Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

18. Bölüm Kanlı Dövüş

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

Su Chen ormanda yanıyormuş gibi koşuyordu.

Bu sefer kendini çok büyük belaya soktuğunun farkındaydı. Başka birinin sırlarını duymak... Onun kolayca kurtulmasına kesinlikle izin vermeyeceklerdi.

Lin Xie, Lin Klanı’nın ikinci kuşak müritiydi. Ondan bir kuşak büyük olsa da yine de Enerji Çekme Diyarı’na girmişti. Ayrıca, Su Chen’in gözleri tamamen iyileşmiş olsa bile Köken Enerji Bilgesi’ne rakip olamazdı şu anki körlüğünden bahsetmeye gerek bile yoktu.

Su Chen, Köken Enerji Bilgesi’nin saldırılarını görmüştü. Sıradan dövüş bilgeleriyle aynı gezegende değillerdi. Gerçekten, köken enerjiyi kullanarak insan vücudunun fiziksel sınırlarını genişleten saldırılar yapabiliyorlardı.

Tehlikeden kaçmanın bir yolunu düşünmeliydi.

Su Chen aceleyle koşarken içinden bağırdı.

Ancak panikledikçe kafası daha çok karıştı. Ağaçları görebilse de ayaklarının dibindeki ağaç köklerini göremiyordu.

Bir ağaç kökü aniden Su Chen’in önünde belirdi ve vücudunun havalanmasına ve yüz üstü kapaklanmasına sebep oldu.

Tekrar ayaklarının üstüne kalkmak üzereyken sırtına bir ayak kondu.

Lin Xie’nin cırtlak ve soğuk sesi duyuldu: “Koş, koşmaya devam et! Neden koşmayı bıraktın? Kör birinin ne kadar hızlı koşabileceğini görmek istiyorum.”

“Belki de ne kadar hızlı vurabildiğimi görmek istersin!” Su Chen dişlerini kenetledi ve homurdanarak dirseğiyle arkasına doğru vurdu.

Ancak, hala sırtında bir ayak vardı. Dirseğin gücü de açısı da sınırlı olmaya mahkumdu. Lin Xie, Su Chen’in dirsek saldırısını basit bir tutuşla engelledi. Ancak öfkeli bir ışık gözlerinde yandı: “Vurmak mı? Gerçekten vurmaya cesaret mi ettin?”

Vücut Tavı aşamasındaki kör adam gerçekten merhamet için ağlamak yerine ona misilleme yapmaya cesaret mi etmişti?!

Bu durum Lin Xie’yi çılgına çevirdi.

Su Chen’in sağ elini kavradı ve biraz güç uyguladı. Çatırdama sesi duyulduğunda çoktan Su Chen’in sağ elini kırmıştı.

“Ah!” Su Chen acı dolu bir çığlık attı.

Lin Xie, Su Chen’i havaya kaldırdı. Sağ eli yumruk halini almadan ve Su Chen’in vücuduna vurmadan önce hafif bir ışıkla parladı.

Bu yumruk güçlü değilse hiçbir şey olamazdı. Su Chen tüm vücudunun ikiye ayrılacağını hissetti.

“Nasıl, gizemli demir yumruklarım oldukça iyi değil mi? Bu benim köken enerji yeteneğim ve gücümün sadece onda üçünü kullandım. Eğer gerçekten tüm gücümü kullansaydım küçük vücudun paramparça olurdu!” Lin Xie esrarengiz bir şekilde kıkırdadı.

Köken enerji yeteneği, Köken Enerji Bilgesi ve sıradan bir dövüş bilgesi arasındaki en büyük farktı.

Aynı yumruk tekniği Köken Enerji Bilgeleri tarafından kullanıldığında, köken enerjinin gücünü ekledikleri için dövüş sanatçılarını katlar geçerdi.

Köken enerjiyi yeteneklere harmanlayan bu teknik, köken enerji yeteneği veya köken yeteneği olarak bilinirdi.

Çok fazla köken yeteneği türü vardı ve her birinin eşsiz yönleri vardı. Doğal olarak, karşılaştırmalı güçleri ve hiyerarşileri de farklıydı. Lin Xie’nin gizemli demir yumruğu, şüphesiz birinin bunu köken yeteneği olarak bile görmeyeceği en düşük seviyedeki teknikti. Onların gözünde sadece insancıl olasılıkları aşan uçma, görünmezlik ya da ateşi kontrol edebilme yetenekleri köken yeteneği olarak düşünülebilirdi. Gizemli demir yumruk gibi yetenekleri sıradan dövüş sanatçıları bile kullanabildiğinden en fazla köken enerjiyle birleşmiş yetenekler olabilirlerdi. Olsa olsa “Dövüş yeteneği” olarak isimlendirilebilirlerdi.

Birinin onlara köken yeteneği veya dövüş yeteneği demesine bakılmaksızın hepsi Su Chen’in Vücut Tavı’nın kaldırabileceğinden fazlaydı. Onda üçlük bir güçle saldırı bile Su Chen’in tüm saldırısını geçebilecek kadar kuvvetliydi.

Ancak, hayatı Lin Xie’nin ellerindeyken Su Chen zayıfça fısıldadı: “Görünüşe göre hiçbir harika yanı yok.”

Lin Xie’nin ifadesi değişti: “Kesinlikle cesaretin var! O zaman sana bir tane daha vereceğim.”

Su Chen’in vücuduna başka bir yumruk daha çarptı, ağır yumruğun gücü Su Chen’i ağlamasını bastırmaktan aciz bıraktı. Ne yazık ki ağlamaya ağız dolusu taze kan eşlik etti.

Ancak taze kanı tükürdüğü yön yanlıştı. Direkt olarak Lin Xie’nin tüm yüzünü kapladı.

Lin Xie’nin öfkesi tamamen salınmıştı.

“Gerçekten beni kirletmeye cüret mi ettin? Ölmeye mi çalışıyorsun?!” Su Chen’in vücudu tekrarlanan yumruk yağmurunda bez bebek gibi titredi.

Bu noktada Lin Xie, Su Chen’i öldüresiye dövmek isterken öfkesini açıkça ortaya çıkarıyordu. Bu nedenle köken enerjiyi kullanmamaya karar verdi bunun yerine kendi dövüş gücüyle dikkatsizce yumruk ardına yumruk gönderdi.

Buna rağmen her bir yumruğun ağır saldırısı hala Su Chen’in dayanamayacağı bir seviyedeydi. Görüşü sersemlikle iyice kötüleşti ve kan tükürmeye devam etti.

Böyle giderse Lin Xie tarafından ölümüne dövülecekti.

O anda sağ eli kırıktı ve gözleri hala göremiyordu. Ayrıca Lin Xie tarafından dövülüyor ve ciddi yaralanmalar yüzünden acı çekiyordu.

Böyle bir durumda bile aklı tamamen netti.

Lin Xie’yi açıkça göremese de ona karşı yönelen öfkesini ve deliliğini hissedebiliyordu.

Burnundan tütüyordu!

Aynı zamanda Lin Xie kendini savunma gereği bile duymuyordu.

Onun gözünde Su Chen, çoktan tüm gücünü ve karşı saldırı yapabilme yeteneğini kaybetmişti...

Kaldıysa bile çok zayıf bir saldırı olurdu, bahsetmeye bile değmezdi.

Ama yanılıyordu!

Yanılmaya mahkumdu!

Su Chen, vücudu yumruk fırtınasıyla dövülürken gözlerini Lin Xie’ye kilitledi.

İç organlarını korumasız bırakarak göğsüne enerji göndermeyi kesmişti. Yerine, tüm enerjisini gitgide yükselttiği sol eline toplamıştı.

Lin Xie, Su Chen’in hareketlerinin farkında değildi. Su Chen’in vücuduna saldırmaya odaklanmıştı. Enerji çekme aşamasına girdiği ve köken enerjiyi salabildiği için aynı zamanda Su Chen’in fiziksel durumunu da hissedebiliyordu. Gücünü, Su Chen’e en acı verecek ama aynı zamanda onu tek bir vuruşla öldürmeyecek kadar özenle kontrol ediyor gibiydi.

“Ölmeyi hak eden piç, biraz daha dayan. Ben –baban- dersini vermeyi henüz bitirmedim!” Lin Xie sinirli bir kükreme saldı: “Su Klanı’nın ne dahisi ama sadece öyle değil misin?! Neden ayaklarımın önüne eğilip seni bağışlamam için bana yalvarmıyorsun?”

“Eğer eğilirsem gitmeme izin verir misin?” Su Chen aniden sordu.

Lin Xie gülmeden önce bir anlığına dondu: “Tabii ki hayır ama harika hissettirirdi!”

“Ne tesadüf. Benim için de öyle.” dedi Su Chen.

Sol elini kaldırdı.

İki parmağı yıldırım gibi doğruca Lin Xie’nin gözlerine atıldı.

Toplayabildiği tüm gücünü kullanarak!

“Ah! Gözlerim!” küçük ormanın içerisinde yeri sallayan feryat yankılandı.

Lin Xie’nin gözleri Su Chen tarafından oyulmuştu!

Su Chen’i tutan eli aniden gevşedi ve Lin Xie dengesizce geriye doğru sendeledi. Eli yüzünü kapatıyordu ve çok miktarda kan parmaklarının arasından akıyordu.

Su Chen, artık tutulmamasının avantajından yararlanarak yerde yuvarlandı.

Aniden kötü bir niyet aklında belirdi ve hançerin ışın demeti kafasının üstünden geçti.

Lin Xie arkasından ağustosböceği hançerini çekti ve deli gibi çığlık atarak salladı: “Piç! Seni… Piç! Seni geberteceğim!”

Enerji hançeri arka arkaya dalgalar halinde havayı süpürdü.

Lin Xie hala ağustosböceği hançerini deli gibi etrafa savuruyordu. Geri çekilmesinin hiçbir yolu yoktu, sahip olduğu her şeyiyle hançeri sallıyordu. Enerji hançerini öne fırlatarak orman boyunca çapraz ağlar yaratmaya zorladı. Berbat bir çığlık boğazını yırtarak çıktı: “Seni geberteceğim!”

Lin Xie tamamen delirmişti.

Kör olmuştu!

Gerçekten kör olmuştu!

Gözleri, kör biri tarafından oyulmuştu!

Artık bir geleceği yoktu. Her şey tamamen bitmişti!

İntikam istiyordu! Su Chen’i öldürmek istiyordu.

“Göremesem bile hala Köken Enerji Bilgesiyim. Sahip olduklarım seni öldürmeye yeter de artar!”

Lin Xie hançerini deli gibi savururken içinden feryat etti.

Hançer saldırıları orman boyunca uçarken havada ağ ördü. Su Chen savuşturmaya devam etse bile hala görüşünden yoksundu. Birini savuşturmayı başaramamış ve enerji hançeri bedeninin ortasında korkunç bir yara bırakarak vücudunu sıyırıp geçmişti.

Su Chen bir homurtu çıkardı.

Lin Xie sesi duyunca savurmalarını Su Chen’in yönüne odakladı.

Su Chen’in sırtı ve sol kolu hançerle vurulmuştu.

Su Chen geçici olarak ayaklarının üstüne kalkamayarak yere düştü.

Lin Xie, hançerini yanı başında çılgınca sallamaya devam etti. Köken Enerji Bilgesi olarak çoktan bolca enerji toplamıştı. Öfkesi o kadar büyüktü ki gücünden tasarruf etmekle bile uğraşmıyordu. Doğrusu, bir süre bu çılgın halini korumakta sorun yaşamayacak gibi görünüyordu.

Acaba Su Chen, böyle bir yerde böyle bir durumda bile ölebilir miydi?

Tek şansından yararlanmış olsa bile hala diyarların eşitsizliği yüzünden kaybetmeye mahkûm muydu?

Kör bir adama karşı kör bir adam olsa bile sonunda hala diğer insanın rakibi değil miydi?

Su Chen içinden acı acı gülmeye başladı.

Görüşü zaten buğuluydu ve gözlerinin önünde yıldızlar belirmeye başlamıştı. Yıldızların çok fazla kan kaybettiği için ortaya çıktığını biliyordu.

Su Chen daha fazla dayanamayacağını biliyordu.

Bir dakika!

Gözlerinde yıldızlar mı?

Su Chen aniden dondu.

Gözlerinin önündeki görüntü değişti!

Başlarda belirsiz ve puslu olan görüntü netleşti. Su Chen’in görüşü artık sisle perdelenmiş değildi aksine giderek daha net oluyordu.

Kafasının üstünde açık, mavi gökyüzü, süzülen beyaz bulutlar; yanında yükselen ağaçlar, koyu yeşil çim ve ondan pek uzakta olmayan deli Lin Xie...

“Demek yüzü bu kadar uzundu, gerçekten eşeğe benziyor.”

Su Chen, anlamsız bir düşünce, böyle kritik bir anda beyninin içinden yüzeye çıktığında dili tutulmuştu. Hemen ardından gecikmeli şaşkınlık ve neşe kendi gösterdi.

“Görebiliyorum!”

“GÖREBİLİYORUM!”

Su Chen neredeyse mutlulukla bağırmaya başlayacaktı.

Asla bırakmaya istekli olmadığı umut, acı içinde beklediği iyileşme, beklenen iyileşme atılımı o anda gerçekten ortaya çıkmıştı!

Su Chen o kadar heyecanlıydı ki ağlamak, gülmek hatta kafasını kaldırıp ulumak istedi.

Ancak şu an kutlama yapmak için uygun bir zaman değildi.

Heyecanına gömülmeden önce hançer ışığının ona doğru geldiğini gördü.

Bu sefer net bir şekilde görebiliyordu, bütün hançer ışıkları ona doğru yönelmişti.

Hançer ışığı ona dokunmadan önce Su Chen, Kıvrılan Buğulu Adımlar’ı aktifleştirdi. Vücudu bir yılan gibi çevikçe havanın içine uçtu. Ne yazık ki yeni gelen görüşüyle bile hançer ışıklarını tamamen savuşturamamıştı sadece boğazına gelen ölümcül darbeden kaçınabilmişti. Hançer ışığı derin bir yara açtı ve havaya kan serpintisi yayarak göğsüne saplandı. Neyse ki Lin Xie Enerji Çekme Diyarı’na kısa süre önce girmişti. Enerji hançerini salabilmesi onun için oldukça kolay olsa da henüz Su Chen’i ikiye bölecek noktada değildi.

Yine de Su Chen’in gözlerinde tekrar yıldızlar belirdi. Ancak ses çıkarmaya direndi. Yerine yavaşça geri çekilerek Lin Xie’nin saldırı menzilinden kaçtı.

Görüşünün iyileşmesi Su Chen’in gücünün iyileşmesine de sebep olmuş gibiydi.

Dilimlenmiş keskin bambuyu sessizce aldı ardından Lin Xie’ye geri dönmek için Kıvrılan Buğulu Adımlar’ı aktifleştirdi. Bu Kıvrılan Buğulu Adımlar’ın “Donmuş Su Tabakası”nın işe yaradığı andı, her bir adımı yapraklarla kaplı orman tabanında yürüdüğü halde sessizdi.

Şimdi, Lin Xie kör bir insanken o görebilen kişiydi.

Lin Xie düşmanının çoktan arkasına geldiğinden tamamen habersiz bir halde hala çılgınca hançerini sallıyordu.

Hoşça kal!

Su Chen içinden kükreyerek keskin bambuyu öne doğru itti.

Keskin bambu, Lin Xie’nin boynunun arkasından girerek diğer tarafından çıktı.

Lin Xie’nin tüm vücudu donakaldı.

Ancak hala ölmemişti. Arkasını dönüp ağustos böceği hançerini sallamadan önce bağırdı.

Ne yazık ki hareketleri Su Chen’in gözünden kaçmamıştı.

Hançeri savurduğu and, Su Chen, Kıvrılan Buğulu Adımlar’ı çevikçe savuşturmak için kullandı. Ağustosböceği hançeri Su Chen’e isabet etmedi aksine Lin Xie’nin boynunu yırtıp açacak bir ışık hüzmesi oluşturdu. Lin Xie’nin boğazı açık bir kursağa döndüğünde yeni bulunan kaynak gibi taze kan püskürttü. Omurgaya hala bağlı olan boynun kafayı tutacak gücü kalmamıştı artık ve Lin Xie’nin kafası göğsünün önünde sarkarak düştü.

Lin Xie oracıkta can verdi...