alıyordu. Kıdemli Hizmetçi Gui bunları büyük ihtimalle bir yaşından üç yaşına kadar taktığını söylemişti.

Bebekliğinde takabileceği çok fazla aksesuar yoktu. Yani bu katta sadece birkaç tane altın bilezik, halhal, kolyeler, altın ve incilerden yapılmış çiçekler vardı. Kutuyu bir süre kurcaladıktan sonra birkaç iyi yeşim taşından takı bile bulmuştu. Orijinal ‘Chu Lian’a doğduğunda Üçüncü Efendi’nin ilk çocuğu olduğu için iyi bakıldığı belliydi.

İkinci kattaki aksesuarlar üç yaşından sonra taktıklarıydı.

Birkaç baş aksesuarı vardı ama bebekliğindekiler kadar özenilmedikleri belliydi. Katları gözden geçirirken gerçekten bir değeri olan aksesuarların sayısı gittikçe azalıyordu. On yaşından sonra rafta bir tane bile altın aksesuar yoktu.

Kutudaki takıların hiçbiri şimdi kullanmaya uygun değildi çünkü hepsi önceden kullanılmıştı. Chu Lian manevi değeri olan birkaç yeşim taşından takıyı aldı ve aksesuarları altından gümüşe doğru sıraladı. Bunları Kıdemli Hizmetçi Gui’ye verdi ve ilerde kullanmak için altın ve gümüş parçalarına eritilmelerini söyledi.

Kutuyu biraz düzenledikten sonra,  Chu Lian şimdi kullandığı aksesuar kutusuna doğru döndü.