Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

13. Bölüm Gerçek Yeşim Köşkü

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

“Bam!”

Su Cheng’an masaya vurdu ve ayağa sıçradı.

Öfkeyle köpürüyordu.

“Gerçekten böyle mi söyledi?”

Yan Wushuang ağlayan güzelliğin vücut bulmuş haliydi: “Hükümdarım, bu sözler kesinlikle doğru. Büyüğüm, biliyorsunuz ben -Yan Wushuang- acı bir hayat yaşadım. Büyükle saraya girdim ama bu iyi talihten birkaç günlüğüne bile keyif alamadım. Yerine, Su Klanı’nın işlerini gece gündüz dinlenmeden yönetiyorum. Bu kadar çok çalıştıktan sonra bile böyle bir hakareti duyacağımı beklemiyordum. Genç Efendi bana böyle davrandıktan sonra burada yaşamaya devam etmenin ne anlamı var…”

“Tamam, tamam. Kendini öldürmekle tehdit etmek için bu kadar aceleci davranma.” Su Cheng’an elini rahatlıkla salladı ama ifadesi gergindi.

Yan Wushuang’ın asilliği yoktu. Bunu herkes biliyordu ama dördüncü cariye olarak alındığından beri geçmişi geçmişte bırakmak en iyisiydi. Tüm klan içerisinde hiç kimse bu konuyu gündeme getiremezdi.

Beklenmedik şekilde, bu eski yara Su Chen tarafından zalimce deşilmişti. Nasıl Su Cheng’an bu kadar kızgın olmazdı?

Yan Washuang’ın, Tang Hongrui’nin ve onun oğlunun işlerini alma niyetinden haberdardı ama o bunu unutmayı seçmişti.

İnsanlar her zaman böyleydi. Eğer birisi en başından ön yargılı ise bu ön yargıyla uyuşmayan her şeyi görmezden gelirdi.

Sonuç olarak Su Cheng’an Su Chen’in çok vefasız bir evlat olduğunu hissetti.

İki oğlunun doğumuyla ve yeni favorisini kabul edişiyle Su Chen’e olan sevgisi büyük ölçüde azalmıştı. Su Chen’in ona tekrar ve tekrar itaat etmemesinin ardından baba ile oğul arasındaki ilişki onarılması çok zor bir noktaya gelmiş, gitgide artan çatlaklar oluşmuştu.

Su Chen o gün gerçekleşen bu olay yüzünden, Su Cheng’an’ın gözünde çok suçlu bir duruma düşmüştü.

O sırada Su Cheng’an derin derin düşünüyordu. Bir süre düşündükten sonra konuştu: “Vefasız bir evlat terbiye edilmeli. Ama Hongrui’nin kontrolü altındaki işlerin çoğunluğu onun orijinal ailesinden getirildi. İsimde Su Klanı’nın bir parçası olsa da eğer Hongrui onayını vermezse benim bir şey yapmam zor olur. Hala bu konuda biraz daha düşünmem gerekiyor.”

“Düşünecek ne var?” Yan Wushuang somurttu: “Çeyizse ne olmuş yani? Evlenerek Su Klanı’na girdiği anda işler Su Klanı’na ait oldu. Tang Hongrui tekeline aldığı için başka hiç kimsenin onlara karışmasına izin vermiyor, bu iyi bir ev hanımlığı mı?”

“Öyleyse ne yapmamız gerektiğini düşünüyorsun? Tang Klanı Su Klanı kadar iyi olmasa da hala belli bir güçleri var. Zorla onlardan alamam, öyle değil mi?”

Yan Wushuang söylemeden önce bir an düşündü: “Su Chen’in onları bırakmaya niyeti yok, değil mi? O zaman neden kendisinin işleri yürütmesine izin vermiyorsun? Sadece onun -kör bir insanın- işleri yönetirken iyi bir iş çıkaracağına inanmıyorum.”

Su Cheng’an gözleri parlamaya başlamadan önce kısa bir an düşündü: “Bu da bir fikir… Hata yaptığında yaygara çıkarmak için bahane olarak kullanabiliriz, fırsatı değerlendirip onu pozisyonundan çıkarmak için kullanır ve yönetme hakkını elde ederiz. Ama denetlemesi için en iyi şey nedir?”

Yan Wushuang vahşice cevapladı: “Kör olduğuna göre görüşe en çok ihtiyaç duyan işi yönetmesine izin ver.””

“Gerçek Yeşim Köşkü!”

——————————————————

Gerçek Yeşim Köşkü, Binlerce Eğri Geçidi’nde bulunuyordu; tünelde yer alan bir antika dükkanı...

Saf Kıta, ilerleme konusunda olgunlaşmış bir yerdi. Burada birçok muhteşem halk ve kültür yükselmiş ve düşmüştü. Aynı zamanda arkalarında olağanüstü miktarda antik malzemeler, gizli hazineler bırakmışlardı.

Saf Kıta’nın kültürünün en muhteşem olduğu dönemde bazı ülkeler modern insan topluluklarından çok daha hızlı ve müthiş gelişmişti. Kaçınılmaz olarak tarihin tozlu sayfalarında kaybolsalar da yine de birkaç etkileyici teknolojiye sahiplerdi. Kalıtları ve hazineleri de toplulukları gibi Saf Kıta’nın yüzeyinin altına gömülmüştü.

Özellikle bu yüzden bu dünyada arkeoloji sadece tarihi önem taşımıyor aynı zamanda bunların kullanım tarzının da önemli olduğunu vurguluyordu.

Bir zamanlar Uzun Sang’da antik zamanlardan bir lahiti şans eseri keşfettikleri için metali eritme ve dövme becerisini kazanmış bir klan vardı ve bunu zenginliğe ulaşmak amacıyla kullanmışlardı.

Bu, antika işinin gelişmesini sağladı.

Kültürel kalıntı işlerinin kuvvetli gelişiminden sonra taklitçiler de bu fırsatı değerlendirip pazarlarda ortaya çıkmaya başlamışlardı. Bu durum yüzünden antika dükkanlarındaki kontroller sıklaştırılmıştı.

Gerçek Yeşim Köşkü’nün şu anki dükkancı başı Tang Zhen’di ve kendisi Tang Hongrui’yi Su Klanı’na kadar takip etmiş yaşlı bir adamdı. Yirmi yıldır Gerçek Yeşim Köşkü’nün dükkancı başısıydı ve zengin bir deneyime sahipti. Oldukça dikkatli ve ihtiyatlı davranırdı ayrıca çok inançlı ve sadıktı. Başkalarının övgüsünü alan büyük anlaşmalar yapmamış olsa da hiçbir hata da yapmamıştı.

Gerçek Yeşim Köşkü, kuzeye doğru uzanan en ünlü antika yol Binlerce Eğri Geçidi’nde bulunan Bin Yıl Köşkü ya da Hazine Değerlendirme Kulesi gibi büyük dükkanlarla karşılaştırılamasa da sürekli gelişmeyi başarıyordu. Orta-yüksek sınıf bir dükkan olarak değerlendiriliyordu ve Tang Hongrui’nin kontrolü altındaki birkaç iş arasından kesinlikle en önemlisiydi.

Gerçek Yeşim Köşkü’nün üçüncü katındaki küçük bir oda...

Su Chen soldaki şeref koltuğuna oturmuştu. Yanında Jianxin dikiliyordu. Tang Zhen sağda oturuyordu ve hemen yanında ikinci dükkancı Zhang Heng ve üçüncü dükkancı Lou Yi vardı.

“Babam, beni annem adına Gerçek Yeşim Köşkü’nü idare etmem için gönderdi ama benim asıl niyetim bunu üç dükkancıdan öğrenmek. Bu nedenle üç dükkancının benim buraya gelmem konusunda endişeli hissetmesine gerek yok. Normalde ne yapıyorsanız onu yapın, yeterli.” Su Chen koltuğunda oturarak yavaşça konuştu.

Üç dükkancı da aynı anda konuştu: “Genç efendinin emirlerine uyarız.”

“Üç dükkancıya saygı duyuyorum.” Su Chen davranışlarına özen göstererek devam etti: “Üç dükkancının da ilgilenmesi gereken işleri var. İkinci ve üçüncü dükkancının gidip ön masadaki işlerle ilgilenmesine ne dersiniz? Dükkancı başı benimle kalabilir ve bana antikaların gelir giderlerini öğretir. Yeni gelen olarak yapmam gereken en önemli şey çalışmak.”

“Bu da iyi...” Bu sözleri duyan Zhang Heng ve Lou Yi, Su Chen’e veda edip görevlerini yerine getirmeye gitti.

Su Chen ayrıca Jianxin’e de gitmesini söyledi. Su Chen, Tang Zhen’e secde ettiğinde sadece ikisi kalmıştı: “Dükkancı beni kurtarmalı.”

“Genç efendi ne demek istiyor?” Bu hareket Tang Zhen’i korkuttu ve hemen Su Chen’in kalkmasına yardım etti: “Genç efendinin büyük saygısını hak etmiyorum.”

Ancak o zaman Su Chen cevapladı: “Dükkancı başından hiçbir şey saklamak istemiyorum. Bugün buraya geldiysem eğer bunun nedeni gönderilmem değil, babam tarafından sürgün edilmemdir!”

“Demek gerçek durum buydu.” Tang Zhen iç çekti.

Aslında Tang Zhen, Su Chen’in antika dükkanına gönderildiğini gördüğünde içine bir şeyler doğmuştu. Su Klanı’ndan olmasa bile Su Klanı’nda olan şeylerin bir kısmından haberdardı. Dördüncü Genç Efendi tamamen kör olsa da Su Konutu’nda her zaman öne çıkan biri olmuştu.

Şartlar değişse ve her şey mükemmel olsa da Su Chen’in geride kalması gibi bir ihtimal düşünülemezdi ancak şimdiki şartlarda böylesine iyi olduğu için aşırı kıskançlığa ve kine maruz kalıyordu.

Su Chen, Yan Wushuang’ın planlarından bahsetti.

Su Chen’in, Yan Wushuang’a “Bahar Mehtabı Evi’nden gelen sıradan bir fahişe” diyerek küfür ettiğini duyan Tang Zhen o kadar dehşete düşmüştü ki kaşları tekrar tekrar zıpladı. Nihayetinde neden Su Cheng’an’ın onu buraya sürdüğünü anladı. Kabaca konuşmak, asilik, büyüklere saygısızlık, babasının cariyesini aşağılamak... Bunlar küçük suçlar değildi!

“Annem geldiğimde kesinlikle dükkancı başının talimatlarını dinlemem gerektiğini söyledi. Dükkancı başı Tang Klanı için yirmi yıl boyunca oldukça sıkı ve ihtiyatlı çalıştı bu yüzden güvenilir olmalı. Bu sebeple annem kesinlikle dükkancı başından yardım istememi söyledi.”

“Birkaç yeşim aracını, bazı değerli antika yazıları ve benzerlerini ayırt edebilmek dışında hiç yeteneğim yok. Bundan bahsetmesen bana secde etmesen veya burada olmasan bile bütün dikkatimi yaptığım işe odaklamam gerekir. Sana nasıl yardım edebilirim ki?”

“Bana öğretebilirsin.” Su Chen cevapladı.

Tang Zhen şaşırmıştı: “Ne dedin? Hazineleri nasıl inceleyeceğini mi öğrenmek istiyorsun?”

“Aynen öyle!”