Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

30. Bölüm Ceza

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

 Tang Zhen bilgilendirildikten sonra geldiğinde, Su Chen’i sakin bir şekilde çayını içerken gördü. Ancak Lou Yi ya da Zhao Si’yi görmedi. 

“Neredeler?”

“Arka odada kilitliler.” Su Chen, Tang Zhen’e bir fincan çay koyarken cevapladı.

Alt tarafı iki ölümlü olduklarından Su Chen onlarla ilgilenirken çok çaba sarf etmemişti.

Tang Zhen çayını adı ve oturdu: “O zaman Lou Yi’yle ilgili bir sorun var?”

Su Chen’in çalışanlara Tang Zhen’e iletmelerini söylediği mesaj durumu pek açıklamıyordu. Sadece dükkancı Lou’nun iki bin külçe saf altın karşılığında satış yapmak isteyen birini getirdiğini ve o kişinin paraya çok acil ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Bu yüzden Su Chen, dükkancı başının gelip eşyaların değerlerine bakmasını istemişti.

Ama Tang Zhen ne kadar deneyimliydi? Mesajı aldığı gibi bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamıştı. Bu yüzden Su Chen’in gerçekten hesabı kapatacağından endişelenerek aceleyle geri dönmüştü.

Su Chen’in ikisini arka odaya kapattığını duymasıyla içindeki şüphe doğrulanmıştı. Bu yüzden de derhal Lou Yi’yle ilgili bir sorun olup olmadığını sormuştu.

Su Chen onayladı: “Oğlu, bir iddiada hile yapmış ve birilerine sekiz yüz külçe saf altın borçlanmış. Bugün yakalanmış. Eğer üç gün içerisinde ödemeyi almazlarsa ellerini ve ayaklarını keseceklerini söylemişler. Eski bir taktik ama oldukça etkili.”

“Lou Yi çok aptal!” Tang Zhen göğsüne vurdu ve Lou Yi için üzüntü duyarak ayağını yere vurdu.

Bir anlığına acı hissettikten sonra Tang Zhen Su Chen’e sordu: “Satıcıdan herhangi bir şey öğrenebildin mi, peki?”

Su Chen kafasını salladı: “Bu kez, rakiplerimiz daha akıllı. İşi yapacak herhangi birisiyle bağı olmayan orta yaşlı bir adamı bulmuşlar. Ama sorun değil. Her halükarda kimin yaptığını senin ve benim biliyor olmamız yeterli.”

“Bir işe yarar mı? Kanıt olmadan Yan Wushuang’ın sorumlu olduğunu söylemenin bir yolu yok.” Tang Zhen iç çekti.

“Geçen sefer kanıtımız vardı ama sonunda bırakmadık mı?” Su Chen sakince yanıtladı. “Babamın kadını ve babam başını dik tutmayı seviyor. Eğer yaygara koparırsak onun profili için de iyi olmayacak. Bunun için onun hakkından gelmeyecek aksine benden daha çok nefret edecek… Her ne kadar şu anda benden bilhassa hoşlanmıyor olsa da.”

Tang Zhen çaresizce iç çekti.

“Ancak, benim sabrımın da bir sınırı var.” Su Chen devam etti. “Geçen sefer yanına kar kalmasına izin verdim çünkü beni öldürmeye çalışmıyordu sadece zenginlik peşinde koşuyordu. Ancak, artık benim canıma kast ettiği için ona merhamet göstermeyeceğim.”

“Nasıl yani?” Tang Zhen anlamadı.

Su Chen elindeki ilaç şişesini kaldırdı: “Bu şişede Yang Wushuang’ın Zhao Si’den bana satmasını istediği canavar kovucu ilaç var. Tabii ki gerçek canavar kovucu ilaç değil. Tahmin et, sence ne olabilir?”

“Ne?” Tang Zhen sordu.

“Canavar çeken ilaç.”

Tang Zhen soğuk havayı içine çekti.

Canavar kovucu ilacı canavar çeken ilaç ile değiştirmesi gerçekten de Su Chen’i öldürmek istediği anlamına geliyordu!

Tang Zhen de öfkelendi ve avuç içini masaya vurdu: “Bu sürtük eceline susamış!”

“Elbet ölecek ama şu an doğru zaman değil.” Su Chen yanıtladı. “Şu an bu orta yaşlı adamın kim olduğunu bulmak daha önemli. Kanıtla döndükten sonra o sürtükle olan bütün hesapları kapatacağım. Aynı zamanda yüzündeki ifadeyi görme fırsatı da bulacağım…” 

Cümlesini bitirmedi ama Tang Zhen, Su Chen’in söylenmemiş sözlerinin arkasındaki anlamı tahmin edebiliyordu.

İçinden söylendi. Sadece Su Cheng’an’ın hata üzerine hata yapmaya devam etmemesini umabilirdi. 

 “Anlıyorum. Bu konuyu bana bırak. Tang Klanı’mız ve işleri Su Klanı kadar büyük olmasa da hala çok fazla insanımız var. Kesinlikle gerekli tüm kanıtları bulacağım.”

“Güzel.” Su Chen, Tang Zhen’in bu konuyu halledeceğine güveniyordu.

Aniden aklına bir şey geldi. Tang Zhen etrafa bakındıktan sonra sesini alçaltarak Su Chen’e sordu: “Lou Yi konusunda ne yapmayı düşünüyorsun?”

Su Chen yanıtladı: “Dükkancı Lou bir hata yapmış olmasına rağmen yapmasının bir nedeni vardı. Üstelik sevdiği kişi başkasının elinde ve bunu yapmaya zorlandı. Sadece bu konuyu unutalım.” 

“Unutalım mı? Ama yine de işverenine ihanet etti. Ne olursa olsun biraz da olsa cezalandırılması gerekmiyor mu?” Tang Zhen şaşırdı.

Aslında Lou Yi adına merhamet dilenmeyi düşünmüştü. Ancak Su Chen’in ondan daha yüce gönüllü olmasını ve Lou Yi’nin ihanetini tamamen unutmasını beklememişti. Bu kadar şaşırdığı için konuşmak istediği şeyler ağzından dökülmedi. Tüm ses tonu değişmişti.

Su Chen güldü: “Doğal olarak cezalandırılacak ama bu bizim elimizden olmayacak.”

“Ne?” Tang Zhen anlamadı.

Su Chen tane tane konuştu: “Eğer borçlu olduğu parayı ödemezlerse değerli oğlunun elleri ve ayaklarını kesmekle tehdit etmediler mi? Süre dolduğunda gerçekten böyle bir şey yapıp yapmayacakları konusunda meraklıyım. Eğer yapmazlarsa tüm çabaları boşa gider. Ama yaparlarsa… Lou Yi’nin, oğlunu bir tuzağa çekip elleri ve ayaklarını kaybetmesine sebep olan Yan Wushuang’ı nasıl göreceğini düşünüyorsun?”

Tang Zhen tekrar soğuk havayı içine çekti.

Su Chen’in hesaplamalarının bu kadar özenli olmasını asla beklemezdi. Değerlendirmesi kesinlikle on beş yaşlarındaki birine göre tamamen tersti.

Öncelikle Su Chen zaten bir dahiydi. Son üç yılda karşılaştığı iniş çıkışlar ve yaşadığı insan duygularını aşan ızdıraplarla birlikte algısı çoktan akranlarını geçmişti. Oldukça olgundu. Bu yüzden de henüz Tang Zhen gelmeden her şeyi düşünmüştü. Tang Zhen’in tek yapması gereken onun planını izlemekti. 

O sırada Su Chen sadece Kızıl Sıradağlarda hayatta kalmaya odaklanmıştı. Kızıl Sıradağlardan döndükten sonra Yan Wushuang, Jianxin ve Su Keji gibi insanlara haddini bildirebilirdi.

Sorumluluklarını Tang Zhen’e devrettikten sonra Su Chen gökyüzüne baktı ve artık geç olmaya başladığını fark etti. Böylece Su Konutu’na gitmeye hazırlandı.

Zhou Hong çoktan arabayı hazırlamış bir halde onu bekliyordu.

Arabaya bindikten sonra konuştu: “Ana yoldan git. Orada biraz dolaşmak istiyorum.”

“Nasıl isterseniz, genç efendi.” Zhou Hong durmadan arabayı ileri sürdü.

At arabası çok hızlı değildi. Su Chen dışarıyı izleyerek arabada oturdu. Küçükken Su Cheng’an’ın onu buraya getirdiği günlerin anıları aklında canlanmaya başladı.

“Baba, şekerli meyve çubuğu istiyorum… Hayır, kendim yemek için değil; yaşlı adam çok acınası göründüğü için ona vermek istiyorum… Neden dilenciye şekerli meyve çubuğu veremem ki?”

“At sürmek istiyorum… Tamam, babam atım olabilir… Büyüyünce şeytani canavarları sürmek ve tüm insan ırkını koruyan büyük bir general olmak istiyorum…”

“İçin rahat olsun baba, oğlun kesinlikle daha çok çabalayıp Qian kardeşini ve diğerlerini yenecek. Oğlun hayatının gururu olacak… Baba, eğer oğlun artık en iyisi olmazsa onu yine de sevecek misin?..” 

Küçükken söylediği naif sözler kulaklarında yankılandı.

Araba ilerlemeye devam ettikçe Su Chen daha da nostaljik ve hüzünlü hissetti.

Su Chen hafifçe iç çekti ve ardından arabanın paravanını indirdi.

Babası ile arasındaki sevginin belki de geri dönüşsüz bir şekilde bittiğini biliyordu.