Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

32. Bölüm Pazarlık (2)

Çevirmen: Güz / Editor: T4icho

 

“Eğer ölürsem, Büyük Sang’in komplosu da ortaya çıkacak.”

Su Chen konuyu can alıcı yerinden vurdu.

Siyah kıyafetli adam homurdandı ama cevap vermedi.

Nasıl cevap verebilirdi? Mektuba ve tavırlarına bakılırsa Su Chen çoktan bu durumu öngörmüştü ve kontrolü eline almıştı.

Siyah kıyafetli adam şu an sadece Su Chen’in dikkatli olması sayesinde fark edildiği için minnettar olabilirdi. Aksi halde Su Chen’in ölümü planlarını gün ışığına çıkarır ve bir şeyler yapmayı oldukça zorlaştırırdı. 

Bunları düşünen siyah kıyafetli adam konuştu: “Eğer dün yaşanan olayların sızmadığının garantisini verebilirsen hayatını bağışlayacağım.”

Su Chen alaycı bir ifade takındı: “Gerçekten aptalsın.”

“Ne dedin?” Siyah kıyafetli adam öfkelenmişti.

Su Chen devam etti: “Gerçekten tüm bu hazırlığı sadece beni öldürmeyin diye yaptığıma inanıyor musun? Eğer öyle olsaydı çoktan bu bilgiyi sızdırırdım. Bilginin sızmasıyla da beni öldürmek hiçbir amaca hizmet etmezdi.”

Siyah kıyafetli adam bir kez daha donakalmıştı. Ancak yanıtladı: “O zaman aramızda kesin bir düşmanlık olurdu.”

Su Chen dudak büktü: “Sanki şu an yokmuş gibi konuşuyorsun.”

Siyah kıyafetli adamın dili tutuldu.

Doğru, Su Chen’in onları kışkırtması ile kışkırtmaması arasında ne fark vardı ki?

Her halükarda buraya Su Chen’i öldürmeye gönderilmişti. Su Chen’in bazı ayrıcalıklar istemesinden daha normal bir şey var mıydı?

Siyah kıyafetli adamın sözleri, nihayet sıradan bir gençle karşı karşıya olmadığını fark ettiğinde bomboş kalmıştı. Bu, aklında net bir planı olan bir gençti. Kibrini bir kenara koydu ve sert bir tonla konuştu: “Ne istiyorsun?”

Su Chen nihayet bakır çanağı yere koydu. 

Bir kağıt parçası aldı ve siyah kıyafetli adama verdi: “Bu listedeki her şeyi istiyorum.”

Siyah kıyafetli adam listeye baktı: “Bir şişe dehşet yılanı zehri, demir ağacı kütüğü ve dokuzuncu derece dört adet köken gereci: Uzun mesafe dövüşü için bir tane, yakın dövüş için bir tane, bir tane zırh, bir çift savaş botu… Bu resmen soygun!”

Siyah kıyafetli adamın vücudu sinirle titredi.

Köken gereci neydi? 

Köken gücünü kullanabilen bir silahtı!

Her şeyi kontrol eden köken enerji, Saf Kıta’da yaşamın başlamasıyla var olmuştu. İlk başlarda köken ırkları ve köken canavarları ile başlayan Gizem İmparatorluğu ile varlığını sürdüren köken enerji şu anda da karışık ırkların arasında varlığını koruyordu. Gelişim ve bilgiyi bir kenara bıraktığımızda, köken gereçleri birinin hayatını korumak için gereken köken enerjiyi dışarı vuran en iyi yöntemdi. 

Olağanüstü köken gereci, bir insanın gücünü inanılmaz oranda arttırabilirdi ve aynı zamanda her yerde oldukça yüksek fiyatlarla satılıyordu. Su Klanı bile sadece üç köken gerece sahipti: İki adet dokuzuncu derece köken gereci ve bir adet sekizinci derece köken gereci. 

Derece sıralamasına göre birinci derece olanlar en güçlü, dokuzuncu derece olanlar en güçsüzleriydi. Birinci derece köken gereçlerin üstünde ise İlahi Silahlar vardı ki bunları daha sonra açıklamak en iyisiydi…

Su Chen’in dört tane köken gereci istemesi haddini aşıyordu. Bu kadarını istemek resmen açgözlülüktü ki dehşet yılanı zehrinden ve demir ağacı kütüğünden söz etmeye gerek bile yoktu.

Şeytani canavar dehşet yılanının zehri halüsinasyonlara neden olduğu için oldukça değerliydi. Su Chen’in istediği dehşet yılanı şişesini doldurmak altı ayı bulurdu. Zehir aynı zamanda onlarca dehşet yılanının öldürülmesiyle de elde edilebilirdi. Bunun sebebiyse her bir yılanın kesesinde tutabileceği zehrin sınırlı olmasıydı. Demir ağacına gelecek olursak oldukça yavaş bir şekilde yetişirdi ve bin yıl yaşlanmadıysa bir işe yaramazdı. Sonuç olarak bir demir ağacı kütüğünün bin yıldan daha uzun süre büyümesi gerekiyordu. Tahmin edilebileceği gibi bu tür materyallere denk gelmek oldukça nadirdi.

Bu iki ender eşya, belli açılardan bakıldığında köken gereçlerinden bile daha değerliydi. En azından köken gereçler bulunabilirdi. Ancak bin yıllık demir ağacını ve dehşet yılanı zehrini bulmak oldukça zordu.

Siyah kıyafetli adamın çıldırmasına şaşırmamak gerekiyordu. Soğuk bir gülümsemeyle konuştu: “Böyle geniş bir iştahla haddini fazla aşmaktan korkmuyor musun?”

“Bırak da ona ben karar vereyim.” Su Chen net bir şekilde cevapladı. “Seni buraya gönderen insanlara git ve şartlarımın bunlar olduğunu söyle. Bu eşyaları bana verdiğiniz sürece dün duyduğum her şeyi unutacağım.” 

Siyah kıyafetli adam anında başını salladı: “Delikanlı, gerçekten çok iştahlısın. Büyük Sang bunu kabul etmeyeceği için gidip ona bunu söylememe gerek yok.”

Su Chen konuşmadan önce bir süre düşündü: “O zaman bir köken gerece indirelim.”

Siyah kıyafetli adam öfkeyle konuştu: “Köken gereçleri sorun değil. Dehşet yılanı zehri ve demir ağacı gerçekten ender rastlanan şeyler. Bir şişe dehşet yılanı zehriyle demir ağacı kütüğüne o kadar para ödemeyi kabul etmelerinin mümkünatı yok.”

Su Chen siyah kıyafetli adamın farkında olmadan söylediği şeyler karşısında şok oldu. Dokuzuncu derece dört adet köken gerecini ona vermelerinde bir sorun olmadığını anlaması zor olmadı. Ve kesinlikle dehşet yılanı zehri ve demir ağacı kütüğünü elde etmelerinde de bir sorun yoktu. Sadece fiyatı değmezdi. 

Normal şartlar altında bir organizasyonun gücü, ekonomik gücü ile orantılıydı.

Bu sözlerden anladığı kadarıyla organizasyon hiç de küçük sayılmazdı.

Artık böyle büyük bir organizasyonla karşı karşıya olduğunu bildiğinden, Su Chen duruma nasıl yaklaşması gerektiğini de anlamıştı.

Ardından cana yakın bir tonla konuştu: “Doğruyu söylemek gerekirse birkaç gün içerisinde Kızıl Sıradağlara gitmem gerekiyor.”

“Ne?” Siyah kıyafetli adam şaşırmıştı.

Su Chen devam etti: “Kızıl Sıradağlara gideceğim için bu eşyaları istedim. Eğer orada ölürsem… Bilgiler sızacak ve planınız ortaya çıkacak. Ne sebeple ölmüş olacağım bunu yapması için güvendiğim kişinin umrunda bile değil. Vahşi bir canavar tarafından bile öldürülmüş olsam değerli organizasyonunuzun planlarını herkes öğrenecek. Bu kesinlikle çok yazık olur.”

“Gitmen mi gerekiyor?”

“Başka bir seçeneğim yok.” Su Chen ellerini açtı. “Suç işlemek gibi bir hata yaptım ve klanım tarafından cezalandırıldım.”

Ardından o gün olan olayları anlattı.

Tabii ki de Su Chen, Kızıl Sıradağlara gitme fikrinin kendisinden çıktığından bahsetmedi. Bunun, Büyük Sang’in arkasında olduğu organizasyona karşı kullanabileceği bir yöntem olduğundan emin olduğu için Kızıl Sıradağlara gitmeye cüret ettiğinden de… Sadece kendi klanı tarafından bastırıldığını ve gitmekten başka çaresi olmadığını belirtti.

Bunu duyduktan sonra siyah kıyafetli adamın besbelli dili tutulmuştu. Su Chen’in kendi klanıyla bile sorun yaşadığını düşünmemişti.

Normalde böyle bir durum onu ilgilendirmezdi. Ama görünüşe göre bu adamı etkileyen konular aynı zamanda organizasyonu da etkiliyordu.

Lanet olsun, haraç onların kontrolünden çıkmıştı!

Siyah kıyafetli adam içinden küfür etti.

Şantaj tuzakları her zaman organizasyonun üstün olduğu bir şey olmuştu. On beş yaşındaki bir gencin böyle bir taktik kullanarak onları zorlayacağını beklememişti.

Ancak bu noktada yapabileceği bir şey yoktu. Bir anlığına düşündükten sonra konuştu: “Bir karara varmadan önce gidip durumu üstlerime bildirmeliyim.”

“Önemi yok ama acele etsen iyi olur.”

“Yarın bu saatte tekrar geleceğim.” bunu söyledikten sonra tekrar gölgelerle birleşti ve hiçbir iz bırakmadan kayboldu.

Su Chen sanki farkında değilmiş gibi boş boş havaya baktı. Uzun bir süre geçtikten sonra nihayet rahatlayabildi: “Sonunda bitti.” 

Kendinden çok daha güçlü bir rakibe karşı ilk kez komplo kurmuştu. Eğer küçücük bir hata bile yapsaydı anında kafası vücudundan ayrılırdı. Bu yüzden Su Chen’in kalbi kısa süre önceye kadar deli gibi atıyordu. Yüzleşme sırasında hissetmemiş olsa da şimdi adam gittiği için bacakları güçsüzleşmişti.

Ancak, bu korku sadece bir anlığına Su Chen’i ele geçirebildi.

Gözleri sarsılmaz bir kararlılıkla parlıyordu: “Eğer harika şeyler başarmak istiyorsan büyük bir tehlikeye karşı cesur olmalısın. Sonuca bakılmaksızın hiçbir şeyden pişman olmayacağım!”

Eğer kendi klanına güvenemiyorsa Kızıl Sıradağlarda başarılı olması konusunda bu gizemli organizasyona güvenebilirdi. 

Siyah kıyafetli adam, Su Chen’in onları kafasında bir planla beklediğini bilmiyordu.

Şimdi tek yapması gereken cevaplarını beklemekti.