Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

8. Bölüm Sencha Demlemek (1)

Çevirmen: Rosanixe / Editor: lotus

Matriark He iki küçüğüne günlerini huzurla geçirmelerini öğütledi. Aslında devam ederdi ama gelininin durumunun kötü olduğunu görünce onları daha fazla bekletmemeye ve ayrılmaları için süreci başlatmaya karar verdi.

Ama tam He Changdi ayrılacakken Matriark He onu durdurdu.

“Sanglang önce karını gönder ve sonra büyükannenin yanına gel. Büyükannenin sana söylemek istediği özel bir şey var.”

He Changdi bir anlığına donup kaldıktan sonra başını sallayarak onayladı.

Chu Lian, büyüklere saygılarını sunduktan sonra He Changdi onu bileğinden yakaladı ve dışarı çekti.

He Erlang’ın beyaz dişleri, esmer tonuyla birleşince göz kamaştırıcı bir hal alıyordu. “Heh, Üçüncü Kardeşim genelde biraz soğuktur, kim karısını şımartacak bir adam olacağını düşünürdü ki? Sonunda bizden biri olduğuna dair bir kanıtımız var.”

Buna karşılık He Dalang gözlerini devirdi ve çirkin bir bakış attı.

Peki, peki. Evde kimse onun varlığından hoşnut değildi. Erlang tam kalkıp kaçışını gerçekleştirmek üzereyken He Dalang onu kulağından yakaladı ve konuşmak için çalışma odasına doğru sürükledi.

“Peiwen git ve biraz dinlen. Bu kadar çaba harcamak vücudun için zararlı.” He Changdi ve karısı ayrılınca Matriark döndü ve geliniyle konuştu.

Madam Liu’nun vücudu gerçekten de zayıftı. Oğlunun ve gelininin çay seremonisinin hatırına zorla yataktan kalkmıştı. Bir saat oturduktan sonra yıkılmanın eşiğine gelmişti.

“Anne lütfen bu kızına Sanglang’la ilgilenirken yardım et. Kızınız şimdi ayrılacak.”

Madam Liu’nun ses tonu hafif ve kırılgandı.

Matriark He elini salladı ve Kıdemli Hizmetçi Liu’ya Madam Liu’nun odasına kadar eşlik etmesini söyledi. İki hizmetçiyle birlikte odadan ayrıldılar.

Qingxi Avlusu’nda sadece Matriark He’nin iki kızı ve Madam Zou kalmıştı. Madam Zou yapabileceği bir şey olmadığını görünce ayağa kalkıp Matriark He’ye saygılarını sunduktan sonra hanenin o günlük işleriyle uğraşmak için dış bölüme gitti.

Matriark He artık Kont Jing’an’ın evinin işlerinden sorumlu değildi. Bu aslında Kontes Jing’an’ın rolüydü ama hasta olduğu için kısa bir süreliğine daha Matriark He idare etmişti, ne yazık ki o da eve dahil olunca bu görevi torununun karısına devretmişti. Bu yüzden haneye göz kulak olma sırası artık Madam Zou’nundu.

İç ve dış olmak üzere bütün işlerle Madam Zou tarafından ilgilenilirdi.

Qingxi Avlusu’ndan ayrıldıktan sonra He Changdi buz gibi ifadesine geri döndü. Chu Lian’ın kolunu ittirdi ve He Hanesi’nin bahçesinde ondan bir adım önde yürüdü.

Xiyan Genç Efendi’nin sırtını izlerken kaşlarını çattı. Sessizce Altıncı Hanım’a seslendi ama Chu Lian acı bir şekilde başını salladı.

Xiyan’ı sessiz bir bakışla yatıştırdı ve  bahçeye doğru döndü.

Kim bilir He Sanglag’ın sorunu neydi?

Kendi bahçelerine döndüklerinde He Changdi sadece dış bölmede oturdu ve bir bardak çay içtikten sonra  Qingxi Salonu’na döndü. Chu Lian iç bölmede oturarak Xiyan ve Fuyan’ın Dük Ying’in Hanesi’nden getirdiği çeyizini kaldırmalarını izledi. Dışarıdaki hareketlenmeyi duyunca dışarı çıktığını anladı.

Onunla birlikte buraya sadece yaşlı Matriark görsün diye dönmüştü!

Chu Lian farkında olmadan kaşlarını çattı.

Hah... Neler oluyordu? Bu He Changdi romandaki ana erkek karakterden tamamen farklıydı! Bir yerde bir şeyler yanlış mı gitmişti?

Ama He Changdi dışında her şey birebir aynıydı.

Mantıklı bir açıklama bulamıyordu bu yüzden sadece düşünmeyi bıraktı.

Romandaki kadın ana karakterin dört tane hizmetçisi vardı ve hepsinin adında ‘yan’* kelimesi vardı. Her biri çok güzeldi ve hepsinin kendine özgü yetenekleri vardı. Ama sadece Xiyan ve Fuyan kadın ana karakterle büyümüştü; Jingyan ve Mingyan, o evden ayrılırken Düşes Ying tarafından ödüllendirilmişti.

*Yan kelimesi vahşi kaz anlamına geliyor. Bir efendiye servis eden hizmetçiler benzer şekilde adlandırılıyor.

Chu Lian bu dört hizmetçinin kişilikleri ve düşünce yapılarını, aynı zamanda sonlarının nasıl olacağıyla ilgili her şeyi biliyordu.

Fuyan’ın He Changdi’ye attığı bakışlar gözünden kaçmamıştı.

Xiyan da aynı şekilde bakışlar atıyordu ama bunlar çeyiz kutularını kaldırırken hanımına attığı bakışlardı. Xiyan şimdiye kadar sessiz kalmıştı ama Altıncı Hanım’a söylemek istediği birkaç söz vardı. Ama diğer hizmetçiler yanındayken bunları söylemek için hiç iyi  bir zaman değildi.

Altıncı Hanım’ı fark eder etmez yaşlı Matriark’ın bahçesine aceleyle gitti. Hanımı çok yemek yememişti. Bunu onaylamak adına sordu:

 “Hanımım aç mısınız? Bu hizmetçinizin size atıştırmalık getirmesine izin verin.”

Chu Lian dalgın bir şekilde başını salladı.

Xiyan hızla zarif bir kutu getirdi. Ana mutfaktan sorumlu kıdemli hizmetçiler çok nazikti. Atıştırmalık isteyenin Üçüncü Madam olduğunu duyar duymaz Xiyan’ın götürmesi için bir yığın taze atıştırmalık hazırlamışlardı.

Xiyan kutudan tatlı üstüne tatlı çıkardı. Altıncı Hanım’ı neşelendirmek için özellikle şakalaştı ve abartılı bir sunum yaptı.

“Üçüncü Genç Madam şu tatlılara bakın! Ying Hanesi’nde hiç bunlara benzer bir şey görmemiştik! Çok güzel görünüyorlar, neden bir tane denemiyorsunuz?”

Chu Lian aşağıya baktı ve birden yüzü asıldı. Yangtze Nehri’nin* iki tarafındaki her şeyi yemiş modern bir yemek tutkunu için bu kare şekilli balkabağı tatlıları hiç ilgi çekici değildi. Üzerine sadece birkaç tane şeftali çiçeği yaprağı serpilmişti, bu tatlıların gerçekten de güzel olduğunu mu düşünüyorlardı? Xiyan’ın estetikten biraz olsun haberi var mıydı?

*Çin’i güney ve kuzey olarak ikiye bölen nehir.

Balkabağı tatlılarından yayılan bitkisel yağ kokusu burnuna doluyor ve içinde kusma isteği uyandırıyordu.

Chu Lian mutfaktan sorumlu kıdemli hizmetçilerin, hayatı onun için zorlaştırmak adına birinden emir alıp almadıklarını merak etti.

Hatırladıklarını gözden geçirdi ama romanda buna dair herhangi bir bilgi yoktu.