Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

14. Bölüm Antika

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Kör bir çocuk hazineleri nasıl inceleyeceğini öğrenmek istiyordu.

Bunu kim duyarsa duysun saçma gelirdi.

Ancak Su Chen’in ifadesi içten ve ses tonu çok ciddiydi.

Tang Zhen, Su Chen’in tavrını görünce derin bir nefes verdi; çok yavaş ve vurgulu bir şekilde konuştu: “Eğer Genç Efendi hazineleri nasıl inceleyeceğini öğrenmek istiyorsa bu kesinlikle ilham verici bir arzu. Doğal olarak bu çok kullanışlı bir yetenek… Ancak hazineleri incelemenin yolu oldukça karışık ve her şeyi içine alıyor. Uzun zamandır bu işin içinde olan yaşlı eller bile bazen dikkatsizlik yapabilir.”

“Dikkatsizlik” kelimesini söylerken ses tonu kasvetli ve ciddiydi.

Bunu duyan Su Chen cevap verdi: “Dükkancı başının söylemeye çalıştığı şey, gözleri gören kişiler bile dikkatsizlik sonucu hata yapabiliyorsa neden benim gibi kör bir insana hazine incelemesi görevi vermekten söz ediyoruz, değil mi? Sadece hislerimi düşünerek direkt olarak söylemedin, haksız mıyım?”

Tang Zhen utanmış bir şekilde güldü ama yine de cevapladı: “Genç efendi, saygısızca ve direkt olarak konuştuğu için bu yaşlı adamı affedin… Ama evet, aynen öyle…”

Su Chen güldü: “Dükkancı başının benimle bu şekilde açık konuşması çok iyi bir şey. Ben de gözlerimin bu görev için yetersiz olduğunu ve hazineleri incelemeyi öğrenmemin ne kadar zor bir şey olduğunu biliyorum. Yine de ben bir gün gözlerimin iyileşeceğine inanıyorum. Şimdi öğrendiklerim, gözlerim iyileştiğinde bana temel olarak hizmet edecekler. İyileşemesem ve çok iyi öğrenemesem bile denildiği gibi sorun değil. En kötü, antika satışlarının hiçbirinden sorumlu olmam. Benim buraya gelme sebebim öğrenmek, kesinlikle dükkancı başının işlerle ilgilenmesinin önüne geçmeyeceğim.”

Bu sözleri duymasıyla Tang Zhen nihayet içini çekti: “Eğer böyle düşünüyorsan doğal olarak ortada bir sorun olmaz.”

“Böyle olduğuna göre o zaman her şey dükkancı başına bağlı. Nereden başlayalım?”

Tang Zhen, Su Chen’in hemen başlamak isteyecek kadar öğrenmeye istekli olacağını beklememişti. Bir anlığına düşündü ve cevap verdi: “Gerçek Yeşim Köşkü’nden başlamaya ne dersin? Ailenin dükkanına geldiğine göre muhtemelen dükkanın içerisindeki durumları anlayarak başlamalıyız.”

“Tamam!”

“Gerçek Yeşim Köşkü’nün ana işi Ünlü İlahi Hanedan’dan ortaya çıkan birkaç antikayı satışa sunmak. Bazen antik zamanlardan birkaç antika da alıyoruz. Ancak bu tür antikalar yüksek seviyede görsel keskinliğe ihtiyaç duyduğu için kesinlikle emin olmadıkça onları kabul etmiyoruz. Genç Efendi lütfen beni takip edin. Sizi köşkümüzün aldığı birkaç hazineyi göstermeye götüreceğim. Genç Efendi göremese de koklayabilir, duyabilir ve dokunabilir. Genç Efendiye ilk önce bu duyuların kullanımını anlatacağım…”

Tang Zhen konuştuğu anda çoktan Su Chen’in eline antik bir yeşimi koymuştu.

Antik yeşim ılıktı; elinde tutarken Su Chen elinin etrafında gerçekten büyük, etkileyici bir atmosfer hissetti.

“Bu İnek Desenli Üç Renkli Yeşim; gök mavisi, kırmızı ve sarı renklerinde… Ünlü İlahi Hanedan’ın İmparator Ping döneminden kalma ve dokuz bölgenin sulh hakimi Wang Shi’nin kişisel eşyası. Adı da ayrıca bu yeşim parçasının arkasında kazınmış. Sorumlu kişi olarak biraz dokunabilirsin. Wang Shi, İmparator Ping tarafından çok saygı duyulan birisiydi ve sayısız haksız suçlamayı savuşturarak dokuz bölgenin yönetimine atanmıştı. Zamanın karanlık dönemi boyunca nadir denebilecek özelliklere sahipti, ayık ve sakin bir insandı. Bu üç renkli yeşim yıllar boyunca onunlaydı ve nihayetinde onun adil atmosferiyle birleşti. Bu sebeple bunu takmak kötülüğü savuşturma ve şeytanları çıkarma yeteneğini bile bahşediyor.”

Saf eserlerin çok tuhaf etkileri vardı.

Köşkün hazinesi olduğu düşünülünce Avare İnek Desenli Üç Renkli Yeşim’in doğal olarak ismine yakışır etkileri olması gerekiyordu.

Bu yeşimin şeytan çıkarma etkisi sadece ortalama olsa da sadece normal ölçüdeki kötülüğü, şeytani akışı bastırabilse de normal insanlar bunun çok iyi etkileri olduğunu düşünebilirdi.

Antik yeşimi tanıttıktan sonra Tang Zhen, Su Chen’i tezgaha getirdi.

“Gizem ırkının bir kitabı burada bulunuyor. Gizem ırkı elli bin yıl önce yaşamış olan oldukça güçlü bir ırktı. İcatlara karşı inanılmaz ilgileri vardı. Birçok harika icat ve fikir o dönemden bu zamana geldi ama birçoğu da o dönemde yok oldu.”

Su Chen merakla sordu: “Dükkancı, bu kitabın adını nasıl biliyorsun? Gizem ırkının sözleri insan ırkınınkine benzer olmamalı, değil mi?”

Tang Zhen içten bir şekilde gülerken sakalını okşadı: “Doğal olarak, bu gizem ırkının sözlerini anladığım için. Kültürel kalıntıları incelemenin kolay bir şey olmadığını bilmelisin. Olağanüstü hazine inceleme uzmanı aynı zamanda çok bilgili ve iyi öğrenmiş olmalı. Tarih ve dil bilgisi antika incelemenin temelidir.”

“Demek öyle.” Su Chen’in gözleri parladı. Tang Zhen’in önünde eğildi: “Dükkancı başının beni eğitmeye devam etmesini talep ediyorum.”

“Hey, bunu yapamazsınız! Bunu yapamazsınız, Genç Efendi çok saygılı davranıyor.” Tang Zhen aceleyle onu kolundan kaldırdı: “Genç Efendi öğrenmek istediği için ona öğreteceğim. Göremediğin için muhtemelen bilgilerden öğrenmeye başlamak senin için en iyisi olacaktır. Genç Efendi öğrenmeye istekli olduğu sürece bu yaşlı adam bildiği her şeyi Saf Kıta’nın tarihi, coğrafyası, gelişimi ve onlarca antik ırkın değişimini kültürleri ve dilleri ile beraber öğretmeye istekli!”

Dövüş gücünün değerli olduğu ve kültürün küçümsendiği dönemlerdi. Saf Canavar ırkının tehdidi antik ırkların zor şartlar altında varlığını sürdürmesine sebep oluyordu. Vahşi alanlardaki sonu gelmeyen canavar dalgalarına direnebilmek amacıyla tüm çabalarını dövüş güçlerini arttırmak için kullanmaktan başka şansları yoktu. Kültürün işe yararlılığı bu nedenle en düşük sınırına ulaşmış ve yerineateşli savaşvari güç ve gizli tamamlanmış gelişim mirası ortaya çıkmıştı.

Karşılaştırıldığında, bilginin hiyerarşisi ve önemi açıkça düşmeye başlamıştı. Bilgiyi kontrol eden insanlar artık insan topluluğunun en üst kademesinde değillerdi daha çok bu sosyal piramidin ortasında bir yerdeydiler. Belli bir yeteneği eline alabilmiş tüccar ve doktor gibi insanlar topluluğun merkezindeydi, gelenek ve tekniklerini nesilden nesile aktarıyorlardı.

Bu şartlardan memnun olmayanlar topluluğun en düşük kademesinde yer alıyorlardı.

Bu gibi koşullar altında Tang Zhen, Su Chen öğrenme isteğini gösterdiğinde tam olarak aradığı şeyi buldu. Bu ona hiçbir değer katmazdı aksine yıllarca birikmiş tüm bilgiyi iyi bir şekilde kullanabileceği konusunda oldukça mutlu şaşkın ve hissediyordu. Eğer gelecekte Su Chen başarılı olursa sonuç olarak önceki öğretmeni Tang Zhen’in yükselmesi uygun görülürdü. Tabii ki Su Chen’in şu anki durumu düşünüldüğünde Tang Zhen bu konuda hiçbir beklenti içerisine girmiyordu. O sırada basitçe genç adamın zekasını ve ilerlemesiyle birlikte öğrenme isteğini de takdir ederek Su Chen’den hoşlanıyordu. Aynı zamanda klanına övülmeye değer bir şey sunarak sadakatine tutunuyordu.

Bu şekilde ilerleyen günlerde Su Chen, Tang Zhen’i takip etmeye ve her bir ırkın dili ile beraber Saf Kıta’nın tarihini çalışmaya başladı.

Tang Zhen, Su Chen göremese de algısının olağanüstü olduğunu keşfetti. Bir kere söylendikten sonra birçok şeyi anlayabiliyor ve hatta o bilgiyi kullanarak birçok çıkarımda bulunuyordu.

Görüşünü kaybetmek ona büyük bir sıkıntı getirse de aynı zamanda ona eskisinden çok daha müthiş bir hafızayla birlikte, aklına bir şeyleri koymakta daha hızlı olmasını sağlayan keskin bir akıl vermişti.

Bunlar kaba ezber gerektiren şeylerdi ve Su Chen kolayca bir kereden sonra ezberleyebiliyordu.

Üç aylık kısa bir sürede Su Chen, Saf Kıta’nın tarihini, insanoğlunun onlarca antik ırkını iyi bir şekilde anlayarak tamamen ezberlemişti. Hatta kelimelerde daha yetkin olmuş ve Gizem ile Tiran ırkının dillerinin genel kullanımına ulaşmıştı. Algısı, Tang Zhen’in onu sıra dışılığı konusunda tekrar tekrar övmesini sağlayacak kadar hızlı ve derindi. Su Chen’in yüz gün süren çalışması bir başkası için acı dolu üç yıl olurdu.

Tang Zhen’in altında Su Chen, nihayet insan ırkının tarih kitaplarında yer almayan “Saf Tarih”ini anlamaya başlamıştı.