Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

25. Bölüm Aleyhine

Çevirmen: Ritnix / Editor: Güz

 

İkisi ayrılmadan önce Su Chen’in yatağında yarım saatten fazla oyalandılar.

Su Chen paravanın arkasından çıktı ve beyaz temiz kıyafetler giyip Toz Eleği Avlusu’ndan ayrıldı.

Bu sefer arka kapıdan gitmedi.

Su Chen amaçsızca gök mavisi taşla döşenmiş yolları takip ederek Su Klanı konutunun etrafında dolandı.

Üç yıl boyunca görememiş olsa da Su Klanı hala aynı Su Klanı’ydı. Eşyalar aynı olsa da insanlar değişmişti.

Yürüdüğü sırada Su Chen birçok Su Klanı hizmetkarıyla karşılaştı ki birçoğunu daha önce hiç görmemişti. Görünüşe göre Yan Wushuang kontrolü ele geçirdiğinden beri boş yere durumu tekeline alıyordu. Aynı görüşe sahip olanlarla birlik olmuş, farklı görüşe sahip olanlar ve yaşlılardan kurtulmuş ve yerine yeni insanlar almıştı. “Klanı refah hale getirmek için çabalıyor, taze kan önceki hanedanın pisliğini temizliyor.” gibi övgüler alıyordu. “Önceki hanedan” derken kimden bahsedildiğini herkes biliyordu. Sanki bu beyanlarda yanlış hiçbir şey yok gibiydi.

Yeni veya eski fark etmeksizin insanların hepsi onu gördüklerinde umursamaz ifadeler takınıyordu.

Direkt olarak onun yanından geçen insanlar tamamen Dördüncü Genç Efendi’nin varlığını görmezden geliyordu. Sonuçta göremiyordu. Yanından geçen insanlar olduğunu hissetse bile kim olduklarını bilemezdi, o zaman kibar olmaya ne gerek vardı?

Tabii ki eğer çevrede diğer büyükler varsa saygılarını gösteriyor gibi davranırlardı. Ama şu anda birçok büyük, Su Chen’i adam yerine koymuyordu ve ona karşı kabaydı. Belki de onları cezalandırmaz hatta ödüllendirirlerdi. Tüm bu yürüyüş boyunca Su Chen gerçekten bir kişinin bile ona saygılı davrandığını görmedi.

Su Chen de umursamadı. Sadece normal bir şekilde yürümeye devam etti.

Dövüş alıştırma avlusuna gelene kadar böyleydi, ardından tanıdık bir ses duydu: “Dördüncü Genç Efendi geldi.”

Mingshu’ydu.

Bu şapşal adam muhtemelen tüm Su Klanı içerisinde insanları aldatmayı bilmeyen tek kişiydi. Su Chen’in geldiğini görünce derhal ona destek olmak için atıldı.

“Mingshu, son iki gündür yine dayak yiyordun değil mi?” Su Chen gülümseyerek sordu.

“Ah, Dördüncü Genç Efendi nasıl bildi?” Mingshu şaşırmıştı.

“Nasıl mı bildim? Doğal olarak yüzündeki çürük izlerine bakarak...” diye geçirdi içinden Su Chen ama konuştuğu sırada ifadesi durgun kaldı: “Doğal olarak, tahmin ettim. Tüm sarayda annem ve üçüncü amcam dışında bana kibar olmaya cesaret eden muhtemelen tek kişi sensin. İkisinin de arkasında bir büyük var böylece diğerleri onlarla uğraşamaz. Ancak, senin arkanda kimse yok ve yine de bana iyi davranmaya cesaret ediyorsun, nasıl dövülmüş olmazsın?”

Mingshu bunu duyunca gülmeye başladı: “Endişelenmeyin, düş kırıklıklarını gidermek için birkaç önemsiz yumruk sadece. Beni mahvedemeyecek.”

Su Chen bunları duyunca içinden ofladı.

Önceleri Mingshu’nun yaralarının ciddiyetini bilmiyordu. Şimdi Mingshu’nun mosmor göz çevresini görünce nasıl bunu birkaç önemsiz yumruk olarak düşünebilirdi?

Su Chen konuşmadan önce bir an düşündü: “Mingshu bana hizmet etmek ister misin?”

“Dördüncü Genç Efendi’ye hizmet etmek mi?” Mingshu sersemlemişti. “Ama Dördüncü Genç Efendi’nin zaten hizmetkarı var. Jianxin’i yok mu?”

“Jianxin’in kendi sorumlulukları var ve senin de olacak. Sadece isteyip istemediğini söyle.”

“İstiyorum, tabii ki istiyorum!” Mingshu aceleyle başını salladı.

Su Chen güldü ve devam etti: “Güzel, o zaman daha sonra gidip büyükbabamdan seni isteyeceğim. Gelecek sefere biri sana vurmaya cüret ederse bana haber ver.”

“Evet!” Mingshu şiddetle başını salladı.

Ardından Su Chen yürümeye başladı.

“Dördüncü Genç Efendi bir süre çalışmayı düşünmüyor mu?” Mingshu sordu.

“Gerek yok. Hala halletmem gereken birkaç şey var. Araba çağırmama yardım et ve beni Gerçek Yeşim Köşk’e gönder.”

Mingshu hemen araba çağırmaya gitti ama hemen ardından eli boş döndü.

Su Chen sordu: “Araba nerede?”

Mingshu sinirle ofladı. “O piç kurusu Mo Dayan bugün çok fazla insanın seyahat ettiğiyle ilgili bir şey söyledi. Arabanız halihazırda kullanımdaymış. Sarayda çok fazla araba varken bir tanesinin bile boş kalmamasına, sizinkini kullanmak zorunda kalmalarına inanmıyorum. Açıkça size zorbalık yapıyorlar Dördüncü Genç Efendi!”

Mo Dayan, Su Klanı’nın ana arabacısıydı. Eğer araba vermediyse Mingshu’nun yapabileceği hiçbir şey yoktu.

“Gidip bakalım.” dedi Su Chen.

Dövüş alıştırma avlusundan çıktılar. Uzun koridordan geçtikten sonra Su Klanı’nın arabalarının bulunduğu konuma geldiler.

O esnada bir grup insan oturmuş şarap içiyordu. Liderleri kırk yaşlarında iri yarı bir adamdı. Kırlaşmış sakalıyla, göğsünün yarısı açık bir halde orada oturmuş çanaktan yüzsüzce şarap içiyordu ve yüzünde vahşi bir ifade vardı. Bu tam da Mo Dayan’dı.

Mo Dayan’la şarap içen arabacılar Su Chen’in geldiğini görünce sessizce Mo Dayan’ı dürttü. “Patron, Su Chen burada.”

Mo Dayan gözlerini yuvarladı. Su Chen’e bir bakış atıp homurdandı: “Görmezden gelin.”

Su Chen çoktan önüne gelmişti: “Mo Dayan, arabam nerede?”

Mo Dayan şarap çanağını yere koydu: “Oh, Dördüncü Genç Efendi. Ne yazık ki bugün saraydaki bütün büyükler ve genç efendiler -halalar ve büyükanneler de- bilinmeyen bir sebeple bir yerlere gitmek istedive hepsi araba için yaygara çıkardılar. Normalde yeterli arabam yokken nasıl senin için olsun? Ayrıca, körsün yapacak bir şeyin yoksa evde oturuyor olmalısın. Neden dışarı çıkıp kargaşa çıkarasın?”

Mingshu öfkelendi: “Mo Dayan, genç efendiye saygısızlık etmeye…”

Su Chen çoktan onu durdurmuştu. Mo Dayan’a sadece sordu: “Tüm ailelerin kendi arabası var eğer bir yere gitmek istiyorlarsa kendilerininkini kullanabilirler. Yeterince yoksa bile diğer aile üyelerinin arabalarını vermeye iznin yok. Bu kural büyükbabam tarafından konuldu bunu bilmiyor olamazsın, değil mi?”

Mo Dayan güldü ve cevapladı: “Haklısın, kural bu. Ama insanların yaşadığı yerde kurallar ölüdür. Bazı şeyler şartlara uymayı gerektirir.”

Su Chen karşılık verdi: “Ya şartlara uymayı kabul etmezsem?”

Mo Dayan tekrar güldü. “Ben sıradan bir hizmetkarken Dördüncü Genç Efendi hala bir efendi. Eğer Dördüncü Genç Efendi gerçekten araba istiyorsa ben -Mo Dayan- ona bir tane vermeyi zorla reddedemem. Ama tüm arabalar sarayın kuralları altında muhafaza ediliyor, insanlar değil. Sana araba verebilirim ama sürecek biri konusunda bir şey yapamam.” 

Su Chen’in aslında kendi sürücüsü vardı.

Ancak, Su Chen kör olduktan sonra sürücüsü konumundan alındı ve yerine at yetiştirmeye gönderildi.

Aslında sürücüsü yoksa Su Klanı’nın ona başka bir tane vermesi gerekirdi ama büyük klanların sürücüsü olmak herkesin yapabileceği bir şey değildi. Tipik olarak, belli seviyede dövüş sanatlarına hakim olmaları gerekiyordu. Arabayı sürmenin dışında koruma görevine de sahiptiler. Bir nevi yarı korumaydılar. Bu yüzden, klandaki arabacıların durumu nispeten yüksekti. Su Chen kör olduktan sonra kolay kolay bir yere gitmeyeceği için birini eğitmeye gerek duymadılar. Doğal olarak bu konu ertelendi. Su Chen, Gerçek Yeşim Köşk’e gönderildiğinde bir tane alması gerekirdi ama çok fazla kişiyi gücendirdiği için herkes bunu unutmayı tercih etti. Böylece ne zaman dışarı çıkmak istese Mo Dayan Su Chen’in arabasını hazırlamasına yardım etmesi için birini seçti.

Bu durumdan dolayı Su Chen, Mo Dayan’a karşı bir şey yapamadı ve kendisine zorluk çıkarmasını önleyemedi.

Su Chen kendini tuttu: “Onu dert etme sadece bana arabayı ver. Sürücüye ihtiyacım olmayacak.”

“Ne?” Mo Dayan şaşırmıştı.

Su Chen çoktan Mingshu’ya emir vermek için kafasını çevirmişti: “Mingshu, Zhou Hong’u bul ve arabayı benim için hazırlamasını söyle.”

Zhou Hong, Su Chen’in kör olmadan önceki arabacısıydı.

Mingshu da şaşırmıştı: “Ama Dördüncü Genç Efendi zaten zamanında sizi koruyamadığı için Ulu Büyük tarafından rütbesi indirildi.”

“O zaman olan şey onun suçu değildi. Öyle olsa bile kimi kullanmak istediğimi ben seçiyorum. Neden hala onu çağırmıyorsun?”

Mingshu sanki bir rüyadan uyanmış gibi aniden fırladı: “Hemen çağırıyorum.”

Mo Dayan’ın ifadesi değişti: “Zhou Hong efendisini koruyamayacak kadar güçsüz ve arabacı olmaya uygun değil. Dördüncü Genç Efendi’nin işe yaramaz birini kullanmak istemesi kurallara aykırı değil mi?”

“Onun Su Klanı’nın arabacısı olmadığını kendin söyledin. Durum bu olduğuna göre o zaman bu seni hiç ilgilendirmez. Ne? Kimi seçeceğimden de mi sorumlusun?” Su Chen karşılık verdi.

Mo Dayan’ın yüzü kırmızı ve beyaz tonlarında gidip geldi.

O sırada bir gülme sesi duyuldu: “Dördüncü ağabey haklı. Dördüncü ağabeyin kimi kullanmak istediğinden de mi sorumlusun Mo Dayan?”

Çoktan arkasından birisi öne çıkmıştı, sese eşlik eden bir şekil.

Su Chen gelenin kim olduğunu yüzüne bile bakmadan anlamıştı.

Su Yue.

Su Klanı İkinci Büyüğü Su Changqing’in torunuydu. Su Klanı üçüncü kuşağı arasında dokuzuncu gelmişti bu yüzden çoğu insan ona “Küçük Dokuz” diyordu.

Su Klanı’nın ikinci büyüğü, Su Keji’nin sadık destekçisiydi. Bu nedenle Su Yue’nun Su Chen’le en kötü anlaşan kişi olduğu söylenebilirdi.

Su Yue’yu burada görünce Su Chen, neden birdenbire Mo Dayan’ın sebepsiz yere ona araba vermeye isteksiz olduğunu fark etti.

Su Yue’nun karışması yüzünden böyle olmalıydı.

Su Yue o sırada konuştuğu için Mo Dayan ısrar etmeye devam etmedi. Birilerini Su Chen’in arabasını getirmesi için çağırdı.

At arabasının dışarı çıktığı anda Su Chen, Su Yue’nun birkaç gümüş iğne çıkardığını ve gizlemeye bile çalışmadan onları arabanın içine yerleştirdiğini gördü. Ardından, arabanın dingil ve şaftında sayısız gizli iz bırakarak hızla saldırdı.

Eğer Su Chen böylece arabaya otursa ve ilerles arabanın şaftı hemen ardından kırılır, tüm araba çöker ve Su Chen kesinlikle düşerdi. Odun kısım ayrıldığında da içerisindeki iğneler Su Chen’in bedenini deşerdi.

Ölmezdi ama sonu da kesinlikle iyi olmazdı.

Ne kadar ahlaksız ve fesat bir yöntem…

İnsanların dilinin tutulmasına sebep olan şey, her şeyin Su Chen’in gözleri önünde yapılmasıydı.

“Bana kör olduğum için zorbalık yapıyorsunuz!”