Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

44. Bölüm Erdemli Bir Eş Olmak

Çevirmen: Rosanixe / Editor: lotus

Şu sıralar kullandığı aksesuar kutusu kokulu gül odunundan yapılmıştı ve çok büyük değildi. Ama çok güzel yapılmıştı ve Chu Lian’ın birer birer açmaya başladığı birkaç kattan oluşuyordu. İçinde oldukça fazla miktarda aksesuar vardı ama gerçek değeri olanlar çok azdı.

Bu aksesuarlar günlük kullanım için uygun olsa da özel günlerde kullanılmaya uygun olan çok yoktu. Sadece rengarenk kelebeklerle süslenmiş dışarıda kullanabileceği yakut bir saç tokası vardı. Bu tokadan romanda da önceden bahsedilmişti, ‘Chu Lian’a annesi tarafından verilmişti.

Kalanına gelince sadece Matriark He’den gelen şanslı yeşim taşı tılsımı ve Kontes Jing’an’dan gelen kırmızı yeşim taşından bir bileklik vardı.

Haklı olarak, Jing’an Hanesi yeni aile üyelerine yeni aksesuarlar vermeliydi. Ama bilinmeyen bir sebepten ötürü Chu Lian bir tane bile görmemişti. Hizmetçiler bile bu durumdan şikayetçi olmuştu.

Ama nedeni sadece kısa bir süre düşündükten sonra aklına geldi. He Changdi ondan hoşlanmadığından mümkün olan her konuda onu eksik bırakmak onun için tamamen mantıklıydı.

Orijinal hikayede ‘Chu Lian’ aileye daha yeni katıldığında He Sanglang bütün kalbiyle onunla ilgilenmişti. En azından kıyafet, aksesuar ya da yemek konusunda cimri olmamıştı. Sadece saç aksesuarlarını düşününce bile He Changdi onun için en az on tane hazırlamıştı. Bu az bir miktar değildi.

Chu Lian dudaklarını birbirine bastırdı ve aksesuar kutusunu kapadı.

Hmph, onun için bir şey hazırlamamış olması umurunda bile değildi. Ondan gelen hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Yeterince para kazandığında birkaç tasarım çizer ve onları aksesuar dükkanına gönderirdi.

Chu Lian boşuna övünmüyordu. Modern dünyada sadece tasarım çalışmamış, aynı zamanda bir gurme olarak dünyayı dolaşmış, farklı kültürleri ve stilleri tanımıştı. Genel hobileri gezmek ve iyi yemek yemekti; bir gezgin olarak değerlendirilebilirdi.

Şimdi Büyük Wu Hanedanlığı’nda olduğuna göre yemek yapmak dışında iyi olduğu bir diğer şey çizim yapmaktı.

Chu Lian aksesuar kutusunu uzağa ittirdi ve dizlerini yakınına çekerek sarılıp düşüncelerinde kayboldu. Kıdemli Hizmetçi Gui ve Xiyan’ın ifadeleri kenardan onu izlerken değişti. İki hizmetçi birbirlerine bakarak bir daha Üçüncü Genç Hanım’ın önünde aksesuar konusunu açmamak için anlaştılar, böylece bu konuda bu kadar üzülmezdi. Aynı zamanda He Changdi, Chu Lian’ın en güvenilir iki hizmetçisinin kara listesine girdi.

Hangi gelinin etrafta gösterip övünebileceği takısı olmazdı? Sıradan halktakilerin kızlarının bile  evlendiklerinde  gösterebilecekleri birkaç son moda tasarım olan gümüş saç tokası olurdu! Asillerden bahsetmeye gerek bile yoktu.

Altıncı Hanım kadar kötü muamele gören çok nadirdi.

“Her şeyi kaldırın! Anahtarları Fuyan’a verin. Bundan sonra aksesuar kutularıyla o ilgilenecek. Xiyan momoya avlumuzdaki masraflarla uğraşmasında yardım et.”

Kıdemli Hizmetçi Gui sanki bir şey söylemek istiyormuş gibi görünüyordu ama Chu Lian’ın iyi bir ruh halinde olmadığını görünce kendini tuttu.

Aslında Chu Lian hiç de kötü bir ruh halinde değildi. Sadece kişisel hesabında ne kadar olduğunu hesaplamaya çalışıyordu.

Şunu bunu katıp hesaplayınca aksesuarlarını erittiğinde elde edeceği altın ve gümüşü de ekleyince altı yüz taelden fazla oluyordu.

Eğer birisi Jing’an Hanesi’nden Üçüncü Genç Hanım’ın kendi adına sadece altı yüz taeli olduğunu ortaya çıkarsa kimse inanmazdı!

Son birkaç gündür yerleşkede olup biteni gözlemleyip duyunca Chu Lian, Jing’an Hanesi’nin dışarıdan göründüğü kadar zengin olmadığını fark etmişti.

En azından annesi Kontes Jing’an’ın durumu iyiye gidiyor gibi görünmüyordu. Matriark’a gelince, torununun karısı Matriark’ın kişisel birikimlerinden oluşan mirasından pay alacak kadar değerli değildi. Eğer iyi bir hayat yaşamak istiyorsa bunun için sadece kendine güvenebilirdi! Chu Lian nerede olursa olsun tembellik yapmanın mümkün olmadığını fark ederek iç çekti. Özellikle kocasının hiç umurunda olmayan bir tembel.

Kişisel birikimlerini hesapladıktan sonra dışarıdan bir hizmetçi gelerek birisinin Songtao Avlusu’na ziyarete geldiğini haber verdi.

Bu saatte kim ziyaret ederdi ki?

Chu Lian kasımpatı işlemeli yumuşak ayakkabılarını yere koydu, ardından Kıdemli Hizmetçi Gui ve Xiyan’la birlikte oturma odasına gitti.

Oturma odasında üç kişi vardı. Uzun boylu, zayıf ve orta yaşlı kıdemli bir hizmetçi başlarında duruyor, iki tane hizmetçi de hafif yeşil elbiseleriyle arkasında bekliyordu.

Üçünün de ortalama bir dış görünüşü vardı ama etraflarını saran aura yanlarından geçen herhangi birini rahatsız hissettirecek ölçüde baskıcıydı. Chu Lian efendinin koltuğuna oturdu ve önündeki üç kişiye baktı.

“Buraya niçin geldiniz?” diye şaşkın bir şekilde sordu Chu Lian. Kıdemli Hizmetçi Zhong, Chu Lian odaya adım attığı andan beri göz ucuyla onu süzüyordu. Bu genç madamın şeftali rengi elbisenin dışına hafif  pembe tonunda tülden bir dış elbise giydiğini gördü. Kendi avlusunda olduğundan şeftali çiçeği şekilli yeşimden oluşan tek bir saç tokasıyla tutturulmuş, basit bir saç stili vardı. Gençliği hala hatlarından belli oluyordu ve birkaç yıl içinde büyük ihtimalle çok güzel bir kadına dönüşecekti.

Ama Chu Lian’ın en çok dikkat çeken kısmı dış görünüşü değildi, nemli kocaman parlak gözleriydi. Tek bir bakışıyla her şeyi, bir insanın kalbini bile görebilirmiş gibi görünüyordu.

Kıdemli Hizmetçi Zhong önceki deneyimlerine dayanarak, bu gözlere sahip birinin kötü bir karaktere sahip olamayacağını düşündü.

Şimdi karşısında olan Üçüncü Genç Hanım hayalindekinden çok farklıydı.

Ama ayrılmadan önce Üçüncü Genç Efendi’nin verdiği talimatları düşününce Kıdemli Hizmetçi Zhong kişisel görüşünü aklının derinliklerine kaldırdı.

Öne çıktı ve hafifçe başını eğdi. Görünüşü açıkça ortalama olsa da aurası onu kalabalıktan ayırmak için yeterliydi.

“Üçüncü Genç Madam, bu yaşlı hizmetçi Kıdemli Hizmetçi Zhong. Wenqing ve Wenlan’la beraber Üçüncü Genç Efendi tarafından Üçüncü Genç Hanım’a hizmet etmek için görevlendirildik.”

Ah? Chu Lian bir anlığına afalladı. Ona hizmet etmek mi? He Changdi’nin emri mi? Avluda zaten gerekenden fazla hizmetçi vardı. Onun kendi kişisel dört hizmetçisi ve Kıdemli Hizmetçi Gui yanındaydı, buna ek olarak beş altı tane de iki ve üçüncü sınıf hizmetçi daha vardı.

Bir de normalde Songtao Avlusu’nda hizmet eden hizmetçiler vardı. Üç tane daha hizmetçi daha ekleyince onlara verebilecekleri yerler bitiyordu.

Kıdemli Hizmetçi Zhong, Chu Lian’ın söyleyecek bir şeyi olmadığını ve sadece ona bakarak yanaklarını şişirdiğini gördü. O açık, parlak gözler ona bakarak o kadar çok açılıp kapanıyordu ki bakışları altında rahatsız hissetmeye başladı.

Kıdemli Hizmetçi Zhong sadece ileri atılarak, “Üçüncü Genç Efendi bu yaşlı hizmetçiye konuşması ya da hareketleri olsun, geliştirilmesi gereken alanlarda Üçüncü Genç Hanım’ı düzeltmesini söyledi. Ayrıca bu Üçüncü Genç Efendi’nin ayrılmadan önce Üçüncü Genç Madam’a bıraktığı bir mektup.”

Kıdemli Hizmetçi Zhong, Üçüncü Genç Madam konuşurken yüzünde oluşan ifadeyi izledi, yüzünde hala aynı ifade duruyordu. Başını yana eğmiş ve yanaklarını şişirmişti. O kadar tatlı görünüyordu ki Kıdemli Hizmetçi Zhong’un dudaklarının kenarı seğirdi.

Bu Üçüncü Genç Hanım mutlaka aptal değildi? Başka bir yeni evli gelin olsa çoktan onlara bağırmaya ve onları azarlamaya başlamış olurdu. Kocası sadece ayrılmakla kalmamış, bir de onunla ilgili o kadar kötü düşüncelere sahip ki o yokken karısının kontrol etmeleri için arkasından birilerini göndermişti!

Bu suratına atılan devasa bir tokat gibi değil miydi?

Chu Lian’ın ifadesi değişmemişti çünkü He Changdi’nin bu hareketinin arkasındaki asıl sebebi anlamamıştı. Kıdemli Hizmetçi Zhong’a bakarak konuştu:

“Mektubu bana uzatın da bakayım.”

Xiyan öne çıkıp mektubu aldı ve Chu Lian’a uzattı.

Chu Lian zarftaki güçlü ve katı kelimelere baktı.

‘Sevgili karım Madam Chu‘ya.’ Bu mektup ona ‘sevgili karım’ olarak hitap ettiği tek yer olabilirdi.

Zarfı açıp içinden ince bir kağıt parçası çıkardı. İnce kağıt parçasında sadece on satır civarında yazı vardı.

Okumayı bitirdiğinde yüzü öfkeyle kıpkırmızı oldu.

“Ben uzakta kuzeyde düşmanları öldürürken umarım ki karım erdemli davranmayı unutmaz!

‘Erdemli’ kelimesi sanki atlamasından korkuyormuş gibi bir de kırmızıyla yazılmıştı.